<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakkında Bilgi &#187; Şairler ve Yazarlar</title>
	<atom:link href="http://www.hakkinda-bilgi.org/category/egitim/sairler-ve-yazarlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakkinda-bilgi.org</link>
	<description>Hakkında Bilgiler, Hakkında Bilgi Nedir, Hakkındaki, Ne Demek,</description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 Oct 2011 08:35:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ahmet Muhip Dıranas</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-muhip-diranas-hakkinda-bilgi+ahmet-muhip-diranas-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-muhip-diranas-hakkinda-bilgi+ahmet-muhip-diranas-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 09:13:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler ve Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Muhip Dıranas Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Muhip Dıranas Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şair ve Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=1909</guid>
		<description><![CDATA[1909 yılında Sinop&#8217;un Salı köyünde dünyaya geldi. Ankara Erkek Lisesi&#8217;ni bitirdi. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar, şiir sevgisinin gelişmesinde etkili oldular. Ankara Erkek Lisesi&#8217;ni bitirdikten sonra Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı(1930-1935). Ankara Hukuk Fakültesi&#8217;ne iki yıl devam ettikten sonra İstanbul&#8217;a gitti, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü&#8217;ne girdi ve burayı bitirdi. Güzel Sanatlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-1909"></span>1909 yılında Sinop&#8217;un Salı köyünde dünyaya geldi. Ankara Erkek Lisesi&#8217;ni bitirdi. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar, şiir sevgisinin gelişmesinde etkili oldular. Ankara Erkek Lisesi&#8217;ni bitirdikten sonra Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı(1930-1935). Ankara Hukuk Fakültesi&#8217;ne iki yıl devam ettikten sonra İstanbul&#8217;a gitti, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü&#8217;ne girdi ve burayı bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisi Kütüphane müdürlüğü yaptı. Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi resim yardımcılığında bulundu.</p>
<p style="text-align: justify;">1938&#8242;de Ankara&#8217;ya döndü ve CHP Genel Merkezi&#8217;nde Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınları&#8217;nı yönetti. Ağrı dolaylarında askerlik görevini yaptıktan sonra, Ankara&#8217;da Çocuk Esirgeme Kurumu Yayın Müdürü, Kurum Başkanı (1957-1960), daha sonra İş Bankası Yönetim Kurulu üyesi oldu. Devlet Tiyatrosu Edebî Kurul Başkanlığı, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Politikaya atılarak Zafer gazetesinde yazılar yazdı. Birkaç kez DP&#8217;den milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Yayımlanan ilk şiiri, Ankara Lisesi&#8217;nden Muhip Atalay imzasıyla Milli Mecmua&#8217;da çıkan &#8220;Bir Kadına&#8221; adlı şiirdir 15 Eylül 1926. Sonra kendi imzası ile çeşitli dergilerde şiirler yayımladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Çeşitli dergilerde yayımlanan şiirleri, 1974 yılında İş Bankası Kültür Yayınları arasında, &#8220;Şiirler&#8221; adı ile çıktı. Ayrıca &#8220;Kırık Saz&#8221; adlı eseri de çıkmıştır.</p>
<p>21 Haziran 1980&#8242;de Ankara&#8217;da öldü. Vasiyeti üzerine Sinop&#8217;un Salı köyünde toprağa verildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Ahmet Muhip, Cahit Sıtkı Tarancı ile şiirde ahenge ve sese önem vermişlerdir. Örneğin Kar şiirinde Ahmet Muhip sesi ön plana çıkarırken Olvido adlı şiirinde ne sesi anlama ne de anlamı sese baskın kılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hece şiirinin son kuşağı denilebilecek şairler arasında Ahmet Muhip Dıranas, çağcıl Batı şiirine (Baudelaire, Verlaine) en yakın, kendinden bir iki kuşak sonrası şairler üzerinde, az sayıda şiirle bile olsa, uzun süre etkili olan bir şairdir. O da hocası Tanpınar gibi az yazmış, seyrek yayımlamış, şiirlerini şiire başladıktan nerdeyse elli yıl sonra (1974) kitaplaştırmıştır. Gerek Fransız şiiri, gerekse kendinden önceki kuşaktan ustaları Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar&#8217;dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir şiire ulaşmıştır. Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekselde çağdaşlığı yakalayan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazmıştır. Şiirlerinde aşk, tabiat, ölüm, hatıralar, sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü boyutlar içinde verilmiştir.</p>
<p>Yayımlanmış kitapları</p>
<p>Yazılar. Adam Yayınları, Haziran 1994.<br />
Oyunlar Gölgeler, Çıkmaz, Finten. Adam Yayınları 1995, İstanbul<br />
Yazılar, Toplu Yazıları. YKY 2000, İstanbul<br />
Şiirler. YKY Kasım 2006.</p>
<p>Eserleri:</p>
<p>Şiir<br />
Şiirler (1974)<br />
Kırık Saz (1975 T. Fikret&#8217;ten).</p>
<p>Oyun<br />
Gölgeler (1947)<br />
O Böyle İstemezdi(1948 &#8211; Bu iki oyun Devlet Tiyatrosu ile İstanbul Şehir Tiyatrosu&#8217;nda oynanmıştır).</p>
<p>Çeviri Oyun<br />
Aptal (1940 &#8211; Dostoyevski&#8217;den uyarlayanlar F. Neziere / S.W. Bienstock).</p>
<p>İnceleme<br />
Fransa&#8217;da Müstakil Resim (1937 &#8211; İki Cilt C. Sıtkı ile birlikte).</p>
<p>Şiir çevirileri<br />
Çalar Saat &#8211; Charles BAUDELAIRE 1</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-muhip-diranas-hakkinda-bilgi+ahmet-muhip-diranas-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Oktay</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-oktay-hakkinda-bilgi+ahmet-oktay-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-oktay-hakkinda-bilgi+ahmet-oktay-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 09:09:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler ve Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Oktay Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Oktay Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şair ve Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=1906</guid>
		<description><![CDATA[21 Ocak 1933 te Ankarada doğdu. Öğrenimini lisede yarım bırakarak çalışmaya başladı. Ankara&#8217;da İstatistik Genel Müdürlüğü&#8217;nde (bugünkü DİE) görev yaptı. 1961&#8242;de Yeni İstanbul gazetesinin Ankara bürosunda &#8220;parlamento muhabiri&#8221; olarak profesyonel gazeteciliğe başladı. Ankara Ekspres, İktisat ve Piyasa, Vatan gibi gazetelerde muhabir olarak çalıştı. 1975 te İstanbul Radyosu&#8217;na geçti. Siyasal iktidar değişince TRT den istifa ederek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-1906"></span>21 Ocak 1933 te Ankarada doğdu. Öğrenimini lisede yarım bırakarak çalışmaya başladı. Ankara&#8217;da İstatistik Genel Müdürlüğü&#8217;nde (bugünkü DİE) görev yaptı. 1961&#8242;de Yeni İstanbul gazetesinin Ankara bürosunda &#8220;parlamento muhabiri&#8221; olarak profesyonel gazeteciliğe başladı. Ankara Ekspres, İktisat ve Piyasa, Vatan gibi gazetelerde muhabir olarak çalıştı. 1975 te İstanbul Radyosu&#8217;na geçti. Siyasal iktidar değişince TRT den istifa ederek önce Akajans, ardından da Dünya gazetesi haber müdürlüğü görevlerini yürüttü. 1978 de yeniden TRT ye döndü. 1982 de emekliye ayrıldı. Daha sonra Milliyet gazetesine geçti. 1993&#8242;te yazıişleri müdürlerinden biri olduğu Milliyet ten de ayrıldı. Yazmaya ortaokul sıralarında başladı. İlk şiirleri, 1949-1950 arasında &#8220;Gerçek&#8221; dergisinde yayınlandı. İlk yazısı 1950&#8242;de &#8220;Güney&#8221; dergisinde çıktı. &#8220;Dişi Kurt&#8221; adlı oyunu 1974&#8242;te Ankara Devlet Tiyatrosu&#8217;nda sahnelendi. 1950&#8242;lerde yazdığı şiirlerde Ahmed Arif&#8217;ten etkilendiği gözlenirken, 1960&#8242;lardan sonra toplumsal gerçekçi bir yaklaşımla İkinci Yeni&#8217;ye yöneldi. Zengin sözcük dağarcığını destansı bir söyleyişle ustaca değerlendirdi. Şiirinin olgunluk döneminde biçim gösterilerine kaçmadan yalın bir teknikle yazdı.</p>
<p>Ahmet Oktay Eserleri</p>
<p>ŞİİR:<br />
Gölgeleri Kullanmak (1963)<br />
Her Yüz Bir Öykü Yazar (1964)<br />
Dr. Kaligarinin Dönüşü (1966)<br />
Sürgün (1979)<br />
Sürdürülen Bir Şarkının Tarihi (1981)<br />
Kara Bir Zamana Alınlık (1983)<br />
Yol Üstündeki Semender (1987)<br />
Ağıtlar ve Övgüler (1991)<br />
Bir Sanrı İçin Gece Müziği (1993)<br />
Toplu Şiirler (1995)<br />
Gözüm Seğirdi Vakitten (1996)<br />
Söz Acıda Sınandı (1996)<br />
Az Kaldı Kışa (1996)<br />
Hayalete Övgü (2001)</p>
<p>İNCELEME-ARAŞTIRMA:<br />
Bir Yazının Arayışları (1981)<br />
Yazın, İletişim, İdeoloji (1982)<br />
Yazılanla Okunan (1983)<br />
Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları (1986)<br />
Kültür ve İdeoloji (1987)<br />
Toplumsal Değişme ve Basın (1987)<br />
Karanfil ve Pranga (1990)<br />
Raffaellonun Direnişi (1990)<br />
Zamanı Sorgulamak (1991)<br />
Kabul ve Red (1992)<br />
Şair ile Kurtarıcı (1992)<br />
Sanat ve Siyaset (1993)<br />
Cumhuriyet Dönemi Edebiyat-1923/1950 (1993)<br />
Türkiyede Popüler Kültür (1993)<br />
Medya ve Hedonizm (1995)<br />
Şiddet, Söz, Yaşam (1995)<br />
İnsan, Yazar, Kitap (1995)<br />
İsrafilin Sûru (1997)<br />
Şeytan, Melek, Soytarı (1998)<br />
Siyasal İslama İtirazlar (2000)<br />
Modernist Tahayyüle İtirazlar (2000)<br />
Şairin Kanı (2001)</p>
<p>ANI-ANLATI:<br />
Gizli Çekmece (1991)</p>
<p>GÜNLÜK:<br />
Gece Defteri (1998)</p>
<p>OYUN:<br />
Kurt Dişi (1971-1973te Devlet Tiyatrolarında sahnelendi)</p>
<p>ÖDÜLLERİ</p>
<p>1964 Yeditepe Şiir Armağanı, Her Yüz Bir Öykü Yazar ile<br />
1987 Behçet Necatigil Şiir Ödülü, Yol Üstündeki Semender ile<br />
1991 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Şairi Ödülü, Ağıtlar ve Övgüler ile</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-oktay-hakkinda-bilgi+ahmet-oktay-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Rasim</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-rasim-hakkinda-bilgi+ahmet-rasim-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-rasim-hakkinda-bilgi+ahmet-rasim-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 09:04:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler ve Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Rasim Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Rasim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şair ve Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=1901</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Rasim (1865- 1932) 1865&#8242;te İstanbul&#8217;da doğdu, 1932&#8242;de İstanbul Heybeliada&#8217;daki evinde yaşamını yitirdi. Menteşeoğulları&#8217;ndan Kıbrıslı Bahaeddin Efendi&#8217;nin oğlu. Kendisi doğmadan babası ailesini terkettiği için annesi Nevber Hanım tarafından yetiştirildi. Öğrenimini yolsul çocuklara eğitim hizmetini bugün de sürdüren Darüşşafaka&#8217;da tamamladı. Posta ve Telgraf Nezareti kalemine memur olarak girdi. Bir yandan memurluk yaparken diğer yandan Ahmed Mithad&#8217;ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-1901"></span>Ahmet Rasim (1865- 1932)<br />
1865&#8242;te İstanbul&#8217;da doğdu, 1932&#8242;de İstanbul Heybeliada&#8217;daki evinde yaşamını yitirdi. Menteşeoğulları&#8217;ndan Kıbrıslı Bahaeddin Efendi&#8217;nin oğlu. Kendisi doğmadan babası ailesini terkettiği için annesi Nevber Hanım tarafından yetiştirildi. Öğrenimini yolsul çocuklara eğitim hizmetini bugün de sürdüren Darüşşafaka&#8217;da tamamladı. Posta ve Telgraf Nezareti kalemine memur olarak girdi. Bir yandan memurluk yaparken diğer yandan Ahmed Mithad&#8217;ın yayınladığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazılar yazmaya başladı. Kısa bir süre öğretmenlik yaptı. 2. Meşrutiyet&#8217;ten sonra Hüseyin Rahmi Gürpınar ile birlikte &#8220;Boşboğaz&#8221; isimli bir mizah dergisi çıkardı. Ceride-i Havadis, Tasvir-i Efkar, Yenigün, Akşam, Vakit, Cumhuriyet gibi gazetelerle birçok dergide çok sayıda makale, fıkra, gezi mektubu, anı türlerinde yazıları yayınlandı. Suriye, Sofya ve Romanya&#8217;da muhabir olarak bulundu.</p>
<p style="text-align: justify;">1927&#8242;da İstanbul milletvekili oldu. Bu görevi ölümüne kadar sürdürdü. Daha çok ustası Ahmed Mithad&#8217;ın edebi çizgisini izleyen, döneminin güçlü akımı Servet-i Fünun içinde yer almayan Ahmet Rasim, öğrencilik yıllarında saltanata karşı çıkan şair ve yazarlara özenerek şiirler de yazdı. Daha sonra yazıya yöneldi. Ama şiiri bırakmadı. Muallim Naci etkisindeki şiirlerini &#8220;Leyla Feride&#8221; takma ismiyle Musavver Malumat dergisinde yayınlattı. Döneminin tüm edebiyat ve siyasi tartışmalarından uzak kaldı. Benimsediği gerçekçi-gözlemci çizgide yazılarını sürdürdü. Kısa, canlı cümlelere, yaygın ve güncel deyimlere dayanan arı bir İstanbul Türkçesi ile yazdı. Darüşşafaka&#8217;daki öğrencilik döneminde Zekaî Dede&#8217;den müzik dersleri aldı. Çoğunun güftesi kendisine ait 60 kadar şarkı besteledi. Bu şarkılardan 40 kadarı günümüze ulaştı.</p>
<p>ESERLERİ:</p>
<p>ROMAN-ÖYKÜ:<br />
İlk Sevgili (1891)<br />
Afife (1894)<br />
Güzel Eleni (1893)<br />
Meyl-i Dil (1897)<br />
Bir Sefilenin Evrak-ı Metrukesi (1893)<br />
Sevda-yı Sermedi (1897)<br />
Gam-ı Hicran (1898)<br />
Ülfet (1900)<br />
Hamamcı Ülfet (1922)<br />
İki Günahkar (1922)</p>
<p>ANI-FIKRA-BİYOGRAFİ-MEKTUP:<br />
Eşkâl-i Zaman (fıkra, 1918)<br />
Gülüp Ağladıklarım (anı, 1926)<br />
Muharrir, Şair, Edip (Biyografiler 1924)<br />
Cidd-ü Mizah (Biyografiler, 1920)<br />
Şehir Mektupları (4 cilt, 1910-1911)<br />
Falaka (Anı, 1927)<br />
Fuhş-i Atik (Anı, 1922)<br />
Gecelerim (Anı, 1896)<br />
Ramazan Sohbetleri (Anı, 1913)<br />
Ömr-i Edebi (4 cilt Anı, 1897-1900)<br />
Romanya Mektupları (Anı-gezi, 1916)<br />
İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi (Biyografi, 1927)</p>
<p>TARİH:<br />
Küçük Tarih-i İslam (1890)<br />
Küçük Tarih-i Osmani (1891)<br />
Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi (4 cilt, 1910-1912)<br />
İki Hatıra Üç Şahsiyet (1916)<br />
İstibdattan Hakimiyet-i Milliyeye (2 cilt, 1926)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-rasim-hakkinda-bilgi+ahmet-rasim-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Taner Kışlalı</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-taner-kislali-hakkinda-bilgi+ahmet-taner-kislali-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-taner-kislali-hakkinda-bilgi+ahmet-taner-kislali-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 08:58:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler ve Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şair ve Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=1897</guid>
		<description><![CDATA[10 Temmuz 1939’da Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu, 21 Ekim 1999’da Ankara’da yaşamını yitirdi. İstanbul&#8217;da Kabataş Lisesi&#8217;ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Yenigün Gazetesi’nde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1968-1972 arasında öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1967’de Paris Hukuk Fakültesi’nde doktorasını verdi. 1988’de profesör oldu. 1977’de Cumhuriyet Halk Partisi’nden 5. Dönem İzmir Milletvekili seçildi. Bülent [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-1897"></span>10 Temmuz 1939’da Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu, 21 Ekim 1999’da Ankara’da yaşamını yitirdi. İstanbul&#8217;da Kabataş Lisesi&#8217;ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Yenigün Gazetesi’nde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1968-1972 arasında öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1967’de Paris Hukuk Fakültesi’nde doktorasını verdi. 1988’de profesör oldu. 1977’de Cumhuriyet Halk Partisi’nden 5. Dönem İzmir Milletvekili seçildi. Bülent Ecevit tarafından kurulan 42. Hükümet’te 1978-1979 arasında Kültür Bakanı olarak görev aldı. 12 Eylül sonrasında politikayı bıraktı, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde siyaset bilimi dersleri verdi. Cumhuriyet Gazetesi’nde &#8220;Haftaya Bakış&#8221; adlı köşesinde günlük yazılarını sürdürdü. 21 Ekim 1999 Perşembe günü, Ankara’da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu can verdi.</p>
<p>ESERLERİ:</p>
<p>Forces Politiques dans la Turquie Moderne (AÜ SBF Yayınları, 1968)<br />
Öğrenci Ayaklanmaları (1974)<br />
Siyaset Bilimi (İmge Kitabevi Yayınları, 1994 -3 baskı)<br />
Kemalizm Laiklik ve Demokrasi (İmge Kitabevi Yayınları, 1994 -3 baskı)<br />
Atatürk&#8217;e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği (İmge Kitabevi Yayınları, 1.-4. baskı: 1993)<br />
Seçimsiz Demokrasi (1995)<br />
Bir Türkün Ölümü (1997)<br />
Ben Demokrat Değilim (İmge Kitabevi Yayınları, 1999 -2 baskı)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-taner-kislali-hakkinda-bilgi+ahmet-taner-kislali-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Telli</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-telli-hakkinda-bilgi+ahmet-telli-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-telli-hakkinda-bilgi+ahmet-telli-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 08:54:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler ve Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Telli Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Telli Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şair ve Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=1894</guid>
		<description><![CDATA[1946’da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde doğdu. Hasanoğlan ve Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Bir dönem köy öğretmenliği yaptı. Ardından Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Anadolu’da çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. 12 Eylül’den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldı. 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. İsmet Özel&#8217;den sözcük seçimi ve ses tonu bakımından etkilendi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-1894"></span>1946’da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde doğdu. Hasanoğlan ve Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Bir dönem köy öğretmenliği yaptı. Ardından Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Anadolu’da çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. 12 Eylül’den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldı. 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. İsmet Özel&#8217;den sözcük seçimi ve ses tonu bakımından etkilendi. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan&#8217;a yakın durduğu söylenebilir.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>Şiir kitapları</p>
<p>Yangın Yılları (1979)<br />
Hüznün İsyan Olur (1979)<br />
Dövüşen Anlatsın (1980)<br />
Saklı Kalan (1981)<br />
Su Çürüdü (1982)<br />
Belki Yine Gelirim (1984)<br />
Çocuksun Sen (1994)<br />
Kalbim Unut Bu Şiiri (1994)<br />
Barbar ile Şehla (2003)</p>
<p>Diğer eserleri<br />
Ben Hiçbir Şey Söylemedim (2001)<br />
Sulara mı Yazıldı (2001)<br />
Buradayım Sözümde (2005)</p>
<p>ÖDÜLLERİ</p>
<p>1980 Toprak Şiir Ödülü Hüznün İsyan Olur kitabı ile (Metin Altıok’la paylaştı)<br />
1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü Saklı Kalan ile</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-telli-hakkinda-bilgi+ahmet-telli-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Vefik Paşa</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-vefik-pasa-hakkinda-bilgi+ahmet-vefik-pasa-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-vefik-pasa-hakkinda-bilgi+ahmet-vefik-pasa-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 08:51:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler ve Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Vefik Paşa Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Vefik Paşa Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şair ve Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=1890</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Vefik Paşa (d. 3 Temmuz 1823, İstanbul – ö. 2 Nisan 1891, İstanbul). Osmanlı devlet adamı, diplomatı ve oyun yazarı. Türkçülük hareketinin öncülerinden. İki defa Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanı) yaptı, 4 Şubat 1878 &#8211; 18 Nisan 1878 ve 1 Aralık 1882 &#8211; 3 Aralık 1882 tarihleri arasında iki defa Başvekillik (Sadrazamlık, Başbakanlık) görevine getirildi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-1890"></span>Ahmet Vefik Paşa (d. 3 Temmuz 1823, İstanbul – ö. 2 Nisan 1891, İstanbul). Osmanlı devlet adamı, diplomatı ve oyun yazarı. Türkçülük hareketinin öncülerinden. İki defa Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanı) yaptı, 4 Şubat 1878 &#8211; 18 Nisan 1878 ve 1 Aralık 1882 &#8211; 3 Aralık 1882 tarihleri arasında iki defa Başvekillik (Sadrazamlık, Başbakanlık) görevine getirildi. Bursa valiliği sırasında bu kentte bir tiyatro yaptırmakla ün kazanmış ve ismi Bursa ile özdeşleşmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">3 Temmuz 1823’de İstanbul’da doğdu. Hariciye Nezareti memurlarından Ruhittin Efendi’nin oğludur. 1831 yılında İstanbul’da başladığı eğitimini, babasının görevi nedeniyle gittiği Paris’te Saint Louis Lisesi’nde tamamladı. Paris’te bulunduğu süre içinde Fransızca’yı anadili gibi öğrendi ve 1837’de yurda döndüğünde tercüme odasında çalıştı. 1840’da elçilik katibi göreviyle Londra’ya gitti ve İngilizce öğrendi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sırbistan, İzmir, Eflak ve Boğdan’da görev yaptıktan sonra 1842&#8242;de İstanbul’a döndüğünde başmütercim olarak tercüme odasında görev aldı ve Devlet Salnamesi (Yıllığı) hazırlanmasında görevlendirildi. İlerleyen yıllarda çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Tahran’a elçi olarak atanarak Fars dilini ve İran tarihinin kökenlerini öğrendi. Elçilik binalarına bayrak asma adetini getiren, Tahran’da elçi iken elçilik binasını Osmanlı Devleti toprağı olarak ilan edip bayrak çektiren Ahmet Vefik Paşa olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">1857’de kısa bir süre için Adalet Bakanlığı görevine getirildi. 1860’ta Paris büyükelçisi, 1861’de Bursa’da Evkaf Nazırı oldu. Halkın şikayetleri üzerine Bursa’daki görevinden alınarak yıllarca resmi bir görev verilmedi, bu süre içinde Türk tarih ve edebiyatına yeni eserler ve tercümeler kazandırdı. 1872’de birinci defa olarak Maarif Nazırı oldu ama 1873’de görevden alındı. Kısa bir süre Edirne Valiliği yaptı. 1878’de tekrar Maarif Nazırı, daha sonra da Başvekil oldu ama görevden alındı. 1879-1882 yılları arasında Bursa valisi olarak görev yaptı, tekrar başvekil atandı ama 3 gün sonra görevden alındı. Ölümüne kadar Rumelihisarı’ndaki evinde ilmi ve edebi çalışmalar yaptı. 2 Nisan 1891’de İstanbul’da ölmüştür, mezarı Rumelihisarı mezarlığındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk Türkçe sözlüklerden biri olan Lehçe-i Osmani&#8217;yi hazırlayan, Türk tarihinin Osmanlı ile başlamadığını gündeme getiren ve savunan Ahmet Vefik Paşa, bazılarına göre Osmanlı Türkleri’nin ilk Türkçüsüdür. Fezleke-i Tarih-i Osmani (Kısa Osmanlı Tarihi) ve Hikmet-i Tarih (Tarih Felsefesi) adlı tarih eserleri vardır. Şecere-i Türki isimli eseri Çağatay Türkçesi&#8217;nden Osmanlı Türkçesi&#8217;ne çevirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bursa valiliği sırasında bugün kendi adıyla anılan bir tiyatro yaptırdı. Moliere’in 16 eserini uyarladı, Victor Hugo ve Voltaire’in eserlerini tercüme etti. Ahmet Vefik Paşa, tiyatroda, Tomas Fasulyacıyan Kumpanyasına kendi tercüme ve adaptasyonlarını oynattırır, her gün provalara gider, bir rejisör gibi oyunla ilgilenir ve memurları oyunu izlemeye mecbur tutardı. Bu tür hareketleri yüzünden tuhaf bir adam olarak tanındı.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>Lehçe-i Osmani (Türkçe Sözlük)<br />
Fezleke-i Tarih-i Osmani (Kısa Osmanlı Tarihi)<br />
Hikmet-i Tarih (Tarih Felsefesi)<br />
Şecere-i Türki (Tercüme)<br />
Moliere&#8217;in 16 eserini tercüme etmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-vefik-pasa-hakkinda-bilgi+ahmet-vefik-pasa-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Yesevi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-yesevi-hakkinda-bilgi+ahmet-yesevi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-yesevi-hakkinda-bilgi+ahmet-yesevi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 08:31:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler ve Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Yesevi Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Yesevi Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şair ve Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=1886</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Yesevi (1103-1165) Türkistan&#8217;da yetişen büyük velilerdendir. Adı Ahmet bin İbrahim bin İlyas Yesevi olup, Piri Sultan, Hoca Ahmet, Kul Hace Ahmet diyede tanınır. Babası Hace İbrahim&#8217;in nesebi Hz. Alinin oğlu Muhammet bin Hanefi&#8217;ye dayanır. Hicri 5. asrın ortalarında doğduğu tahmin edilmektedir. çok küçük yaşta babasını, 7 yaşındada annesini kaybetmiştir. Yesi şehrinde ilim ve terbiye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-1886"></span>Ahmet Yesevi (1103-1165)<br />
Türkistan&#8217;da yetişen büyük velilerdendir. Adı Ahmet bin İbrahim bin İlyas Yesevi olup, Piri Sultan, Hoca Ahmet, Kul Hace Ahmet diyede tanınır. Babası Hace İbrahim&#8217;in nesebi Hz. Alinin oğlu Muhammet bin Hanefi&#8217;ye dayanır. Hicri 5. asrın ortalarında doğduğu tahmin edilmektedir. çok küçük yaşta babasını, 7 yaşındada annesini kaybetmiştir. Yesi şehrinde ilim ve terbiye tahsiletmiştir. Bundan dolayı YESEVİ nisbetiyle şöhret bulduğu kabul edilmiştir. Yesi&#8217;de, önce Arslan Baba Hazretlerinden ders aldı. Arslan Baba&#8217;nın vefatıyla Buhara&#8217;ya gitti. Orada Ehli Sünnet alimlerinden Yusuf Hamedaniye bağlandı ve manevi ilimleri tahsil etti. İnsanlara doğru yolu göstermek için ondan icazet (diploma) aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Buhara bu tarihlerde Karahanlıların hakimiyeti altındaydı ve devrin en büyük ilim merkezlerinden biriydi. Dünyanın çeşitli yerlerinden talebeler buraya gelip ilim tahsil ediyorlardı. Buhara&#8217;da güçlü bir Hanefi Fıkıh geleneği mevcuttu. Hoca Buhara&#8217;da bir müddet ders verdi. Daha sonra bu vazifeyi başkasına devredip Yesi&#8217;ye döndü ve burada talebe yetiştirmeye başladı. Büyüklüğü ve şöhreti kısa zamanda Maveraünnehir, Horasan ve Harzem dolaylarına yayıldı. Zamanın en büyük ve üstün evliyelarından oldu. Zahiri ve batını bütün ilimlerde derin alim olan Hazretleri, Hızır Aleyhisselam ile görüşür sohbet ederdi. Günün büyük bölümünü ibadet ve zikir ile geçirirdi. Zamanında arta kalan diğer bir kısmında, talebelerine zahiri ve batını ilimleri öğretir, günün kısa bir bölümünde ise, alınteri ile geçimini sağlamak üzere, tahta kaşık ve kepçe yapıp bunları satardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazretleri yetiştirdiği talebelerinin her birini bir memlekete göndermek suretiyle İslamiyetin doğru olarak öğretilip yayılmasını sağladı. Onun bu şekilde gönderdiği talebelerinden bir kısmı da Anadoluya geldiler. Bu vesileyle onun yolu Anadoluda yayılıp tanındı. Anadolunun Müslüman Türklere yurt olması, onun manevi işaretiyle hazırlandı. Talebelerinin gayretiyle Anadolu ebediyyen Türk yurdu oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazretlerinin en önemli özelliği, Arapça ve Farsça bilmesine rağmen çok sade bir Türkçe ile Hikmet denilen eğitici sözleri, Türkistan Türkleri üzerinde büyük izleri bırakmış olmasıdır. Bu hikmetli sözlerde şeriat erkanını ve tarikat adaplarını anlatmıştır. Yesevi Ocağı aynı zamanda bir tarikattır. Önemli ve büyük tarikatlardan Nakşilik ve Bektaşilik, Yeseviliğin kollarıdır. Yeseviliğin, adapları müridlerin uyması gerekli hususlar ve ahkamları vardır. Yesevi dergahı, fakirler, yoksullar, yetim ve çaresizler için bir sığınak yeriydi. Bu dergahlar aynı zamanda, tekke edebiyatının ilk temsil edildiği yerler olmuştur. Hazretleri tekke edebiyatının ilk temsilcisidir. Bu vesileyle Anadoludaki Türk edebiyatının yeşerip gelişmesine zemin hazırlamış, Yunus Emre gibi büyük şairlerin yetişmesine sebep olmuştur. Bu şekilde yetiştirdiği talebelerinden tayin ettiği halifeleri şunlardır;</p>
<p style="text-align: justify;">Mansur Ata, Abdulmelik Ata, Süleyman Hakim Ata (Bu Türkler arasında en meşhur halifesidir) Muhammed Danişmend, Muhammed Buhari (Sarı Saltuk) Zengi Ata, Tac Ata v.b. Bu halifelerinin yetiştirdiği birçok talebe ki; Ahi Evran, Hacı Bektaş, Mevlana, Taptuk Emre, Yunus Emre gibi talebeler Anadoluda, Hazretlerinin çizdiği yolda ilerlemişler ve Türk dilini, edebiyatını, kültürünü özellikle İslam dinini doğru olarak gelecek nesillere aktarmışlardır. Sade bir Türkçe ile Halkın anlayacağı, sohbet tarzındakiHikmet adlı şiirleri, Çin&#8217;den, Marmara sahillerine kadar yayılıp, Türk Milletine manevi ışık olmuştur. Hazretleri Hicri 590 (1194) de Yesi şehrinde vefat etmiştir. Kabri üzerine türbe, 200 yıl sonra, Timur Han tarafından inşa edilmiştir.</p>
<p>&#8220;Kafir bile olsan, hiç kimsenin kalbini kırma. Çünkü kalbi kırmak Allh&#8217;ü Taala&#8217;yı kırmaktır. Gönlü kırık zavallı garip birini görsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol.&#8221;</p>
<p>Hazretleri&#8217;nin bu sözlerinde, özellikle biz Avrupada yaşayan Türkler için, altın değerinde bir nasihat vardır. Biz Avrupa Türklüğü, Gayrimüslimler ile beraber yaşarken, geçmişimize bakıp güç almalıyız. Buraları Türkleştiremeyiz, fakat Türk kalabilmemiz için, Hazretlerini ve onun yolundan gidenleri çok iyi bilmemiz gerekmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ahmet-yesevi-hakkinda-bilgi+ahmet-yesevi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Püsküllüoğlu</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ali-puskulluoglu-hakkinda-bilgi+ali-puskulluoglu-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ali-puskulluoglu-hakkinda-bilgi+ali-puskulluoglu-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 08:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler ve Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Püsküllüoğlu Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Püsküllüoğlu Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şair ve Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=1883</guid>
		<description><![CDATA[1935&#8242;te Adana-Kadirli’de doğdu. İlk ve orta okulu Kadirli’de okudu. Mersin Lisesi’nde sürdürdüğü öğrenimini, sağlığı nedeniyle yarıda bırakarak çeşitli işlerde çalıştı. Avukat yazmanlığı, gazetecilik, kitabevi yöneticiliği yaptı. Türk Dil Kurumu’nun Yayın ve Tanıtma Kolu’nda uzman olarak çalıştı. 1982&#8242;de emekli oldu. Emekliliğinden sonra İstanbul&#8217;a yerleşti. Radyo için çeşitli programlar hazırladı. İstanbul&#8217;da &#8220;Çevre&#8221; yayınevini kurdu. &#8220;Yusufçuk&#8221; adlı şiir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-1883"></span>1935&#8242;te Adana-Kadirli’de doğdu. İlk ve orta okulu Kadirli’de okudu. Mersin Lisesi’nde sürdürdüğü öğrenimini, sağlığı nedeniyle yarıda bırakarak çeşitli işlerde çalıştı. Avukat yazmanlığı, gazetecilik, kitabevi yöneticiliği yaptı. Türk Dil Kurumu’nun Yayın ve Tanıtma Kolu’nda uzman olarak çalıştı. 1982&#8242;de emekli oldu. Emekliliğinden sonra İstanbul&#8217;a yerleşti. Radyo için çeşitli programlar hazırladı. İstanbul&#8217;da &#8220;Çevre&#8221; yayınevini kurdu. &#8220;Yusufçuk&#8221; adlı şiir dergisini çıkardı. Sözlükler ve ansiklopediler yayınladı. Türk edebiyatının çalışkan şairleri arasında. Ülkü Tamer, Turgut Uyar ve Edip Cansever şiirlerine benzer özellikler taşıyan ilk şiirleriyle İkinci Yeni şiirinin ölçülü, dengeli bir şairi olarak göründü. 1970 sonrasında tümüyle yeni bir şiire yöneldi. 1970 sonrasının toplumsal olgu ve olaylarını ele alan bu şiir, bir halk türküsü yalınlığı kazandı. Şiirlerinde yer yer Behçet Necatigil&#8217;in &#8220;kırık dize&#8221; yapısını da uyguladı.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>ŞİİR:<br />
Pembe Beyaz (1955)<br />
Aydınlık içinde (1956)<br />
Karanfilli Saksı (1958)<br />
Uzun Atlar Denizi (1962)<br />
Sırtımızda Kızgın Güneş (1965)<br />
Unutma Onları (1976)<br />
Yaz ve Yağmur (1978)<br />
Gül Sevgili Yurdum (1983)<br />
Babadat (Toplu Şiirler, 1950-1997)</p>
<p>ÖDÜLLERİ</p>
<p>Gül Sevgili Yurdum ile 1983 Toprak Şiir Ödülü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ali-puskulluoglu-hakkinda-bilgi+ali-puskulluoglu-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdülkadir Meriçboyu</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/abdulkadir-mericboyu-hakkinda-bilgi+abdulkadir-mericboyu-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/abdulkadir-mericboyu-hakkinda-bilgi+abdulkadir-mericboyu-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 08:21:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler ve Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülkadir Meriçboyu Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülkadir Meriçboyu Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şair ve Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=1879</guid>
		<description><![CDATA[İbrahim Abdülkadir Meriçboyu. 1917&#8242;de İstanbul’da doğdu, 1985&#8242;te yine İstanbul’da öldü. Eyüp Ortaokulu&#8217;nden sonra 1936’da girdiği Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdi. 1939&#8242;da Ankara Harp Okulu son sınıf öğrencisiyken, Nazım Hikmet’in okulda propaganda yaptığı gerekçesiyle açılan davada yargılandı, 10 aya hüküm giydi, okuldan uzaklaştırıldı. Cezaevinden çıkınca 1941&#8242;de İstanbul Hukuk Fakültesi’ne girdi. Tan gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. Arkadaşlarıyla &#8220;Yürüyüş&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-1879"></span>İbrahim Abdülkadir Meriçboyu. 1917&#8242;de İstanbul’da doğdu, 1985&#8242;te yine İstanbul’da öldü. Eyüp Ortaokulu&#8217;nden sonra 1936’da girdiği Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdi. 1939&#8242;da Ankara Harp Okulu son sınıf öğrencisiyken, Nazım Hikmet’in okulda propaganda yaptığı gerekçesiyle açılan davada yargılandı, 10 aya hüküm giydi, okuldan uzaklaştırıldı. Cezaevinden çıkınca 1941&#8242;de İstanbul Hukuk Fakültesi’ne girdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Tan gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. Arkadaşlarıyla &#8220;Yürüyüş&#8221; dergisini çıkardı. 1943&#8242;te savaş karşıtı şiirlerini içeren ilk kitabı Tebliğ toplatıldı, sıkıyönetim tarafından İstanbul dışına sürgün edildi. 1943-1947 arasında Muğla, Balıkesir, Konya, Adana ve Kırşehir’de sürgünde yaşadı. 1947&#8242;de İstanbul&#8217;a döndü. Bir bisküvi fabrikasında çalıştı, yayınevlerinde düzeltmenlik, çevirmenlik yaptı. 1965’ten sonra şiir çevirileri ve kitaplarının yayınıyla uğraştı. 12 Eylül 1980 sonrasında da bir ay gözetimde tutuldu. İlk şiirleri 1930&#8242;da &#8220;Ali Karasu&#8221; imzasıyla yayınlandı. Başlangıçta Faruk Nafiz Çamlıbel ile Necip Fazıl etkisinde şiirler yazdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara Cezaevi&#8217;nde Nazım Hikmet’le kalınca şiir ve dünya görüşünde önemli değişikler oldu. Ses ve Yeni Edebiyat dergilerinde yayınlanan şiirlerinde Nâzım Hikmet etkisi açıkça bellidir. Yurt sevgisini dile getiren ilk kitabı &#8220;Tebliğ&#8221;de bir yandan savaşa karşı çıkarken bir yandan da yoksul Türk insanını gerçekçi bir bakışla yansıttı. Bireysel dramı toplumsal sorunların birlikteliği içinde ele aldı. Olgunluk dönemi şiirlerinde konuşma diline yakın bir dil kullandı, türküler, halk şiiri ve gelenekleri motiflerinden yararlandı. Savaş, yoksulluk, sürgünlük, hapislik acılarını yaşayan insanın duygularını, iyiye, doğruya, eşitliğe olan özlemini yalınlık, gerçeklik ve lirizmle yansıttı. Çarpıcı bitişler, yinelemeler, iç uyaklar ve ses uyumları belli başlı şiirsel biçimleri. 1940&#8242;lı yılların toplumsal gerçekçi şiirinin ortak temaları ve biçimleriyle, Orhan Veli kuşağının bazı söyleyiş özelliklerini kaynaştırarak sentezci bir şiire ulaştı.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>ŞİİR:<br />
Tebliğ (1943)<br />
Hoş geldin Halil İbrahim (1959)<br />
Dört Pencere (1962)<br />
Mutlu Olmak Varken (toplu şiirler, 1968)<br />
Bütün Şiirleri (1988, ölümünden sonra)</p>
<p>ÇEVİRİ-ANTOLOJİ:<br />
Bugünün Diliyle Mevlana (1955)<br />
İlyada (Azra Erhat&#8217;la birlikte, 1958)<br />
Bugünün Diliyle Tevfik Fikret (1967)<br />
Odysseia (Azra Erhat&#8217;la birlikte, 1958)<br />
Seçme Şiirler (1961)<br />
Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri (3 cilt, 1973-1975-1980)<br />
Portekiz Sömürgeleri Şiiri (1975)<br />
Vietnam Şiiri (1975)<br />
Filistin Şiiri (1976)</p>
<p>ANI:<br />
Harp Okulu Olayı ve Nâzım Hikmet (1966)</p>
<p>ÖDÜLLERİ</p>
<p>1959 Habib Edip Törehan Çeviri Ödülü<br />
1961 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü<br />
1980 Türkiye Yazarlar Sendikası Hasan Ali<br />
Ediz Edebiyat Çeviri Ödülü<br />
1983 Yazko Çeviri Ödülü</p>
<p>A.Kadir&#8217;den örnekler:</p>
<p>Cibali</p>
<p>Cibali dendi mi<br />
aklıma siz gelirsiniz, kadınlar,<br />
kiminizin beş çocuğu,<br />
kiminizin nar gibi yanakları var,<br />
kiminiz kocasız kalmış,<br />
kiminiz ihtiyar,<br />
kiminiz daha körpe henüz.<br />
Bana umulmadık,<br />
eskimiş türküler düşündürür<br />
siyah başörtüsü altında yüzünüz.</p>
<p>Parmaklarda tütün kokusu.<br />
Tütün kokusu pazen entarilerde.<br />
Biriniz ekmek alır fırından,<br />
biriniz durmuş öksürüyor ilerde,<br />
geçiyor bizim mahalleden biriniz.</p>
<p>Cibali dendi mi<br />
aklıma siz gelirsiniz, kadınlar.<br />
Çarpık ayakkaplarınız gelir<br />
ve kahraman elleriniz.</p>
<p>Çiçekleri Umudumuzun</p>
<p>Çok olun, çocuklar, çok olun,<br />
yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce.<br />
Daha çok olun, daha çok olun,<br />
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.</p>
<p>Bu dünya ne tek tek yaşamakta,<br />
bu dünya ne rakının, ne şarabın içinde,<br />
bu dünya ne parada, ne pulda,<br />
ne kalleşlikte, ne zulümde.<br />
Bu dünya aşkın içinde, alın terinde.</p>
<p>Çok olun, çocuklar, çok olun,<br />
el ele verin, çocuklar, el ele,<br />
yaşayın dünyayı doya doya,<br />
açın kapıları, camları güneşe,<br />
ne yeise kapılın, ne korkuya,<br />
çok olun, çocuklar, çok olun,<br />
el ele verin, çocuklar, el ele.</p>
<p>Mutlu olmak varken bu dünyada,<br />
geceler geldi dayandı kapımıza,<br />
olduk acımızla sarmaş dolaş,<br />
bekledik düşümüzle koyun koyuna.</p>
<p>Çok olun, çocuklar, çok olun,<br />
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,<br />
el ele verin, çocuklar, el ele,<br />
bütün gündüzler sizin olsun,<br />
yaşayın dünyayı doya doya.</p>
<p>Çocuklar, çiçekleri umudumuzun.</p>
<p>İnsan</p>
<p>İnsan kuş kanadında gelen yazı.<br />
İnsan arı su, insan ak süt.<br />
İnsan yemyeşil uzanan bahçe.<br />
İnsan kum, insan çakıl taşı.<br />
İnsan yiğit, insan dost, insan sevdalı.<br />
İnsan kancık, insan ödlek, insan hergele.<br />
İnsan kocaman, dağ gibi.<br />
İnsan parmak kadar, küçücük.<br />
İnsan alın teri, insan lokma, insan kan.<br />
İnsan solucan, insan sülük.</p>
<p>İnsan kuş kanadında gelen yazı.<br />
İnsan gül fidanında yanan konca.<br />
İnsan umutların kapısı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/abdulkadir-mericboyu-hakkinda-bilgi+abdulkadir-mericboyu-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Şir Nevai</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ali-sir-nevai-hakkinda-bilgi+ali-sir-nevai-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ali-sir-nevai-hakkinda-bilgi+ali-sir-nevai-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 08:15:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler ve Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Şir Nevai Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Şir Nevai Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şair ve Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=1875</guid>
		<description><![CDATA[Ali Şir Nevai (Herat-1441-1501) Ali Şîr Nevâî, Türkçeyi yüksek bir sanat dili halinde işlemeye çalışan, bu görüşü savunan ve Türk diline değer kazandıran üstün bir bilgin ve devlet adamıdır. 1441de Heratta doğdu. Babası Timurun meliklerinden Sultan Ebû Saidin veziri Kiçkine Bahşi idi. Ali Şîr Nevâînin ilk eğitimini babası verdi. Daha sonraki eğitimine Horasan ve Semerkantta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><span id="more-1875"></span>Ali Şir Nevai (Herat-1441-1501)</strong><br />
Ali Şîr Nevâî, Türkçeyi yüksek bir sanat dili halinde işlemeye çalışan, bu görüşü savunan ve Türk diline değer kazandıran üstün bir bilgin ve devlet adamıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">1441de Heratta doğdu. Babası Timurun meliklerinden Sultan Ebû Saidin veziri Kiçkine Bahşi idi. Ali Şîr Nevâînin ilk eğitimini babası verdi. Daha sonraki eğitimine Horasan ve Semerkantta devam etti. Sultan Hüseyin Baykara ile okul arkadaşı idi. Hatta okurken unutmamak üzere sözleşmişlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sultan Hüseyin Baykara, Heratta yönetimin başına geçince, sözleştikleri gibi Ali Şîr Nevâîyi aradı. Onun Semerkantta olduğunu öğrendi ve Maveraünnehir meliki Ahmed Mirzaya bir mektup yazarak Ali Şîr Nevâîyi kendisine göndermesini istedi. Ali Şîr Nevâî, Ahmet Mirzanın adamları tarafından Herata götürüldü. Sultan Baykara onu önce mühürdar yaptı. Daha sonra vezirlik görevine tayin etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Görevi sırasında bol bol kitap okumak, ilim çevreleriyle sohbet etmek ve araştırma yapmak imkanı bulan Ali Şîr Nevâî, bir süre sonra yaptığı işten sıkılmaya başladı. İstifasını Hüseyin Baykaraya sunduysa da kabul edilmedi. Aksine Esterebad Valiliğine tayin edildi. Ali Şîr Nevâî, valilik görevinde fazla durmadı ve 1490 yılında ayrıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali Şîr Nevâînin ailesi çok zengindi. Onun için devletten hiç maaş almadığı gibi devlete yardım da etti. Ali Şîr Nevâî topluma ve insanlığa hizmet etmekten büyük sevinç duyardı. Bu düşünceden hareketle çeşitli vakıflar kurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Valilik görevinden ayrıldıktan sonra bilim ve sanat konularında yoğunlaşan Ali Şîr Nevâî, 1501 yılında doğduğu şehir olan Heratta vefat etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Şiirlerini Türkçe ve Farsça yazan Ali Şîr Nevâî, Arapçayı da çok iyi öğrenmişti. Meşhur ilim adamlarından Molla Cami, onun şiir arkadaşlarındandır. Kaşgarlı Mahmuttan sonra Türk diline en büyük hizmet eden kişi olarak tanınan Ali Şîr Nevâî, Muhâkemetül-Lügateyn adlı kitabında Türkçe ile Farsçayı karşılaştırarak pek çok yerde Türkçenin üstünlüğünü savunmuştur. Ali Şîr Nevâî, bu kitabını Türkçeyi bırakarak eserlerini Farsça verenlere ithafen yazmıştır. Ali Şîr Nevâî, Türkçe yazdığı şiirlerinde Nevâî, Farsça yazdığı şiirlerinde ise Fanî mahlaslarını kullanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali Şîr Nevâînin dördü Türkçe, biri de Farsça olmak üzere beş ayrı divanı vardır. Türkçe divanlarının genel adı Hazâinül Maânîdir. Türkçe divanlarını, Garâibüs-Sağîr, Nevâdirüş Şebâb, Bedâyiül-Vasat ve Fevâidül-Kiber adları altında yazmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Beş mesnevisinden meydana gelen Hamsesi ile Türk edebiyatına ilk hamse yazan Ali Şîr Nevâînin divanlarından hariç 18 ayrı eseri daha vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlar sırasıyla şunlardır:</p>
<p style="text-align: justify;">Hayretül-Ebrâr, Ferhat ve Şirin, Leyla ve Mecnun, Seba-i Seyyârem, Sedd-i İskender, Lisânüt-Tayr, Muhâkemetül-Lügateyn, Mecâlisün-Nefâis, Mîzânül-Evzân, Nesâimül-Mehabbe, Nazmül-Cevâhir, Hamsetül-Mütehayyirîn, TühfetülMülûk, Münşeât, Sirâcül-Müslimîn, Tarihul-Enbiyâ, Mahbûbül-Kulûb fil-Ahlâk, Seyfül-Hâdî ve Rekâbet-ül-Münâdî.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali Şîr Nevâînin eserleri hem yazıldıkları devirde, hem de daha sonra bütün Türk dünyasında zevkle okunmuş, pek çok ünlü Türk şairi onu örnek almış, ona övgü yazmıştır. XV. yüzyılda yaşamış büyük Osmanlı Şairi Ahmet Paşa, XVI. Yüzyılda yaşamış ve Azeri lehçesiyle yazmış ünlü Fuzûlî, Ali Şîr Nevâîden etkilenmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir çok Osmanlı aydını, bu arada Yavuz Sultan Selim, Nevaînin hayranı idiler. XVIII. yüzyılda büyük divan şairimiz Nedim bile Ali Şîr Nevâî dilinde (Çağatay lehçesinde) şiirler yazmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiyeli pek çok şair Ali Şîr Nevâînin şiirlerine nazireler söylemişlerdir. Bu tesir Tanzimat sonrasında bile kendini göstermiş, Ziya Paşanın Harâbât adını taşıyan üç ciltlik antoloji eserinde Ali Şîr Nevâînin şiirlerine önemli bir yer verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzde yayınlanan bütün edebiyat tarihlerinde de Ali Şîr Nevâî, ilmi, irfanı, sanatı, Türkçülüğü ve olumlu tesirleriyle övülür.</p>
<p style="text-align: justify;">Burada bütün hayatını Türkçenin tanıtımına vakfetmiş olan Ali Şîr Nevâînin özellikle Muhâkemet-ül-Lugateyn adlı eserinden bahsetmek, onun Türk dili hakkındaki düşüncelerini yansıtmak açısından yararlıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali Şîr Nevâînin Muhâkemet-ül-Lugateyn adlı eseri, bu günkü yazımızla küçük boy bir kitabın 50 sayfasını ancak doldurur. Fakat hacim bakımından küçük olan bu kitap, muhtevasının değeri ile deryalar kadar büyüktür.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte Muhâkemet-ül-Lugateynden bazı cümleler:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230; Nazım bahçesinin şakrak bülbülü, Nevaî mahlasını alan Ali Şir (Allah günahlarını yargılasın ve ayıplarını kapatsın) şöyle arz eder:</p>
<p style="text-align: justify;">Söz bir incidir ki onun denizi gönüldür ve gönül bütün anlamları kendisinde toplar. Nitekim denizden cevherleri dalgıçlar çıkarır ve onlara mücevherciler katında değer biçilir. Gönülden söz incileri çıkarma şerefine erenler de (dalgıçlar da) bu işin mütehassısıdırlar. O inciler bu mütehassıslar ağzında canlanır, nisbetlerine göre yayılır ve ün kazanırlar. İnciler değer bakımından çok farklı olurlar. Bir tümenden yüz tümene kadar (bir liradan binlerce liraya kadar) olanları vardır. Elden ele geçen ucuz incilerle, sultanların kulaklarına küpe olan incilerin değerleri bir mi?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230; Şöyle bilinir ki, Türk Farstan daha keskin zekalı, daha anlayışlı, daha saf, daha pek yaratılışlıdır. Fars ise ilimde ve gayret sarfıyla elde edilen bir anlayışta daha olgun ve derin görünüyor. Bu hal Türklerin doğru, dürüst, temiz niyetinden, Farsların da fen ve hikmetinden belli oluyor&#8230; Ve lakin, Türk ve Fars dilleri arasındaki kusursuzluk veya noksanlık bakımından çok büyük farklar vardır. Söz ve ibarede, kelimelerin anlam ve kavramında, Türk Farstan üstündür. Türkün öz dilinde öyle incelikler, güzellikler, sanatlar vardır ki inşallah yeri gelince gösterilecektir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230; Türkün Farstan daha üstün, daha kabiliyetli, daha açık ve parlak olduğunun şundan kuvvetli delili olur mu: Bu iki milletin gençleri, ihtiyarları, büyükleri, küçükleri arasında kaynaşma aynı derecededir. Alış-verişleri, işleri, güçleri, düşüp kalkmaları, oturup durmaları, birbirinden hiç farklı değildir. Aynı hayat şartları içinde yaşarlar&#8230; Böyle olduğu halde Türklerin hepsi Farsçayı kolayca öğrenir ve konuşur. Oysa Farsların hiç biri Türkçe konuşamaz. Yüzde, belki binde biri Türkçe öğrenir ve konuşursa da, onun Türk olmadığı daha ilk sözünden belli olur&#8230; Türkün Farstan kabiliyetli olduğuna bundan daha kuvvetli tanık olamaz ve hiçbir Fars bunun aksini iddia edemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230; Fars dili yüksek ve derin konuları anlatmada yetersizdir. Çünkü Türkçenin oluşumumda ve konularında pek çok incelik, özgünlük vardır. İnce farklar, en uçucu kavramlar için bile kelimeler yaratılmıştır ki bilgili kimseler tarafından açıklanmazsa kolay anlaşılamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230; Türkün bilgisiz ve zavallı gençleri güzel sanarak, Farsça şiirler söylemeğe özeniyorlar. İyi ve etraflı düşünseler, Türkçede bu kadar genişlikler, incelikler, derinlikler ve zenginlikler durup dururken, bu dilde şiir söylemenin ve sanat göstermenin daha kolay, şiirlerinin daha beğenilir olacağını anlarlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserleri</p>
<p style="text-align: justify;">Hazâinül Maânî<br />
Garâibüs-Sağîr<br />
Nevâdirüş Şebâb<br />
Bedâyiül-Vasat<br />
Fevâidül-Kiber<br />
Hayretül-Ebrâr<br />
Ferhat ve Şirin<br />
Leyla ve Mecnun<br />
Seba-i Seyyârem<br />
Sedd-i İskender<br />
Lisânüt-Tayr<br />
Muhâkemetül-Lügateyn<br />
Mecâlisün-Nefâis<br />
Mîzânül-Evzân<br />
Nesâimül-Mehabbe<br />
Nazmül-Cevâhir<br />
Hamsetül-Mütehayyirîn<br />
TühfetülMülûk<br />
Münşeât<br />
Sirâcül-Müslimîn<br />
Tarihul-Enbiyâ<br />
Mahbûbül-Kulûb fil-Ahlâk<br />
Seyfül-Hâdî<br />
Rekâbet-ül-Münâdî</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ali-sir-nevai-hakkinda-bilgi+ali-sir-nevai-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

