<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakkında Bilgi &#187; Eğitim</title>
	<atom:link href="http://www.hakkinda-bilgi.org/category/egitim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakkinda-bilgi.org</link>
	<description>Hakkında Bilgiler, Hakkında Bilgi Nedir, Hakkındaki, Ne Demek,</description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 Oct 2011 08:35:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Müzeler niçin önemlidir</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/muzeler-nicin-onemlidir-hakkinda-bilgi+muzeler-nicin-onemlidir-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/muzeler-nicin-onemlidir-hakkinda-bilgi+muzeler-nicin-onemlidir-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 08:35:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=10310</guid>
		<description><![CDATA[Müzeler niçin önemlidir Müze; sanat, bilim, tarih, kültürle ilgili eserlerin halka gösterilmek için toplanıp sergilendiği yerlerdir. Eski eser; belge, anıt ve kalıntılardır. Eski eserler, bize, geçmiş yıllarda insanların düşünüş, inanç, yaşayış ve yetenekleri hakkında bilgi verirler. Geçmişi öğrenerek bugünü anlamamıza yardımcı olurlar. Müzelerin önemi hakkında daha fazla bilgi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Müzeler niçin önemlidir</strong><br />
Müze; sanat, bilim, tarih, kültürle ilgili eserlerin halka gösterilmek için toplanıp sergilendiği yerlerdir. Eski eser; belge, anıt ve kalıntılardır. Eski eserler, bize, geçmiş yıllarda insanların düşünüş, inanç, yaşayış ve yetenekleri hakkında bilgi verirler. Geçmişi öğrenerek bugünü anlamamıza yardımcı olurlar.</p>
<p><strong><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/tarihi-yerlerin-ve-muzelerin-onemi-nedir+tarihi-yerlerin-ve-muzelerin-onemi-hakkinda-bilgi">Müzelerin önemi hakkında daha fazla bilgi</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/muzeler-nicin-onemlidir-hakkinda-bilgi+muzeler-nicin-onemlidir-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nüfus yoğunluğunu neler etkiler</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/nufus-yogunlugunu-neler-etkiler-hakkinda-bilgi+nufus-yogunlugunu-neler-etkiler-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/nufus-yogunlugunu-neler-etkiler-hakkinda-bilgi+nufus-yogunlugunu-neler-etkiler-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 08:04:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=10305</guid>
		<description><![CDATA[Nüfus Yoğunluğunu Etkileyen Faktörler 1. Doğal faktörler: yerşekilleri, iklim, su kanalları , toprak, bitki örtüsü 2. Beşeri faktörler: siyasi, idari, tarihi, askeri, dini 3. Ekonomik faktörler: Tarım, sanayi, turizm, ulaşım, ticaret, yer altı ve yerüstü kaynakları Nüfus yoğunluğu hakkında daha fazla bilgi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nüfus Yoğunluğunu Etkileyen Faktörler</strong><br />
<strong>1. Doğal faktörler:</strong><br />
yerşekilleri, iklim, su kanalları , toprak, bitki örtüsü</p>
<p><strong>2. Beşeri faktörler:</strong><br />
siyasi, idari, tarihi, askeri, dini</p>
<p><strong>3. Ekonomik faktörler:</strong><br />
Tarım, sanayi, turizm, ulaşım, ticaret, yer altı ve yerüstü kaynakları</p>
<p><strong><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/nufus-yogunlugu-ne-demek-nufus-yogunlugu-nedir+nufus-yogunlugu-ne-demek-nufus-yogunlugu-hakkinda-bilgi">Nüfus yoğunluğu hakkında daha fazla bilgi</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/nufus-yogunlugunu-neler-etkiler-hakkinda-bilgi+nufus-yogunlugunu-neler-etkiler-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiyede Hangi Bitki Örtüleri Vardır</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/turkiyede-hangi-bitki-ortuleri-vardir-hakkinda-bilgi+turkiyede-hangi-bitki-ortuleri-vardir-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/turkiyede-hangi-bitki-ortuleri-vardir-hakkinda-bilgi+turkiyede-hangi-bitki-ortuleri-vardir-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 07:22:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=10302</guid>
		<description><![CDATA[Türkiyenin Bitki Örtüsü ve Dağılışı Yurdumuz orta kuşakta orta kuşağın güneyi olan sıcak orta kuşakta yani subtropikal kuşakta yer alır. Türkiye ana çizgileriyle Akdeniz ikliminin yayılma alanına girer. Fakat denize göre konum ve yerşekillerinin etkisiyle üç farklı iklim bölgesi ortaya çıkar. 1-Akdeniz İklimi: Bütün güney ve batı kıyılarımızda görülür. 2-Karadeniz İklimi: Bölgenin iklimi Karadeniz’in etkisindedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiyenin Bitki Örtüsü ve Dağılışı</strong><br />
Yurdumuz orta kuşakta orta kuşağın güneyi olan sıcak orta kuşakta yani subtropikal kuşakta yer alır. Türkiye ana çizgileriyle Akdeniz ikliminin yayılma alanına girer. Fakat denize göre konum ve yerşekillerinin etkisiyle üç farklı iklim bölgesi ortaya çıkar.</p>
<p>1-Akdeniz İklimi: Bütün güney ve batı kıyılarımızda görülür. </p>
<p>2-Karadeniz İklimi: Bölgenin iklimi Karadeniz’in etkisindedir. </p>
<p>3-Kara İklimi: Yurdumuzun deniz etkisine kapalı iç kısımlarda görülür. </p>
<p><strong><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/turkiyenin-bitki-ortusu-ve-bolgesel-dagilisi-nedir+turkiyenin-bitki-ortusu-ve-bolgesel-dagilisi-hakkinda-bilgi">Türkiyenin Bitki örtüsü ile ilgili daha geniş bilgi</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/turkiyede-hangi-bitki-ortuleri-vardir-hakkinda-bilgi+turkiyede-hangi-bitki-ortuleri-vardir-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bitkisel Doku</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/bitkisel-doku-hakkinda-bilgi+bitkisel-doku-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/bitkisel-doku-hakkinda-bilgi+bitkisel-doku-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 12:33:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=10173</guid>
		<description><![CDATA[Sürgen Doku ve Özellikleri 1-Sürekli bölünen hücrelerden oluşur. 2-Hücreleri ince çeperli , bol sitoplazmalı , küçük , iri çekirdekli , koful hiç bulunmaz veya küçük ve az sayıdadır. 3-Hücreler arası boşluk bulunmaz. 4-Bitkide kök , gövde ucu , tomurcuk ve yaprak uçlarında bulunur,ayrıca dikotiledon ve ağaçsı bitkilerin gövdesinde yer alır. 5-Vegetatif üremede filiz oluşumu bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sürgen Doku ve Özellikleri</p>
<p>1-Sürekli bölünen hücrelerden oluşur.</p>
<p>2-Hücreleri ince çeperli , bol sitoplazmalı , küçük , iri çekirdekli , koful hiç bulunmaz veya küçük ve az sayıdadır.</p>
<p>3-Hücreler arası boşluk bulunmaz.</p>
<p>4-Bitkide kök , gövde ucu , tomurcuk ve yaprak uçlarında bulunur,ayrıca dikotiledon ve ağaçsı bitkilerin gövdesinde yer alır.</p>
<p>5-Vegetatif üremede filiz oluşumu bu doku tarafından gerçekleştirilir.</p>
<p>Kökenlerine Göre İkiye Ayrılır</p>
<p>A-Pirimer Meristem: Bitkilerde ömür boyu var olan ,kök ,gövde ve yaprak uçlarında bulunan dokudur.</p>
<p>B-Sekonder meristemadece dikotiledon’larda bulunur. Değişmez dokuların bölünme yeteneği kazanarak oluşturdukları dokudur. Kök ve gövde ucunda meristem dokudan oluşan hücreler zamanla farklılaşarak değişmez doku hücreleri haline gelirler. Büyüme konisi adı verilen bu bölgelerde meristem doku gövdede koruyucu yapraklar kökte ise kaliptra tarafından dış etkilere karşı korunur.</p>
<p>Büyüme bölgelerinde hücresel farklılaşmalarla üç farklı katman oluşur. Bunlar dıştan içe doğru</p>
<p>1-Dermatogen &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211; Epidermis</p>
<p>2-Periblem &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- Kabuk</p>
<p>3-Pelerom &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- Merkezi silindir</p>
<p>Sekonder meristem değişmez doku hücrelerinin yenden bölünme yeteneği kazanmasıyla oluşur. Kambium ve mantar meristemi kök ve gövdede kalınlaşmayı sağlar.Kambium sürekli bölünerek içe doğru ksılem , dışa doğru floemi oluşturur. Ağaçsı bitkilerdeki yaş halkalarının nedeni budur.</p>
<p>Değişmez Dokuların Özellikleri</p>
<p>a-Meristem hücrelerinin özelleşmesiyle oluşurlar.</p>
<p>b-Hücrelerde büyüme , koful oluşumu , sitoplazma azalması , çeper kalınlaşması , hücreler arası boşlukların oluşumu görülür.</p>
<p>c-Bölünme yeteneklerini kaybetmişlerdir.</p>
<p>d-Bazıları ölüdür.</p>
<p>Çeşitleri:</p>
<p>A) Koruyucu Doku :</p>
<p>a-Epidermis</p>
<p>1-Hayvanlardaki epitel dokuya karşılıktır.</p>
<p>2-Bitkilerde genç dal , yaprak ve genç kökleri çevreler.</p>
<p>3-Tek sıralı hücrelerden oluşur. Hücreler canlıdır.</p>
<p>4-Hücre arası boşluk yoktur.</p>
<p>5-Kloroplast taşımazlar.</p>
<p>6-Dışa bakan yüzlerinde çeper kalınlaşır ve kalın kütikula birikmiştir.</p>
<p>7-Kökte sitoplazma az , kofullar büyüktür.</p>
<p>8-Transpirasyonun kontrolü,gaz alış verişinin kontrolü,topraktan suyun emilimi,genç yapıların fiziksel-kimyasal-biyolojik olumsuzluklardan koruması gibi önemli görevleri gerçekleştirebilecek yapı ve özelliklere sahiptir.</p>
<p>Koruyucu sisteme ait özelleşmeler:</p>
<p>1-Stomalar 2-Salgı,örtü,koruma,tırmanma tüyleri 3-Emme tüyleri (Kökte) 4-Kutiküla-mum 5-lentisel</p>
<p>Kök Epidermisin Özellikleri:</p>
<p>1-Dışa bakan çeperleri incedir.</p>
<p>2-Stoma taşımazlar.</p>
<p>3-Hücreler büyük koful taşırlar.</p>
<p>4-Hücrelerin osmotik değeri fazladır.</p>
<p>5-Emici tüyler taşırlar.</p>
<p>6-Kütikula birikimi görülmez.</p>
<p>7-Dış ortamla madde alış verişini engellemezler</p>
<p>Gövde Epidermisinin Özellikleri:</p>
<p>1-Dışa bakan çeperleri kalındır.</p>
<p>2-Stoma içerirler.</p>
<p>3-Hücrelerde küçük kofullar bulunur.</p>
<p>4-Savunma , tırmanma , korunma ile ilgili tüyler taşırlar.</p>
<p>5-Dışa doğru bakan çeperde kütikula birikir.</p>
<p>6-Dış ortamla madde alış verişi stomalarla yapılır.</p>
<p>b-Periderm</p>
<p>1-Ağaçsı bitkilerin kök ve gövdesinde bulunur.</p>
<p>2-Epidermisin parçalanmasıyla oluşur.</p>
<p>3-Çok sıralı hücrelerden oluşur.</p>
<p>4-Dış yüzeyde mantar kambiumundan oluşan mantar hücreler vardır.</p>
<p>5-Mantar hücreleri ölüdür. Hücre çeperi suberin biriktirmiştir.İçleri hava ile doludur.</p>
<p>6-Stoma yerine lentiseller bulunur.</p>
<p>B) Parankima :</p>
<p>1-Hayvanlardaki bağ dokusuna özdeştir.</p>
<p>2-Hücreleri canlı , bol sitoplazmalı , küçük kofuldur.</p>
<p>3-Diğer dokular arasını doldurur.</p>
<p>4-Hücre çeperleri incedir.</p>
<p>5-Yaraları onarır.(Regenerasyon yeteneği fazladır.)</p>
<p>6-Bölünme yeteneklerini korurlar.</p>
<p>Yaptıkları Görevlerine Göre</p>
<p>1-Özümleme Parankiması: Kloroplast taşırlar,fotosentez yaparlar,yaprak , tomurcuk gibi genç yapılarda bulunur.</p>
<p>2-Havalandırma Parankiması: Bataklık ve sulak alan bitkilerinde boşluklarında O2 birikimi sağlar.</p>
<p>3-İletim Parankiması: İletim demetlerin etrafını çevirip iletim demetleri ile diğer hücreler arası madde taşır.</p>
<p>4-Depo Parankiması: Kök ve gövdede bulunur. Fotosentezle oluşan organik maddeleri depolar.</p>
<p>C) İletim Dokusu :</p>
<p>1-Bitkilerde toprak üstü organlarla toprak altı organlar arasında madde iletişimini sağlar.</p>
<p>2-Hayvanlardaki dolaşım sistemine özdeştir.</p>
<p>3-Hücrelerinde kloroplast taşımazlar.</p>
<p>4-Kök ucundan , yaprak ucuna kadar devamlılık gösterir.</p>
<p>5-Bitkilerde destek dokusuna yardımcıdır.</p>
<p>Yaptıkları iş ve özelliğine göre iki grupta incelenir.</p>
<p>a-Ksilem:</p>
<p>1-Hücrelerde sitoplazma ve çekirdek yoktur.</p>
<p>2-Silindirik hücrelerde enine çeperler kalkmış kılcal damarlar oluşmuştur.</p>
<p>3-Yanal çeperleri kalınlaştırmıştır.</p>
<p>4-Topraktan kökle emilen su ve suda emilmiş maddeleri yaprak ve gövdeye taşır.</p>
<p>5-Taşıma tek yönde olur</p>
<p>Ksılem elemanları:</p>
<p>1-Trakeitler 2-Trakeler</p>
<p>3-Parankima 4-Sklerenkima</p>
<p>1-Trake : Su taşırlar , ölüdürler , enine çeperler yoktur , silindir ve tüpler şeklinde dizilirler.</p>
<p>2-Trake id : Ölü bağımsız hücrelerdir. Su taşırlar destek dokusu görev ide görürler.</p>
<p>NOT :Açık tohumlularda yalnız trake idler bulunur.</p>
<p>3-Ksilem parankiması : Canlı hücrelerdir , besin depolamak ve kısa iletimler yaparlar.</p>
<p>4-Ksilem sklerenkima sı : Destek görevi gören çeperleri kalınlaşmış ölü hücrelerdir.</p>
<p>b-Floem :</p>
<p>1-Silindirik canlı hücreden oluşur.</p>
<p>2-Sitoplazma taşırlar ancak olgunlaştıklarında nukleuslarını kaybederler.</p>
<p>3-Büyük kofulları vardır.</p>
<p>4-Enine çeperleri kalbursu yapı kazanıştır.</p>
<p>5-Yaprakta oluşan organik bileşikleri köklere , kökte üretilen azotlu maddeleri yapraklara taşırlar.</p>
<p>6-Taşıma çift yönlüdür.</p>
<p>Floem elemanları:</p>
<p>1-Kalburlu hücreler 2-Arkadaş hücreleri</p>
<p>3-Parankima 4-Sklerenkima</p>
<p>1-Floem hücreleri : Büyük geçitli , canlı , uzun hücrelerdir. Organik madde taşırlar.</p>
<p>2-Arkadaş hücreleri : Yuvarlak köşeli , bol sitoplazmalı , büyük nukleus lu yardımcı hücrelerdir.</p>
<p>3-Floem parankiması : İnce , uzun , ince çeperli besin depolayan nişastaca zengin hücrelerdir.</p>
<p>4-Floem sklerenkima sı : Çeperleri kalınlaşmış ve odunsulaşmış destek görevi gören ölü hücrelerdir.</p>
<p>NOT : İletim demetleri arasında kambium varsa ( dikotiledon’larda ) açık demet , kambium yoksa ( monekotiledon’larda ) kapalı demetler meydana gelir.</p>
<p>D) Destek Dokusu :</p>
<p>1-Omurgalılarda iskelet sistemine özdeştir.</p>
<p>2-Turgorla beraber bitkiye destek ve direnç kazandırır.</p>
<p>3-Çeperleri kalınlaşmış hücrelerden meydana gelmiştir.</p>
<p>4-Hem canlı hemde ölü hücreler görev alır.</p>
<p>Bulunduğu yer ve görevlerine göre iki çeşittir.</p>
<p>a-Kollenkima :</p>
<p>1-Hücreler canlı bol sitoplazmalı ve çekirdeklidir.</p>
<p>2-Bazılarında kloroplast bulunur.</p>
<p>3-Bitkilerde genç ve büyüyen kısımlarda bulunur.</p>
<p>Hücre çeperi kalınlaşmasına göre ikiye ayrılır.</p>
<p>1-Köşe kollenkima sı : Tütün, Kabak , Begonya gibi</p>
<p>2-Levha kollenkima sı : Adaçayı , Mürver gibi</p>
<p>b-Sklerenkima :</p>
<p>1-Hücrelerinde sitoplazma ve çekirdek yoktur.</p>
<p>2-Tüm çeper kalınlaşmıştır.</p>
<p>3-Kök , gövde ve yaprak sapında bulunur.</p>
<p>Yapısal özelliğine göre ikiye ayrılır.</p>
<p>1-Sklerenkima lifleri : Keten , Kenevir gibi</p>
<p>2-Taş hücreleri : Armut , Ayva gibi</p>
<p>E) Salgı Dokusu :</p>
<p>1-İri çekirdekli bol sitoplazmalı canlı hücrelerden oluşur.</p>
<p>2-Tek veya gruplar halinde bulunabilirler.</p>
<p>3-Metabolizmaları sonucu özel salgılar oluştururlar.</p>
<p>4-Salgılar bitkide çeşitli görevlerin gerçekleşmesinde rol oynar.</p>
<p>a- Tozlaşmada: Bal özü ve kokulu maddeler. (Çiçeklerde)</p>
<p>b- Çürümeden koruma: Reçine (Çamlarda)</p>
<p>c- Korunma: Yakıcı salgılar. (Isırganda)</p>
<p>d- Beslenme: Sindirim öz suyu. ( Böcekgillerde)</p>
<p>e- Yaralanan kısmı onarım: Süt. (Kauçuk,Sütleğen , Haşhaş)</p>
<p>Salgılar ya bitki dışına atılır.</p>
<p>1-(Dış salgı)(nektar,Sindirim öz suyu)yada özel hücre ve kanallarda depolanır.</p>
<p>2-(İç salgı) (Hormon , Kauçuk , Protein , Glikozitler vb.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/bitkisel-doku-hakkinda-bilgi+bitkisel-doku-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sürrealizm</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/surrealizm-hakkinda-bilgi+surrealizm-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/surrealizm-hakkinda-bilgi+surrealizm-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 20:12:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe / Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=10171</guid>
		<description><![CDATA[Sürrealizm &#8211; Gerçeküstücülük Avrupa’da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir. Temelini, akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır. 1924’te &#8220;Manifeste du Surrealisme&#8221;i (Sürrealizm Manifestosu) hazırlayan şair Andre Breton’a göre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur. Ve bu bütünleşme içinde hayali dünya ile gerçek yaşam &#8220;mutlak gerçek&#8221; ya da &#8220;gerçeküstü&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sürrealizm &#8211; Gerçeküstücülük<br />
Avrupa’da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir. Temelini, akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır. 1924’te &#8220;Manifeste du Surrealisme&#8221;i (Sürrealizm Manifestosu) hazırlayan şair Andre Breton’a göre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur. Ve bu bütünleşme içinde hayali dünya ile gerçek yaşam &#8220;mutlak gerçek&#8221; ya da &#8220;gerçeküstü&#8221; anlamda iç içe geçiyordu. Sigmund Freud’un kuramlarından etkilenen Breton için, bilinçdışılık düş gücünün temel kaynağı, deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneği idi. Breton’un yanısıra Louis Aragon, Benjamen Peret, otomatik yazı yöntemleri üzerinde deneyler yaptılar. Kendi söylemleriyle, &#8220;gerçeküstü dünyanın düşsel imgelerini geliştirmeye&#8221; başladılar. Bu şairlerin dizelerindeki sözcükler, mantıksal bir sıra izlemek yerine bilinçdışı psikolojik süreçlerle bir araya geldiği için insanı irkiltiyordu. Gerçeküstücülük, yöntemli bir araştırma ile deneyi ön planda tutuyor, insanın kendi kendisini irdeleyip çözümlemesinde sanatın yol gösterici bir araç olduğunu vurguluyordu. 1925’ten sonra gerçeküstücüler dağılmaya, başka akımlara yönelmeye başladı. Ama resimden, sinemaya, tiyatroya kadar bir çok sanat dalını derinden etkiledi. Andre Breton’un yanı sıra P. J. Jouve, Pierre Reverdy, Robert Desnos, Louis Aragon, Paul Eluard, Antonin Arnaud, Raymond Queneau, Philippe Soupault, Arthur Cravan, Rene Char gerçeküstücülük akımının önemli isimleridir.Gerçeküstücülük akımı gerçek dışı anlamında değil aksine gerçeğin insandaki iz düşümü şeklinde bir yaklaşımdır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/surrealizm-hakkinda-bilgi+surrealizm-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanzimat Dönemi Edebiyatı</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/tanzimat-donemi-edebiyati-hakkinda-bilgi+tanzimat-donemi-edebiyati-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/tanzimat-donemi-edebiyati-hakkinda-bilgi+tanzimat-donemi-edebiyati-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 21:44:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe / Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=10169</guid>
		<description><![CDATA[TANZİMAT EDEBİYATI Tanzimat Fermanı ile beraber edebiyatta da batıya yönelme başlar. Tanzimat dönemi edebiyatının kesin olmamakla birlikte başlangıç tarihi olarak 1860 gösterilebilir. Bu tarih, Tercüman-ı Ahval’in yayımlanmaya başlayış tarihidir. Bu dönemde batı edebiyatlarından birçok yeni tür ve şekiller alınmış; önceleri çevirme, sonraları taklit ve telif etmek suretinde bu türlerde eserler verilmiştir. Tanzimat Edebiyatının temsilcilerinin amacı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TANZİMAT EDEBİYATI<br />
Tanzimat Fermanı ile beraber edebiyatta da batıya yönelme başlar. Tanzimat dönemi edebiyatının kesin olmamakla birlikte başlangıç tarihi olarak 1860 gösterilebilir. Bu tarih, Tercüman-ı Ahval’in yayımlanmaya başlayış tarihidir.</p>
<p>Bu dönemde batı edebiyatlarından birçok yeni tür ve şekiller alınmış; önceleri çevirme, sonraları taklit ve telif etmek suretinde bu türlerde eserler verilmiştir.</p>
<p>Tanzimat Edebiyatının temsilcilerinin amacı batı örneğine göre bir edebiyat yaratmak ve batı hayatını tanıtmak olduğu için, sanatçıların hepsi edebiyat türlerinin romandan şiire kadar en az bir kaçı ile örnekler yazmışlardır. Bu dönemde telif eserler yanında çok sayıda tercüme ve adapte eser de Türk Edebiyatına dahil edilmiştir.</p>
<p>Tanzimat Edebiyatının Genel Özellikleri:</p>
<p>a. Tanzimat edebiyatı sanatçıları, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup, v.b gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yenileştirmişler; ayrıca, Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikaye, anı, eleştirme, v.b. gibi yeni edebiyat türleri getirmişlerdir.</p>
<p>b. Tanzimat edebiyatının özellikle ilk devirlerinde yetişen sanatçıların çoğu (Ziya Paşa, Namık Kemal, v.b&#8230;) Montesquieu, Rousseau, Voltaire, v.b. gibi Fransız devrimci yazarlarının etkisi altında kalarak, makale ve şiirlerinde zulme, haksızlığa, hırsızlığa. geriliğe karşı şiddetli bir dille mücadeleye girişmişler; vatan, millet, hürriyet. hak, adalet, kanun, meşrutiyet. v.b. gibi kavramları memlekete yaymaya çalışmışlar, “toplum için sanat” anlayışını benimsemişlerdir. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit, Sami Paşa-zâde Sezai v.b.) toplum işlerine daha az karışmışlar, “sanat için sanat” anlayışını benimser görünmüşlerdir.</p>
<p>c. Çoğu Fransız edebiyatını örnek olarak alan bu sanatçıların bir kısmı Klasisizm (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey, v.b.).bir kısmı da Realizm (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Sami Paşa­zâde Sezai, Nabi-zâde Nâzım, v.b.) akımlarının etkisi altında eserler vermişlerdir.</p>
<p>ç. Tanzimat edebiyatı, Divan edebiyatının tersine olarak, seçkin kişiler için değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat olmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Bu görüşü benimseyen sanatçılar (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Bey, v.b.) özellikle makale, tiyatro, anı, kısmen de roman türlerinde bu yolda eserler vermişlerdir. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen bazı sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, v.b.) bu amaçtan uzaklaşmış görünmektedirler.</p>
<p>d. Bu görüşün bir sonucu olarak, dilin sadeleşmesi, konuşma dilinin yazı dili haline gelmesi düşüncesi savunulmuştur. Tanzimat edebiyatının başlıca sanatçıları (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ahmet Cevdet Paşa, Şemseddin Sami, v.b.) dil konusunda böyle düşünmekle birlikte, hiçbiri eski alışkanlıklarından kurtulup da büsbütün konuşma diliyle yazmış değildir. Sade dil, daha çok, tiyatro; anı, mektup, bir dereceye kadar da makale ve romanlarda kullanılmıştır. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçıların bir kısmı ise ( Recai-zâde Mahmut Ekrem, Sami Paşa-zâde Sezai, özellikle Abdülhak Hamit) konuşma dilinden epey uzaklaşmışlardır.</p>
<p>e. Tanzimat edebiyatında en önemli yenilik, nesirde, anlatımın kuruluşunda görülmüştür. Bu edebiyatta söz hüneri göstermek değil, birtakım düşünceleri halka yaymak amacı güdüldüğünden, “seci” ler atılmış, asıl düşünce ile ilgisi bulunmayan doldurma sözlere yer verilmemiş, düşünceler sayfalarca süren uzun cümleler yerine kısa cümlelerle anlatılmaya çalışılmıştır.</p>
<p>f. Tanzimat edebiyatı nazmında şiirin konusu genişletilmiş, günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiir konusu olarak seçilmiştir.</p>
<p>Bu dönemde yapılan yenilikler ve alınan türler şunlardır.</p>
<p>Gazete<br />
Bir yayın organı olarak 1831’de çıkmaya başlayan Takvim-i Vakayi, resmî bir gazete idi. Daha sonra yarı resmî olarak 1840’ta İngiliz Churchill tarafından Ceride-i Havadis çıkarıldı.<br />
İlk edebî ve özel gazete ise 1860 yılında Şinasî ve Âgâh Efendiler tarafından çıkarılan Tercüman-ı Ahvaldir.<br />
Daha sonra Şinasî, 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkarmaya başlar. Bunların dışında Muhbir (1866), Hürriyet (1867), Basiret (1869), İbret (1871), Devir (1872), Bedir (1872) gazeteleri çıkar.</p>
<p>Hikâye ve Roman<br />
Türk edebiyatı romanla ilk defa 1859’da karşilaşir. Yusuf Kâmil Paşa Fenolen’in Telemak (Telemaque) adlı romanını tercüme eder. İlk yerli roman Şemsettin Sami’nin Taşşuk-i Talât ve Fitnat (1872)’ıdır. İlk hikâye Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayet’idir.</p>
<p>Tiyatro<br />
İlk tiyatro Şinasi’nin Şair Evlenmesi adli, iki perdelik, komedi türündeki eseridir. Eserde görücü usulü ile yapilan evliliklere gönderme yapılır.</p>
<p>Şiir<br />
Tanzimat döneminde en önemli yenilik şiirde görülür. Şekil olarak divan şiirine bagli kalinmiş, fakat konu bakimindan hem eski terk edilmiş hem de oldukça yeni ve çeşitli konular işlenmiştir. Aruz ölçüsünün yaninda az da olsa hece kullanılmıştır.<br />
Gazel, kaside, terkib-i bent gibi şekiller kullanilarak hak. Adaler, kanun, medeniyet, eşitlik hürriyet kavramlari işlenmiştir.</p>
<p>Tanzimat yazar ve şairleri hem yaşadıkları dönem hem de -daha önemlisi- edebiyata bakış açıları ve işledikleri konular bakımından iki gruba ayrılır:</p>
<p>A)BİRİNCİ DÖNEM (1860-1876 arası)</p>
<p>1860-1876 yillari arasinda Tanzimat edebiyatinin birinci dönem temsilcileri Şinasi, Ziya Paşa, Namik Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami ve Ahmet Vefik Paşa’dir.<br />
Bu dönemde sanat toplum içindir görüşü benimsenmiştir. Bu sebeple şiirde söyleyişe değil fikire önem verilmiştir.<br />
Dilde sadeleşme fikri savunulmuş ama uygulanamamiştir. Hece vezni ve halk edebiyati da savunulmuş ama sözde kalmiştir. Divan edebiyatina tümden karşi çikilmiş ve agir bir dille eleştirilmiştir. Fransiz edebiyati örnek alinarak romantizmden etkilenilmiştir.<br />
Roman, tiyatro, makale gibi batidan alinan türler ilk defa bu dönemde kullanilmiştir.<br />
Noktalama işaretleri de ilk defa bu dönemde kullanilmiştir. Kölelik ve cariyelik, romanlarda sikça işlenmiştir. Romanlar teknik bakimdan oldukça zayiftir. Yer yer olaylarin akişi kesilerek okuyucuya bilgiler verilmiştir, uzun uzun tasvirler yapilmiş, tesadüflere sikça yer verilmiştir.<br />
Edebiyatçilar edebiyatin yaninda devlet işleriyle, siyasetle de bilfiil ilgilenmişlerdir.</p>
<p>Dönemin Edebiyatçıları</p>
<p>Şinasi (1826-1871):<br />
Türk edebiyatinda yeniliklerin öncüsüdür. 1860’ta Tercüman-ı Ahval’i (ilk özel gazete), 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkardı. İlk makaleyi (Tercüman-ı Ahval mukaddimesi), ilk piyesi (Şair Evlenmesi) o yazdı. Noktalama işaretlerini de ilk defa o kullandı. La Fontaine’den fabllar tercüme etti. Lamartin’den de manzum çevirileri vardır. İlk şiir çevirilerini de o yaptı. Nesirlerinde dili sade; şiirlerine ise ağırdır. Tanzimat Fermanı’nı ilân eden Mustafa Reşit Paşa için yazdığı iki kasidesi ünlüdür. Bu kasidelerdeki övgüleri divan şiirindekinden daha abartılıdır. O, başarılı bir şair ve yazar olmamasına rağmen batı edebiyatından alınan yeni türlerle edebiyatımızın batılılaşmasında en çok onun emeği vardır.</p>
<p>Eserleri: Şair Evlenmesi (Piyes; edebiyatımızdaki ilk tiyatro eseri), Müntehabat-ı Eşar (Şiir), Divan-ı Şinasi (Şiir), Durub-ı Emsal-i Osmaniye (ilk ata sözleri kitabı), Tercüme-i Manzume (çeviri şiirler)</p>
<p>Ziya Paşa (1829-1880):<br />
Doğu kültürüyle yetişmiş, sonradan batı edebiyatına yönelmiştir. Fikren yenilikçi olmasına rağmen eserlerinde eskiyi, divan şiiri geleneğini devam ettirmiş, gazel ve kasideler yazmıştır. En meşhur terkib-i bent ve terci-i bent şairimizdir.</p>
<p>Harabat adlı bir divan şiiri antolojisi vardır. Daha önce “Şiir ve Inşa”da divan şiirinin bizim şiirimiz olmadigini, asil şiirimizin halk şiiri oldugunu söyleyen şair, eski şiir gelenegini sürdürmüş, Harabat’ta âşik şiirini eleştirmiştir. Bunun yaninda sade dilden yanadir, ama kendisi agir bir dil kullanir. Bu onun içinde bulundugu bir ikilemdir. Hem eskiyi eleştirmekte hem de gelenegi devam ettirmektedir.</p>
<p>Eserleri: Harabat: Divan Şiiri antolojisi, Külliyat-i Ziya Paşa/Eş’ar-ı Ziya: Divan şiiri tarzındaki şiirleri (gazel, kaside ve şarkılar), Terkib-i Bent, Terci-i Bent: Bugün dahi dillerden düşmeyen beyitleri vardır. Zafername: Hiciv türünde bir kasidedir. Âlî Paşa’yı yermek için yazmıştır. Rüya: Mensur, Defter-i Âmal: Hatıraları.</p>
<p>Namık Kemal (1840-1888):<br />
Tanzimat edebiyatının en hareketli ve heyecanlı ismidir. Vatan şairi olarak tanınır. Şiirlerinden çok nesirleri ile tanınır. Edebiyatta hürriyet kavramını ilk kullanan şairdir. Şiirlerinde “hürriyet, vatan, kanun, hak, adalet” kavramlarını işlemiştir. Hürriyet Kasidesi, Vatan Şarkısı ve Vatan Mersiyesi bu konuları içerir.</p>
<p>Namık Kemal de eski kültürle yetişmiş, divan şiiri eğitimi almış, gazeller, kasideler yazmıştır. Fakat o da sonradan divan edebiyatını eleştirmiştir. Ziya Paşa’nın Harabat’ına karşı Tahrib-i Harabat’ı yazarak eskiye olan tepkisini ortaya koymuştur. Şinasi’nin kurduğu Tasvir-i Efkâr’ı, Şinasi Paris’e kaçınca Namık Kemal çıkarmaya başladı. Daha sonra kendisi de Ziya Paşa ile Paris’e kaçarak orada Hürriyet gazetesini çıkardı. İstanbul’a döndükten sonra İbret gazetesini çıkardı. Eserlerinde romantizmin etkisi görülür. Tiyatroyu faydalı bir eğlence olarak görmüştür.</p>
<p>Eserleri: İntibah: İlk edebî roman. Cezmi: İlk tarihî roman. Tahrib-i Harabat, Takip: İlk edebî eleştiri. Ziya Paşa’nın Harabat’ını eleştirmek için yazmıştır. Renan Müdafaanamesi: İlk eleştiri. Vatan Yahut Silistre: oyun Celâlettin Harzemşah: oyun. Gülnihal: oyun. Onun en başarılı tiyatro eseridir. Âkif Bey: oyun Zavallı Çocuk: oyun Kara Belâ: oyun, Osmanlı Tarihi, Kanije Muhasarası, İslâm Tarihi: tarih</p>
<p>Ahmet Mithat Efendi (1844-1912):<br />
Edebiyat, tarih, coğrafya, ziraat, iktisat alanlarında eserler vermiştir. Edebiyat yapmak için değil, okuma zevki aşılamak ve halkı eğitmek gayesiyle yazmıştır.</p>
<p>En velût yazarımız odur. Yazı makinesi olarak bilinir. Asıl ilgi alanları, gazetecilik, romancılık ve hikâyeciliktir. Otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın eseri vardır. Romanları tür bakımından çeşitlilik gösterir: macera, aşk, polisiye, tarih… Dili sadedir, çünkü eser vermekteki amacı halkı eğitmektir. Hatta romanlarında olayın akışını keserek okuyucuya bilgiler de vermiştir.</p>
<p>Eserleri: Romanları: Hasan Mellâh, Hüseyin Fellâh, Felâtun Bey’le Rakım Efendi, Paris’te Bir Türk, Yeniçeriler…<br />
Çıkardığı gazeteler: Bedir, Devir, Tercüman-ı Hakikat<br />
Hikâyeleri: Letaif-i Rivayet</p>
<p>Şemsettin Sami (1850-1904):<br />
Dil alanındaki eserleri ile tanınır. Kamus-ı Türkî adlı sözlüğü edebiyat ve dil alanında en önemli eserlerdendir. Kamus-ı Arabî ve Kamus-ı Fransevî: Diğer sözcükleri Kamusul-a’lâm: Ansiklopedik sözlük<br />
Sefiller: Hugo’dan çeviri.<br />
Robenson Cruose: çeviri roman</p>
<p>Ahmet Vefik Paşa (1823-1891):<br />
Milliyetçilik ve Türkçülük akiminin en önemli isimlerindendir. Tiyatro uyarlamalari ve çevirileri vardir. Bursa’da bir tiyatro yaptırmış, burada tercüme ettiği eserleri sahnelettirmiş, halkı tiyatroya gitme konusunda yönlendirmiştir.</p>
<p>Moliere’in hemen hemen bütün eserlerini çevirmiştir. Tarih ve dil alaninda da eserleri vardir. Ebulgazi Bahadir Han’ın Şecere-i Türk’ünü Çağataycadan çevirmiştir.<br />
Lehçe-i Osmanî: sözlük<br />
Atalar Sözü: ata sözleri mecmuası<br />
Hikmet-i Tarih ve Fezleke-i Tarih-i Osmanî adlı, tarihle ilgili eserleri de vardır.</p>
<p>B)İKİNCİ DÖNEM (1876-1896 arası)</p>
<p>1876-1896 yılları arasında ikinci dönemin tanınmış temsilcileri Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai ve Nabizade Nazım’dır. İkinci dönem edebiyatçıların sanat anlayışları birincilerden farklıdır. İkinci dönemde sanat sanat içindir anlayışıyla eserler verilmiştir. Bunun sebebi bu devirde idarenin daha baskıcı davranmasıdır.</p>
<p>Bu dönemde batı edebiyatı örnekleri daha başarılı bir şekilde ortaya konmuştur. Dönemin sanatçıları devlet işleriyle, siyasetle, toplum meseleleriyle değil sadece sanatla ilgilenmişlerdir. Birinci dönem sanatçılarının toplumsal sorunlarla ilgilenmelerine karşın bu dönem sanatçıları kişisel konu ve temaları işlemişlerdir. Bu yüzden dilleri daha ağırdır. Dönemin romanlarında realizmin, şiirinde ise romantizmin etkisi vardır.</p>
<p>Dönemin Edebiyatçıları</p>
<p>Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914):<br />
Şiir, roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, edebî bilgiler türlerinde eserler vermiştir. Şiirlerinde hüznü ve elemi işlemiştir. Ölümü hatırlatan tabiat manzaraları, hüzünlü duygular, romantik güzellikler, solgun güller, kitap yaprakları arasında kurutulmuş çiçekler, küçük kuşlar onun şiirlerinin konuları arasındadır. Oğlu Nejad’ın ölümü; işli, üzüntülü şiirler yazmasında etkili olmuştur. Edebiyatta yenileşmeden yanadır. Muallim Naci ile aralarında bu konularda tartışmalar olmuştur.</p>
<p>Eserleri<br />
Nağme-i Seher: Şiir<br />
Yadigâr-ı Şebab: Şiir<br />
Pejmürde: Şiir<br />
Zemzeme: Şiir. Önsüzünde edebiyat hakkındaki düşünceleri ve edebî eleştirileri vardır. (Bu esere Muallim Naci “Demdeme” ile karşilik vermiştir.)<br />
Muhsin Bey: Hikâye<br />
Şemsa: Hikâye<br />
Araba Sevdasi: Roman. Realizmin etkisiyle yazilmiştir ve bati hayranligi yolunda düşülen garip durumlari eleştirir.<br />
Çok Bilen Çik Yanilir: Komedi<br />
Afife Anjelik: Tiyatro<br />
Vuslat: Tiyatro<br />
Atala: Tiyatro<br />
Talim-i Edebiyat: Edebî bilgiler içerir.<br />
Samipaşazade Sezai (1860-1936)<br />
Batili tarzda hikâyeleri ve bir romani vardir.<br />
Sergüzeşt adli romani realizme dogru atilmiş bir adimdir.<br />
Küçük Şeyler adli hikâye kitabi Fransiz realistlerinin sanat anlayişlarina uygundur.<br />
Rumuzul-edeb, bazi makale, hikâye ve sohbetlerini içerir.<br />
Romantik özellikler taşiyan şiirler de yazmiştir.<br />
Şiir isimli bir de piyesi vardir.<br />
“İclâl”de, yeğeni İclâl’in ölümü üzerine yazdığı mersiye, bazı nesirleri ve<br />
hatıraları vardır.</p>
<p>Abdülhak Hâmit Tarhan (1852-1937):<br />
Edebiyatta batılılaşmanın asıl ihtilâlcisidir. Şair-i Azam olarak bilinir. Kurallara uymayan, batı şiirinde gördüğü her yeniliği Türk şiirine uygulayan, divan şiirini bitiren o olmuştur. Doğu ve batı şiirini işlendikleri yerlere giderek öğrenmiştir. Sanatında romantik etkiler vardır. Zengin bir lirizm bulunan şiirlerinde vezne, kafiyeye, söze, dile pek önem vermemiştir. Taşkınlık ve yücelik, söyleyişteki tezat onun şiirinin önemli özellikleridir. Şiirlerinde ve tiyatrolarında tarihî konular önemli bir yer tutar. Soyut kavramlar, hayat, tabiat, ölüm, insan, onun işlediği konulardır.</p>
<p>Şiirleri: Sahra, Belde, Makber, Ölü, Bunlar O’dur, Hacle, Bâlâdan Bir Ses, Garam…<br />
Yirmiye yakın tiyatrosu vardır. Sahnelenmesi imkânsız tiyatro eserleri<br />
yazmıştır. Bu eserlerde insanların yanında ölüler, ruhlar, hayaletler, periler de rol alır. Tiyatroda egzotik, tarihî, millî ve dinî konuları işlemiştir. Bazı oyunlarında Shakespeare’in tesiri görülür. Hepsi de dramdır ve bazıları mensur bazıları da manzumdur.<br />
İlk tiyatro eseri Macera-yı Aşk’tır. Tarık, Finten, Eşber, Nesteren, Sardanapal, İlhan, Hakan, Liberte önemli tiyatro eserleridir.</p>
<p>Nabizade Nazım (1862-1893):<br />
Romanlarıyla ve hikâyeleriyle realizmin ve natüralizmin temsilcisidir. Karabibik, edebiyatımızda Anadolu konulu ilk hikâyedir. Köy romanı olarak bilinir. Köy hayatı tam bir realizmle yansıtılmıştır. Zehra, ilk psikolojik roman örneğidir. Eserde tasvir ve tahliller geniş yer tutar.<br />
Diğer hikâyeleri: Yadigârlarım, Bir Hatıra, Sevda, Haspa</p>
<p>Muallim Naci (1850-1893)<br />
Eski şiirin savunucusu ve temsilcisidir. Eski-yeni konusunda Recaizade ile aralarında tartışmalar olmuştur. Naci göze hitap eden kafiyeyi savunurken, Recaizade kulağa hitap eden kafiyeyi savunmuştur. Tartışma konusu, “abes” ve “muktebes” kelimelerinin -eski yazıda- kafiyeli olup olmadıklarıdır. Batılı şiiri benimsememesine rağmen bu alanda başarılı şiirler yazmıştır.</p>
<p>Şiir kitapları: Ateşpare, Şerare, Füruzan, Sünbüle<br />
Edebî eseri: Istılahat-ı Edebiye<br />
Sözlüğü: Lûgat-ı Naci</p>
<p>ARA NESİL (1880-1896)</p>
<p>Tanzimat edebiyatının ikinci kısmı ile Servet-i Fünun arasında kalan dönem. Bu nesil Servet-i Fünun’un hazırlayıcısıdır. En çok Recaizade Mahmut Ekrem’in ve Muallim Naci’nin etkisinde kalmışlardır. Bu dönemde eski-yeni tartışmaları yaşandı (Ekrem-Naci). Natüralizm bu dönemde edebiyatımıza girdi ve tartışıldı (Natüralizmi Beşir Fuat savundu). Serbest müstezat ve sone kullanıldı. Cümlelerin bir tek dizede bitmesi anlayışı terk edildi. Yeni terkipler ve kelimeler bulundu. Kafiyesiz şiirler de yazıldı. Kulak için kafiye denendi.</p>
<p>Dönemin Sanatçıları<br />
Abdülhalim Memduh, Ali Ferruh, Ali Kemal, Ali Nusret, Andelib Mehmet Faik Esad, Beşir Fuad, Fatma Aliye, Fazlı Necib, İsmail Safa, İsmet Bey, Mehmed Celâl, Menemenlizade Mehmed Tahir, Nabizade Nazım.</p>
<p>Bu dönemde elliye yakın çıkan mecmuadan birkaçı:<br />
Bahçe, Şark, Hazine-i Evrak, Mecmua-i Âşâr-ı Edebiye, Mecmua-i Ebuzziya, Hafta, Âfak, Güneş, Berk, Gayret, Risale-i Hafi, Nokta, Servet-i Fünun (1928’den sonra Uyanış adıyla), Mekteb, Hazine-i Fünun Malûmat, Resimli Gazete…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/tanzimat-donemi-edebiyati-hakkinda-bilgi+tanzimat-donemi-edebiyati-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balonun Tarihi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/balonun-tarihi-hakkinda-bilgi+balonun-tarihi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/balonun-tarihi-hakkinda-bilgi+balonun-tarihi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 21:28:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=10167</guid>
		<description><![CDATA[Balonun icadı, sıcak hava balonun çalışma prensibi, balonu kim icat etmiştir, sıcak hava balonunun keşfi… Uçmayı başaran ilk araçlar uçaklar değil. Bugün bunu hepimiz biliyoruz. Bir cismin havaya yükselebilmesi için havadan daha hafif olması gerektiği ve sıcak havanın da soğuk havadan daha hafif olduğu düşüncesinden yola çıkarak balonu bulanlar, Fransız Etienne ve Joseph Montogolfier Kardeşler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Balonun icadı, sıcak hava balonun çalışma prensibi, balonu kim icat etmiştir, sıcak hava balonunun keşfi…</p>
<p>Uçmayı başaran ilk araçlar uçaklar değil. Bugün bunu hepimiz biliyoruz. Bir cismin havaya yükselebilmesi için havadan daha hafif olması gerektiği ve sıcak havanın da soğuk havadan daha hafif olduğu düşüncesinden yola çıkarak balonu bulanlar, Fransız Etienne ve Joseph Montogolfier Kardeşler oldu. Montgolfier Kardeşler, ipek bir balonu sıcak havayla doldurdular, sonra bunu serbest bıraktıklarında balonun yükseldiğini gördüler. Bununla ilgili birçok deneyler yaptılar. 5 Haziran 1783′te de ilk sıcak hava balonunu uçurmayı başardılar. Bu balon, insanın uçurduğu ilk araçtı ve 2,5 km yol almıştı.</p>
<p>Balonların yönlendirilmesi kolay değil. Bu nedenle havacılık tarihinde yerlerini zaman içinde uçaklara bıraktılar. Bugün de balonla uçmanın güçlüklerinden biri, balona yön vermek. Ayrıca, bir sıcak hava balonu rüzgarın hızına bağlı olarak uçar. Bununla birlikte uçmanın en basit yöntemlerinden biridir.</p>
<p>Sıcak hava balonlarının çalışması çok basit bir ilkeye dayanıyor: Sıcak hava ısınınca yükselir. Günümüzde ki balonlar bu basit ilkeye göre tasarlanıyor. Balon ana gövdesini oluşturan ve yanmaz kumaşlardan yapılan kısmın içi sıcak havayla dolduruluyor. Balonun ana gövdesinin altında, yolcuların ve havayı ısıtmaya yarayan yakıtın yer aldığı bir sepet bulunuyor. Gövdenin tepesinde yer alan ve paraşüt valfı olarak adlandırılan bir delikle, balonun içindeki hava kontrol edilebiliyor. Yolcu sepetinin üzerinde bulunan havayı ısıtan mekanizmanın ateşleyici bölümü ve deliği açıp kapatmaya yarayan ipler yardımıyla, balonun alçalıp yükselmesi sağlanıyor. Balonun yükselmesi istendiğinde, ateşleyiciyi çalıştıran Nevsehir’de-balon-kazasi -1-t0dip çekiliyor ve ateş balonun gövdesindeki havayı ısıtarak yükselmesine neden oluyor. Eğer balonun alçalması istenirse, tepedeki deliği kontrol eden ip yardımıyla delik açılıyor ve sıcak havanın balonun tepesinden uçup gitmesine izin veriliyor. Gövdesindeki hava soğuyunca balon yeniden alçalmaya başlıyor. Balon yalnızca aşağı ve yukarı doğru hareket edebiliyorsa bir balon nasıl ilerliyor diye sorabilirsiniz. Bu sorunun yanıtı rüzgarda gizli. Balona yön veren şey, rüzgar. Atmosferin farklı yüksekliklerinde rüzgarlar farklı yönlere eserler. Balonu yönlendiren kişi alçalarak ya da yükselerek gitmek istediği yöne doğru esen bir rüzgar yakalamaya çalışır. Çok usta balon pilotları bile sıcak hava balonlarını tam anlamıyla kontrol edemez. Kimi zaman rüzgarlar istenmeyen yönden esebilir. Bu nedenle genelde ekipten birinin balonu yerden bir otomobille izlemesi ve nereye indiğini kontrol etmesi daha güvenli olur. Bunun yanında uçuştan önce hava durumunun kontrol edilerek ve rüzgarların yönlerinin saptanması ve esiş hızlarının ölçülmesi de gerekir.</p>
<p>Sıcak hava balonları geçmişte keşif, gözetleme ve askeri görevlere hizmet etmişt. Günümüzdeyse daha çok turistik amaçlarla kullanılıyor. Havada huzurlu ve sakin bir uçuş yapmak için, çevre güzelliklerinin tadına varmak isteyenler için, balonlar çok uygun. Ülkemizde Antalya ya da Kapadokya gibi turistik bölgelerde balon gezileri sıkça yapılıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/balonun-tarihi-hakkinda-bilgi+balonun-tarihi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Attila İlhan ( 1925)</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/attila-ilhan-1925-hakkinda-bilgi+attila-ilhan-1925-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/attila-ilhan-1925-hakkinda-bilgi+attila-ilhan-1925-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 15:53:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=10149</guid>
		<description><![CDATA[Attila İlhan ( 1925) 1925 yılında İzmir’in Menemen ilçesinde doğdu.İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı, gazete ve dergilerde çalıştı. Demokrat İzmir Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğü ve Başyazarlığından Ankara’da Bilgi Yayınevi Danışmanlığına geldi (1973-1980). Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığını sürdürdü (1968- ) (Yeni Ortam, Dünya, Milliyet, Söz, Güneş, Meydan) 1950’li yıllarda Vatan Gazetesi’nde sinema eleştirileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Attila İlhan ( 1925) </strong></p>
<p>1925 yılında İzmir’in Menemen ilçesinde doğdu.İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı, gazete ve dergilerde çalıştı. Demokrat İzmir Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğü ve Başyazarlığından Ankara’da Bilgi Yayınevi Danışmanlığına geldi (1973-1980). Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığını sürdürdü (1968- ) (Yeni Ortam, Dünya, Milliyet, Söz, Güneş, Meydan) 1950’li yıllarda Vatan Gazetesi’nde sinema eleştirileri yazdı, senaryo yazarlığına başladı. Senaryolarında Ali Kaptanoğlu adını kullandı. Bel başlı filmleri: Yalnızlar Rıhtımı (Lütfi Akad), Ateşten Damlalar (Memduh Ün), Rıfat Diye Biri (Ertem Gönenç), Şoför Nebahat (Metin Erksan), Devlerin Öfkesi (Nevzat Pesen), Ver Elini İstanbul (Aydın Arakon). Şimdi İstanbul’da bağımsız yazar.</p>
<p>İlk şiiri Balıkçı Türküsü, Yeni Edebiyat gazetesinde çıkmıştı (sayı: 23,1.10.1941), ilk düzyazısı ise (Kültürümüz Üzerine Düşünceler) Balıkesir’de yayınlanan Türk Dili Gazetesi’nde (29.10.1944). Duvar kitabına aldığı Cabbaroğlu Mehemmed şiirinin 1946 CHP Şiir Yarışması’nda ikincilik almasıyla tanındı.Şairliğinin ilk on yılını, destan boyutlarıyla ve duygusal, gergin bir hava içinde, İkinci Dünya Savaşı’nın Avrupa’yı saran bezginlik çöküntülerini yansıtmaya adamıştı. Zamanla (1955- ) toplumcu kollayışı bırakmamakla birlikte tek insanın duygu dünyasından kesitler verdi; artistik abartmalarla ve yerli dünya görüşüne de yaslanarak, bireysel temaları işledi. Aynı gerginlik ve gerilim kendine özgü bir söz dizim ve hazinesiyle at başı, çarpıcı benzetmelerle zenginleşmiş romanlarında da görülür. Eleştiride uzun zaman toplumcu gerçekçilik ilkelerine bağlı kalmıştı.</p>
<p>ESERLERİ<br />
Şiir kitapları: Duvar (1948), Sisler Bulvarı (1954),Yağmur Kaçağı (1955), Ben Sana Mecburum (1960), Bela Çiçeği (1962), Yasak Sevişmek (1968), Tutkunun Günlüğü (1973), Böyle Bir Sevmek (1977), Elde Var Hüzün (1982), Korkunun Krallığı (1987), Ayrılık Sevdaya Dahil (1993).</p>
<p>Romanları: Sokaktaki Adam (1953), Zenciler Birbirine Benzemez (1957), Kurtlar Sofrası (1963/64), Bıçağın Ucu (1973), Sırtlan Payı (1974), Yaraya Tuz Basmak (1978), Fena Halde Leman (1980), Dersaadet’te Sabah Ezanları (1981), Haco Hanım Vay (1984), O Karanlıkta Biz (1988).</p>
<p>Gezi notları: Abbas Yolcu (1957).</p>
<p>Deneme-anı türü: Hangi Sol (1970), Hangi Batı (1972), Faşizmin Ayak Sesleri (1975), Hangi Seks (1976), Hangi Sağ (1980), Gerçekçilik Savaşı (1980), Hangi Atatürk (1981), Batının Deli Gömleği (Gazete yazıları, 1981), İkinci Yeni Savaşı (1983), Sağım Solum Sobe (Gazete yazıları, 1985), Yanlış Erkekler Yanlış Kadınlar (1985), Ulusal Kültür Savaşı (1986), Sosyalizm Asıl Şimdi (1991), Aydınlar Savaşı (1991), Kadınlar Savaşı (1992), Hangi Edebiyat (1993), Hangi Laiklik (1995),Hangi Küreselleşme (1997), Bir Sağ Kırmızı Karanfil<br />
(gazete yazıları, 1988).</p>
<p>Senaryosunu yazdığı Sekiz Sütuna Manşet (6 bölüm) 1982’de, Kartallar Yüksek Uçar (12 bölüm) 1984’te, Yarın Artık Bugündür 1986’da, Yıldızlar Gece Büyür (16 bölüm) 1992’de, Tele-Flaş (13 bölüm) 1993’de TV dizisi olarak oynandı. Atilla İlhan’ın Bütün Şiirleri Bilgi Yayınevi tarafından basılıyor (1983).</p>
<p>Tutuklunun Günlüğü kitabıyla Türk Dil Kurumu 1974 şiir Ödülü’nü, Sırtlan Payı romanıyla da 1974-1975 Yunus Nadi Armağanı’nı kazandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/attila-ilhan-1925-hakkinda-bilgi+attila-ilhan-1925-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ataol Behramoğlu ( 13.04.1942)</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataol-behramoglu-13-04-1942-hakkinda-bilgi+ataol-behramoglu-13-04-1942-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataol-behramoglu-13-04-1942-hakkinda-bilgi+ataol-behramoglu-13-04-1942-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 15:51:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/ataol-behramoglu-13-04-1942-hakkinda-bilgi+ataol-behramoglu-13-04-1942-nedir</guid>
		<description><![CDATA[Ataol Behramoğlu ( 13.04.1942) 13 Nisan 1942 yılında Çatalca’da doğdu.Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü (1966) bitirdi, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda dramaturg olarak çalıştı.Beş buçuk yıl Paris’te yaşadı ve Anka adlı bir dergi çıkarmaya başladı, şimdi İstanbul’da.İlk şiiri Varlık dergisinde çıkmış (1960). Evrim, Devinim 60, Şiir Sanatı vb. dergilerde çıkmış şiirlerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ataol Behramoğlu ( 13.04.1942) </strong></p>
<p>13 Nisan 1942 yılında Çatalca’da doğdu.Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü (1966) bitirdi, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda dramaturg olarak çalıştı.Beş buçuk yıl Paris’te yaşadı ve Anka adlı bir dergi çıkarmaya başladı, şimdi İstanbul’da.İlk şiiri Varlık dergisinde çıkmış (1960). Evrim, Devinim 60, Şiir Sanatı vb. dergilerde çıkmış şiirlerine İsmet Özel’le birlikte kurduğu aylık Halkın Dostları dergisinde (bu dergi 18 sayı çıktı, Mart 1970, Eylül 1971) yenilerini ekledi.Kardeşi Nihat Behram’la birlikte aylık Militan dergisini çıkardı (18 sayı, Ocak 1975-Haziran 1976).</p>
<p>ESERLERİ<br />
Şiir kitapları: Bir Ermeni General (1965), Bir Gün Mutlaka (1970), Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri (1974), Ne Yağmur Ne Şiirler (1960), Kuşatmada (1978), Mustafa Suphi Destanı (1979), Dörtlükler (1980, ilavelerle yeniden basım 1983), Şiirler (1959-1982) (Şiirlerden Seçmeler, 1983), İyi bir Yurttaş Aranıyor (1983), Kızıma Mektuplar (1987), Eski Nisan (1987), Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum (1985), Bebeklerin Ulusu Yok (1988), Sevgilimsin (1993). Toplu Şiirleri’ni Bir Gün Mutlaka (1.cilt, 1991), Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir şey Var (2.cilt 1991), ve Kızıma Mektuplar’da (3.cilt, 1992) topladı. Kitaplaşmış yazıları: Yaşayan Bir Şiir (1986), iki Ateş Arasında (1989), Melankolik Gözyaşları (1990), Nazım’a Bir Güz Çelengi (1990), Şiirin Dili-Ana Dil (1995). İki de antoloji hazırladı: Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi (1988) ve Dünya Şiiri Antolojisi (1997, Özdemir İnce ile birlikte). Aziz Nesin ile ilgili anılarını “Aziz Nesin’li Fotoğraflar” (1995), yurtdışı gezi yazılarını “Başka Gökler Altında” (1996) adlarıyla kitaplaştırdı. Puşkin, Lermantov, Gorki, Çehov vb. Rus şair ve yazarlarından kitaplaşmış çevirilerinin yanı sıra çeşitli ülke şairlerinden yaptığı şiir çevirilerini “Kardeş Türküler” (1981) adlı bir kitapta topladı. Lozan (1992) adlı oyunu Devlet Tiyatrosu’nca sahnelendi (1993). İsmet Özel ile mektuplaşmaları “Genç Bir Şairden Genç Bir şaire Mektuplar” (1995), Metin Demirtaş ile mektuplaşmaları “Şiirin Kanadında Mektuplar” (1997) adlarıyla kitaplaştı.Bir de çocuk kitabı var: Yiğitler Yiğidi ve Uçan At Masalı (1990).Asya Afrika Yazarlar Birliği Lotus Edebiyat Ödülü’nü aldı (1981).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataol-behramoglu-13-04-1942-hakkinda-bilgi+ataol-behramoglu-13-04-1942-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arif Nihat Asya ( 07.02.1904)- (05.01.1975)</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/arif-nihat-asya-07-02-1904-05-01-1975-hakkinda-bilgi+arif-nihat-asya-07-02-1904-05-01-1975-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/arif-nihat-asya-07-02-1904-05-01-1975-hakkinda-bilgi+arif-nihat-asya-07-02-1904-05-01-1975-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 15:49:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=10146</guid>
		<description><![CDATA[Arif Nihat Asya ( 07.02.1904)- (05.01.1975) Şair, Çatalca&#8217;nın İnceğiz köyünde doğdu. Balkan Savaşı&#8217;nın sonunda İstanbul&#8217;a geldi. Kocamustafapaşa ve Haseki mahalle mekteplerinde okudu. Gülşen-i Maarif Rüşdiyesi&#8217;nde iken Bolu Sultanîsi&#8217;ne, buradan Kastamonu Sultanîsi&#8217;ne geçti. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Darulmuallimîn-i Âliyyesi&#8217;ne girdi. Buraya bağlı olarak Edebiyat Fakültesi&#8217;ni bitirdi (1928). 14 yıl edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yaptıktan sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Arif Nihat Asya ( 07.02.1904)- (05.01.1975) </strong></p>
<p>Şair, Çatalca&#8217;nın İnceğiz köyünde doğdu. Balkan Savaşı&#8217;nın sonunda İstanbul&#8217;a geldi. Kocamustafapaşa ve Haseki mahalle mekteplerinde okudu. Gülşen-i Maarif Rüşdiyesi&#8217;nde iken Bolu Sultanîsi&#8217;ne, buradan Kastamonu Sultanîsi&#8217;ne geçti. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Darulmuallimîn-i Âliyyesi&#8217;ne girdi. Buraya bağlı olarak Edebiyat Fakültesi&#8217;ni bitirdi (1928). 14 yıl edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yaptıktan sonra 1950-1954 yılları arasında Adana milletvekili olarak Meclis&#8217;te bulundu. 1959-1961 yılları arasında Kıbrıs&#8217;ta öğretmenlik yaptı. 1962&#8242;de emekli oldu. Ankara&#8217;da öldü.</p>
<p>ESERLERi:</p>
<p>DUALAR ve AMiNLER</p>
<p>Çeşitli şiirlerden oluşmuştur.</p>
<p>KÖKLER ve DALLAR</p>
<p>Çeşitli şiirlerden oluşmuştur.</p>
<p>BiR BAYRAK RÜZGAR BEKLiYOR</p>
<p>Çeşitli şiirlerden oluşmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/arif-nihat-asya-07-02-1904-05-01-1975-hakkinda-bilgi+arif-nihat-asya-07-02-1904-05-01-1975-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

