<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakkında Bilgi &#187; Performans Ödevleri</title>
	<atom:link href="http://www.hakkinda-bilgi.org/category/egitim/performans-odevleri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakkinda-bilgi.org</link>
	<description>Hakkında Bilgiler, Hakkında Bilgi Nedir, Hakkındaki, Ne Demek,</description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 Oct 2011 08:35:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kaval Hakkında Bilgiler</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/kaval-hakkinda-bilgi+kaval-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/kaval-hakkinda-bilgi+kaval-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 19:05:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kaval hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Kaval ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[Kaval ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Kaval nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kaval nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Kaval örneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kaval tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kaval tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaval türleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir Kaval]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=6848</guid>
		<description><![CDATA[Kaval Hakkında Bilgiler: Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Halk arasında çoban çalgısı olarak bilinir. Değişik yörelerde Guval, Kuval adlarıyla da bilinmektedir. Çobanın kaval ile koyun sürüsünü yönlendirdiği inanışının halk arasında yaygın olduğu bilinmektedir. Kaval kelimesinin içi boş anlamına gelen ‘Kav’ kökünden türediği sanılmaktadır. Ses mesafesi yaklaşık 2, 5-3 oktavdır . Günümüzde halk müziği çalgı toplulukların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-6848"></span>Kaval Hakkında Bilgiler: Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Halk arasında çoban çalgısı olarak bilinir. Değişik yörelerde Guval, Kuval adlarıyla da bilinmektedir. Çobanın kaval ile koyun sürüsünü yönlendirdiği inanışının halk arasında yaygın olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Kaval kelimesinin içi boş anlamına gelen ‘Kav’ kökünden türediği sanılmaktadır.<br />
Ses mesafesi yaklaşık 2, 5-3 oktavdır . Günümüzde halk müziği çalgı toplulukların önemli bir renk çalgısı olarak kullanılmaktadır. Topluluk içinde solo çalgı olarak kullanılabilen bir çalgıdır. Diğer çalgılarla birlikte çalınabilen kaval ses özelliğini korur.</p>
<p>Kaval belli standarda göre üretilmediğinden ebatları hakkında ancak uzunluğunun 30 cm. ile 80 cm. arasında değiştiğini çapının ise yaklaşık 1,5 cm. olduğunu söyleyebiliriz. Üst kısmında 7, alt kısmında ise 1 melodi perdesi bulunmaktadır. Bu perdeler dışında kavalın alt kısmında da Şeytan Deliği ve Hazreti Ali adı verilen 4 perde daha vardır.</p>
<p>Kavalın Dilli Kaval ve Dilsiz Kaval olmak üzere başlıca iki çeşidi vardır. Genellikle erik ağacından yapılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/kaval-hakkinda-bilgi+kaval-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arap Alfabesi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/arap-alfabesi-hakkinda-bilgi+arap-alfabesi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/arap-alfabesi-hakkinda-bilgi+arap-alfabesi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 20:17:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[ALfabe]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Alfabesi Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Alfabesinin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4914</guid>
		<description><![CDATA[Türklerin topluca İslamiyet’i kabulünden, yani 10. asırdan sonra geniş bir sahada bütün Türk-İslam devletleri tarafından kullanıldı. Arap Alfabesi yirmi sekiz harf olmasına rağmen Türklerin kullandığı İslam harfleri otuz bir ile otuz altı harften meydana gelir. Sağdan sola doğru yazılan bu alfabe, bütün Türklüğü kucaklamış ve Türkçe’nin çeşitli lehçelerinde, pekçok kitap, kitabe yazılmıştır. Muazzam ve kesintisiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-4914"></span>Türklerin topluca İslamiyet’i kabulünden, yani 10. asırdan sonra geniş bir sahada bütün Türk-İslam devletleri tarafından kullanıldı. Arap Alfabesi yirmi sekiz harf olmasına rağmen Türklerin kullandığı İslam harfleri otuz bir ile otuz altı harften meydana gelir. Sağdan sola doğru yazılan bu alfabe, bütün Türklüğü kucaklamış ve Türkçe’nin çeşitli lehçelerinde, pekçok kitap, kitabe yazılmıştır. Muazzam ve kesintisiz abidevi eserler bu alfabe ile verildi. Türkiye, İslam alemi ve dünyanın her yerindeki kütüphane ve kitapseverlerin kitaplıklarında İslam harfleriyle yazılmış milyonlarca Türkçe eser mevcuttur. Dünyanın en büyük ve muazzam arşivi, Türk &#8211; İslam alfabesiyle yazılan Türkçe evraklarla doludur.</p>
<p><img src="http://resim.bilgicik.com/alfabe/arap_alfabesi_2.jpg" border="0" alt="" width="595" height="679" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/arap-alfabesi-hakkinda-bilgi+arap-alfabesi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uygur Alfabesi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/uygur-alfabesi-hakkinda-bilgi+uygur-alfabesi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/uygur-alfabesi-hakkinda-bilgi+uygur-alfabesi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 20:15:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4912</guid>
		<description><![CDATA[Göktürk Kağanlığı`nın 744 tarihinde yıkılmasıyla onun yerine geçen Uygur egemenliği dönemi kültürel etkinlikler ve gelişmeler yönünden İslam öncesi Türk tarihinin en parlak ve dikkate değer dönemini oluşturur. Çin, Hint ve İran kültürlerinin de etkisiyle kültür hayatına öncelik, renk ve hareketlilik getiren Uygurlar, kağıdı ve matbaayı da alıp kullanmışlardır. Bu arada kullanılagelen Göktürk yazısını bırakarak kendilerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-4912"></span>Göktürk Kağanlığı`nın 744 tarihinde yıkılmasıyla onun yerine geçen Uygur egemenliği dönemi kültürel etkinlikler ve gelişmeler yönünden İslam öncesi Türk tarihinin en parlak ve dikkate değer dönemini oluşturur. Çin, Hint ve İran kültürlerinin de etkisiyle kültür hayatına öncelik, renk ve hareketlilik getiren Uygurlar, kağıdı ve matbaayı da alıp kullanmışlardır. Bu arada kullanılagelen Göktürk yazısını bırakarak kendilerine özgü yeni bir alfabe düzenlemişlerdir.Uygur alfabesi, Sogd kökenli olup, bazı değişikliklerle Türkçe`ye uygulanmıştı.</p>
<p>Bu alfabenin ne zaman kullanılmaya başlandığı kesin olarak saptanamamaktadır. Bugün için bilinen, bu yazı ile yazılmış en eski metinlerin IX. yüzyıl sonlarına ait olduklarıdır. Buna karşın, söz konusu alfabe Uygurların siyasal varlıklarını yitirmelerinden sonra da yüzyıllar boyunca kullanılmıştır. Türklerin İslamiyete geçişleri ve Arap kökenli yeni bir alfabenin kabulünden sonra da Türkistan ve Kırım`daki Türk devletlerinde bu alfabe varlığını koruyabilmiştir. Timur İmparntorluğu ve onun kollarında Uygur yazısının kullanıldığı bilinmektedir.</p>
<p>Ebu Said Mirza`nın 1468`de Uzun Hasan’a gönderdigil bitik -mektup- Uygur harfleriyle yazılmıştı. Osmanlı İmparatorluğu`nda da sarayda Uygurca bilen kâtipler vardı ve Orta Asya`daki Türk hükümdarlarına gönderilen mektuplarla kimi yarlıkları bunlar yazıyorlardı. Örneğin, Fatih Mehmet`in Otlukbeli Savaşı`ndan sonra Özbek Hanına gönderdiği zafername Uygur alfabesiyle yazılmıştı. Böylece Orta Asya Türkleri arasında olduğu kadar Osmanlı merkez yönetiminde de geçerliliğini koruduğu anlaşılan Uygur alfabesi, varlığını bir süre daha devam ettirmiş ve 18. yüzyılda tamamıyla unutulmuşdur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/uygur-alfabesi-hakkinda-bilgi+uygur-alfabesi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göktürk Alfabesi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/gokturk-alfabesi-hakkinda-bilgi+gokturk-alfabesi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/gokturk-alfabesi-hakkinda-bilgi+gokturk-alfabesi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 20:13:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4909</guid>
		<description><![CDATA[Türklerin siyasal varlık olarak tarih sahnesine çıkmaları, Milattan önceki yüzyıllara, Hiung-nu`lar dönemine kadar geriye gitmektedir. Hunlar döneminde yazının kullanıldığına ilişkin bazı kayıtlar olmakla birlikte, bu yazının niteliği hakkında açık bilgilere sahip değiliz. Bu yüzden Türklerin kullandıkları kesin olarak bilinen ilk alfabe Göktürkler döneminde yaygınlık kazanan Göktürk alfabesidir. Son yıllarda Issık-Göl yakınındaki bir kurganda bulunan iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-4909"></span>Türklerin siyasal varlık olarak tarih sahnesine çıkmaları, Milattan önceki yüzyıllara, Hiung-nu`lar dönemine kadar geriye gitmektedir. Hunlar döneminde yazının kullanıldığına ilişkin bazı kayıtlar olmakla birlikte, bu yazının niteliği hakkında açık bilgilere sahip değiliz. Bu yüzden Türklerin kullandıkları kesin olarak bilinen ilk alfabe Göktürkler döneminde yaygınlık kazanan Göktürk alfabesidir. Son yıllarda Issık-Göl yakınındaki bir kurganda bulunan iki satırdan oluşan yazı, Göktürk alfabesi karaterinde olup, M.Ö. V.-IV. yüzyıllara tarihlenmektedir. Bu yüzden de Göktürklere bağlanan ilk Türk yazısının Göktürk Kağanlığı`nın kuruluşundan yüzyıllarca önce bulunduğunu kabul etmek gerekmektedir.</p>
<p>İlk Türk alfabesinden günümüze kalan en büyük kalınıtılar Göktürkler döneminde dikilen yazıtlarda karşımıza çıkmaktadır. Çözülüp değerlendirilmeleri ancak XIX. yüzyıl sonunda mümkün olmuştur. Bunlardan ilk bulunanları Yenisey Irmağı boyundaki yazıtlar olmuştu. 1889′da da Orhon yazıtları diye anılan iki büyük yazıt daha ortaya çıkarılmıştı. Öteki yazıtlardan farklı olarak bunların arka yüzlerinde Çince metinler de vardı. Yani Ankara`daki Augustus Tapınağı`nda olduğu gibi iki ayrı dilde yazılmışlardı. Danimarkalı Türkolog Wilhelm Thomsen, 1893`te bu yazıtları çözmüş, böylece bunların Kültigin ve Bilge Kağan tarafından diktirildikleri, yazının Türklere özgü bir alfabe, dilin de eski Türkçe olduğu meydana çıkarılmıştı.</p>
<p>Anıtların öneminden ötürü Orhon alfabesi diye de anılan Göktürk alfabesinin kökenine gelince, bu konuda çok farklı görüş ve iddialar bulunmaktadır. Bu alfabede kullanılan işaretler, Runik diye adlandırılan eski Iskandinav yazısındaki işaretlere benzediğı için Runik karakterli sayılmış ve o alfabeyle ilişkilli olabileceği öne sürülmüştür.Yazıyı çözen Thomsen, bu Türk alfabesinin Arani alfabesinden türemiş olabilece görüşünü savunmuştu. Buna karsın Aristov gibi Rus bilginleri, bu yazıdaki işaretlerin eski Türk damgalarından alınmış olabileceğine dikkatleri çekmiştir. A. Cevat Emre ise, Göktürk yazısının Sümer yazısı ile aynı kökten gediğini varsaymıştır. Bütün bu değişik, hatta çelişik savlar arasinda söylenebilecek şey, bilim çevrelerinde en çok Thomsen’ın görüşünün tutunduğudur.</p>
<p>Göktürkler çağında yaygınlaşan bu ilk Türk alfabesi, yazıtlar dışında yazma eserlerde de kullanılmıştır. Doğu Türkistan Yazmaları diye adlandırılan eserler bunu kanıtlamaktadır. Bu alfabenin Göktürkler`den sonra gelen Uygurlar döneminde de bir süre kullanıldığı görülmektedir. 759-760 yıllarında dikilen Şine-Usu yazıtı ile son yıllarda bulunan Taryat Yazıtı bunu göstermektedir. Bunun dışında Göktürk alfabesi, bazı değişikliklerle Bulgarlar,Hazarlar, Peçenekler ve Sekeller tarafından da kullanılmış ve böylece Orta Asya`dan Avrupa içlerine kadar yayılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/gokturk-alfabesi-hakkinda-bilgi+gokturk-alfabesi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Latin Alfabesi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/latin-alfabesi-hakkinda-bilgi+latin-alfabesi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/latin-alfabesi-hakkinda-bilgi+latin-alfabesi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 19:53:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4899</guid>
		<description><![CDATA[Harfler Türk alfabesi, Latin harfleri temel alınarak, 1 Kasım 1928 gün ve 1353 sayılı yasayla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunur. Alfabeyi oluşturan büyük ve küçük harfler, sırasıyla aşağıdaki biçimde yazılır. A B C Ç D E F G Ğ H İ I J K L M N O [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-4899"></span>Harfler<br />
Türk alfabesi, Latin harfleri temel alınarak, 1 Kasım 1928 gün ve 1353 sayılı yasayla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunur. Alfabeyi oluşturan büyük ve küçük harfler, sırasıyla aşağıdaki biçimde yazılır.</p>
<p>A B C Ç D E F G Ğ H İ I J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z &#8211; (Â Î Û)<br />
a b c ç d e f g ğ h i ı j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z &#8211; (â î û)</p>
<p><span style="color: #000000;"><img src="http://www.turkceciler.com/turk_dili/alfabe-1.jpg" border="0" alt="" width="454" height="707" /></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img src="http://www.turkceciler.com/turk_dili/alfabe-2.jpg" border="0" alt="" width="457" height="551" /></span></p>
<p>* Çıkış sırasında bir engele (ses yolunun kapanması veya açılması) takılan ve bu engel sayesinde şekil alan seslerdir.</p>
<p>* Tek başlarına telâffuz edilemezler (özellikle süreksiz olanlar); kendilerinden sonra gelen ve ünlüsü yardımıyla dile getirilirler.</p>
<p>Latin harflerini kullanan diğer alfabelerle farklar</p>
<p>Türk alfabesi, Latin harflerini kullanmasına rağmen, bu harfleri kullanan diğer batı dillerinin alfabelerindeki bir takım harfleri içermemekte, bunun yanısıra bu alfabelerde genel olarak kullanılmayan başka harfler içermektedir.</p>
<p>Türk alfabesinde bulunmayan harfler<br />
Q/q, W/w ve X/x harfleri pek çok batı dilinde hatta Azerice gibi latin harflerine geçilen Türki dillerde bile kullanılmasına rağmen mevcut Türk alfabesinde bir eksik olarak yer almamaktadır. Bu harflere karşılık gelen sesler sırasıyla k, v ve ks ile ifade edilir. Örneğin: Kemal, taksi. X harfi sözcüğün yapısına göre iks ya da ksi olarak da söylenirken, W harfi çift ve olarak okunur. Benzer biçimde İspanyol alfabesinde yeralan Ñ/ñ (Bu ses İtalyanca ve Fransızca&#8217;da gn, Portekizce&#8217;de nh harf bileşimleri ile elde edilir) harfine karşılık gelen ses ny ile ifade edilir. Örneğin, İspanyolca&#8217;da İspanya anlamına gelen España sözcüğü Türkçe harflerle Espanya olarak yazılır. Anadolunun pek çok yerinde ve Türki şivelerde kadın yerine qadın denmesine rağmen bu teleffuzu verecek &#8220;q&#8221; harfi Türkçede yoktur. Bu eksiklğin latin harflerine geçerken yapılmış bir hata olduğu Azerilerce değerlendirildiğinden q harfini Azeriler almışlardır.</p>
<p>Batı dillerinde bulunmayan Türk harfleri<br />
Türkçedeki Ç/ç, Ü/ü ve Ö/ö harfleri İngiliz alfabesinde bulunmamaları nedeniyle ASCII standardına dahil değildir. Ancak bu harfler diğer batı dillerinde yaygın olarak kullanılmakta ve ISO-8859-1 (Latin-1) standardının içinde yeralmaktadır. Küçük ı, büyük İ, Ğ/ğ, Ş/ş harfleri ise ISO-8859-9 (Latin-5) standardının içinde yeralmaktadır.</p>
<p>Türkçede noktalı i harfi büyük harfle yazılıyorken de noktası koyulur: İ. Benzer biçimde noktasız büyük I harfi, küçük harfle yazılıyorken noktası koyulmaz: ı. Ancak yabancı dildeki sözcükler büyük harfle yazılıyorken I harfi noktasız yazılır. Türkçenin dışında Azeri Türkçesi ve Tatarcada da ı ve i harflerinin kullanımı bu biçimdedir.</p>
<p>Ş/ş harfinin sesi, İtalyancada sc(i), Fransızcada ch, İngilizcede sh, Almancada sch ve Galiçyacada x harfleriyle elde edilir. Bu harf kimi zaman Rumencedeki ?/? (virgüllü s) harfinin yerine kullanılmasına rağmen farklı bir harftir. Türkçenin dışında Azeri Türkçesi, Kürtçe, Zazaca Tatarca ve Türkmence dillerinde kullanılmaktadır.</p>
<p>Ğ/ğ (yumuşak ge) harfinin kendine ait bir sesi yoktur, yalnızca kendisinden önce gelen ünlü harfi uzatmakta kullanılır. Bu harf Türkçe sözcüklerin başında yeralmaz. Türkçenin dışında Azeri Türkçesi, Gürcüce ve Tatarca dillerinde kullanılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/latin-alfabesi-hakkinda-bilgi+latin-alfabesi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türklerin Kullandığı Alfabeler</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/turklerin-kullandigi-alfabeler-hakkinda-bilgi+turklerin-kullandigi-alfabeler-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/turklerin-kullandigi-alfabeler-hakkinda-bilgi+turklerin-kullandigi-alfabeler-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 19:52:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4897</guid>
		<description><![CDATA[Türkler&#8217;in Kullandığı Alfabeler! Türkler, çeşitli yerlerde ve yerleştikleri sahalarda başka başka alfabeler kullandılar. Sesin ifadesi olan harf denen işaretler itibaridir, iğretidir, takmadır. Aynı ses ayrı alfabelerde, değişik harfler/şekiller ile yazılır. Alfabeye, İslam dininin kabulüyle Osmanlı terbiyesinde yetişen yaşlıların hala kullandıkları şekliyle, Elifba, Ebced de denilmiştir. Kültür tarihimize bakıldığında daha ilk yazılı abidelerimizde Türkçe yazma endişesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-4897"></span>Türkler&#8217;in Kullandığı Alfabeler! Türkler, çeşitli yerlerde ve yerleştikleri sahalarda başka başka alfabeler kullandılar. Sesin ifadesi olan harf denen işaretler itibaridir, iğretidir, takmadır. Aynı ses ayrı alfabelerde, değişik harfler/şekiller ile yazılır. Alfabeye, İslam dininin kabulüyle Osmanlı terbiyesinde yetişen yaşlıların hala kullandıkları şekliyle, Elifba, Ebced de denilmiştir.</p>
<p>Kültür tarihimize bakıldığında daha ilk yazılı abidelerimizde Türkçe yazma endişesi kendisini göstermektedir. Buna paralel olarak, edebiyatımızın menşeine doğru gidersek, saraylarda ve halk arasında Türkçe söylemek; kamlarda, bahşılarda ve ozanlarda milletin dertlerine deva olmak gerçeği vardır. Bütün bunlar, bir millete dili ile seslenmek, anlatmak, millet fertlerini en iyi şekilde yetiştirmek ve birleştirmek içindir. Şu halde her millette olduğu gibi bizde de dil ön sırada yer almıştır. Şair ve müellifler tarafından işlenen dile türlü emekler sarf edilmiştir. Alimlerimiz onunla bildiklerini açıklamışlardır. Fakat Türkçe&#8217;nin tarih içinde zaman zaman talihsizliğe uğradığı da bir gerçektir. Böyle olmasına rağmen kesintisiz devam eden Türk tarihi içinde ona arka çıkan hakanlar olmuş, Türkçe yazan şair ve müellifler mükafatlandırılmıştır.</p>
<p>Türk tarihi, düğümler ve bu düğümlerin açıldığı dağınıklıklarla doludur. Göktürkler devrinde millet, tek bir hakanın etrafındadır. Dili, dini ve alfabesi tektir ve her bakımdan bir birlik mevcuttur. Uygurlar devri bu birliğin az çok bozulduğu, Türklüğün bilhassa dini açıdan dağılmaya yüz tuttuğu bir devir olarak karşımıza çıkmaktadır. Uygurlardan sonra Türklük, İslam medeniyetine dahil olmuştur. İslamiyet, Uygurlar zamanında görülen dağınıklığı gidermiş, Türklüğü kurtarmış ve milleti yeniden bir bütün haline getirmiştir. Karahanlılar&#8217;la başlayan ve Selçuklular&#8217;la yeniden tesis edilmeye çalışılan birliğin ve bütünlüğün gerçekleşmesi de İslam dini sayesinde olmuştur. Ancak, bu iki devleti birbirinden ayıran en mühim şey, birincisinin Türkçe&#8217;ye verdiği değerdir. Selçukluların bunun yanında belirtilmesi gereken hizmetlerinden biri alfabede birliği sağlamış olmalarıdır. Zaten bu büyük devlet, tarihe mal olurken İslami &#8211; Türk yazısını Türk birliğinin kurulabilmesi için en mühim unsurlardan biri olarak miras bırakmıştır.</p>
<p>Selçuklulardan sonra her beylik, Türkçe sayesinde tutunmaya ve hükmetmeye çalıştı. Böylece anlatım ve ifadede birlik ile Türkçe&#8217;ye verilen değer önde geldi. Dil düşüncesinin yanında alfabede de birlik sağlandı ve her beylik İslami-Türk yazısını kullandı. O devirde bütün Türk illerinde durum aynı idi. Beylerin sınırları olsa bile yazı birliği bütün Türklüğü birleştiriyordu. Bu, doğu ve batı Türklüğü için de söz konusu idi.</p>
<p>Bugün Türk dünyası dil ve din birliğine sahiptir. Fakat alfabede birliği kaybetmiştir. Bu birlik, Rusya’daki Türkler arasında bile mevcut değildir. Ancak onlar da görülen çözülme üzerine yazıda birlik tarafına yönelmişlerdir.</p>
<p>GÖKTÜRK ALFABESİ</p>
<p>UYGUR ALFABESİ</p>
<p>ARAP ALFABESİ</p>
<p>LATİN ALFABESİ (Türk Alfabesi)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/turklerin-kullandigi-alfabeler-hakkinda-bilgi+turklerin-kullandigi-alfabeler-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk Çag Anadolu Uygarlıkları</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ilk-cag-anadolu-uygarliklari-hakkinda-bilgi+ilk-cag-anadolu-uygarliklari-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ilk-cag-anadolu-uygarliklari-hakkinda-bilgi+ilk-cag-anadolu-uygarliklari-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 17:53:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4891</guid>
		<description><![CDATA[HİTİTLER: · M.Ö 2000 yıllarında Anadolu’ya gelerek  Kızılırmak çevresinde devlet  kurmuşlardır. · Başkentleri  Hattuşaş ( Boğazköy)  şehridir. Çorum yakınlarındadır. · Hititliler Suriye’yi ele geçirmek için Mısırlılarla savaşmışlardır.Bu savaşın sonunda iki devlet arasında Kadeş Antlaşması imzalandı. · Kadeş Antlaşması (M.Ö 1280) Dünya tarihinde iki devlet arasında yapılan  ilk antlaşmadır. Hitit Devleti M.Ö 1200 yılında Anadolu’ya gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]--> <!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --> <!--[if gte mso 10]> <mce:style><!    /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";}  --> <!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;"><span id="more-4891"></span>HİTİTLER</span></span><span style="color: black;">: </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">M.Ö 2000 yıllarında Anadolu’ya gelerek  Kızılırmak çevresinde devlet  kurmuşlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Başkentleri  Hattuşaş ( Boğazköy)  şehridir. Çorum yakınlarındadır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Hititliler Suriye’yi ele geçirmek için Mısırlılarla savaşmışlardır.Bu savaşın sonunda iki devlet </span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;">arasında Kadeş Antlaşması imzalandı.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Kadeş Antlaşması</span></strong><strong><span style="font-weight: normal;"> (M.Ö 1280) Dünya tarihinde iki devlet arasında yapılan  ilk antlaşmadır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;">Hitit Devleti M.Ö 1200 yılında Anadolu’ya gelen Frigyalılar tarafından yıkıldı.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">FRİGYALILAR</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;">M.Ö 1200 yıllarında Hititlerin yıkıldığı bölge üzerinde ve Ankara ,Eskişehir ,Afyon dolaylarında  devlet kurdular.</span></strong><span style="color: black;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;">Devletin başkenti Ankara’nın Polatlı ilçesi yakınlarındaki  Gordion  şehridir.</span></strong><span style="color: black;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;">Frigyalılar krallarına Midas ünvanı verirlerdi. </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;">Tarım ve hayvancılıkla uğraşmışlardır.Tarım ve hayvancılıkla ilgili sert kanunlar koymuşlar tarıma ve hayvancılığa zarar verenleri şiddetle cezalandırmışlardır.</span></strong><span style="color: black;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;">Frigyalılar M.Ö 7.yüzyılda  Kafkaslardan Anadolu’ya gelen Lidyalılar tarafından yıkılmıştır.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"><br />
</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">LİDYALILAR</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Gediz ve Büyük Menderes ırmakları arasında kurulmuştur.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Kral  Giges</span></strong><strong><span style="font-weight: normal;"> zamanında bağımsız bir devlet kurmuşlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Başkentleri Sard şehridir.( Bugünkü Manisa-Salihli yakınlarındadır.)</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Ticaretle uğraşmışlardır.Kral Giges Efes’ten başlayıp Mezopotamya’ya kadar uzanan  Kral Yolu’nu yaptırmıştır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Ticaretteki bu gelişmeler nedeniyle Lidyalılar  tarihte ilk kez parayı icad  ettiler.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Lidyalılar  M.Ö 547 yılında Anadolu’yu işgal   eden Persler tarafından yıkıldılar.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">URARTULAR</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">M.Ö 900 yılında Doğu Anadolu’da kuruldu.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Başkenti Tuşpa(Van)  şehridir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Maden işlemeciliğinde ilerlemişlerdir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Tarımla ve hayvancılıklada uğraşmışlardır. Van ovasını sulamak için yaptıkları su kanalları  günümüzde bile kullanılmaktadır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Urartu Devleti M.Ö 600 yılında Medler tarafından yıkılmıştır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">İYONYALILAR</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">M.Ö 1200 yıllarında Yunanistan’dan göç ederek Ege kıyılarına yerleşen Akalar tarafından kuruldu.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Akalar Ege kıyılarında 12 ayrı şehir kurmuşlar ve şehir devletleri halinde yaşamışlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">En önemli İyon şehirleri İzmir, Efes, Milet, Foça’dır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Her şehrin başında ayrı bir kral bulunuyordu.Bundan dolayı hiçbir zaman güçlü bir krallık kuramamışlar ve ayrı ayrı şehir devletleri halinde yaşamışlardır. Siyasi birlik yoktur.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İyonyalılar denizcilikte ileri gitmişlerdir. Ancak zamanla Lidyalıların, Perslerin ve Romalıların egemenliğine girerek kaybolmuşlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span><span style="color: black;"><br />
İLK ÇAĞ’DA ANADOLU’DA KURULAN DEVLETLERDE KÜLTÜR VE UYGARLIK</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">DEVLET YÖNETİMİ</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İlk Çağ’da Anadolu’da kurulan bütün devletler  krallıkla yönetiliyordu.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Hititler’de kraliçelerde geniş yetkilere sahipti.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Hititler’de  Tavananna ünvanı verilen ana kraliçe, kral olmadığı zaman devleti kral adına yönetirdi.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Hititler’de Pankuş adı verilen meclis vardı.Bu mecliste önemli devlet meseleleri görüşülürdü.Bu meclis gerektiğinde kral ve kraliçeyi yargılardı.Hatta mahkum bile edebilirdi.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İyonlarda şehir devletleri yönetimi önce krallar  sonra soylular, daha sonra demokratik hükümetler tarafından yönetilmiştir. </span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">DİN VE İNANIŞ</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İlk Çağ’da Anadolu’da kurulan devletlerin hepside çok tanrılı dine inanıyorlardı.(Politeizm)</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Hititler’de tanrı sayısı çok fazla olduğundan Hititlerin ülkesine “Bin Tanrı İli” denirdi.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İnanışlarına göre tanrılar aynen insanlara benzer ve  insanlar gibi yaşardı.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Frigyalılar tarımla uğraştıklarından bu durum dinlerine de yansımıştır.Frigyalıların en büyük  tanrısı toprak ve bereket tanrısı olan Kibela’dır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Lidyalılar İyonlardan etkilenerek onların tanrılarına tapmışlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Lidyalılar,  Artemis, Zeus, Apollo gibi pek çok Yunan tanrısını İyonlardan alarak kendi tanrıları haline getirmişlerdir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İlk Çağ uygarlıklarından bazıları öldükten sonra dirilmeye inanırlardı.Bundan dolayı mezarlarını kayaları oyarak oda şeklinde yaparlar ve içlerine çeşitli eşyalar koyarlardı.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Tanrılara kurban keserler ve tanrılarına yiyecek ve içecek  sunarlardı.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">SOSYAL VE EKONOMİK HAYAT</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Anadolu’da kurulan İlk Çağ medeniyetlerinde insanlar eşit hak ve özgürlüklere sahip değillerdi.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Ülke sosyal sınıflara ayrılmış durumdaydı.Hititler’de Kral ve ailesi,soylular,rahipler ,askerler  ve köleler olmak üzere sınıflar vardı.Bu sınıfların ayrı ayrı hakları vardı.Kölelerin ise hemen hemen  hiçbir hakkı yoktu.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Hititler’de sınıflar arası ilişkiler kanunlarla belirlenmişti.Mal sahibi olma,miras,evlenme , boşanma kanunlarla belirtilmişti.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Frigyalılar tarıma önem verdikleri için sert kanunlar koymuşlardır.Sabanını kıran öküzünü öldürene ölüm cezası vermişlerdir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Lidyalılar kara ticaretine önem vermişler ve Kral Giges Ege kıyılarından başlayan ve Mezopotamya’ya kadar uzanan “Kral Yolu’nu” yapmışlardır.Böylece ticaret canlanmıştır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Lidyalılar parayı tarihte ilk defa icat ettiler.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İyonyalılar deniz ticaretinde ileri gittiler ve Akdeniz ve Karadeniz’de koloniler kurdular.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">YAZI ,DİL, EDEBİYAT BİLİM VE SANAT</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Hititler ve Urartular  çivi yazısı ve resim yazısı(hiyeroglif) kullanmışlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Lidyalılar,İyonyalılar ve Frigyalılar  ise Fenikeliler’den aldıkları alfabeyi kullandılar.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Hititler Mezopotamya medeniyetlerinin destanlarını tercüme edip kullanmışlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Hititler tarih yazıcılığına önem vermişler ve Anal adı verilen yıllıklar yazmışlar ve bir yıl içinde meydana gelen olaylar tarafsız olarak yazılıp tanrılara sunulmuştur.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Anadolu’da bilim ve sanatın gelişmesinde Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarının etkisi görülür.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İyonya’da bilim ve sanat çok gelişmiştir.Bunun sebebi deniz ticaretiyle uğraşmaları uygarlıkların kesiştiği yerde olması bilimin zengin kişilerce desteklenmesi Ön Asya’dan gelen yolların bitiş yerinde olması bilimin gelişmesini sağlamıştır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Tales,Diyojen, Pisagor,Heredot,Homeros gibi bilim adamları İyonya’da yaşamışlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">ÇEVRE UYGARLIKLAR VE ANADOLU’YA ETKİLERİ</span></span></strong><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"><br />
</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İlk Çağ’da Anadolu’yu en fazla etkileyen uygarlık merkezi  Mezopotamya olmuştur.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Mezopotamya iki nehir arası demek olup Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgeye denir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İlk Çağ’da Mezopotamya’da kurulan devletler; Sümerler, Babilliler, Asurlular ve Akadlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">SÜMERLER</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Mezopotamya’da kurulan ilk uygarlık Sümerlerdir. M.Ö 3500’de Orta Asya’dan gelerek  Mezopotamya’da devlet kurmuşlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Kanallar açmışlar ve bataklıkları kurutarak tarım ve hayvancılık yapmışlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Tarihte ilk yazıyı Sümerler bulmuşlar</span></strong><strong><span style="font-weight: normal;"> ve kullanmışlardır.( Çivi yazısı) M.Ö 3200 </span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <em><span>Not</span></em><strong><span style="font-weight: normal;">: Yazının bulunmasıyla tarih devirleri başlamıştır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">İlk yazılı kanunlar</span></strong><strong><span style="font-weight: normal;">, ilk takvim, ilk matematik bilgileri de yine Sümerlere aittir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Sümerler çok tanrılı dine inanırlar ve Ziggurat  adı verilen tapınaklarında tanrılarına tapınırlardı ve kurban keserlerdi.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Sümerler Mezopotamya’da kurulan Akadlar tarafından son verilmiştir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"><br />
</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">BABİLLER</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Aşağı Mezopotamya’da kurulmuştur.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Devletin en güçlü zamanı kral Hammurabi zamanıdır.Kral Hammurabi Sümer kanunlarını geliştirerek uygulamıştır.( Hammurabi Kanunları diye bilinir)</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Babil , dünyanın yedi harikasından biri olan “Babil’in Asma Bahçeleriyle” ünlüdür.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Babilliler M.Ö 6.yüzyılda Persler tarafından yıkılmıştır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"><br />
</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">ASURLULAR</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Yukarı Mezopotamya’da kurulmuştur.<span style="text-decoration: underline;">Ninova</span> şehri başkenttir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Asurlular ticaretle uğraşmışlardır.Anadolu,Mısır ve Mezopotamya arasında ticaret yapmışlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Asurlular</span></strong><strong><span style="font-weight: normal;"> ticaret amacıyla Anadolu’ya geldiklerinde yazıyı da beraberinde getirmişlerdir.Böylece Anadolu hem yazıyı öğrenmiş hem de tarih çağlarına girmiştir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Asurlular M.Ö 612 yılında Pers egemenliğine girmiştir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">AKADLAR</span></span><span style="color: black;">:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;"> M.Ö 2300 lü yıllarda Arabistan’dan gelerek Mezopotamya’da devlet kurdular.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Akadlar; Elam,Asur,Doğu Anadolu ve Akdeniz’i fethederek  imparatorluk kurdular.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">M.Ö 2150 yıllarında kuzeyden gelen Gutiler tarafından yıkılmıştır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> </span></strong><span style="color: black;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black;">ANADOLU’YU ETKİLEYEN DİĞER UYGARLIKLAR</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black; font-weight: normal;">İran’da hüküm süren</span></strong><strong><span style="color: black; font-weight: normal;"> Persler M.Ö 6.yüzyılda Anadolu’ya gelerek 200 yıl hüküm sürdüler.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">M.Ö 7.yüzyılda kurulan Makedonya Devleti’nin kralı olan İskender Asya seferine çıkarak Anadolu Mısır ,Suriye,İran ve Hindistan’ı ele geçirmiş ve sefer dönüşü ölünce ülke küçük krallıklara bölünmüştür.Bunlardan biriside Batı Anadolu’daki Bergama krallığıdır.Bergama krallığı zamanında bilim ve kültür önem kazanmıştır.Parşömen(Bergamon) kağıdı icat edilmiş ve bilgiler kalıcı hale getirilmiştir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">M.Ö 753’te İtalya’da kurulan Roma İmparatorluğu</span></strong><strong><span style="font-weight: normal;"> M.Ö 60 ‘lı yıllarda sınırlarını hızla genişletmiş ve Anadolu,Mısır,Suriye ve Kuzey Afrika’yı ele geçirerek büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. Anadolu’da Roma dönemine ait mimari eserler vardır.Bunlar; İstanbul’da Bozdoğan kemeri  ve Çemberlitaş, Ankara’da ise Ogüst Mabedi( Tapınağı) ve Roma Hamamıdır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Roma İmparatorluğu M.S 395 yılında Batı Roma ve Doğu Roma ( Bizans İmp.) olmak üzere ikiye ayrıldı.<span style="text-decoration: underline;">Doğu </span>Roma’dan (Bizans’tan ) günümüze pek çok mimari eser kalmıştır  bunların en önemlisi İstanbul’daki Ayasofya , Yerebatan Sarnıcıdır. </span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Doğu Akdeniz kıyılarında denizcilikle uğraşan Fenikeliler buldukları 22 harflik alfabeleriyle Anadolu’yu  ve Dünyayı etkileyerek katkıda bulunmuşlardır.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="color: black;">· <strong><span style="font-weight: normal;">Mısır uygarlığı</span></strong><strong><span style="font-weight: normal;"> ise kullandıkları resim yazısı(Hiyeroglif), güneş yılı esaslı takvim ile tıp , matematik , astronomi alanlarında dünya medeniyetine katkıda bulunmuşlardır.</span></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ilk-cag-anadolu-uygarliklari-hakkinda-bilgi+ilk-cag-anadolu-uygarliklari-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanlığı Forsu</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/cumhurbaskanligi-forsu-hakkinda-bilgi+cumhurbaskanligi-forsu-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/cumhurbaskanligi-forsu-hakkinda-bilgi+cumhurbaskanligi-forsu-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 17:48:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4888</guid>
		<description><![CDATA[Fors Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldız, tarihteki 16 büyük Türk imparatorluğunu, ortadaki güneş ise Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni simgeler. Cumhurbaşkanlığı forsu, belirtilen ölçülere uygun olarak yapılır. Forsun sol üst köşesinde yer alan güneş ve yıldızlar sarı renktedir. Cumhurbaşkanının ikametgâhında, ziyareti süresince bulunduğu yerde, bayrak direğine çekilir, gece gündüz çekili kalır, makam odasında çalışma masasının sol gerisine konur, içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><span id="more-4888"></span><br />
Fors</h1>
<div><img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/fors.gif" border="0" alt="Cumhurbaşkanlığı Forsu" /></div>
<p align="justify"><a href="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/fors/">Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldız, tarihteki 16 büyük Türk imparatorluğunu, ortadaki güneş ise Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni simgeler.</a></p>
<p align="justify">Cumhurbaşkanlığı forsu, belirtilen ölçülere uygun olarak yapılır. Forsun sol üst köşesinde yer alan güneş ve yıldızlar sarı renktedir. Cumhurbaşkanının ikametgâhında, ziyareti süresince bulunduğu yerde, bayrak direğine çekilir, gece gündüz çekili kalır, makam odasında çalışma masasının sol gerisine konur, içinde bulunduğu arabanın sol önünde, tepesinde ay yıldız bulunan kromajlı direğe çekilir.</p>
<p align="justify">Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi: 25.01.1985, Sayısı: 85/9034<br />
Dayandığı Yasanın Tarihi: 22.9.1983, Sayısı: 2893<br />
Yayımlandığı Resmî Gazetenin Tarihi: 17.3.1985, Sayısı: 18697<br />
Yayımlandığı Düsturun Tertibi: 5, Cildi: 24, S. 2095  (Türk Bayrağı Tüzüğü)</p>
<div><strong>Cumhurbaşkanlığı Forsu Ölçüleri</strong></div>
<p align="justify">
<p align="justify"><img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/fors-olculeri.jpg" border="0" alt="Cumhurbaşkanlığı Forsu Ölçüleri" /></p>
<p align="justify">A | Ayın dış çemberi merkezinin uçkurluğa uzaklığı  (G / 5.6)<br />
B | Ayın dış çemberinin çapı  (G / 2.1875)<br />
C | Ayın dış ve iç çemberlerinin merkezleri arasındaki uzaklık  (G x 0.064283)<br />
D | Ayın iç çemberinin çapı  (G x 0.3571)<br />
E | Yıldız çemberinin ayın iç çemberinin uçkurluk yönünde ekseni kestiği noktaya uzaklığı  (G / 3.301)<br />
F | Yıldız çemberinin çapı  (G / 4.375)<br />
P | Uçkurluk genişliği  (G / 30)<br />
H | Güneş merkezinin uçkurluğa uzaklığı  (G / 5.833)<br />
I | Güneş merkezinin üst kenara uzaklığı  (G / 5.833)<br />
J | Güneş merkezindeki çemberin çapı  (G / 14)<br />
K | Güneşin 8 kısa ışınlarının ucundan geçen çemberin çapı  (G / 8.75)<br />
L | Güneşin 8 uzun ışınlarının ucundan geçen çemberin çapı  (G / 7)<br />
M | Küçük yıldız merkezlerinden geçen çemberin çapı  (G / 4.375)<br />
N | Küçük yıldız (16 adet) çemberinin çapı  (G / 35)</p>
<p align="justify">
<h1>CUMHURBAŞKANLIĞI FORSU</h1>
<p><img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/16ti.gif" border="0" alt="16 Büyük Türk İmparatorluğu" /><br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/buyuk.jpg" border="0" alt="Büyük Hun İmparatorluğu (M.Ö. 204-M.S. 216)" align="middle" />Büyük Hun İmparatorluğu (M.Ö. 204-M.S. 216)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/batihun.jpg" border="0" alt="Batı Hun İmparatorluğu (M.S. 48-216)" align="middle" />Batı Hun İmparatorluğu (M.S. 48-216)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/avrupahun.jpg" border="0" alt="Avrupa Hun İmparatorluğu (M.S. 375-469)" align="middle" />Avrupa Hun İmparatorluğu (M.S. 375-469)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/akhun.jpg" border="0" alt="Ak Hun İmparatorluğu (M.S. 420-552)" align="middle" />Ak Hun İmparatorluğu (M.S. 420-552)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/gokturk.jpg" border="0" alt="Göktürk İmparatorluğu (M.S. 552-745)" align="middle" />Göktürk İmparatorluğu (M.S. 552-745)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/avar.jpg" border="0" alt="Avar İmparatorluğu (M.S. 565-835)" align="middle" />Avar İmparatorluğu (M.S. 565-835)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/hazar.jpg" border="0" alt="Hazar İmparatorluğu (M.S. 651-983)" align="middle" />Hazar İmparatorluğu (M.S. 651-983)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/uygur.jpg" border="0" alt="Uygur Devleti (M.S. 745-1368)" align="middle" />Uygur Devleti (M.S. 745-1368)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/karahanlilar.jpg" border="0" alt="Karahanlılar (M.S. 940-1040)" align="middle" />Karahanlılar (M.S. 940-1040)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/gazneliler.jpg" border="0" alt="Gazneliler (M.S. 962-1183)" align="middle" />Gazneliler (M.S. 962-1183)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/buyukselcuklu.jpg" border="0" alt="Büyük Selçuklu İmparatorluğu M.S. 1040-1157" align="middle" />Büyük Selçuklu İmparatorluğu M.S. 1040-1157<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/harzemsahlar.jpg" border="0" alt="Harzemşahlar (M.S. 1097-1231)" align="middle" />Harzemşahlar (M.S. 1097-1231)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/altinordu.jpg" border="0" alt="Altınordu Devleti (M.S. 1236-1502)" align="middle" />Altınordu Devleti (M.S. 1236-1502)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/buyuktimur.jpg" border="0" alt="Büyük Timur İmparatorluğu (M.S. 1368-1501)" align="middle" />Büyük Timur İmparatorluğu (M.S. 1368-1501)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/babur.jpg" border="0" alt="Babür İmparatorluğu (M.S. 1526-1858)" align="middle" />Babür İmparatorluğu (M.S. 1526-1858)<br />
<img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/osmanli.jpg" border="0" alt="Osmanlı İmparatorluğu (M.S. 1299-1922)" align="middle" />Osmanlı İmparatorluğu (M.S. 1299-1922)</p>
<div><strong>Tarihçesi</strong></div>
<p align="justify"><strong>Tarihçesi</strong></p>
<p align="justify">Cumhurbaşkanlığı Forsu pek çok anlam, motif ve değeri bünyesinde barındırmakta; yüzlerce yılın birikimini, tarihteki Türk topluluklarını, dolayısıyla Türk birliğini ve Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni temsil etmektedir.</p>
<p align="justify">Forsun boyutları 30&#215;30 cm’dir. Türk Bayrağı üzerine “Cumhurbaşkanlığı Arması” işlenmiştir. Ay yıldız olmaksızın ya da Türk Bayrağı üzerine işlenmeksizin yalnızca güneş ve çevresindeki 16 yıldızdan oluşan bölüme Cumhurbaşkanlığı Arması denilmektedir. Bu arada, ulaşılan bir belgeye göre, Cumhurbaşkanlığı Arması ve bunu da içeren Cumhurbaşkanlığı Forsu’nun oluşturulması çalışmalarını yürüten “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti”nin 25 Kasım 1925 tarihli bir toplantısında, Cumhurbaşkanlığı Forsu yerine “Cumhuriyet Arması” kavramını kullandığı görülmüştür. Ancak konunun öncesi ve sonrası ile Cumhurbaşkanlığı Forsu/Cumhuriyet Arması’nın biçimlendirilmesi gerekçesi hakkında başkaca bir bilgi ya da belgeye ulaşılamamıştır.</p>
<p align="justify">Armanın ortasında güneş, bunun çevresinde ise 16 yıldız bulunmaktadır. Güneş sonsuzluğu ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni, 16 yıldız ise tarihteki bağımsız 16 büyük Türk Devletini simgelemektedir.</p>
<p align="justify">Bunlardan, Osmanlı İmparatorluğu’nun 20 milyon kilometrekare, Büyük Hun ve Göktürk İmparatorluklarının 18 milyon kilometrekare, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun ise 10 milyon kilometrekare yüzölçümüne ulaştığı çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir.</p>
<p align="justify">Piri Reis Haritası dâhil haritalarda yer alan pusulalarda 16 ayrı yönü gösteren uçlar bulunur. Türklerin bu simgelere verdikleri değer Türk Mitolojisi’ndeki örneklerden de anlaşılmaktadır. Oğuz Destanı’nda yaratılış ve kökeni ile ilgili olarak “Oğuz Han’ın ışıkla gelen altun kazılık kız ile evliliğinden Gün, Ay ve Yıldız isimli oğulları doğmuştur” denilmektedir.</p>
<p align="justify">İlk Türk toplulukları zamanındaki inanca göre dünya kozmik suların ortasında dört yöne çevrilmiş, dört ya da sekiz köşeli bir yüzey olarak düşünülüyordu. Gök yerin üzerinde duran kubbe idi ve 28 dilime ayrılıyordu. Her dilimde bir yıldız grubu vardı. Gök kubbenin tepesindeki kutup yıldızı Gök Tanrı’nın makamıydı. Bunun tam altında yerin merkezindeki dağda imparatorun köşkü ve sarayı vardı. Bu sarayın doğusunda ve batısındaki dağlar ise güneş ve ayın makamıydı. Güneş ve ayın ortasında duran kimse parlaklığın en üst aşamasında olup, Kün-ay sembolüne sahipti. Dolayısıyla hükümdarlık rumuzuydu. Güneş ve ay rumuzları hükümdarların elbiselerine ve mezarlarına da resmedilirdi.</p>
<p align="justify">Hunlar ve Göktürkler döneminde güneş genellikle alplik ve hükümdarlık rumuzu olarak görülmüştür ve aydan daha önemlidir. Uygurlara gelindiğinde ise, Ön Asya kökenli dinlerin de etkisiyle ayın daha fazla önem kazandığı görülmektedir. Uygurlar Mani ve Buda dinlerini benimsedikten sonra Gök Tengri’ye “Ay Tengri” demeye başlamışlardır. “&#8230;Ay Tanrı’da kut bulmuş &#8230;” sözünden de anlaşılacağı üzere Uygur hükümdarları Ay Tanrı’nın kut vermesiyle hükümdar olduklarına inanıyorlardı.</p>
<p align="justify">Gazneliler, Karahanlılar, Selçuklular, Harzemşahlar, Anadolu Selçukluları ve sonra kurulan kimi küçük devletlerin meskûkâtında da hilal ve yıldız sembolü görülmektedir. Örneğin, Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey sikkelerinde hilal ve yıldızı kullanmıştır. Yine Anadolu Selçukluları sikkelerinde de hilal ve yıldıza çok sık rastlanır. Osmanlılar ise bu sembolleri bayrak (sancak) ve forslarında kullanmışlardır.</p>
<p align="justify">Topkapı Sarayı Müzesi silah salonunda 10165 numarada kayıtlı, 400&#215;245 cm boyutlarındaki sancağın ortasında bir zülfikar işlenmiştir. Zülfikarın ortasında 8 münhani (eğri) daire, zülfikarın kabzesi altında iki tarafa kıvrılmış yılan başları vardır. Uçkurluğa yakın olan yerde hilal ortasında 16 şualı (ışınlı) bir yıldız ve güneş rumuzu vardır.</p>
<div><img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/fors2.jpg" border="0" alt="Osmanlı İmparatorluğu" align="right" /></div>
<p align="justify">Yine Topkapı Sarayı’nda 824 numarada kayıtlı 400&#215;250 cm. boyutlarında ve alemindeki yazıdan Yavuz Sultan Selim’e ilişkin olduğu anlaşılan sancakta da benzer motifler yer almaktadır. Sancağın tam ortasına bir zülfikar ve zülfikarın ortasına Allah ve etrafına sekiz tane Ya Burhan ifadesi girift (girişik) olarak yazılmıştır. Zülfikarın kabzesi altında iki tarafa kıvrılmış yılan başları ve kabzesi üzerinde hilal ve yıldız vardır. Sancağın uçkurluk kısmının sağ ve sol taraflarında büyük kıt’ada üçer hilal, hilallerin ortasında 16 şualı yıldız vardır. Bunlardan başka daha küçük kıt’ada 16 daire ve içinde 16 şualı güneş ve yıldız motifine yer verilmiştir.</p>
<p align="justify">Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı gibi güneş, yıldız ve ay çok eski dönemlerden beri Türkler tarafından kutsal sayılmış; devlet-ulus tümlüğünü, bağımsızlık düşüncesini, ulusun ve devletin egemenliğini temsil eden bayraklarda simge olarak kullanılmıştır.</p>
<p align="justify">1922 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından saltanatla birlikte, saltanata özgü bayrak da kaldırılmıştır. Abdülmecid’in bir buçuk yıl süren halifeliği sırasında yeşil zemin, ortasında kırmızı bir daire ve bu dairenin çevresinde beyaz ışınların bulunduğu bir fors yapılmıştır. Bu fors da, 3 Mart 1924’te hilafet ile birlikte kaldırılmış; ancak, imparatorluk dönemindeki bayrak korunmuştur.</p>
<p align="justify">1922 tarihli bir fotoğrafta, İzmir’e giderken Atatürk’ün otomobiline bugünkü Cumhurbaşkanlığı Forsu’na benzer bir flamanın takıldığı görülmektedir. Ancak bu fotoğrafın dışında, Cumhurbaşkanlığı Forsu’nun bugünkü biçimiyle ilk kez hangi dayanağa bağlı olarak ve hangi gerekçelerle kabul edildiği ve kullanılmaya başlanıldığına ilişkin resmî bir kayıt ve belge saptanamamıştır.</p>
<div><strong>Hukukî Durum ve Simgesel Anlamı</strong> <img src="http://cankaya.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanligi/grafik/fors1.jpg" border="0" alt="Osmanlı İmparatorluğu" align="right" /></div>
<p align="justify">Cumhurbaşkanlığı Forsu’nu resmî anlamda düzenleyen ilk belge 22 Ekim 1925’te çıkarılan Sancak Talimatnamesi’dir. Bu talimatnamede Cumhurbaşkanlığı Forsu’nun tanımı şöyle yapılmıştır:</p>
<div>a) Ay ve yıldızın şekilleri millî sancaktakilerin aynıdır.<br />
b) Yalnız özel işaret olan güneş ve yıldızlar mat sarı yaldız ile imal edilir<br />
c) Güneşin büyük ışık demetlerinin başları oval, küçük ışık demetlerinin başları ise üçgenvari (sivri)dir.<br />
d) Küçük ve büyük ışık demetleri onar tanedir.<br />
e) Forsun boyutları (70&#215;70) kare şeklindedir.</div>
<p align="justify">29 Mayıs 1936’da, 2994 sayılı Türk Bayrağı Kanunu, 14 Eylül 1937’de de 2/7175 sayılı kararname ile Türk Bayrağı Nizamnamesi kabul edilmiştir. Bu nizamnamenin 36. maddesinin gönderme yaptığı Nizamname Eki’nde, Cumhurbaşkanlığı Forsu’ndaki güneş ışınlarının yine 10’ar tane (10’u oval, 10’u sivri) olduğu belirtilmiştir. Forsun boyutları ise 70/70’tir. Daha sonra çıkarılan Türk Bayrağı Nizamnamesi’ne Ek Nizamname ile forsun boyutları 30&#215;30 cm. olarak belirlenmiştir. Bu kez, 18 Şubat 1978 tarihinde Türk Bayrağı Tüzüğünde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tüzüğün yürürlüğe konulmasıyla iki yeni değişiklik getirilmiştir.</p>
<div>a) Forsun ortasında yer alan güneş ışınları 8 uzun, 8 kısa ışın olarak düzenlenmiş olup, bir uzun, bir kısa biçiminde sıralanmaktadır.<br />
b) Toplam 16 olarak belirlenen ışınların tamamının uçları sivri (üçgen biçiminde) olarak saptanmıştır.</div>
<p align="justify">Halen yürürlükte olan 25.01.1985 günlü, 85/9034 sayılı Türk Bayrağı Tüzüğü’nün 28. maddesi ile bu maddenin gönderme yaptığı ilgili örneğine göre bugünkü fors kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Forsu’ndaki güneşin Türkiye Cumhuriyeti’ni, 16 yıldızın ise bağımsız Türk Devletlerini temsil ettiği görüşünü ilk kez, 1969 yılında, Harita Yüzbaşı Akib Özbek Türkiye Cumhurbaşkanlığı Forsu ve Taşıdığı Anlam isimli kitabında ortaya koymuştur. Bu görüş izleyen yıllarda kabul görmüştür. Bunun dışında, özellikle 16 yıldızla ilgili olarak başka görüşler de dile getirilmiştir. Bir görüşe göre, 16 yıldızdan 9’u eski (Orta Asya) Türklerin sancaklarında kullandığı 9 tuğu, 7 yıldız ise Anadolu Türklerinin sancaklarında kullandıkları 7 tuğu temsil etmektedir. Böylece, 9+7 toplamından 16’ya ulaşılmış olmaktadır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Kaynak :  Cumhurbaşkanlığı sitesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/cumhurbaskanligi-forsu-hakkinda-bilgi+cumhurbaskanligi-forsu-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş Kanunu</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/is-kanunu-hakkinda-bilgi+is-kanunu-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/is-kanunu-hakkinda-bilgi+is-kanunu-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 17:44:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4885</guid>
		<description><![CDATA[İş Kanunu Kanun No. 4857 Kabul TK.Tarihi : 22.5.2003 (10/6/2003-25134 S.R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç ve kapsam MADDE 1. &#8211; Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir. Bu Kanun, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-4885"></span>İş Kanunu</p>
<p>Kanun No. 4857 Kabul TK.Tarihi : 22.5.2003 (10/6/2003-25134 S.R.G.)</p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>
<p>Genel Hükümler</p>
<p>Amaç ve kapsam</p>
<p>MADDE 1. &#8211; Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.</p>
<p>Bu Kanun, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.</p>
<p>İşyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler, 3 üncü maddedeki bildirim gününe bakılmaksızın bu Kanun hükümleri ile bağlı olurlar.</p>
<p>Tanımlar</p>
<p>MADDE 2. &#8211; Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.</p>
<p>İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır.</p>
<p>İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.</p>
<p>İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.</p>
<p>Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.</p>
<p>Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.</p>
<p>Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.</p>
<p>(5538 sayılı Kan.Ek.)Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak;</p>
<p>a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya,</p>
<p>b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya,</p>
<p>hak kazanamazlar.</p>
<p>Sekizinci fıkrada belirtilen işyerlerinde yükleniciler dışında kalan işverenler tarafından çalıştırılanlar ile bu işyerlerinin tâbi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına sözleşme yaparak üstlendiği ihale konusu işte doğrudan kendileri çalışanlar da aynı hükümlere tâbidir. Sekizinci fıkrada belirtilen kurum, kuruluş veya ortaklıkların sermayesine katıldıkları ortaklıkların kadro veya pozisyonlarında çalışan işçilerin, ortak durumundaki kamu kurum, kuruluş veya ortaklıkların kadro veya pozisyonlarına atanma ya da bu kurum, kuruluş veya ortaklıklarda geçerli olan malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanma talepleri hakkında da sekizinci fıkra hükümleri uygulanır. Hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere;</p>
<p>a) İşe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması,</p>
<p>b) Hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması,</p>
<p>yönünde hükümler konulamaz</p>
<p>İşyerini bildirme</p>
<p>MADDE 3. &#8211; Bu Kanunun kapsamına giren nitelikte bir işyerini kuran, her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma konusunu kısmen veya tamamen değiştiren veya herhangi bir sebeple faaliyetine son veren ve işyerini kapatan işveren, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi sayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü, kendi adını ve soyadını yahut unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin adı, soyadı ve adreslerini bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır.</p>
<p>(Değ. 5763 s.Kan.) Bu Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren altı işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Rapora altı iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.</p>
<p>(Değ. 4884 S.K.)Ancak, şirketlerin tescil kayıtları ise ticaret sicili memurluklarının gönderdiği belgeler üzerinden yapılır ve bu belgeler ilgili ticaret sicili memurluğunca bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilgili bölge müdürlüklerine gönderilir.</p>
<p>(Değ. 5763 s.Kan.) Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulması, bildirimi ve işyerinin tescili ile yapılacak sözleşmede bulunması gerekli diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.</p>
<p>İstisnalar</p>
<p>MADDE 4.- Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz;</p>
<p>a) Deniz ve hava taşıma işlerinde,</p>
<p>b) 50&#8242;den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde,</p>
<p>c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri,</p>
<p>d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde,</p>
<p>e) Ev hizmetlerinde,</p>
<p>f) İş sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere çıraklar hakkında,</p>
<p>g) Sporcular hakkında,</p>
<p>h) Rehabilite edilenler hakkında,</p>
<p>ı) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde.</p>
<p>Şu kadar ki;</p>
<p>a) Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri,</p>
<p>b) Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler,</p>
<p>c) Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler,</p>
<p>d) Tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri,</p>
<p>e) Halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi durumunda olan park ve bahçe işleri,</p>
<p>f) Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işler,</p>
<p>Bu Kanun hükümlerine tabidir.</p>
<p>Eşit davranma ilkesi</p>
<p>MADDE 5. &#8211; İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz.</p>
<p>İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.</p>
<p>İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.</p>
<p>Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.</p>
<p>İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.</p>
<p>İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır.</p>
<p>20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.</p>
<p>İşyerinin veya bir bölümünün devri</p>
<p>MADDE 6. &#8211; İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.</p>
<p>Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.</p>
<p>Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.</p>
<p>Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz.</p>
<p>Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır.</p>
<p>Yukarıdaki hükümler, iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz.</p>
<p>Geçici iş ilişkisi</p>
<p>MADDE 7.- İşveren, devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle bir işçiyi; holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiğinde geçici iş ilişkisi gerçekleşmiş olur. Bu halde iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işçi bu sözleşmeye göre üstlendiği işin görülmesini, iş sözleşmesine geçici iş ilişkisi kurulan işverene karşı yerine getirmekle yükümlü olur. Geçici iş ilişkisi kurulan işveren işçiye talimat verme hakkına sahip olup, işçiye sağlık ve güvenlik risklerine karşı gerekli eğitimi vermekle yükümlüdür.</p>
<p>Geçici iş ilişkisi altı ayı geçmemek üzere yazılı olarak yapılır, gerektiğinde en fazla iki defa yenilenebilir.</p>
<p>İşverenin, ücreti ödeme yükümlülüğü devam eder. Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, işçinin kendisinde çalıştığı sürede ödenmeyen ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden işveren ile birlikte sorumludur.</p>
<p>İşçi, işyerine ve işe ilişkin olup kusuru ile sebep olduğu zarardan geçici iş ilişkisi kurulan işverene karşı sorumludur. İşçinin geçici sözleşmesinden aksi anlaşılmıyorsa, işçinin diğer hak ve yükümlülüklerine ilişkin bu Kanundaki düzenlemeler geçici iş ilişkisi kurulan işverenle olan ilişkisine de uygulanır.</p>
<p>İşçiyi geçici olarak devralan işveren grev ve lokavt aşamasına gelen bir toplu iş uyuşmazlığının tarafı ise, işçi grev ve lokavtın uygulanması sırasında çalıştırılamaz. Ancak, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 39 uncu maddesi hükümleri saklıdır. İşveren, işçisini grev ve lokavt süresince kendi işyerinde çalıştırmak zorundadır.</p>
<p>Toplu işçi çıkarmaya gidilen işyerlerinde çıkarma tarihinden itibaren altı ay içinde toplu işçi çıkarmanın konusu olan işlerde geçici iş ilişkisi gerçekleşmez.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>
<p>İş Sözleşmesi, Türleri ve Feshi</p>
<p>Tanım ve şekil</p>
<p>MADDE 8. &#8211; İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir.</p>
<p>Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.</p>
<p>Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur.</p>
<p>Türü ve çalışma biçimlerini belirleme serbestîsi</p>
<p>MADDE 9 &#8211; Taraflar iş sözleşmesini, Kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilirler.</p>
<p>İş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılır. Bu sözleşmeler çalışma biçimleri bakımından tam süreli veya kısmî süreli yahut deneme süreli ya da diğer türde oluşturulabilir.</p>
<p>Sürekli ve süreksiz işlerdeki iş sözleşmeleri</p>
<p>MADDE 10.- Nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir.</p>
<p>Bu Kanunun 3, 8, 12, 13, 14, 15, 17, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 34, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 75, 80 ve geçici 6 ncı maddeleri süreksiz işlerde yapılan iş sözleşmelerinde uygulanmaz. Süreksiz işlerde, bu maddelerde düzenlenen konularda Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.</p>
<p>Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi</p>
<p>MADDE 11 – İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.</p>
<p>Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.</p>
<p>Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar.</p>
<p>Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ayırımın sınırları</p>
<p>MADDE 12 &#8211; Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin süreli olmasından dolayı belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan emsal işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamaz.</p>
<p>Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiye, belirli bir zaman ölçüt alınarak ödenecek ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatler, işçinin çalıştığı süreye orantılı olarak verilir. Herhangi bir çalışma şartından yararlanmak için aynı işyeri veya işletmede geçirilen kıdem arandığında belirli süreli iş sözleşmesine göre çalışan işçi için farklı kıdem uygulanmasını haklı gösteren bir neden olmadıkça, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan emsal işçi hakkında esas alınan kıdem uygulanır.</p>
<p>Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o işkolunda şartlara uygun bir işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi dikkate alınır.</p>
<p>Kısmî süreli ve tam süreli iş sözleşmesi</p>
<p>MADDE 13 &#8211; İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmî süreli iş sözleşmesidir.</p>
<p>Kısmî süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin kısmî süreli olmasından dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamaz. Kısmî süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süreye orantılı olarak ödenir.</p>
<p>Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte tam süreli çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o işkolunda şartlara uygun işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen tam süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi esas alınır.</p>
<p>İşyerinde çalışan işçilerin, niteliklerine uygun açık yer bulunduğunda kısmî süreliden tam süreliye veya tam süreliden kısmî süreliye geçirilme istekleri işverence dikkate alınır ve boş yerler zamanında duyurulur.</p>
<p>Çağrı üzerine çalışma</p>
<p>MADDE 14. &#8211; Yazılı sözleşme ile işçinin yapmayı üstlendiği işle ilgili olarak kendisine ihtiyaç duyulması halinde iş görme ediminin yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı iş ilişkisi, çağrı üzerine çalışmaya dayalı kısmi süreli bir iş sözleşmesidir.</p>
<p>Hafta, ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne kadar süreyle çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma süresi yirmi saat kararlaştırılmış sayılır. Çağrı üzerine çalıştırılmak için belirlenen sürede işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak kazanır.</p>
<p>İşçiden iş görme borcunu yerine getirmesini çağrı yoluyla talep hakkına sahip olan işveren, bu çağrıyı, aksi kararlaştırılmadıkça, işçinin çalışacağı zamandan en az dört gün önce yapmak zorundadır. Süreye uygun çağrı üzerine işçi iş görme edimini yerine getirmekle yükümlüdür. Sözleşmede günlük çalışma süresi kararlaştırılmamış ise, işveren her çağrıda işçiyi günde en az dört saat üst üste çalıştırmak zorundadır.</p>
<p>Deneme süreli iş sözleşmesi</p>
<p>MADDE 15. &#8211; Taraflarca iş sözleşmesine bir deneme kaydı konulduğunda, bunun süresi en çok iki ay olabilir. Ancak deneme süresi toplu iş sözleşmeleriyle dört aya kadar uzatılabilir.</p>
<p>Deneme süresi içinde taraflar iş sözleşmesini bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir. İşçinin çalıştığı günler için ücret ve diğer hakları saklıdır.</p>
<p>Takım sözleşmesi ile oluşturulan iş sözleşmeleri</p>
<p>MADDE 16. &#8211; Birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen bu işçilerden birinin, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle yaptığı sözleşmeye takım sözleşmesi denir.</p>
<p>Takım sözleşmesinin, oluşturulacak iş sözleşmeleri için hangi süre kararlaştırılmış olursa olsun, yazılı yapılması gerekir. Sözleşmede her işçinin kimliği ve alacağı ücret ayrı ayrı gösterilir.</p>
<p>Takım sözleşmesinde isimleri yazılı işçilerden her birinin işe başlamasıyla, o işçi ile işveren arasında takım sözleşmesinde belirlenen şartlarla bir iş sözleşmesi yapılmış sayılır. Ancak, takım sözleşmesi hakkında Borçlar Kanununun 110 uncu maddesi hükmü de uygulanır.</p>
<p>İşe başlamasıyla iş sözleşmesi kurulan işçilere ücretlerini işveren veya işveren vekili her birine ayrı ayrı ödemek zorundadır. Takım kılavuzu için, takıma dahil işçilerin ücretlerinden işe aracılık veya benzeri bir nedenle kesinti yapılamaz.</p>
<p>Süreli fesih</p>
<p>MADDE 17. &#8211; Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.</p>
<p>İş sözleşmeleri;</p>
<p>a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,</p>
<p>b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,</p>
<p>c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından  başlayarak altı hafta sonra,</p>
<p>d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,</p>
<p>Feshedilmiş sayılır.</p>
<p>Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir.</p>
<p>Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.</p>
<p>İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.</p>
<p>İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir.</p>
<p>Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur.</p>
<p>Feshin geçerli sebebe dayandırılması</p>
<p>MADDE 18. &#8211; Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.</p>
<p>Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır.</p>
<p>Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:</p>
<p>a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.</p>
<p>b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.</p>
<p>c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.</p>
<p>d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.</p>
<p>e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.</p>
<p>f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık.</p>
<p>İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.</p>
<p>İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz.</p>
<p>Sözleşmenin feshinde usul</p>
<p>MADDE 19. &#8211; İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.</p>
<p>Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.</p>
<p>Fesih bildirimine itiraz ve usulü</p>
<p>MADDE 20. &#8211; İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (İptal 2005/72 sayılı Ana.Mah.Kar.) taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.</p>
<p>Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.</p>
<p>Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.</p>
<p>(İptal-2005/72 sayılı Ana.Mah.Kar.)</p>
<p>Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları</p>
<p>MADDE 21. &#8211; İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.</p>
<p>Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.</p>
<p>Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.</p>
<p>İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.</p>
<p>İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.</p>
<p>Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir.</p>
<p>Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi</p>
<p>MADDE 22. &#8211; İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir.</p>
<p>Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.</p>
<p>Yeni işverenin sorumluluğu</p>
<p>MADDE 23. &#8211; Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçi, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girerse sözleşmenin bu suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu yanında, ayrıca yeni işveren de aşağıdaki hallerde birlikte sorumludur:</p>
<p>a) İşçinin bu davranışına, yeni işe girdiği işveren sebep olmuşsa.</p>
<p>b) Yeni işveren, işçinin bu davranışını bilerek onu işe almışsa.</p>
<p>c) Yeni işveren işçinin bu davranışını öğrendikten sonra dahi onu çalıştırmaya devam ederse.</p>
<p>İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı</p>
<p>MADDE 24. &#8211; Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:</p>
<p>I. Sağlık sebepleri:</p>
<p>a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa.</p>
<p>b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.</p>
<p>II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:</p>
<p>a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında  yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.</p>
<p>b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.</p>
<p>c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.</p>
<p>d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.</p>
<p>e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,</p>
<p>f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa yahut çalışma şartları uygulanmazsa.</p>
<p>III. Zorlayıcı sebepler:</p>
<p>İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.</p>
<p>İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı</p>
<p>MADDE 25. &#8211; Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:</p>
<p>I- Sağlık sebepleri:</p>
<p>a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.</p>
<p>b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda.</p>
<p>(a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez.</p>
<p>II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:</p>
<p>a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.</p>
<p>b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.</p>
<p>c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.</p>
<p>d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi.</p>
<p>e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.</p>
<p>f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.</p>
<p>g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.</p>
<p>h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.</p>
<p>ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.</p>
<p>III- Zorlayıcı sebepler:</p>
<p>İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması.</p>
<p>IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması.</p>
<p>İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.</p>
<p>Derhal fesih hakkını kullanma süresi</p>
<p>MADDE 26. &#8211; 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.</p>
<p>Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır.</p>
<p>Yeni iş arama izni</p>
<p>MADDE 27. &#8211; Bildirim süreleri içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için gerekli olan iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan vermeye mecburdur. İş arama izninin süresi günde iki saatten az olamaz ve işçi isterse iş arama izin saatlerini birleştirerek toplu kullanabilir. Ancak iş arama iznini toplu kullanmak isteyen işçi, bunu işten ayrılacağı günden evvelki günlere rastlatmak ve bu durumu işverene bildirmek zorundadır.</p>
<p>İşveren yeni iş arama iznini vermez veya eksik kullandırırsa o süreye ilişkin ücret işçiye ödenir.</p>
<p>İşveren, iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırır ise işçinin izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten, çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı öder.</p>
<p>Çalışma belgesi</p>
<p>MADDE 28. &#8211; İşten ayrılan işçiye, işveren tarafından işinin çeşidinin ne olduğunu ve süresini gösteren bir belge verilir.</p>
<p>Belgenin vaktinde verilmemesinden veya belgede doğru olmayan bilgiler bulunmasından zarar gören işçi veyahut işçiyi işine alan yeni işveren eski işverenden tazminat isteyebilir.</p>
<p>Bu belgeler her türlü resim ve harçtan muaftır.</p>
<p>Toplu işçi çıkarma</p>
<p>MADDE 29. &#8211; İşveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz gün önceden bir yazı ile, işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirir.</p>
<p>İşyerinde çalışan işçi sayısı:</p>
<p>a) 20 ile 100 işçi arasında ise, en az 10 işçinin,</p>
<p>b) 101 ile 300 işçi arasında ise, en az yüzde on oranında işçinin,</p>
<p>c) 301 ve daha fazla ise, en az 30 işçinin,</p>
<p>İşine 17 nci madde uyarınca ve bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır.</p>
<p>Birinci fıkra uyarınca yapılacak bildirimde işçi çıkarmanın sebepleri, bundan etkilenecek işçi sayısı ve grupları ile işe son verme işlemlerinin hangi zaman diliminde gerçekleşeceğine ilişkin bilgilerin bulunması zorunludur.</p>
<p>Bildirimden sonra işyeri sendika temsilcileri ile işveren arasında yapılacak görüşmelerde, toplu işçi çıkarmanın önlenmesi ya da çıkarılacak işçi sayısının azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konuları ele alınır. Görüşmelerin sonunda, toplantının yapıldığını gösteren bir belge düzenlenir.</p>
<p>Fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini bölge müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğurur.</p>
<p>İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle faaliyete son verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az otuz gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmek ve işyerinde ilan etmekle yükümlüdür. İşveren toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak istediği takdirde nitelikleri uygun olanları tercihen işe çağırır.</p>
<p>Mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten çıkarılmaları hakkında, işten çıkarma bu işlerin niteliğine bağlı olarak yapılıyorsa, toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz.</p>
<p>İşveren toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümleri 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümlerinin uygulanmasını engellemek amacıyla kullanamaz; aksi halde işçi bu maddelere göre dava açabilir.</p>
<p>(Değ. 5763 s.Kan.) Özürlü ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu</p>
<p>MADDE 30 – İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç özürlü, kamu işyerlerinde ise yüzde dört özürlü ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.</p>
<p>Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür. Oranın hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür. İşyerinin işçisi iken sakatlananlara öncelik tanınır.</p>
<p>İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar. Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler dışında bağlı olacakları özel çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe alınacakları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>Yer altı ve su altı işlerinde özürlü işçi çalıştırılamaz ve yukarıdaki hükümler uyarınca işyerlerindeki işçi sayısının tespitinde yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz.</p>
<p>Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder.</p>
<p>Özel sektör işverenlerince bu madde kapsamında çalıştırılan 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi özürlü sigortalılar ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen korumalı işyerlerinde çalıştırılan özürlü sigortalıların, aynı Kanunun 72 nci ve 73 üncü maddelerinde sayılan ve 78 inci maddesiyle belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı, kontenjan fazlası özürlü çalıştıran, yükümlü olmadıkları halde özürlü çalıştıran işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir özürlü için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin yüzde ellisi Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 506 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. Bu fıkraya göre işveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, Hazinece Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir.[1]</p>
<p>Bu maddeye aykırılık hallerinde 101 inci madde uyarınca tahsil edilecek cezalar, özürlülerin ve eski hükümlülerin mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu, kendi işini kurmaları, özürlünün iş bulmasını sağlayacak destek teknolojileri ve bu gibi projelerde kullanılır. Tahsil edilen cezaların kullanımına ilişkin hususlar, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün koordinatörlüğünde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü ve Türkiye Sakatlar Konfederasyonu ile en çok işçi ve işvereni temsil eden üst kuruluşların birer temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından karara bağlanır. Komisyonun çalışma usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>Eski hükümlü çalıştırılmasında, kanunlardaki kamu güvenliği ile ilgili hizmetlere ilişkin özel hükümler saklıdır.</p>
<p>Askerlik ve kanundan doğan çalışma</p>
<p>MADDE 31. &#8211; Muvazzaf askerlik ödevi dışında manevra veya herhangi bir sebeple silah altına alınan veyahut herhangi bir kanundan doğan çalışma ödevi yüzünden işinden ayrılan işçinin iş sözleşmesi işinden ayrıldığı günden başlayarak iki ay sonra işverence feshedilmiş sayılır.</p>
<p>İşçinin bu haktan faydalanabilmesi için o işte en az bir yıl çalışmış olması şarttır. Bir yıldan çok çalışmaya karşılık her fazla yıl için, ayrıca iki gün eklenir. Şu kadar ki bu sürenin tamamı doksan günü geçemez.</p>
<p>İş sözleşmesinin feshedilmiş sayılabilmesi için beklenilmesi gereken süre içinde işçinin ücreti işlemez. Ancak özel kanunların bu husustaki hükümleri saklıdır. Bu süre içinde iş sözleşmesinin Kanundan doğan başka bir sebebe dayanılarak işveren veya işçi tarafından feshedildiği öteki tarafa bildirilmiş olsa bile, fesih için Kanunun gösterdiği süre bu sürenin bitiminden sonra işlemeye başlar. Ancak iş sözleşmesi belirli süreli olarak yapılmış ve sözleşme yukarıda yazılı süre içinde kendiliğinden sona eriyorsa bu madde hükümleri uygulanmaz.</p>
<p>Herhangi bir askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçiler bu ödevin sona ermesinden başlayarak iki ay içinde işe girmek istedikleri takdirde işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye üç aylık ücret tutarında tazminat öder.</p>
<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>
<p>Ücret<br />
Ücret ve ücretin ödenmesi</p>
<p>MADDE 32. &#8211; Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.</p>
<p>Ücret, kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenebilir.</p>
<p>Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz.</p>
<p>Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.</p>
<p>İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur.</p>
<p>Meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan dükkan ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamaz.</p>
<p>Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.</p>
<p>MADDE 33. &#8211; (Değ. 5763 s.Kanunla iptal edildi.)</p>
<p>Ücretin gününde ödenmemesi</p>
<p>MADDE 34. &#8211; Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.</p>
<p>Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.</p>
<p>Ücretin saklı kısmı</p>
<p>MADDE 35. &#8211; İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak, işçinin bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu paraya dahil değildir. Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır.</p>
<p>Kamu makamlarının ve asıl işverenlerin hakedişlerinden ücret kesme yükümlülüğü</p>
<p>MADDE 36. &#8211; Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hakedişlerinden öderler.</p>
<p>Bunun için hakediş ödeneceği ilgili idare tarafından işyerinde şantiye şefliği işyeri ilân tahtası veya işçilerin toplu bulunduğu yerler gibi işçilerin görebileceği yerlere yazılı ilân asılmak suretiyle duyurulur. Ücret alacağı olan işçilerin her hakediş dönemi için olan ücret alacaklarının üç aylık tutarından fazlası hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmez.</p>
<p>Anılan müteahhitlerin bu işverenlerdeki her çeşit teminat ve hakedişleri üzerinde yapılacak her türlü devir ve el değiştirme işlemleri veya haciz ve icra takibi bu işte çalışan işçilerin ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.</p>
<p>Bir işverenin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı işlenmiş ve tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler üzerinde yapılacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde çalışan işçilerin icra kararının alındığı tarihten önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.</p>
<p>Bu maddede kamu tüzel kişilerine ve bazı teşekküllere verilen yetkileri 2 nci maddenin altıncı fıkrası gereğince sorumluluk taşıyan bütün işverenler de kullanmaya yetkilidir.</p>
<p>Ücret hesap pusulası</p>
<p>MADDE 37. &#8211; İşveren işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır.</p>
<p>Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.</p>
<p>Bu işlemler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.</p>
<p>Ücret kesme cezası</p>
<p>MADDE 38. &#8211; İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez.</p>
<p>İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir. İşçi ücretlerinden bu yolda yapılacak kesintiler bir ayda iki gündelikten veya parça başına yahut yapılan iş miktarına göre verilen ücretlerde işçinin iki günlük kazancından fazla olamaz.</p>
<p>Bu paralar işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için kullanılıp harcanmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına Bakanlıkça belirtilecek Türkiye’de Kurulu bulunan ve mevduat kabul etme yetkisini haiz bankalardan birine, kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde yatırılır. Her işveren işyerinde bu paraların ayrı bir hesabını tutmaya mecburdur. Birikmiş bulunan ceza paralarının nerelere ve ne kadar verileceği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başkanlık edeceği ve işçi temsilcilerinin de katılacağı bir kurul tarafından karara bağlanır. Bu kurulun kimlerden teşekkül edeceği, nasıl ve hangi esaslara göre çalışacağı çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.</p>
<p>Asgari ücret</p>
<p>MADDE 39. &#8211; İş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırları en geç iki yılda bir belirlenir.</p>
<p>Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının tespit edeceği üyelerden birinin başkanlığında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü veya yardımcısı, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü veya yardımcısı, Devlet İstatistik Enstitüsü Ekonomik İstatistikler Dairesi Başkanı veya yardımcısı, Hazine Müsteşarlığı temsilcisi, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığından konu ile ilgili dairenin başkanı veya yetki vereceği bir görevli ile bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşundan değişik işkolları için seçecekleri beş, bünyesinde en çok işvereni bulunduran işveren kuruluşundan değişik işkolları için seçeceği beş temsilciden kurulur. Asgari Ücret Tespit Komisyonu en az on üyesinin katılmasıyla toplanır. Kurul, üye oylarının çoğunluğu ile karar verir. Oyların eşitliği halinde, Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır.</p>
<p>Komisyon kararları kesindir. Kararlar Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer.</p>
<p>Komisyonun toplanma ve çalışma şekli, asgari ücretlerin tespiti sırasında uygulanacak esaslar ile başkan, üye ve raportörlere verilecek huzur hakları Maliye Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının birlikte hazırlayacakları yönetmelikte belirtilir.</p>
<p>Asgari Ücret Tespit Komisyonunun sekretarya hizmetleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yerine getirilir.</p>
<p>Yarım ücret</p>
<p>MADDE 40. &#8211; 24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya çalıştırılmayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir.</p>
<p>Fazla çalışma ücreti</p>
<p>MADDE 41. &#8211; Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.</p>
<p>Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.</p>
<p>Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırkbeş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle ödenir.</p>
<p>Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat onbeş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.</p>
<p>İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır.</p>
<p>63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu maddede belirtilen gece çalışmasında fazla çalışma yapılamaz.</p>
<p>Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir.</p>
<p>Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz.</p>
<p>Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.</p>
<p>Zorunlu nedenlerle fazla çalışma</p>
<p>MADDE 42. &#8211; Gerek bir arıza sırasında, gerek bir arızanın mümkün görülmesi halinde yahut makineler veya araç ve gereç için hemen yapılması gerekli acele işlerde, yahut zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkmasında, işyerinin normal çalışmasını sağlayacak dereceyi aşmamak koşulu ile işçilerin hepsi veya bir kısmına fazla çalışma yaptırılabilir. Bu durumda fazla çalışma yapan işçilere uygun bir dinlenme süresi verilmesi zorunludur.</p>
<p>Şu kadar ki, zorunlu sebeplerle yapılan fazla çalışmalar için 41 inci maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uygulanır.</p>
<p>Olağanüstü hallerde fazla çalışma</p>
<p>MADDE 43. &#8211; Seferberlik sırasında ve bu süreyi aşmamak şartıyla yurt savunmasının gereklerini karşılayan işyerlerinde fazla çalışmaya lüzum görülürse işlerin çeşidine ve ihtiyacın derecesine göre Bakanlar Kurulu günlük çalışma süresini, işçinin en çok çalışma gücüne çıkarabilir.</p>
<p>Bu suretle fazla çalıştırılan işçiler için verilecek ücret hakkında 41 inci maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uygulanır.</p>
<p>Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma</p>
<p>MADDE 44. &#8211; Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir.</p>
<p>Bu günlere ait ücretler 47 nci maddeye göre ödenir.</p>
<p>Saklı haklar</p>
<p>MADDE 45. &#8211; Toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmelerine hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde işçilere tanınan haklara, ücretli izinlere ve yüzde usulü ile çalışan işçilerin bu Kanunla tanınan haklarına aykırı hükümler konulamaz.</p>
<p>Bu hususlarda işçilere daha elverişli hak ve menfaatler sağlayan kanun, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya gelenekten doğan kazanılmış haklar saklıdır.</p>
<p>Hafta tatili ücreti</p>
<p>MADDE 46. &#8211; Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir.</p>
<p>Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir.</p>
<p>Şu kadar ki;</p>
<p>a) Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri,</p>
<p>b) Evlenmelerde üç güne kadar, ana veya babanın, eşin, kardeş veya çocukların ölümünde üç güne kadar verilmesi gereken izin süreleri,</p>
<p>c) Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri,</p>
<p>Çalışılmış günler gibi hesaba katılır.</p>
<p>Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmadan işyerindeki çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi halinde haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılır.</p>
<p>Bir işyerinde işin bir haftadan fazla bir süre ile tatil edilmesini gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı zaman, 24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebeplerden ötürü çalışılmayan günler için işçilere ödenen yarım ücret hafta tatili günü için de ödenir.</p>
<p>Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili ücreti işverence işçiye ödenir.</p>
<p>Genel tatil ücreti</p>
<p>MADDE 47. &#8211; Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir.</p>
<p>Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin ulusal bayram ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir.</p>
<p>Geçici iş göremezlik</p>
<p>MADDE 48. &#8211; İşçilere geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi gerektiği zamanlarda geçici iş göremezlik süresine rastlayan ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatilleri, ödeme yapılan kurum veya sandıklar tarafından geçici iş göremezlik ölçüsü üzerinden ödenir.</p>
<p>Hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilir.</p>
<p>Ücret şekillerine göre tatil ücreti</p>
<p>MADDE 49. &#8211; İşçinin tatil günü ücreti çalıştığı günlere göre bir güne düşen ücretidir.</p>
<p>Parça başına, akort, götürü veya yüzde usulü ile çalışan işçilerin tatil günü ücreti, ödeme döneminde kazandığı ücretin aynı süre içinde çalıştığı günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.</p>
<p>Saat ücreti ile çalışan işçilerin tatil günü ücreti saat ücretinin yedibuçuk katıdır.</p>
<p>Hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam olarak ödenen aylık ücretli işçilere 46, 47 ve 48 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri uygulanmaz. Ancak bunlardan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışanlara ayrıca çalıştığı her gün için bir günlük ücreti ödenir.</p>
<p>Tatil ücretine girmeyen kısımlar</p>
<p>MADDE 50. &#8211; Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba katılmaz.</p>
<p>Yüzdelerin ödenmesi</p>
<p>MADDE 51. &#8211; Otel, lokanta, eğlence yerleri ve benzeri yerler ile içki verilen ve hemen orada yenilip içilmesi için çeşitli yiyecek satan yerlerden &#8220;yüzde&#8221; usulünün uygulandığı müesseselerde işveren tarafından servis karşılığı veya başka isimlerle müşterilerin hesap pusulalarına &#8220;yüzde&#8221; eklenerek veya ayrı şekillerde alınan paralarla kendi isteği ile müşteri tarafından işverene bırakılan yahut da onun kontrolü altında bir araya toplanan paraları işveren işyerinde çalışan tüm işçilere eksiksiz olarak ödemek zorundadır.</p>
<p>İşveren veya işveren vekili yukarıdaki fıkrada sözü edilen paraların kendisi tarafından alındığında eksiksiz olarak işçilere dağıtıldığını belgelemekle yükümlüdür.</p>
<p>Yüzdelerden toplanan paraların o işyerinde çalışan işçiler arasında yapılan işlerin niteliğine göre, hangi esaslar ve oranlar çerçevesinde dağıtılacağı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle gösterilir.</p>
<p>Yüzdelerin belgelenmesi</p>
<p>MADDE 52. &#8211; Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işveren, her hesap pusulasının genel toplamını gösteren bir belgeyi işçilerin kendi aralarından seçecekleri bir temsilciye vermekle yükümlüdür. Bu belgelerin şekli ve uygulama usulleri iş sözleşmelerinde veya toplu iş sözleşmelerinde gösterilir.</p>
<p>Yıllık ücretli izin hakkı ve izin süreleri</p>
<p>MADDE 53. &#8211; İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.</p>
<p>Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.</p>
<p>Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz.</p>
<p>İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;</p>
<p>a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden,</p>
<p>b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden,</p>
<p>c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden,</p>
<p>Az olamaz.</p>
<p>Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz.</p>
<p>Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.</p>
<p>Yıllık ücretli izne hak kazanma ve izni kullanma dönemi</p>
<p>MADDE 54. &#8211; Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır. Şu kadar ki, bir işverenin bu Kanun kapsamına giren işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerlerinde bu Kanun kapsamına girmeksizin geçirmiş bulundukları süreler de hesaba katılır.</p>
<p>Bir yıllık süre içinde 55 inci maddede sayılan haller dışındaki sebeplerle işçinin devamının kesilmesi halinde bu boşlukları karşılayacak kadar hizmet süresi eklenir ve bu suretle işçinin izin hakkını elde etmesi için gereken bir yıllık hizmet süresinin bitiş tarihi gelecek hizmet yılına aktarılır.</p>
<p>İşçinin gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık hizmet süresi, bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak gelecek hizmet yılına doğru ve yukarıdaki fıkra ve 55 inci madde hükümleri gereğince hesaplanır.</p>
<p>İşçi yukarıdaki fıkralar ve 55 inci madde hükümlerine göre hesaplanacak her hizmet yılına karşılık, yıllık iznini gelecek hizmet yılı içinde kullanır.</p>
<p>Aynı bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı bakanlığa bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen süreler, işçinin yıllık ücretli izin hakkının hesaplanmasında göz önünde bulundurulur.</p>
<p>Yıllık izin bakımından çalışılmış gibi sayılan haller</p>
<p>MADDE 55. &#8211; Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayılır:</p>
<p>a) İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği günler (Ancak, 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen süreden fazlası sayılmaz.).</p>
<p>b) Kadın işçilerin 74 üncü madde gereğince doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler.</p>
<p>c) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler (Bu sürenin yılda 90 günden fazlası sayılmaz.).</p>
<p>d) Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla).</p>
<p>e) 66 ncı maddede sözü geçen zamanlar.</p>
<p>f) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri.</p>
<p>g) 3153 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan tüzüğe göre röntgen muayenehanelerinde çalışanlara pazardan başka verilmesi gereken yarım günlük izinler.</p>
<p>h) İşçilerin arabuluculuk toplantılarına katılmaları, hakem kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği görevlerini yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan meclis, kurul, komisyon ve toplantılara yahut işçilik konuları ile ilgili uluslararası kuruluşların konferans, kongre veya kurullarına işçi veya sendika temsilcisi olarak katılması sebebiyle işlerine devam edemedikleri günler.</p>
<p>ı) İşçilerin evlenmelerinde üç güne kadar, ana veya babalarının, eşlerinin, kardeş veya çocuklarının ölümünde üç güne kadar verilecek izinler.</p>
<p>j) İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65 inci maddedeki kısa çalışma süreleri.</p>
<p>k) Bu Kanunun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin süresi.</p>
<p>Yıllık ücretli iznin uygulanması</p>
<p>MADDE 56. &#8211; Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez.</p>
<p>Bu iznin 53 üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur.</p>
<p>Ancak, 53 üncü maddede öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebilir.</p>
<p>İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez.</p>
<p>Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.</p>
<p>Yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır. İşveren, işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösterir izin kayıt belgesi tutmak zorundadır.</p>
<p>Yıllık izin ücreti</p>
<p>MADDE 57. &#8211; İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.</p>
<p>Bu ücretin hesabında 50 nci madde hükmü uygulanır.</p>
<p>Günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmayıp da akort, komisyon ücreti, kâra katılma ve yüzde usulü ücret gibi belirli olmayan süre ve tutar üzerinden ücret alan işçinin izin süresi için verilecek ücret, son bir yıllık süre içinde kazandığı ücretin fiili olarak çalıştığı günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama üzerinden hesaplanır.</p>
<p>Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, izin ücreti işçinin izine çıktığı ayın başı ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.</p>
<p>Yüzde usulünün uygulandığı yerlerde bu ücret, yüzdelerden toplanan para dışında işveren tarafından ödenir.</p>
<p>Yıllık ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ayrıca ödenir.</p>
<p>İzinde çalışma yasağı</p>
<p>MADDE 58. &#8211; Yıllık ücretli iznini kullanmakta olan işçinin izin süresi içinde ücret karşılığı bir işte çalıştığı anlaşılırsa, bu izin süresi içinde kendisine ödenen ücret işveren tarafından geri alınabilir.</p>
<p>Sözleşmenin sona ermesinde izin ücreti</p>
<p>MADDE 59. &#8211; İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.</p>
<p>İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde 17 nci maddede belirtilen bildirim süresiyle, 27 nci madde gereğince işçiye verilmesi zorunlu yeni iş arama izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez.</p>
<p>İzinlere ilişkin düzenlemeler</p>
<p>MADDE 60. &#8211; Yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ve işverence tutulması zorunlu kayıtların şekli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle gösterilir.</p>
<p>Sigorta primleri</p>
<p>MADDE 61. &#8211; Sigortalılara yıllık ücretli izin süresi için ödenecek ücretler üzerinden iş kazaları ile meslek hastalıkları primleri hariç, diğer sigorta primlerinin, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunundaki esaslar çerçevesinde işçi ve işverenler yönünden ödenmesine devam olunur.</p>
<p>Ücretten indirim yapılamayacak haller</p>
<p>MADDE 62. &#8211; Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz.</p>
<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>
<p>İşin Düzenlenmesi</p>
<p>Çalışma süresi</p>
<p>MADDE 63. &#8211; Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır.</p>
<p>Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir.</p>
<p>Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>Sağlık kuralları bakımından günde ancak yedibuçuk saat ve daha az çalışılması gereken işler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>Telafi çalışması</p>
<p>MADDE 64. &#8211; Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz.</p>
<p>Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz.</p>
<p>MADDE 65. (Değ. 5763 s.Kanunla iptal edildi.)</p>
<p>Çalışma süresinden sayılan haller</p>
<p>MADDE 66. &#8211; Aşağıdaki süreler işçinin günlük çalışma sürelerinden sayılır:</p>
<p>a) Madenlerde, taşocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler.</p>
<p>b) İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler.</p>
<p>c) İşçinin işinde ve her an iş görmeye hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği süreler.</p>
<p>d) İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler.</p>
<p>e) Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için belirtilecek süreler.</p>
<p>f) Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler.</p>
<p>İşin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süre çalışma süresinden sayılmaz.</p>
<p>Günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri</p>
<p>MADDE 67. &#8211; Günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile dinlenme saatleri işyerlerinde işçilere duyurulur.</p>
<p>İşin niteliğine göre işin başlama ve bitiş saatleri işçiler için farklı şekilde düzenlenebilir.</p>
<p>Ara dinlenmesi</p>
<p>MADDE 68. &#8211; Günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere;</p>
<p>a) Dört saat veya daha kısa süreli işlerde onbeş dakika,</p>
<p>b) Dört saatten fazla ve yedibuçuk saate kadar (yedibuçuk saat dahil) süreli işlerde yarım saat,</p>
<p>c) Yedibuçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat,</p>
<p>Ara dinlenmesi verilir.</p>
<p>Bu dinlenme süreleri en az olup aralıksız verilir.</p>
<p>Ancak bu süreler, iklim, mevsim, o yerdeki gelenekler ve işin niteliği göz önünde tutularak sözleşmeler ile aralı olarak kullandırılabilir.</p>
<p>Dinlenmeler bir işyerinde işçilere aynı veya değişik saatlerde kullandırılabilir.</p>
<p>Ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz.</p>
<p>Gece süresi ve gece çalışmaları</p>
<p>MADDE 69. &#8211; Çalışma hayatında &#8220;gece&#8221; en geç saat 20.00&#8242;de başlayarak en erken saat 06.00&#8242;ya kadar geçen ve her halde en fazla onbir saat süren dönemdir.</p>
<p>Bazı işlerin niteliğine ve gereğine göre yahut yurdun bazı bölgelerinin özellikleri bakımından, çalışma hayatına ilişkin &#8220;gece&#8221; başlangıcının daha geriye alınması veya yaz ve kış saatlerinin ayarlanması, yahut gün döneminin başlama ve bitme saatlerinin belirtilmesi suretiyle birinci fıkradaki hükmün uygulama şekillerini tespit etmek yahut bazı gece çalışmalarına herhangi bir oranda fazla ücret ödenmesi usulünü koymak veyahut gece işletilmelerinde ekonomik bir zorunluluk bulunmayan işyerlerinde işçilerin gece çalışmalarını yasak etmek üzere yönetmelikler çıkartılabilir.</p>
<p>İşçilerin gece çalışmaları yedibuçuk saati geçemez.</p>
<p>Gece çalıştırılacak işçilerin sağlık durumlarının gece çalışmasına uygun olduğu, işe başlamadan önce alınacak sağlık raporu ile belgelenir. Gece çalıştırılan işçiler en geç iki yılda bir defa işveren tarafından periyodik sağlık kontrolünden geçirilirler. İşçilerinin sağlık kontrollerinin masrafları işveren tarafından karşılanır.</p>
<p>Gece çalışması nedeniyle sağlığının bozulduğunu raporla belgeleyen işçiye işveren, mümkünse gündüz postasında durumuna uygun bir iş verir.</p>
<p>İşveren gece postalarında çalıştırılacak işçilerin listelerini ve bu işçiler için işe başlamadan önce alınan ve periyodik sağlık raporlarının bir nüshasını ilgili bölge müdürlüğüne vermekle yükümlüdür.</p>
<p>Gece ve gündüz işletilen ve nöbetleşe işçi postaları kullanılan işlerde, bir çalışma haftası gece çalıştırılan işçilerin, ondan sonra gelen ikinci çalışma haftası gündüz çalıştırılmaları suretiyle postalar sıraya konur. Gece ve gündüz postalarında iki haftalık nöbetleşme esası da uygulanabilir.</p>
<p>Postası değiştirilecek işçi kesintisiz en az onbir saat dinlendirilmeden diğer postada çalıştırılamaz.</p>
<p>Hazırlama, tamamlama ve temizleme işleri</p>
<p>MADDE 70. &#8211; Genel olarak bir işyerinde belirli çalışma saatlerinden önce veya sonra gerekli olan hazırlama veya tamamlama yahut temizleme işlerinde çalışan işçiler için işin düzenlenmesi ile ilgili hükümlerden hangilerinin uygulanmayacağı yahut ne gibi değişik şartlar ve usullerle uygulanacağı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.</p>
<p>Çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı</p>
<p>MADDE 71. &#8211; Onbeş yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak, ondört yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar, bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler.</p>
<p>Çocuk ve genç işçilerin işe yerleştirilmelerinde ve çalıştırılabilecekleri işlerde güvenlik, sağlık, bedensel, zihinsel ve psikolojik gelişmeleri, kişisel yatkınlık ve yetenekleri dikkate alınır. Çocuğun gördüğü iş onun okula gitmesine, mesleki eğitiminin devamına engel olamaz, onun derslerini düzenli bir şekilde izlemesine zarar veremez.</p>
<p>Onsekiz yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçiler bakımından yasak olan işler ile onbeş yaşını tamamlamış, ancak onsekiz yaşını tamamlamamış genç işçilerin çalışmasına izin verilecek işler, ondört yaşını bitirmiş ve ilk öğretimini tamamlamış çocukların çalıştırılabilecekleri hafif işler ve çalışma koşulları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından altı ay içinde çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.</p>
<p>Temel eğitimi tamamlamış ve okula gitmeyen çocukların çalışma saatleri günde yedi ve haftada otuzbeş saatten fazla olamaz. Ancak, onbeş yaşını tamamlamış çocuklar için bu süre günde sekiz ve haftada kırk saate kadar artırılabilir.</p>
<p>Okula devam eden çocukların eğitim dönemindeki çalışma süreleri, eğitim saatleri dışında olmak üzere, en fazla günde iki saat ve haftada on saat olabilir. Okulun kapalı olduğu dönemlerde çalışma süreleri yukarıda birinci fıkrada öngörülen süreleri aşamaz.</p>
<p>Yer ve su altında çalıştırma yasağı</p>
<p>MADDE 72. &#8211; Maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır.</p>
<p>Gece çalıştırma yasağı</p>
<p>MADDE 73. &#8211; Sanayie ait işlerde onsekiz yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması yasaktır.</p>
<p>Onsekiz yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.</p>
<p>Analık halinde çalışma ve süt izni</p>
<p>MADDE 74. &#8211; Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir.</p>
<p>Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.</p>
<p>Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir.</p>
<p>Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz.</p>
<p>İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.</p>
<p>Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.</p>
<p>İşçi özlük dosyası</p>
<p>MADDE 75. &#8211; İşveren çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenler. İşveren bu dosyada, işçinin kimlik bilgilerinin yanında, bu Kanun ve diğer kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak ve bunları istendiği zaman yetkili memur ve mercilere göstermek zorundadır.</p>
<p>İşveren, işçi hakkında edindiği bilgileri dürüstlük kuralları ve hukuka uygun olarak kullanmak ve gizli kalmasında işçinin haklı çıkarı bulunan bilgileri açıklamamakla yükümlüdür.</p>
<p>Yönetmelikler</p>
<p>MADDE 76. &#8211; Nitelikleri gereği günlük ve haftalık çalışma sürelerinin 63 üncü maddede öngörüldüğü şekilde uygulanması mümkün olmayan iş ve işyerlerinde çalışma sürelerinin günlük yasal çalışma süresini aşmayacak şekilde ve en çok altı aya kadar denkleştirme süresi tanınarak uygulanmasını sağlayacak usuller Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak yönetmeliklerle düzenlenir.</p>
<p>Nitelikleri dolayısıyla devamlı çalıştıkları için durmaksızın birbiri ardına işçi postaları çalıştırılarak işletilen yahut nöbetleşe işçi postaları ile yapılan işlerde, çalışma sürelerine, hafta tatillerine ve gece çalışmalarına ve çalışma ortasındaki zorunlu dinlenmelere dair özel usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak yönetmeliklerle düzenlenir.</p>
<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği</p>
<p>İşverenlerin ve işçilerin yükümlülükleri</p>
<p>MADDE 77. &#8211; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.</p>
<p>İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak eğitimin usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>İşverenler işyerlerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit edilecek meslek hastalığını en geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar.</p>
<p>Bu bölümde ve iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüzük ve yönetmeliklerde yer alan hükümler işyerindeki çıraklara ve stajyerlere de uygulanır.</p>
<p>(Değ. 5763 s.Kan.) İş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri</p>
<p>MADDE 78 – Bu Kanuna tabi işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği şartlarının belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması, işyerlerinde kullanılan araç, gereç, makine ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi ve özel durumları sebebiyle korunması gereken kişilerin çalışma şartlarının düzenlenmesi, ayrıca iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygunluğu yönünden; işçi sayısı, işin ve işyerinin özellikleri ile tehlikesi dikkate alınarak işletme belgesi alması gereken işyerleri ile belgelendirilmesi gereken işler veya ürünler ve bu belge veya belgelerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda yapılacak risk değerlendirmesi, kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların usul ve esasları ile bunları yapacak kişi ve kuruluşların niteliklerinin belirlenmesi, gerekli iznin verilmesi ve verilen iznin iptal edilmesi Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.</p>
<p>İşin durdurulması veya işyerinin kapatılması</p>
<p>MADDE 79. – Bir işyerinin tesis ve tertiplerinde, çalışma yöntem ve şekillerinde, makine ve cihazlarında işçilerin yaşamı için tehlikeli olan bir husus tespit edilirse, bu tehlike giderilinceye kadar işyerlerini iş sağlığı ve güvenliği bakımından denetlemeye yetkili iki müfettiş, bir işçi ve bir işveren temsilcisi ile Bölge Müdüründen oluşan beş kişilik bir komisyon kararıyla, tehlikenin niteliğine göre iş tamamen veya kısmen durdurulur veya işyeri kapatılır. Komisyona kıdemli iş müfettişi başkanlık eder. Komisyonun çalışmaları ile ilgili sekretarya işleri bölge müdürlüğü tarafından yürütülür.</p>
<p>Askeri işyerleri ile yurt emniyeti için gerekli maddeler üretilen işyerlerindeki komisyonun yapısı, çalışma şekil ve esasları Milli Savunma Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir.</p>
<p>Bu maddeye göre verilecek durdurma veya kapatma kararına karşı işverenin yerel iş mahkemesinde altı iş günü içinde itiraz etmek yetkisi vardır.</p>
<p>İş mahkemesine itiraz, işin durdurulması veya işyerinin kapatılması kararının uygulanmasını durdurmaz.</p>
<p>Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde karara bağlar. Kararlar kesindir.</p>
<p>Bir işyerinde çalışan işçilerin yaş, cinsiyet ve sağlık durumları böyle bir işyerinde çalışmalarına engel teşkil ediyorsa, bunlar da çalışmaktan alıkonulur.</p>
<p>Yukarıdaki fıkralar gereğince işyerlerinde işçiler için tehlikeli olan tesis ve tertiplerin veya makine ve cihazların ne şekilde işletilmekten alıkonulacağı ve bunların ne şekilde yeniden işletilmelerine izin verilebileceği, işyerinin kapatılması ve açılması, işin durdurulmasına veya işyerinin kapatılmasına karar verilinceye kadar acil hallerde alınacak önlemlere ilişkin hususlar ile komisyonda görev yapacak işçi ve işveren temsilcilerinin nitelikleri, seçimi, komisyonun çalışma şekil ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.</p>
<p>Bir işyerinin kurulmasına ve işletilmesine izin verilmiş olması 78 inci maddede öngörülen yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına hiçbir zaman engel olamaz.</p>
<p>Bu maddenin birinci fıkrası gereğince makine, tesisat ve tertibat veya işin durdurulması veya işyerinin kapatılması sebebiyle işsiz kalan işçilere işveren ücretlerini ödemeye veya ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermeye zorunludur.</p>
<p>İş sağlığı ve güvenliği kurulu</p>
<p>MADDE 80. &#8211; Bu Kanuna göre sanayiden sayılan, devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde her işveren bir iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurmakla yükümlüdür.</p>
<p>İşverenler iş sağlığı ve güvenliği kurullarınca iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun olarak verilen kararları uygulamakla yükümlüdürler.</p>
<p>İş sağlığı ve güvenliği kurullarının oluşumu, çalışma yöntemleri, ödev, yetki ve yükümlülükleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.</p>
<p>(Değ. 5763 s.Kan.) İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri</p>
<p>MADDE 81 – İşverenler, devamlı olarak en az elli işçi çalıştırdıkları işyerlerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, işçilerin ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla, işyerindeki işçi sayısı, işyerinin niteliği ve işin tehlike sınıf ve derecesine göre;</p>
<p>a) İşyeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturmakla,</p>
<p>b) Bir veya birden fazla işyeri hekimi ile gereğinde diğer sağlık personelini görevlendirmekle,</p>
<p>c) Sanayiden sayılan işlerde iş güvenliği uzmanı olan bir veya birden fazla mühendis veya teknik elemanı görevlendirmekle,</p>
<p>yükümlüdürler.</p>
<p>İşverenler, bu yükümlülüklerinin tamamını veya bir kısmını, bünyesinde çalıştırdığı ve bu maddeye dayanılarak çıkarılacak yönetmelikte belirtilen vasıflara sahip personel ile yerine getirebileceği gibi, işletme dışında kurulu ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak da yerine getirebilir. Bu şekilde hizmet alınması işverenin sorumluklarını ortadan kaldırmaz.</p>
<p>İşyeri sağlık ve güvenlik biriminde görevlendirilecek işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve işverence görevlendirilecek diğer personelin nitelikleri, sayısı, işe alınmaları, görev, yetki ve sorumlulukları, çalışma şartları, eğitimleri ve belgelendirilmeleri, görevlerini nasıl yürütecekleri, işyerinde kurulacak sağlık ve güvenlik birimleri ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin nitelikleri, ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alınmasına ilişkin hususlar ile bu birimlerde bulunması gereken personel, araç, gereç ve teçhizat, görevlendirilecek personelin eğitim ve nitelikleri Sağlık Bakanlığı, Türk Tabipleri Birliği ve Türk Mimar Mühendis Odaları Birliğinin görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşlarında ilgili mevzuatına göre çalıştırılmakta olan hekimlere, üçüncü fıkrada öngörülen eğitimler aldırılmak suretiyle ve aslî görevleri kapsamında, çalışmakta oldukları kurum ve kuruluşların asıl işveren olarak çalıştırdıkları işçilerin işyeri hekimliği hizmetleri gördürülür. Bu kurum ve kuruluşların diğer personel için oluşturulmuş olan sağlık birimleri, işyeri sağlık ve güvenlik birimi olarak da kullanılabilir.</p>
<p>MADDE 82. &#8211; (Değ. 5763 s.Kanunla iptal edildi.)</p>
<p>İşçilerin hakları</p>
<p>MADDE 83. &#8211; İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından işçinin sağlığını bozacak veya vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak yakın, acil ve hayati bir tehlike ile karşı karşıya kalan işçi, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul aynı gün acilen toplanarak kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar işçiye yazılı olarak bildirilir.</p>
<p>İş sağlığı ve güvenliği kurulunun bulunmadığı işyerlerinde talep, işveren veya işveren vekiline yapılır. İşçi tesbitin yapılmasını ve durumun yazılı olarak kendisine bildirilmesini isteyebilir. İşveren veya vekili yazılı cevap vermek zorundadır.</p>
<p>Kurulun işçinin talebi yönünde karar vermesi halinde işçi, gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbiri alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir.</p>
<p>İşçinin çalışmaktan kaçındığı dönem içinde ücreti ve diğer hakları saklıdır.</p>
<p>İş sağlığı ve güvenliği kurulunun kararına ve işçinin talebine rağmen gerekli tedbirin alınmadığı işyerlerinde işçiler altı iş günü içinde, bu Kanunun 24 üncü maddesinin (I) numaralı bendine uygun olarak belirli veya belirsiz süreli hizmet akitlerini derhal feshedebilir.</p>
<p>Bu Kanunun 79 uncu maddesine göre işyerinde işin durdurulması veya işyerinin kapatılması halinde bu madde hükümleri uygulanmaz.</p>
<p>İçki veya uyuşturucu madde kullanma yasağı</p>
<p>MADDE 84. &#8211; İşyerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelmek ve işyerinde alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanmak yasaktır.</p>
<p>İşveren; işyeri eklentilerinden sayılan kısımlarda, ne gibi hallerde, hangi zamanda ve hangi şartlarla alkollü içki içilebileceğini belirleme yetkisine sahiptir.</p>
<p>Alkollü içki kullanma yasağı;</p>
<p>a) Alkollü içki yapılan işyerlerinde çalışan ve işin gereği olarak üretileni denetlemekle görevlendirilen,</p>
<p>b) Kapalı kaplarda veya açık olarak alkollü içki satılan veya içilen işyerlerinde işin gereği alkollü içki içmek zorunda olan,</p>
<p>c) İşinin niteliği gereği müşterilerle birlikte alkollü içki içmek zorunda olan,</p>
<p>İşçiler için uygulanmaz.</p>
<p>Ağır ve tehlikeli işler</p>
<p>MADDE 85. -(Değ. 5763 s.Kan.) Onaltı yaşını doldurmamış genç işçiler ve çocuklar (5763 sayılı Kanunla Ek)ile çalıştığı işle ilgili mesleki eğitim almamış işçiler ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz.[2]</p>
<p>Hangi işlerin ağır ve tehlikeli işlerden sayılacağı, kadınlarla onaltı yaşını doldurmuş fakat onsekiz yaşını bitirmemiş genç işçilerin hangi çeşit ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılabilecekleri Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.</p>
<p>Ağır ve tehlikeli işlerde rapor</p>
<p>MADDE 86. &#8211; Ağır ve tehlikeli işlerde çalışacak işçilerin işe girişinde veya işin devamı süresince en az yılda bir, bedence bu işlere elverişli ve dayanıklı oldukları işyeri hekimi, işçi sağlığı dispanserleri, bunların bulunmadığı yerlerde sırası ile en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu, sağlık ocağı, hükümet veya belediye hekimleri tarafından verilmiş muayene raporları olmadıkça, bu gibilerin işe alınmaları veya işte çalıştırılmaları yasaktır. Sosyal Sigortalar Kurumu işe ilk giriş muayenesini yapmaktan kaçınamaz.</p>
<p>İşyeri hekimi tarafından verilen rapora itiraz halinde, işçi en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesi sağlık kurulunca muayeneye tabi tutulur, verilen rapor kesindir.</p>
<p>Yetkili memurlar isteyince, bu raporları işveren kendilerine göstermek zorundadır.</p>
<p>Bu raporlar damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.</p>
<p>On sekiz yaşından küçük işçiler için rapor</p>
<p>MADDE 87. &#8211; Ondört yaşından onsekiz yaşına kadar (onsekiz dahil) çocuk ve genç işçilerin işe alınmalarından önce işyeri hekimi, işçi sağlığı dispanserleri, bunların bulunmadığı yerlerde sırası ile en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu, sağlık ocağı, hükümet veya belediye hekimlerine muayene ettirilerek işin niteliğine ve şartlarına göre vücut yapılarının dayanıklı olduğunun raporla belirtilmesi ve bunların onsekiz yaşını dolduruncaya kadar altı ayda bir defa aynı şekilde doktor muayenesinden geçirilerek bu işte çalışmaya devamlarına bir sakınca olup olmadığının kontrol ettirilmesi ve bütün bu raporların işyerinde saklanarak yetkili memurların isteği üzerine kendilerine gösterilmesi zorunludur. Sosyal Sigortalar Kurumu işe ilk giriş muayenesini yapmaktan kaçınamaz.</p>
<p>Birinci fıkrada yazılı hekimlerce verilen rapora itiraz halinde, işçi en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesi sağlık kurulunca muayeneye tabi tutulur, verilen rapor kesindir.</p>
<p>Bu raporlar damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.</p>
<p>Gebe veya çocuk emziren kadınlar için yönetmelik</p>
<p>MADDE 88. (Değ. 5763 s.Kan.) &#8211; Gebe veya çocuk emziren kadınların hangi dönemlerde ne gibi işlerde çalıştırılmalarının yasak olduğu ve bunların çalışmalarında sakınca olmayan işlerde hangi şartlar ve usullere uyacakları, ne suretle emzirme odaları veya çocuk bakım yurdu (kreş) kurulması gerektiği (5763 sayılı Kanunla Ek)veya hangi hallerde dışarıdan hizmet alabilecekleri Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.</p>
<p>Çeşitli yönetmelikler</p>
<p>MADDE 89. &#8211; Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı;</p>
<p>a) Ağır ve tehlikeli işlerden başka işler için de işçilerin işe başlamadan hekim muayenesinden geçirilmelerini,</p>
<p>b) Bazı işlerde çalışan işçilerin belirli sürelerde genel olarak sağlık muayenesinden geçirilmelerini,</p>
<p>c) Çeşitli veya bir kısım işlerde çalışan işçilerin sağlık durumlarının aksaması, yaptıkları işin ürünlerine ve genel sağlığa yahut birlikte çalıştıkları öteki işçilere zararlı olursa, bu gibilerin o işlerden çıkarılmalarını,</p>
<p>d) Ne durumda ve ne gibi şartları haiz olan işyerlerinde banyo, uyku, dinlenme ve yemek yerleri ile işçi evleri ve işçi eğitimi yerleri yapılmasını,</p>
<p>Öngören yönetmelikler hazırlayabilir.</p>
<p>ALTINCI BÖLÜM</p>
<p>İş ve İşçi Bulma</p>
<p>İş ve işçi bulmaya aracılık</p>
<p>MADDE 90. &#8211; İş arayanların elverişli oldukları işlere yerleştirilmeleri ve çeşitli işler için uygun işçiler bulunmasına aracılık görevi, Türkiye İş Kurumu ve bu hususta izin verilen özel istihdam bürolarınca yerine getirilir.</p>
<p>YEDİNCİ BÖLÜM</p>
<p>Çalışma Hayatının Denetimi ve Teftişi</p>
<p>Devletin yetkisi</p>
<p>MADDE 91. &#8211; Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır.</p>
<p>Askeri işyerleriyle yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen işyerlerinin denetim ve teftişi konusu ve sonuçlarına ait işlemler Milli Savunma Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte hazırlanacak yönetmeliğe göre yürütülür.</p>
<p>Yetkili makam ve memurlar</p>
<p>MADDE 92. &#8211; 91 inci madde hükmünün uygulanması için iş hayatının izlenmesi, denetlenmesi ve teftişiyle ödevli olan iş müfettişleri, işyerlerini ve eklentilerini, işin yürütülmesi tarzını ve ilgili belgeleri, araç ve gereçleri, cihaz ve makineleri, ham ve işlenmiş maddelerle, iş için gerekli olan malzemeyi 93 üncü maddede yazılı esaslara uyarak gerektiği zamanlarda ve işçilerin yaşamına, sağlığına, güvenliğine, eğitimine, dinlenmesine veya oturup yatmasına ilişkin tesis ve tertipleri her zaman görmek, araştırmak ve incelemek ve bu Kanunla suç sayılan eylemlere rastladığı zaman bu hususta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak İş Teftişi Tüzüğünde açıklanan şekillerde bu halleri önlemek yetkisine sahiptirler.</p>
<p>Teftiş ve denetleme sırasında işverenler, işçiler ve bu işle ilgili görülen başka kişiler izleme, denetleme ve teftişle görevli iş müfettişleri tarafından çağrıldıkları zaman gelmek, ifade ve bilgi vermek, gerekli olan belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek ve birinci fıkrada yazılı görevlerini yapmak için kendilerine her çeşit kolaylığı göstermek ve bu yoldaki emir ve isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler.</p>
<p>Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir.</p>
<p>Yetkili memurların ödevi</p>
<p>MADDE 93. &#8211; İş hayatını izleme, denetleme ve teftiş yetkisi olan iş müfettişleri görevlerini yaparlarken işin normal gidişini ve işyerinin işlemesini, inceledikleri konunun niteliğine göre mümkün olduğu kadar aksatmamak, durdurmamak ve güçleştirmemekle ve resmi işlemlerin yürütülüp sonuçlandırılması için, açıklanması gerekmedikçe, işverenin ve işyerinin meslek sırları ve şartları, ekonomik ve ticari hal ve durumları hakkında gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmak ve kendileri tarafından bilgileri ve ifadeleri alınan yahut kendilerine başvuran veya ihbarda bulunan işçilerin ve başka kişilerin isimlerini ve kimliklerini açıklamamakla yükümlüdürler.</p>
<p>Muafiyet</p>
<p>MADDE 94. &#8211; İşçi ve işverenlerle bunların meslek kuruluşları tarafından kendilerini ilgilendiren ve iş hayatına ilişkin işlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazı ile başvurma halinde bu dilekçeler ve bunlarla ilgili tutanak, evrak, defter ve işlemler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.</p>
<p>Diğer merciler tarafından yapılan teftişler</p>
<p>MADDE 95. &#8211; (Değ. 5763 s.Kan.) İşyerinin açılmasına izin vermeye yetkili belediyeler ile diğer ilgili makamlar bu izni vermeden önce, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca iş mevzuatına göre verilmesi gerekli işletme belgesinin varlığını araştırır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca işletme belgesi verilmemiş işyerlerine belediyeler veya diğer ilgili makamlarca açılma izni verilemez.</p>
<p>Kamu kurum ve kuruluşları, işyerlerinde yapacakları iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili teftiş ve denetlemelerin sonuçlarını ve yapacakları işlemleri o yer için yetkili bölge müdürlüğüne bildirirler.</p>
<p>İşyerinin kurulup açılmasına izin vermeye yetkili belediyelerle diğer ilgili makamlar her ay bu hususta izin verdikleri, işveren ve işyerinin isim ve adresini ve yapılan işin çeşidini gösterir listeleri bir sonraki ayın onbeşine kadar o yerin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğüne bildirirler.</p>
<p>İşçi ve işverenin sorumluluğu</p>
<p>MADDE 96. &#8211; İş denetimi ve teftişine yetkili iş müfettişleri tarafından ifade ve bilgilerine başvurulan işçilere, işverenlerin gerek doğrudan doğruya ve gerek dolayısıyla telkinlerde bulunmaları, işçileri gerçeği saklamaya yahut değiştirmeye sevk veya herhangi bir suretle zorlamaları veyahut işçilerin ilgili makamlara başvurmaları, haber ve ifade vermeleri üzerine, bunlara karşı kötü davranışlarda bulunmaları yasaktır.</p>
<p>İşçilerin çalıştıkları veya ayrıldıkları işyerleriyle işverenleri hakkında gerçeğe uygun olmayan haberler vererek gereksiz işlemlerle uğraştırılmaları veya işverenleri haksız yere kötü duruma düşürmeye kalkışmaları ve iş müfettişlerince kendilerinden sorulan hususlar için doğru olmayan cevaplar vererek denetim ve teftişin yapılmasını güçleştirmek veya yanlış bir sonuca vardırmak gibi kötü niyetli davranışlarda bulunmaları yasaktır.</p>
<p>Zabıtanın yardımı</p>
<p>MADDE 97. &#8211; Bu Kanun hükümlerinin tam ve gerektiği gibi uygulanabilmesi için işyerlerini teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerinin gerekli görmeleri ve istemeleri halinde, zabıta kuvvetleri, bu iş müfettişlerinin görevlerini iyi bir şekilde yapabilmelerini sağlamak üzere her türlü yardımda bulunmakla yükümlüdürler.</p>
<p>SEKİZİNCİ BÖLÜM</p>
<p>İdari Ceza Hükümleri</p>
<p>İşyerini bildirme yükümlülüğüne aykırılık</p>
<p>MADDE 98. &#8211; (Değ. 5763 s.Kan.) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki işyeri bildirme yükümlülüğüne aykırı davranan işveren veya işveren vekiline, çalıştırılan her işçi için yüz Yeni Türk Lirası, 85 inci madde kapsamındaki işyerlerinde ise çalıştırılan her işçi için bin Yeni Türk Lirası, 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki işyerini muvazaalı olarak bildiren asıl işveren ile alt işveren veya vekillerine ayrı ayrı on bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.</p>
<p>Bu para cezasının kesinleşmesinden sonra bildirim yükümlülüğüne aykırılığın sürmesi halinde takip eden her ay için aynı miktar ceza uygulanır.</p>
<p>Genel hükümlere aykırılık</p>
<p>MADDE 99. &#8211; Bu Kanunun;</p>
<p>a) 5 inci ve 7 nci maddelerde öngörülen ilke ve yükümlülüklere aykırı davranan,</p>
<p>b) 8 inci maddenin son fıkrasındaki belgeyi işçiye vermeyen, 14 üncü madde hükümlerine aykırı davranan,</p>
<p>c) 28 inci maddesine aykırı olarak çalışma belgesi düzenleme yükümlülüğüne aykırı davranan veya bu belgeye gerçeğe aykırı bilgi yazan,</p>
<p>İşveren veya işveren vekiline bu durumdaki her işçi için elli milyon lira para cezası verilir.</p>
<p>Toplu işçi çıkarma ile ilgili hükümlere aykırılık</p>
<p>MADDE 100. &#8211; Bu Kanunun 29 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak işçi çıkaran işveren veya işveren vekiline işten çıkardığı her işçi için ikiyüz milyon lira para cezası verilir.</p>
<p>Özürlü ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğuna aykırılık</p>
<p>MADDE 101. &#8211; Bu Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak özürlü ve eski hükümlü çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve çalıştırmadığı her ay için yediyüzelli milyon lira para cezası verilir. Kamu kuruluşları da bu para cezasından hiçbir şekilde muaf tutulamaz.</p>
<p>Ücret ile ilgili hükümlere aykırılık</p>
<p>MADDE 102. &#8211; Bu Kanunun;</p>
<p>a) 32 nci maddesinde belirtilen ücret ile işçinin bu Kanundan veya toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden doğan ücretini süresi içinde kasden ödemeyen veya eksik ödeyen, 39 uncu maddesinde belirtilen komisyonun belirlediği asgari ücreti işçiye ödemeyen veya noksan ödeyen işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi ve her ay için yüz milyon lira para cezası,</p>
<p>b) 37 nci maddesine aykırı olarak ücrete ilişkin hesap pusulası düzenlemeyen veya işçi ücretlerinden 38 inci maddeye aykırı olarak ücret kesme cezası veren veya yaptığı ücret kesintisinin sebebini ve hesabını bildirmeyen 52 nci maddedeki belgeyi vermeyen işveren veya işveren vekiline ikiyüz milyon lira para cezası,</p>
<p>c) 41 inci maddesinde belirtilen fazla çalışmalara ilişkin ücreti ödemeyen, işçiye hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında kullandırmayan, fazla saatlerde yapılacak çalışmalar için işçinin onayını almayan işveren veya işveren vekiline, bu durumda olan her işçi için yüz milyon lira para cezası,</p>
<p>verilir.</p>
<p>Yıllık ücretli izin hükümlerine aykırılık</p>
<p>MADDE 103. &#8211; Yıllık ücretli izni bu Kanunun 56 ncı maddesine aykırı olarak bölen veya izin ücretini 57 nci maddenin üç ve dördüncü fıkralarında belirtilen usule aykırı olarak ödeyen veya eksik ödeyen veya 59 uncu maddedeki hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya 60 ıncı maddede belirtilen yönetmeliğin esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için yüz milyon lira para cezası verilir.</p>
<p>İşin düzenlenmesine ilişkin hükümlere aykırılık</p>
<p>MADDE 104. &#8211; Bu Kanunun 63 üncü maddesinde ve bu maddede belirtilen yönetmelikte belirlenen çalışma sürelerine aykırı olarak işçilerini çalıştıran veya 68 inci maddesindeki ara dinlenmelerini bu maddeye göre uygulamayan veya işçileri 69 uncu maddesine aykırı olarak geceleri yedibuçuk saatten fazla çalıştıran; gece ve gündüz postalarını değiştirmeyen, 71 inci maddesi hükmüne aykırı hareket eden, 72 nci maddesi hükümlerine aykırı olarak bu maddede belirtilen yerlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek çocukları ve gençleri ve her yaştaki kadınları çalıştıran, 73 üncü maddesine aykırı olarak çocuk ve genç işçileri gece çalıştıran veya aynı maddede anılan yönetmelik hükümlerine aykırı hareket eden 74 üncü maddesindeki hükme aykırı olarak doğumdan önceki ve sonraki sürelerde gebe veya doğum yapmış kadınları çalıştıran veya ücretsiz izin vermeyen, 75 inci maddesindeki işçi özlük dosyalarını düzenlemeyen, 76 ncı maddesinde belirtilen yönetmelik hükümlerine uymayan işveren veya işveren vekiline beşyüz milyon lira para cezası verilir.</p>
<p>64 üncü ve 65 inci maddede öngörülen hükümlere aykırı davranan işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için yüz milyon lira para cezası verilir.</p>
<p>İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümlere aykırılık</p>
<p>MADDE 105 – (Değ. 5763 s.Kan.) Bu Kanunun;</p>
<p>a) 78 inci maddesinde öngörülen yönetmeliklerdeki hükümlere uymayan işveren veya işveren vekiline, alınmayan her iş sağlığı ve güvenliği önlemi için iki yüz Yeni Türk Lirası, alınmayan önlemler için izleyen her ay aynı miktar,</p>
<p>b) 86 ncı maddesi uyarınca işçilere doktor raporu almayan işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için, 87 nci maddesi gereğince çocuklara doktor raporu almayan işveren veya işveren vekiline bu durumdaki her çocuk için iki yüz Yeni Türk Lirası,</p>
<p>c) 77 nci maddesine aykırı hareket eden, 78 inci maddesi gereği işletme belgesi almadan işyeri açan veya belgelendirilmesi gereken işler veya ürünler için belge almayan, 79 uncu maddesi gereğince faaliyeti durdurulan işi izin almadan devam ettiren veya kapatılan işyerlerini izinsiz açan, 80 inci maddesinde öngörülen iş sağlığı ve güvenliği kurullarının kurulması ve çalıştırılması ile ilgili hükümlere aykırı davranan, iş sağlığı ve güvenliği kurullarınca alınan kararları uygulamayan, 81 inci maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen, 88 ve 89 uncu maddelerinde öngörülen yönetmeliklerde gösterilen şartlara ve usullere uymayan işveren veya işveren vekiline biner Yeni Türk Lirası,</p>
<p>d) Bu Kanunun 85 inci maddesine aykırı olarak ağır ve tehlikeli işlerde onaltı yaşından küçükleri çalıştıran veya aynı maddede belirtilen yönetmelikte gösterilen yaş kayıtlarına aykırı işçi çalıştıran işveren veya işveren vekiline her işçi için bin Yeni Türk Lirası, aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen mesleki eğitim almamış işçi çalıştıran işveren veya işveren vekiline her işçi için beşyüz Yeni Türk Lirası,</p>
<p>idari para cezası verilir.</p>
<p>İş ve işçi bulma hükümlerine aykırılık</p>
<p>MADDE 106. &#8211; Bu Kanunun 90 ıncı maddesinde öngörülen izni almadan faaliyet gösteren işverene bir milyar lira para cezası verilir.</p>
<p>İş hayatının denetim ve teftişi ile ilgili hükümlere aykırılık</p>
<p>MADDE 107- (Değ.5728 S.K.) Bu Kanunun;</p>
<p>a) 92 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki yükümlülüklerini yerine getirmeyen,</p>
<p>b) 96 ncı maddesindeki yasaklara uymayan,</p>
<p>işveren veya işveren vekiline sekizbin Türk Lirası idarî para cezası verilir.</p>
<p>İş müfettişlerinin bu Kanundan veya diğer kanunlardan doğan her çeşit teftiş, denetleme yetki ve görevleri gereğince görevlerinin yerine getirilmesi sırasında, görevlerini yapma ve sonuçlandırmaya engel olan kimselere, fiil suç oluşturmadığı takdirde, sekizbin Türk Lirası idarî para cezası verilir.</p>
<p>İdari para cezalarının uygulanmasına ilişkin hususlar</p>
<p>MADDE 108 – (Değ. 5763 s.Kan.) Bu Kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 ve 106 ncı maddelerdeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verilir. 101 ve 106 ncı maddeler kapsamındaki idari para cezaları ise doğrudan Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir. 106 ncı maddeye göre verilecek idari para cezası için, 4904 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (h) bendindeki tutar esas alınır.</p>
<p>DOKUZUNCU BÖLÜM</p>
<p>Çeşitli, Geçici ve Son Hükümler<br />
Yazılı bildirim</p>
<p>MADDE 109. &#8211; Bu Kanunda öngörülen bildirimlerin ilgiliye yazılı olarak ve imza karşılığında yapılması gerekir. Bildirim yapılan kişi bunu imzalamazsa, durum o yerde tutanakla tespit edilir. Ancak, 7201 sayılı Kanun kapsamına giren tebligat anılan Kanun hükümlerine göre yapılır.</p>
<p>Konut kapıcılarının özel çalışma koşulları</p>
<p>MADDE 110. &#8211; Konut kapıcılarının hizmetlerinin kapsam ve niteliği ile çalışma süreleri, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri, yıllık ücretli izin hakları ve kapıcı konutları ile ilgili hususların düzenlenmesinde uygulanacak değişik şekil ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>Sanayi, ticaret, tarım ve orman işleri</p>
<p>MADDE 111 – (Değ. 5763 s.Kan.) Bu Kanunun uygulanması bakımından; sanayiden, ticaretten, tarım ve orman işlerinden sayılacak işlerin esasları aşağıda belirtilmiştir.</p>
<p>Sanayiden sayılacak işlerin esasları şunlardır:</p>
<p>a) Her türlü madenleri arama ve topraktan çıkarma, taş, kum ve kireç ocakları.</p>
<p>b) Ham, yarı ve tam yapılmış maddelerin işlenmesi, temizlenmesi, şeklinin değiştirilmesi, süslenmesi, satış için hazırlanması.</p>
<p>c) Her türlü kurma, onarma, sökme, dağıtma ve yıkma.</p>
<p>d) Bina yapılması ve onarımı, değiştirilmesi, bozulması, yıkılması ve bunlara yardımcı her türlü sınaî yapım.</p>
<p>e) Yol, demiryolu, tramvay yolu, liman, kanal, baraj, havaalanı, dalgakıran, tünel, köprü, lağım ve kuyuların yapılması ve onarımı, batıkların çıkarılması ve bataklık kurutma.</p>
<p>f) Elektrik ve her çeşit muharrik kuvvetlerin elde edilmesi, değiştirilmesi, taşınması, kurma ve dağıtma.</p>
<p>g) Su ve gaz tesisatı kurma ve işletmesi.</p>
<p>h) Telefon, telgraf, telsiz, radyo ve televizyon kurma.</p>
<p>i) Gemi ve vapur yapımı, onarımı, değiştirilmesi ve bozup dağıtma.</p>
<p>j) Eşyanın istasyon, antrepo, iskele, limanlar ve havaalanlarında yükletilmesi, boşaltılması.</p>
<p>k) Basımevleri.</p>
<p>Ticaretten sayılacak işlerin esasları şunlardır:</p>
<p>a) Ham, yarı ve tam yapılmış her çeşit bitkisel, hayvani veya sınai ürün ve malların alımı ve satımı.</p>
<p>b) Bankacılık ve finans sektörü ile ilgili işlerle, sigortacılık, komisyonculuk, depoculuk, ambarcılık, antrepoculuk.</p>
<p>c) Su ürünleri alımı ve satımı.</p>
<p>d) Karada, göl ve akarsularda insan veya eşya ve hayvan taşıma.</p>
<p>Tarım ve orman işlerinden sayılacak işlerin esasları şunlardır:</p>
<p>a) Her çeşit meyveli ve meyvesiz bitkiler; çay, pamuk, tütün, elyaflı bitkiler; turunçgiller; pirinç, baklagiller; ağaç, ağaççık, omca, tohum, fide, fidan; sebze ve tarla ürünleri; yem ve süt bitkilerinin yetiştirilmesi, üretimi, ıslahı, araştırılması, bunlarla ilgili her türlü toprak işleri, ekim, dikim, aşı, budama, sulama, gübreleme, hasat, harman, devşirme, temizleme, hazırlama ve ayırma işleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, toprak ıslahı, çayır, mera, toprak ve su korunması.</p>
<p>b) Ormanların korunması, planlanması (amenajman), yetiştirilmesi, işletilmesi, sınırlandırılması çalışmaları, bunlara ait alt yapı çalışmaları ile tohum toplama, fidanlık, ağaçlandırma, erozyon kontrolü, etüt proje ve rehabilitasyonu, ormancılık araştırma ile milli park, orman içi dinlenme yerleri ve kent ormanlarının kurulması, bakım ve geliştirilmesi.</p>
<p>c) Her türlü iş ve gelir hayvanlarının (arı, ipek böceği ve benzerleri dahil) yetiştirilmesi, üretimi, ıslahı ve bunlarla ilgili bakım, güdüm, terbiye, kırkım, sağım ve ürünlerinin elde edilmesi, toplanması, saklanması ile bu hayvanların hastalık ve asalaklarıyla mücadele.</p>
<p>d) 854 sayılı Deniz İş Kanununun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kara ve su avcılığı ve üreticiliği ile bu yoldan elde edilen ürünlerin saklanması ve taşınması.</p>
<p>Yukarıda sayılan esaslar doğrultusunda bir işin bu Kanunun uygulanması bakımından sanayi, ticaret, tarım ve orman işlerinden hangisinin kapsamında sayılacağı; Sanayi ve Ticaret, Çevre ve Orman ile Tarım ve Köyişleri bakanlıklarının görüşleri alınarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca altı ay içinde çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>Bazı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatı</p>
<p>MADDE 112. &#8211; Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kurum ve kuruluşların haklarında bu Kanun ve 854, 5953, 5434 sayılı kanunların hükümleri uygulanmayan personeli ile kamu kuruluşlarında sözleşmeli olarak istihdam edilenlere mevzuat veya sözleşmelerine göre kıdem tazminatı niteliğinde yapılan ödemeler kıdem tazminatı sayılır.</p>
<p>Bazı işlerde çalışanların ücretlerinin güvencesi</p>
<p>MADDE 113. &#8211; Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (ı) bentlerinde sayılan işyerlerinde çalışan işçiler hakkında 32, 35, 37, 38 inci madde hükümleri uygulanır. Bu maddelere aykırılık hallerinde ilgililer hakkında ilgili ceza hükümleri uygulanır.</p>
<p>Üçlü Danışma Kurulu</p>
<p>MADDE 114. &#8211; Çalışma barışının ve endüstri ilişkilerinin geliştirilmesinde, çalışma hayatıyla ilgili mevzuat çalışmalarının ve uygulamalarının izlenmesi amacıyla; Hükümet ile işveren, kamu görevlileri ve işçi sendikaları konfederasyonları arasında etkin danışmayı sağlamak üzere, üçlü temsile dayalı istişari mahiyette bir danışma kurulu oluşturulur.</p>
<p>Kurulun çalışma usul ve esasları çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>Kantin açılması</p>
<p>MADDE 115. – İşyerlerinde, yüzelli ve daha fazla işçi çalıştırılması halinde, işçilerin ve ailelerinin gerekli ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla işçiler tarafından kurulacak tüketim kooperatiflerine işverenlerce yer tahsisi yapılabilir.</p>
<p>MADDE 116. – 13.6.1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>
<p>İş Kanununun 18, 19, 20, 21 ve 29 uncu maddesi hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.</p>
<p>MADDE 117. – 5.5.1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında geçen “1475 sayılı İş Kanununun” ibaresi “İş Kanununun”, ikinci fıkrasında geçen “1475 sayılı Kanunun 13/D” ibaresi “İş Kanununun 21 inci” şeklinde değiştirilmiştir.</p>
<p>MADDE 118. &#8211; 2821 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin altıncı fıkrasında geçen &#8220;1475 sayılı Kanunun 13/A, 13/B, 13/C, 13/D, 13/E&#8221; ibareleri &#8220;İş Kanununun 18, 19, 20 ve 21 inci &#8220;, &#8220;1475 sayılı Kanunun 13/D&#8221; ibaresi &#8220;İş Kanununun 21 inci&#8221;, yedinci fıkrasında geçen &#8220;1475 sayılı Kanunun 13/A&#8221; ibaresi &#8220;İş Kanununun 18 inci&#8221;, “13/A, 13/B, 13/C, 13/D ve 13/E &#8221; ibareleri &#8220;18, 19, 20 ve 21 inci&#8221; şeklinde değiştirilmiştir.</p>
<p>Yönetmelikler</p>
<p>MADDE 119. &#8211; Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde çıkartılır.</p>
<p>Yürürlükten kaldırılan hükümler</p>
<p>MADDE 120. – 25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p>GEÇİCİ MADDE 1. &#8211; Diğer mevzuatta 1475 sayılı İş Kanununa yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.</p>
<p>Bu Kanunun 120 nci maddesi ile yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci bendi ile onbirinci fıkrasında, anılan Kanunun 16, 17 ve 26 ncı maddelerine yapılan atıflar, bu Kanunun 24, 25 ve 32 nci maddelerine yapılmış sayılır.</p>
<p>GEÇİCİ MADDE 2. &#8211; 1475 sayılı Kanuna göre halen yürürlükte bulunan tüzük ve yönetmeliklerin bu Kanun hükümlerine aykırı olmayan hükümleri yeni yönetmelikler çıkarılıncaya kadar yürürlükte kalır.</p>
<p>GEÇİCİ MADDE 3. &#8211; 1475 sayılı Kanuna göre alınmış bulunan asgari ücret kararı, bu Kanunun 39 uncu maddesine göre tespit yapılıncaya kadar yürürlükte kalır.</p>
<p>GEÇİCİ MADDE 4. &#8211; Mülga 3008 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesi hükümleri haklarında uygulanmayanlar için, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinde sözü edilen kıdem tazminatı hakkı 12.8.1967 tarihinden itibaren başlar.</p>
<p>İlk defa bu Kanun kapsamına girenlerin kıdem tazminatı hakları bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.</p>
<p>GEÇİCİ MADDE 5. &#8211; 1475 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile 3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin (B) fıkrasında yer alan oranlar, bu Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından yeniden belirleninceye kadar geçerlidir.</p>
<p>GEÇİCİ MADDE 6. – Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı fonu kurulur. Kıdem tazminatı fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır.</p>
<p>Yürürlük</p>
<p>MADDE 121. &#8211; Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>
<p>Yürütme</p>
<p>MADDE 122. &#8211; Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.</p>
<p>9/6/2003</p>
<p>[1] Bu fıkra 5763 sayılı Kanunun 38 inci maddesine göre 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe girer.</p>
<p>[2] 5763 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile eklenen “ile çalıştığı işle ilgili mesleki eğitim almamış işçiler” ibaresi 1/1/2009 tarihinde yürürlüğe girer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/is-kanunu-hakkinda-bilgi+is-kanunu-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş Güvenliği</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/is-guvenligi-hakkinda-bilgi+is-guvenligi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/is-guvenligi-hakkinda-bilgi+is-guvenligi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 17:41:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4882</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde üretimin en önemli faktörü olan insan, teknolojik gelişmelere paralel olarak, işyerlerinde çeşitli problemlerle karşılaşmaktadır. Bu problemler önce insan sağlığına, sonra işletmeye ait her türlü mala yönelik tehditler oluşturmaktadır. sanayiinin bugünkü,gibi gelişmemiş olduğu çağlarda  durum, (İş Güvenliği) haliyle bir problem olarak görülmemiştir. Faaliyet alanlarının artması, işlemlerin karmaşıklaşması, bunların neticesinde tehlikelerin çoğalması, bazı kuralların konulmasını, kanunların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span id="more-4882"></span>Günümüzde üretimin en önemli faktörü olan insan, teknolojik gelişmelere paralel olarak, işyerlerinde çeşitli problemlerle karşılaşmaktadır. Bu problemler önce insan sağlığına, sonra işletmeye ait her türlü mala yönelik tehditler oluşturmaktadır. sanayiinin bugünkü,gibi gelişmemiş olduğu çağlarda  durum, (İş Güvenliği) haliyle bir problem olarak görülmemiştir. Faaliyet alanlarının artması, işlemlerin karmaşıklaşması, bunların neticesinde tehlikelerin çoğalması, bazı kuralların konulmasını, kanunların çıkarılmasını gerektirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bütün bunlardan dolayı konu ile ilgili bilimsel araştırmalar başlamış, tıbbın, tekniğin, diğer bilim dallarının ortak bir çalışma alanı olarak,İş Güvenliği kavramı ortaya çıkmıştır. Hipokrat’ın kurşun zehirlenmesini tespiti ile başlayan alana ait çalışmalar, günümüzde pek çok çalışmanın yanında ,sadece meslek hastalıkları ile ilgilenen hastanelerin kurulmasını gerekli hale getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">İş Güvenliğinin Tanımı:İş yerlerinde işin yapımı sırasında,sağlığa, işe ve işyerine, zarar verebilecek olan, çeşitli sebeplerden kaynaklanan,olumsuz şartlardan korunmak amacı ile yapılan planlı çalışmaların hepsine İş Güvenliği denir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>İŞ GÜVENLİĞİ İLE İLGİLİ MEVZUATIN ÖZETİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<ul style="text-align: justify;">
<li>
<div>T.C. Anayasasının, 50.55.56. maddeleri,-</div>
</li>
<li>
<div>Hafta tatili Kanunu,-Borçlar kanunu:İş sahiplerinin tehlikelere karşı gereken tedbirleri alacağını,</div>
</li>
<li>
<div>Belediyeler Kanunu:İşyerlerinde sağlık kurallarına uyulacağını,</div>
</li>
<li>
<div>1475 sayılı İş Kanunu:5. bölümü işçi sağlığı ve iş güvenliğine ait hükümleri. 73. maddesi işverenin işyerinde sağlık ve güvenlikle ilgili her türlü tedbiri alacağını,anlatır.Bu kanuna dayalı olarak çıkarılan bazı tüzükler de vardır.</div>
</li>
<li>
<div>Umumi Hıfzısıhha Kanunu,</div>
</li>
<li>
<div>506 sayılı SSK Kanunu:</div>
</li>
<li>
<div>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı:1946 yılından beri iş ve çalışma hayatını</div>
</li>
<li>
<div>3308 Sayılı Çıraklık Mesleki Eğitim Kanunu geliştirmek,çalışma barışını korumak amacıyla faaliyetlerini yürütmektedir</div>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Özet bir şekilde verdiğimiz iş güvenliğine ait mevzuatta, borçlar kanunun konumuzla yakın ilgisi olan bazı bölümleri vardır. Örnek; İşçi taahhüt ettiği şeyi ihtimam ile ifaya mecburdur. Diyor kanun, bir başka yerinde, zarar kasten  ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini  de borçluyu ödemeye (müzayakaya) maruz bıraktığı takdirde hakim hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>İŞ GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">İş güvenliği kavramında,çalışanların can güvenliği,(yani sağlık)makine araç ve gerecin ,işyerinin,çevrenin,üretilen malın  güvenliği yer almaktadır.Bu kapsamdan,iş dünyasında çalışan çok sayıda insan,büyük miktarlar tutan malzeme,makine ,araç ve gereçler,(yani para)çevre,ekoloji, iş dünyası ile ilgisi olmayan milyonlarca insanın hayatı ve mutluluğu anlaşıldığına göre iş güvenliğinin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nedenle denilebilir ki,bir iş yerinde değil, bir ülkede İş Güvenliği varsa orada sağlık ve mutluluk vardır. İş güvenliği yoksa,can kaybı,sakatlık, hastalık, para ve zaman kaybı vardır..O halde sözün burasında o sloganı hatırlamada fayda vardır. .”önce iş güvenliği.”</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong>İŞ GÜVENLİĞİNİN AMAÇLARI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">İş Güvenliğinin tanımı ve öneminden anlaşıldığı gibi  amaçları şunlardır:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>
<div>Çalışanları korumak,</div>
</li>
<li>
<div>Üretimin güvenliğini korumak,</div>
</li>
<li>
<div>İşletmenin güvenliğini sağlamak,</div>
</li>
<li>
<div>Ekolojik çevreye zarar vermemek.</div>
</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong>İŞ GÜVENLİĞİ EĞİTİMİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İş Güvenliğinin sağlanması ve iş kazalarının önlenmesi için,en etkili tedbirlerin başında eğitim gelir. Çalışmalar sırasında ve her fırsatta İş Güvenliği eğitiminin yapılması mümkündür. Usta, Ustabaşı, Teknisyen gibi teknik elemanlar, işçilere gerekli açıklamaları yapar, muhtemel tehlikeler hakkında bilgi verirler, iş güvenliğine ait araçlarını kullanmaları hakkında bilgi verirlerse kazaların azaltılması ve önlenmesi mümkün olur. Ancak bu şekilde verilecek eğitim yeterli değildir. Bunun için,bir eğitim programının hazırlanması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bu programla:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>a-</strong> İşe yeni girenlerin eğitimi,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>b- </strong>Tecrübeli işçilerin eğitimi,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> c- </strong>Usta, ustabaşı ve teknisyenlerin eğitimi sağlanır.</p>
<p style="text-align: justify;">İşyeri büyükse ve çok sayıda eleman çalışıyorsa,”İş Güvenliği Birimi “   kurulur.Bu birim:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>a- </strong>İş Güvenliği planlaması yapar,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>b- </strong>Kaza analizi yapar, istatistikleri tutar,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>c- </strong>İşçileri kazalardan korumak için eğitir,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>d-</strong> Koruyucu araç ve gereçleri temin eder bunların kullandırılmasını sağlar,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>e-</strong> İş yerine ait muhtemel tehlikeleri tespit eder, tedbirleri alır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İŞ KAZALARI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İş kazaları:  Belli bir zarar ve arızaya sebep olan, umulmayan, beklenmeyen ve planlanmamış olaylardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kazalar günlük hayatın çeşitli yerlerinde görülebilirler, iş kazaları, spor kazaları, ev kazaları, trafik kazaları sıkça görülüp duyulanlardır Hepsindeki ortak özellik, beklenilmemeleri, umulmamaları ve planlanmamış olmalarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ülkemizde  iş kazaları ve Meslek Hastalıklarından dolayı her yıl; 1500 kişi ölmekte, 4000 kişi sakat kalmakta  2 Milyon saat iş kaybı  olmaktadır. Bu  istatistik bilgilere ayrıca , kayıp malzeme ve ekonomik değerler eklenmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KAZALARIN OLUŞ SEBEPLERİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İş kazalarının meydana gelmesine, teknik, sosyal, psikolojik,fizyolojik, etkenler neden olabilir. Çalışan kişinin kendisi, çalıştığı işyeri, iş yeri arkadaşları, çevresi, kullandığı makine ve malzemeler, araç gereçlerin her biri iş kazasının nedenidir. Bu sayılanların hepsi birbiri ile etkileşim içinde olan faktörlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu faktörleri aşağıdaki şekilde sınıflandırmak mümkündür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1- <span style="text-decoration: underline;">Malzeme</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>a-</strong> Malzemenin kimyasal ve fiziksel özelliklerinden kaynaklanan faktörler,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>b- </strong>Kullanılan maddelere göre uygun üretim sisteminin seçilmemiş olması,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2- <span style="text-decoration: underline;">Makine ve teçhizat</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>a-</strong> Malzeme yorgunluğu,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>b-</strong> Koruyucu tedbirlerin alınmaması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>c-</strong> Makinelerin yanlış seçilmesi veya yanlış kullanılması,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3- <span style="text-decoration: underline;">Çevre</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>a-</strong> Sıcaklık,nem,aydınlatma,gürültü gibi fiziki faktörler,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>b-</strong> Mekanik etkiler,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> c-</strong> Sağlık şartları,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4- <span style="text-decoration: underline;">İnsan</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> a-</strong> Eğitim ve bilgi eksikliği</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>b-</strong> Dalgınlık, dikkatsizlik,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>c-</strong> İlgisizlik,düzensizlik,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>d-</strong> Bedenin iş uyumsuzluğu,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>e-</strong> Meleke(beceri) noksanlığı,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> f-</strong> Aile düzeni,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>g-</strong> Beslenme yetersizliği</p>
<p style="text-align: justify;">Bu faktörler incelendiğinde, iş kazasının kazadan hemen önceki durumla yakından ilgili olduğu görülür. Bu nedenle kazaların emniyetsiz durum veya emniyetsiz hareketlerden kaynaklandığını söylemek mümkündür.</p>
<p style="text-align: justify;">Sayılanların dışında bazı durumların da iş kazalarına sebep olduğunun unutulmaması gerekir Bu durumlar: Fazla mesai,fazla iş yorgunluğu,Mantıksız iş rejimi,sürekli fazla güç harcama,sürekli gece vardiyası,kişinin ruhsal yapısına uymayan işlerin verilmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KAZALARIN ÖNLENMESİ İÇİN İŞYERİNDE ALINACAK PRATİK TEDBİRLER</strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>
<div>Çalışma ortamının bütün yönleri ile çalışanlara tanıtılması,</div>
</li>
<li>
<div>Ortamın fiziki şartlarının incelenmesi ve düzeltilmesi, (ısı,nem,gürültü,titreşim,ışın gibi )</div>
</li>
<li>
<div>Zararlı maddelerin değiştirilmesi, (zehirli,hastalık yapıcı, vb.)</div>
</li>
<li>
<div>Gerekli işlemlerin değiştirilmesi, (boya tiner yayan havalı tabanca yerine, havasız tabanca kullanılması)</div>
</li>
<li>
<div>Toz için ıslak yöntemlerin uygulanması,</div>
</li>
<li>
<div>Uygun havalandırma sistemi kullanılması,</div>
</li>
<li>
<div>İşyerinde sürekli bakım ve temizlik yapılması (bozuk makine ve araçların tamiri ve arızalı levhası asılması)</div>
</li>
<li>
<div>Kişisel korunma cihazları kullandırılması (gözlük, maske,eldiven,baret gibi)</div>
</li>
<li>
<div>İşyerinde yangından korunma araç ve gereçleri bulundurulması,ilgili talimatların asılması</div>
</li>
<li>
<div>Basit yaralanmalar için ecza dolabı ve malzemeleri bulundurulması,acil durumlar için çalışanların kan gruplarının önceden emin bir kuruluştan tespit edilmesi</div>
</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong>İLK YARDIM BİLGİSİ</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">İlk Yardım: Hasta ya da yaralı kişiye, hastalanması veya yaralanmasından hemen sonra doktor gelinceye kadar, hayatını kurtarmak için zamanında ve yerinde yapılan yardıma ilk yardım denir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>İLK YARDIMIN ÖNEMİ</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">Yaşamı boyunca insan, ilk yardımı gerektiren durumlarla karşılaşabilir. Zamanında yapılacak basit ve etkili bir ilk yardımla hasta veya yaralının hayatı kurtarılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaza ve ani hastalıklarda, hasta ya da yaralının doktora veya hastaneye sağ olarak götürülebilmesi, bilgili ilk yardımın anında yapılmış olmasına bağlıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İLK YARDIMDA TEMEL İLKELER</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>T – T</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Teşhis – Tedavi</p>
<p style="text-align: justify;">Taşıma</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3T FORMÜLÜ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Teşhis: Teşhis için önce hastanın veya yaralının hikayesi (anamnez) öğrenilir. Sonra belirtiler  (semptom) ve bulgular saptanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tedavi: Temel ilk yardım kuralları hatırlanarak yaralı ya da hasta için en uygun ilk yardım, zamanında ve zarar  vermeden uygulanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Taşıma: Teşhis ve Tedavi yapıldıktan sonra gerekli bakım ve muayenesinin yapılacağı sağlık kurumuna uygun koşullar içinde taşınır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>HASTA VE YARALIYI İLGİLENDİRNEN LK YARDM KURALLARI</strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>
<div>Kanama varsa durdurunuz,</div>
</li>
<li>
<div>Şok durumu önleyip, kişiyi ayakları kalp seviyesinin yukarısında meyilli olarak yatırınız,</div>
</li>
<li>
<div>Dikkatli muayene ediniz, gerekli ilk yardımı gecikmeden yapınız,</div>
</li>
<li>
<div>Hasta veya yaralı kişiyi yatırınız, dinlendiriniz,</div>
</li>
<li>
<div>Solunum yolunu açık tutunuz, gerekirse ağız yoluyla yapay solunum yapınız,</div>
</li>
<li>
<div>Şuursuz olanlara sulu ya da katı yiyecek vermeyiniz,</div>
</li>
<li>
<div>Gerekirse hastaneye ya da doktora telefon ediniz, ettiriniz,</div>
</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong>BUNLARI ÖĞRENİNİZ</strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>
<div>Kanamalarda ilk yardım</div>
</li>
<li>
<div>Dolaşım sistemi ile ilgili ilk yardım,</div>
</li>
<li>
<div>Solunum sistemi ile ilgili ilk yardım,</div>
</li>
<li>
<div>Şok durumunda ilk yardım,</div>
</li>
<li>
<div>Yaralanmalarda ilk yardım,</div>
</li>
<li>
<div>Yanıklarda ve haşlanmalarda ilk yardım,</div>
</li>
<li>
<div>Kırık ve çıkıklarda ilk yardım,</div>
</li>
<li>
<div>Şuur kaybında ilk yardım,</div>
</li>
<li>
<div>Zehirlenmelerde ilk yardım.</div>
</li>
</ol>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong>MESLEK HASTALIKLARI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">506 sayılı S.S.Kanunu meslek hastalıklarını aşağıdaki şekilde tanımlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Meslek Hastalığı:Sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre, tekrarlanan bir sebepten dolayı, ve işin yürütülmesi şartları yüzünden, uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık ya da ruhi arıza halleridir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hastalığın meslek hastalığı olup olmadığı,ortaya çıkış zamanı ve ilgili diğer özellikleri Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğünde belirtilmektedir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong>MESLEK HASTALIKLARINI SINIFLANDIRILMASI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Meslek Hastalıkların aşağıdaki gruplarda toplamak mümkündür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1- <span style="text-decoration: underline;">Kimyasal maddelerden meydana gelen hastalıklar</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>a-</strong> Kurşun zehirlenmeleri, akü yapımı, kurşun oksit imalatı, kuruşun kaynağı, oksi-gaz ile hurda kesimi işlerinde görülür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>b-</strong> Gaz zehirlenmeleri,karbon monoksit, Klor, Amonyak gibi ani etki yapan gazların neden olduğu zehirlenmelerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>c-</strong> Diğer zehirlenmeler, Krom Kadmiyum ve nikel etkilenmeleri ve bu metallerle yapılan kaplama işlerinden kaynaklanır,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>d-</strong> Fosforlu Bileşiklerin Zehirlenmeleri,tarım işlerinde çalışanlarda görülen zehirlenmelerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2- <span style="text-decoration: underline;">Mesleki Deri Hastalıkları, Sanayileşmiş ülkelerde Meslek Hastalılarının % 60 ı deri hastalıklarıdır. Cilt dış etkenle sürekli temas halinde olduğundan, çeşitli kimyasal maddeler, ilaçlar, boyalar, deri hastalıklarına neden olurlar.</span></strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>
<div>Galvano plastik işlerinde,</div>
</li>
<li>
<div>Madeni eşya imalatında,</div>
</li>
<li>
<div>Kömür damıtma işlerinde,</div>
</li>
<li>
<div>Çimento, yapı malzemesi imalatında,</div>
</li>
<li>
<div>Radyoaktif maddelerin kullanıldığı iş kollarında deri hastalıkları görülür.</div>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong>3- <span style="text-decoration: underline;">Solunum Sistemi Hastalıkları: İşyerlerinde çeşitli nedenlerle oluşan tozlar soluma yolu ile hastalıklara neden olurlar. Bunlar;</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>a-</strong> Akciğer dokusunda değişiklik yapanlar: Silis, Kömür, Asbest, Talk,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> b-</strong> Kana geçerek zehirlenme yapanlar: Kurşun, Kadmiyum, Krom, Manganez,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> c-</strong> Kanserojen etki gösterenler: Asbest. Arsenik, Kromatlar, Nikel,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>d-</strong> Radyoaktif etki yapanlar: Uranyum ve tuzları, Toryum, Radyum ve tuzları,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>e-</strong> Allerji yapanlar: Pamuk, Kendir, Saman ve yün,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4- <span style="text-decoration: underline;">Bulaşıcı Mesleki Hastalıklar: Deri, Hayvancılık, kanalizasyon işlerinde çalışanlarda görülen şarbon, ruam, brusella gibi parazit ve bakterilerin neden olduğu hastalıklarıdır</span></strong>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5- <span style="text-decoration: underline;">Işınlar,</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>a-</strong> İyonlaştırıcılar, röntgen ışını gibi alanlarda, ciltte kanda,kemiklerde hastalıklara neden olurlar,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>b-</strong> Enfraruj ışınları, cam sanayi, karpit imalatında, izabecilikte, görülen gözde katarakt meydana getiren ışınlardır</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>6- <span style="text-decoration: underline;">Fiziki Şartlardan meydana gelen hastalıklar</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>a-</strong> İş yerinin ısı, ışık, havalandırma yönlerinden uygun olmaması,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>b-</strong> Gürültü, Havalı çekiç, Testere, Planya, Kırma makinelerini kullananlarda, rahatsızlık, dikkatin dağılması, ilerleyen aşamalarda duyma kaybı meydana getirir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>BESLENME BİLGİSİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan enerji, protein, vitamin ve madenlerin ihtiyaç duyulan oranlarda alınmasına beslenme denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Beslenme insan sağlığını etkileyen en önemli faktördür. Yetersiz ve dengesiz beslenme büyüme, gelişmeyi engeller, çalışma gücünü azaltır, sağlık harcamalarını arttırır, ömrü kısaltır.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan tükettiği enerjiyi aldığı besinlerle karşılar, harcadığı ölçüde enerji alamayan bir kişinin büyümesi yavaşlar, dikkatinde, hareketlerinde, çalışma gücünde yavaşlamalar olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Harcanan enerjinden daha çok miktarda besin alındığında da vücutta yağ birikir, şişmanlama ve harekette kısıtlılık görülür.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşağıda yazılı 4 besin gurubundan dengeli olarak alınması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gurup : Süt, yoğurt, peynir vb.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>
<div>Et, yumurta, kuru baklagiller,</div>
</li>
<li>
<div>Sebzeler, meyveler,</div>
</li>
<li>
<div>Ekmek, tahıl,</div>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Her öğünde 4 gurup besinden alınmalıdır. Dengeli beslenmenin  pahalı yemek  olmadığı bilinerek, guruplarda gösterilen yiyeceklerden biri yoksa onun görevini gören diğer  besin alınmalıdır. Örnek: Et yoksa kuru baklagil yenilmeli böylece ucuz ama dengeli beslenilmeli  “yemek seçme” de den vazgeçilmelidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong>GÜRÜLTÜ VE TİTREŞİM</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Gürültü:</span></strong> Genel olarak arzu edilmeyen sestir. Ses şiddetinin ölçü birimi Desibel’dir. Sıfır desibel duyma eşiği, 90 desibel’in üstü sağlığa zararlı ses olarak kabul edilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gürültü; Sinir, ruh sistemi ve işitme duyusu üzerinde olumsuz etkiler yapar, dikkat eksikliği, yorgunluk, uyku bozukluğu, baş ağrısı, dolaşım sistemi bozukluğu, gibi etkileri görülür. İşitme duyusu üzerinde ise, gürültünün şiddeti, frekansı, kesintili olması gibi durumlara göre geçici sağırlık zamanla tam işitme bozukluğuna yol açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Titreşim:</span></strong> İşyerlerinde makine, tezgah kurulu düzenler ve  binalarda meydana gelen vibrasyon ve salınımlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Delme işlemlerinde, elle çalışan elektrikli iş aletlerinde, kompresörlerde, un fabrikalarındaki yüksek devirli makinelerde, titreşim fazladır.</p>
<p style="text-align: justify;">Titreşimli zemin ve makinelerde çalışmak çalışanı yorar ve sinirli hale getirir. Elle çalışan aletlerin titreşimleri zamanla elin hassasiyetinin kaybolmasına ve parmaklarda iltihaplanmaya neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>MESLEK HASTALIKLARINDAN KORUNMA</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">İş ve üretim alanının özellikleri nedeni ile meslek hastalıklarını yapan şartları tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Bu nedenle meslek hastalıklarından korunmak bunların insan sağlığı üzerindeki etkilerini en aza indirmek için korunma yöntemlerinin uygulanması gerekir.Bu korunma yöntemleri:</p>
<p style="text-align: justify;">Tıbbi korunma yöntemleri: İşe girişte ve çalışma esnasında düzenli aralıklarla yapılacak olan tıbbi muayene ve tedaviler, çalışanların yaptıkları işlerin tehlikeleri hakkında eğitilmeleri ve uyarılmaları,</p>
<p style="text-align: justify;">İş yeri ve çevresinde meslek hastalıkları ile ilgili tedbirler alınması: İş yerinin havalandırılması, zararsız kimyasallar kullanılması vb.</p>
<p style="text-align: justify;">İşçiye ait korunma önlemlerinin alınması: Şahsi koruyucular kullanılması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İŞ GÜVENLİĞİNDE SORUMLULUK</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmak, işçi, iş veren ve devletin işbirliği ile mümkündür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">İşçi:</span></strong> Kendi sağlığı söz konusu olduğundan mesleğine ait bilgi ve beceriler yönünden kendini yetiştirmesi, iş güvenliği kurallarına uyması işçinin hem sağlığını koruyacak hem de mali sorumluluk altına girmesini önleyecektir. Yapılan araştırmalar iş kazalarının % 80-90 oranının çalışanların hatasından ve kurallara uymamalarından kaynaklandığını göstermektedir. Sendikaların işçi kuruluşu olmaları neden ile konu ile ilgili hassasiyeti göstermeleri gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">İşveren:</span></strong> İş yeri sahipleri, iş görenlerin yapılan işin özelliklerine uyan şartları oluşturmak, işçilerin kendi başlarına alamayacakları eğitimleri kendilerine gördürmek, işçiye ve çevreye karşı kanunların kendilerine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmek durumundadırlar. İş kazalarının % 10 – 20 si yönetim hatalarından meydana gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Devlet:</span></strong> Devlet iş ve çalışma dünyasında kanunlara dayanan gücü ile yaptırımcı özelliğe sahiptir. Anayasamızın ilgili hükümleri ve buna dayanarak çıkarılmış olan yasa ve yönetmeliklere  ilgili olan herkes uymak mecburiyetindedir. Devletin yasal yükümlülükleri uygulatması yanında, Çalışma bakanlığı, çalışma hayatını düzenleyici, rehberlik edici ve eğitici çalışmaları da yerine getirir. İş ve çalışma hayatında gerek iş barışı gerekse iş güvenliği açısından ilgili kuruluşların elbirliği içinde çalışmaları, olumlu sonuçlar verir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARINDA ;</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>GÖRÜNEN – GÖRÜNMEYEN ZARARLAR</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">Görünen zararlar; Bir ülkenin gelişmesini etkileyen temel faktörler; İnsan gücü, sermaye, hammadde, makine araç ve gereçlerdir. İş kazalarından dolayı insan sağlığına yönelik, ölüm, geçici veya kalıcı arızalar yanında, meydana gelen   mali zararlar, görünen zararlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Görünmeyen zararlar;  Kaza anı ve sonrasında işçinin zaman kaybı, iş arkadaşlarının zaman kaybı, iş yerindeki bütün personelin moral bozukluğu ve iş veriminin düşmesi, makinelerin çalışmaması, arızalanmaları, yenilenmesi için masraflar, SSK müfettiş ve personelinin zaman kayıpları, hastane personelinin zaman kayıpları diğer maddi ve manevi kayıplar görünmeyen zararlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/is-guvenligi-hakkinda-bilgi+is-guvenligi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

