<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakkında Bilgi &#187; Tarih</title>
	<atom:link href="http://www.hakkinda-bilgi.org/category/egitim/tarih/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakkinda-bilgi.org</link>
	<description>Hakkında Bilgiler, Hakkında Bilgi Nedir, Hakkındaki, Ne Demek,</description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 Oct 2011 08:35:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Komya&#8217;nın Yöresel Yemekleri</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/konyanin-yoresel-yemekleri-hakkinda-bilgi+konyanin-yoresel-yemekleri-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/konyanin-yoresel-yemekleri-hakkinda-bilgi+konyanin-yoresel-yemekleri-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 15:01:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/konyanin-yoresel-yemekleri-hakkinda-bilgi+konyanin-yoresel-yemekleri-nedir</guid>
		<description><![CDATA[KONYA&#8217;NIN YÖRESEL YEMEKLERİ ETLİ EKMEK Konya&#8217;da bundan 60-70 yıl önce çarşıda katıkçı dükkanları ile tek tük aşçı dükkanı ve lokanta ile bol miktarda kebapçı dükkanı bulunuyor idi. Bu kebapçı dükkanları genellikle bugün Kebapçılar içi denilen yerde toplanmışlardı. Çarşı esnafı; lokanta yemeklerinden ziyade kebapçı dükkanlarında speciallerle karın doyururdu. Çünkü lokantalardaki sulu yemeklerin en iyilerini evlerinde yiyebilirlerdi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONYA&#8217;NIN YÖRESEL YEMEKLERİ</strong></p>
<p>ETLİ EKMEK<br />
Konya&#8217;da bundan 60-70 yıl önce çarşıda katıkçı dükkanları ile tek tük aşçı dükkanı ve lokanta ile bol miktarda kebapçı dükkanı bulunuyor idi. Bu kebapçı dükkanları genellikle bugün Kebapçılar içi denilen yerde toplanmışlardı. Çarşı esnafı; lokanta yemeklerinden ziyade kebapçı dükkanlarında speciallerle karın doyururdu. Çünkü lokantalardaki sulu yemeklerin en iyilerini evlerinde yiyebilirlerdi.</p>
<p>Etli ekmek, kuşbaşı köfte satılan kebapçı dükkanlarında hazırlanırdı. Bugün olduğu gibi hazırlanıp pişirilen yerde yenmezdi. Etliekmeğin içi dükkanda hazırlanır, çıraklar tarafından muhtelif yerlerde bulunan etliekmek fırınlarında pişirilir, dükkanda bekleyen müşterilere sunulurdu. Bu etliekmek fırınlarından bazıları Mahkeme Hamamı, Kayıklı Kahve ve Kunduracılar içinde bulunuyorlardı.</p>
<p>Lokantalarda hazırlanan etliekmek içleri ise; kasaplardan gövde olarak gelen koyun etleri kalfalar tarafından parçalanırdı. Buna o günün deyimiyle et bozmak denilirdi. Her kebapçı dükkanının iş kapasitesine göre 10 ile 30 gövde arasında et gelebilirdi. Etler tezgahlar üzerine yatırılır, parçalama bıçaklarıyla ayrılır; kuşbaşılıklar, köftelikler ayrı bir tarafa konulur, etlerin sinirleri ayrılır ve etliekmek için ayrılan parçalar yarım metre boyundaki bir çift bıçakla kıyılırdı.</p>
<p>Sebzeler de aynı şekilde doğranarak kıyılmış ete karıştırılırdı. Et hiç bir zaman makine ile çekilmezdi. Köfte etlerinde bile bıçak kullanılırdı. Bunun için hazırlanan bu içlere bıçakarası denilmiştir.Normal etliekmeklerde 60 gr kıyma, 100 gr sebze (soğan, domates, biber) kullanılır. Bol etli isteyenlere ise 120 gr et, 100 gr sebze kullanılır. Onun için bu tip etliekmekler için bol deyimi kullanılırdı.<br />
FIRIN KEBABI<br />
Koyunun muayyen yerlerinden alınan parçalar usulüyle iki aşamadan geçirilerek fırında pişirilerek hazırlanır. Okkayla satılırdı. Bir porsiyonu yüz dirhemdir. Yanına kuru soğan verilir.</p>
<p>Konya&#8217;nın en ünlü fırın kebapçıları Gazyağcı Şükrü ve Arif ustalardır. Gazyağcı Larende Caddesi&#8217;nde, Şükrü Bedesten&#8217;de, Arif usta Çarıkcılar içinde mesleklerini icra ederlerdi. Bu arada bazı aşçı dükkanlarını da unutmamak gerekir. Kuzu başları tandır</p>
<p>YEMEK ÖĞÜNLERİ<br />
1. Kuşluk Yemeği : Eskiden Konya&#8217;da iki öğün yemek yenirdi. Kuşluk ve akşam yemekleri. Kuşluk yemeği öğle yemeğinden iki saat önce yenirdi.<br />
2. Öğlen Yemeği : Hafif yiyecekler yenen öğün.<br />
3. Akşam Yemeği : Aksam namazından sonra yenirdi. Kisin uzun gecelerde yenirdi.<br />
4. Yat Geberlik : Yatmadan önce yenen hafif yiyeceklerdir. Kisin uzun gecelerde yenilir. Konya&#8217;nın yiyeceklerinden Ekmeği- Ballı Böreği, Helvasının çeşidi, Zülbiyesi, Pişmaniyesi meşhurdur.</p>
<p>DİĞER YEMEK ÇEŞİTLERİ</p>
<p>MEVLANA BÖREĞİ : MALZEMELER:1 çay bardağı yoğurt, 1 çay bardağı zeytinyağı, Biraz su, Yarim limon suyu, Biraz Tuz Alabildiği kadar un, (Ayrıca içi içir yarim kilo kadar zeytinyağı ile karışmış tereyağı) YAPILISI:Bu malzemelerin hepsi konur ve güzelce yoğrulur. Küçük küçük bezeler ayrılır. Dinlenmeye bırakılır. Diğer tarafından bir iki bas soğan yarim kilo kıyma, 1 demet maydanoz, biraz karabiber. Soğanlar bir iki kaşık zeytinyağında kavrulur. Sonra kıyma da ilave edilerek kavrulur. Ateşten indikten sonra maydanozu ilave edilir. Diğer taraftan bezeler incecik açılır. Arası yağlanır tekrar açılır tekrar yağlanır. Ve bir bohça seklinde dürülerek köselere iç konulur ve kapatılır. Ondan sonra sıcak fırına sürülür.</p>
<p>ZERDE : MALZEMESİ: 1Kg. Pirinç, 3 litre su , yarim kg. şeker YAPILISI: Önce pirinç ile su kaynatılır .Sonra seker atılır.Yine kaynatılır. Başka bir kaba boşaltılır. Soğuyuncaya kadar bekletilir ve servis yapılır.</p>
<p>ARABAŞI ÇORBASI :  MALZEMESİ: Bir miktar su, Bir miktar un, 1 tane horoz, 1 kaşık karabiber, 1 paket yağ, 1 tane limon ÇORBA YAPILISI: Bir miktar un, bol yağda kırmızılaşıncaya kadar kadar kavrulur.Daha önce pişmiş olan horoz kavrulmuş olan unun üzerine ince ince didilerek konur.Bir miktar tavuk suyu eklenir. 20 dakika kaynadıktan sonra limon ve karabiber ilave edilir. Daha sonra hamuru ile birlikte servis yapılır.</p>
<p>ARABASI HAMURU: Tencereye normal bir şekilde su konarak iyice kaynatılır.Kaynayan suyun içine azar azar un konarak tahta kaşık ile karıştırılır. Belli bir kıvama gelince un konulmadan hamur karıştırılarak iyice pişirilir.Daha sonra hamurun kolay dağılması için tepsi su ile ıslatılarak hamur tepsiye dökülerek soğutulur. Daha sonra çorba ile servis yapılır. PAPARA : HAZIRLANIŞI: Ekmekler derin bir tabağa doğranır. ayrı bir yerde tereyağı kızartılır. Ve soğanlar düzgün bir şekilde doğranıp, salça ile birlikte tereyağında kızartılır. Yeteri miktarda su ilave edildikten sonra, suyun kaynamasını bekleriz. Su kaynadıktan sonra içine ufalanmış tulum peyniri ilave edilir. Biraz daha kaynadıktan sonra tencere ateşten alınır. Ve bu oluşan karışımı daha önceden doğradığımız ekmeklerin üzerine dökülür. Üzeri karabiber ve maydanoz ile süslenir.</p>
<p>TANDIR BÖREĞİ : MALZEMELER: 4 kg un, 1 kg kıyma, 1 kg peynir, Yarim kg tereyağı, 4 bas soğan, Maydanoz, Kırmızı biber YAPILISI: Unu mayalayıp hamur yapacaksınız. Kıymayı suyu çekilecek kadar kavuracaksınız. Soğanı doğrayacaksınız. Peynir kırmızı biber ve maydanozla karıştırarak iç hazırlayacaksınız. Hamur ekşiyinceye kadar tandır yakılıp hazırlanacak. Daha sonra hamurdan börek yapılıp tandıra yapıştırılacak.</p>
<p>KAYGANA TATLISI : MALZEMELER: 5 yumurta, 1 kilo süt, Kabartma tozu, Un, tuz YAPILISI: Yumurta iyice çırpılacak. Sütle karıştırılacak. İçine aldığı kadar ün, bir tutam tuz ve kabartma tosu atılarak iyice karıştırılarak kızgın yağda kaşıkla biraz biraz dökülerek kızartılacak. Hazırlanmış olan şurup tatlının üzerine dökülecek. Servise sunulacak.</p>
<p>SU BÖREĞİ : MALZEMELER: 5 Ad.Yumurta, İki kaşık tereyağı, Yarim su bardağı su, 1 Kg Un, Biraz Tuz, 3 Bas soğan, 1 Kg Koyun kıyması, Karabiber, maydanoz YAPILISI: Yumurta su ve tuz elle çırpılır. Güzelce yoğrulur. Sonra bezelere ayrılır. Onbeş;yirmi dakika dinlendirilir. Soğanlar bir kaşık veya iki kaşık zeytinyağında kavrulur. Sonra kıyma ilave edilir. Hepsi beraber kavrulur. Maydanoz incecik kıyılır içine ilave edilir. Soğumaya bırakılır. Sonra bezeler tek tek açılır biraz kurutulur bu arada ocakta kaynar su hazır bulunur. Açtığımız yufkalar tek tek içine atılır ve pişirilir. Ayrıca önceden hazırlanmış yağlanmış tepsiye döşenir. Arasına hazırladığımız kıymalı iç yayılır. Tekrar üstüne yufkalar döşenir. En üste kuru yufka konur artik böreğimiz pişmeye hazırdır. Ocakta yavaş yavaş az ateşte pişirilir.</p>
<p>YOĞURT ÇORBASI : MALZEMELER: tereyağı, 150 gr. yoğurt, 50 gr Pirinç, 80 gr mercimek, Nane, Etsuyu YAPILISI: 8 kişilik tencereye, et suyunu ezdiğiniz yoğurdu da katin hiç durmadan karıştırınız. Kaynayınca içine mercimek, pirinci ilave ediniz. Ve tekrar karıştırın bırakın. Çorba kaynayıncaya kadar bekleyin, kaynayınca bir iki kez daha karıştırın ve 2-3 dak. bekleyin. Çorbayı ateşten indirin ve tavanın içine tereyağı koyun iyice kızarınca tuz atin daha sonra ateşten indirin ve çorbanın üzerine naneyle birlikte dökün.</p>
<p>ETLİ TOPALAK : MALZEMESİ: 1 kg yağsız dana kıyması, 1 su bardağı köftelik bulgur, 1 ad. yumurta, 1 demet maydanoz, 2 yemek kaşığı un, Tuz-karabiber-kekik, 1 ad. soğan, 1 su bardağı haşlanmış nohut, 1 yemek kaşığı salça margarin yağı-etsuyu veya sıcak su YAPILISI: Geniş bir kabin içine eti, bulguru, yumurtayı ince kıyılmış maydanozu, unu, soğanı, tuzu ve baharatları koyup köfte hazırlar gibi iyice yoğrulur. Macun haline gelince ufak ufak yuvarlaklar yapılır. Diğer tarafta genişçe bir tencereye iki yemek kaşığı margarini eritip içine bir kaşık un konup kavrulur. Salçası da konduktan sonra nohutta katılarak 6-7 bardak sıcak su veya etsuyu konur. kaynadıktan sonra diğer tarafta bekleyen etli malzememizi tencereye boşaltır. 15-20 dakika hafif ateşte pişirilir.</p>
<p>SAÇ BÖREĞİ : MALZEMELER: Yeteri kadar un, Tereyağı, Peynir, Ispanak YAPILISI: Yeteri kadar hamur yoğrulur. Yapılacak içler hazırlanır. Hamur bezeler seklinde hazırlanır. Hazırlanan bu bezeler yufka gibi açılır. İçine yapılacak olan (peynir veya ıspanak) konur ve saç ocağında pek gevrek olmamak şartıyla yiyecek olanın dişine göre pişirilir. Pişirilen bu börek yine yiyecek olanın kapasitesine göre yağlanır ve afiyetle yenir.</p>
<p>HÖŞMERİM : MALZEMELER:1 kg kaymak, Un, 1 çay bardağı su, Tuz, Pudra sekeri YAPILISI: Geniş bir tavaya kaymağı koyarız. Bir bardak suyu da ilave eder. Alabildiği kadar unla karıştırılır. Hafif ateşte karıştırılarak iyice pişiririz. Tuzu da ilave edip pisince tavaya güzelce düzleriz. Hafif ateşin üzerinde kızartıp servis tabağına çeviririz. Biraz soğuduktan sonra pudra sekerini üzerine dökeriz.</p>
<p>BAMYA ÇORBASI : MALZEMELER: 250 gr kuşbaşı et, 150 gr kuru bamya, 3 soğan 2 kaşık margarin, 1 limon, tuz, su (et suyu), 1 kaşık salça YAPILISI: Kuru bamya limonlu suda hafif haşlanır, süzülür. Bir tencerede et bir miktar su ilave edilerek yumuşayıncaya kadar pişirilir. yağ ve ince doğranmış soğanlar konur. Kavrulur. Salça tuz limon, su (et suyu) ilave edilir. Su kaynamaya başlayınca haşlanmış bamyalar da konur. Özleşinceye kadar pişirilir. Suyu eksilirse sıcak su ilave edilir, sıcak sıcak servis yapılır.</p>
<p>UN HELVASI : MALZEMELER: Pekmez veya sekerden yapılmış şurup, 2 çay bardağı sıvı yağ, Yeteri miktarda un YAPILISI: Pekmez kaynatılarak veya sekerden yapılan şurup kaynatılarak içine yeteri miktarda un konur. unu karıştırarak içindeki şuruba yediririz. İçinde hiç ekmez kalmayıncaya kadar karıştırılır. Sonra yağ ilave edilerek kızartılır.</p>
<p>ETLİ PİLAV : MALZEMELER: Nohut, Et suyu, 500 gr. Et, Tuz-Karabiber, Pirinç, Kişniş, 1 margarin YAPILISI: Pirinç güzelce yıkanır. Öbür tarafta et suyu kaynar. Nohut haşlanır. Tavaya yağ konur. Eridikten sonra pirinç içine atılır. Hafif ateşte bekletildikten sonra üzerine suyu dökülür. pişmeye bırakılır. Piştikten sonra üzerine kebap seklinde et dökülür. Servis yapılır.</p>
<p>SAÇ ARASI : MALZEME: 2 yumurta, 1 çay bardağı zeytinyağı, Alabildiğine un, 1 kg kaymak YAPILISI: Kaymak hariç diğer malzemeler yoğrulur. Hamur ince yufka halinde açılır. 1 yufka eritilen kaymakla yağlanır. Üzerine 2.bir yufka koyularak o da yağlanır. Dürülerek parça parça kesilir. Diğer bezelerde bu şekilde hazırlanır. Yağlanmış tepsiye döşenir. Ve kızartılır. Kızardıktan sonra üzerine pudra sekeri dökülerek servis yapılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/konyanin-yoresel-yemekleri-hakkinda-bilgi+konyanin-yoresel-yemekleri-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Atatürkün Hayatı</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/mustafa-kemal-ataturkun-hayati-hakkinda-bilgi+mustafa-kemal-ataturkun-hayati-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/mustafa-kemal-ataturkun-hayati-hakkinda-bilgi+mustafa-kemal-ataturkun-hayati-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 20:07:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4716</guid>
		<description><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-4716"></span><img style="border: 0pt none;" src="http://gizlihazineler.net/site/egitim/ataturk/ataturk001.jpg" border="0" alt="" align="left" /><span style="color: black;"><span style="color: black;">Mustafa Kemal</span> <span style="color: black;">Atatürk</span> 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir <span style="color: black;">Türk</span> ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. <span style="color: black;">Atatürk</span>’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905′te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907′de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909′da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span> bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911′de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912′de Derne Komutanlığına getirildi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Ekim 1912′de Balkan Savaşı başlayınca <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span> Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915′te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span> Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti. 18 Mart 1915′te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915′te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span>’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span>, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915′te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span> 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren <span style="color: black;">Türk</span> ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span>’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span style="color: black;">Mustafa Kemal</span> Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916′da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916′da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917′de İstanbul’a geldi. Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918′de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918′de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918′de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span> 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919′da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz &#8211; 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 &#8211; 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919′da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920′de <span style="color: black;">Türkiye</span> Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla <span style="color: black;">Türkiye</span> Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span> seçildi <span style="color: black;">Türkiye</span> Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span style="color: black;">Türk</span> Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919′da Yunanlıların İzmir’I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. <span style="color: black;">Türkiye</span> Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye &#8211; ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black;"><span style="color: black;">Mustafa Kemal</span> yönetimindeki <span style="color: black;">Türk</span> Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır: </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921′de <span style="color: black;">Türkiye</span> Büyük Millet Meclisi <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span>’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923′te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan <span style="color: black;">Türkiye</span> toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni <span style="color: black;">Türk</span> devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">23 Nisan 1920′de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla <span style="color: black;">Türkiye</span> Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin <span style="color: black;">Türk</span> Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni <span style="color: black;">Türk</span> devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922′de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923′te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, <span style="color: black;">Atatürk</span> oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu. <span style="color: black;">Türkiye</span> Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><img style="border: 0pt none;" src="http://gizlihazineler.net/site/egitim/ataturk/ataturk002.jpg" border="0" alt="" align="left" /><strong><span style="color: black;"><span style="color: black;">Atatürk</span> <span style="color: black;">Türkiye</span>’yi “Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak” amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:</span></strong><span style="color: black;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black;">1.</span></strong><span style="color: black;"> Siyasal Devrimler:<br />
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)<br />
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)<br />
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black;">2. </span></strong><span style="color: black;">Toplumsal Devrimler<br />
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)<br />
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)<br />
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)<br />
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)<br />
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)<br />
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black;">3. </span></strong><span style="color: black;">Hukuk Devrimi :<br />
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)<br />
· <span style="color: black;">Türk</span> Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black;">4. </span></strong><span style="color: black;">Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:<br />
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)<br />
· Yeni <span style="color: black;">Türk</span> harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)<br />
· <span style="color: black;">Türk</span> Dil ve <span style="color: black;">tarih</span> Kurumlarının kurulması (1931-1932)<br />
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)<br />
· Güzel sanatlarda yenilikler</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: black;">5.</span></strong><span style="color: black;"> Ekonomi Alanında Devrimler:<br />
· Aşârın kaldırılması<br />
· Çiftçinin özendirilmesi<br />
· Örnek çiftliklerin kurulması<br />
· Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması<br />
· I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934′de TBMM’nce <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span>’e “<span style="color: black;">Atatürk</span>” soyadı verildi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span style="color: black;">Atatürk</span>, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve <span style="color: black;">Atatürk</span> ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM <span style="color: black;">Atatürk</span>’ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span style="color: black;">Atatürk</span> sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla <span style="color: black;">Türkiye</span>’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku’nu okudu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span style="color: black;">Atatürk</span> özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923′de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven <span style="color: black;">Atatürk</span> Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, <span style="color: black;">Türk</span> Dil ve <span style="color: black;">tarih</span> Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık <span style="color: black;">Atatürk</span> Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><img style="border: 0pt none;" src="http://gizlihazineler.net/site/egitim/ataturk/ataturk003.jpg" border="0" alt="" align="left" /><strong><span style="color: black;"><span style="color: black;">Atatürk</span>’ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span style="color: black;">Atatürk</span>‘ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova’da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara’ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana’ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran <span style="color: black;">Atatürk</span>, çok yorgun düştü. Ülkü edindiğimillî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs’ta Ankara’ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul’a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı’nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul’a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938′de Hatay Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi <span style="color: black;">Atatürk</span>’ü çok sevindirip moralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona’da kalan <span style="color: black;">Atatürk</span>’ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı’na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O’nun hastalığını duyan <span style="color: black;">Türk</span> halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938′de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını <span style="color: black;">Türk</span> <span style="color: black;">tarih</span> ve <span style="color: black;">Türk</span> Dil kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara’ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">29 Ekim 1938′de kahraman <span style="color: black;">Türk</span> Ordusu’na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu. “Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman <span style="color: black;">Türk</span> ordusu!” <span style="color: black;">söz</span>ü ile <span style="color: black;">Türk</span> Ordusu’nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda “<span style="color: black;">Türk</span> vatanının ve <span style="color: black;">Türk</span>’lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır” diyerek <span style="color: black;">Türk</span> Ordusu’na olan güvenini belirtmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span style="color: black;">Atatürk</span> 1 Kasım 1938′de <span style="color: black;">Türkiye</span> Büyük Millet Meclisi’nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. <span style="color: black;">Atatürk</span> bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka <span style="color: black;">eğitim</span> ve <span style="color: black;">kültür</span> konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi’nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi’nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. <span style="color: black;">Türk</span> <span style="color: black;">tarih</span> ve <span style="color: black;">Türk</span> Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca <span style="color: black;">Türk</span> gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu’nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. <span style="color: black;">Atatürk</span>, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span style="color: black;">Atatürk</span>’ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her <span style="color: black;">Türk</span>’ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı’nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. <span style="color: black;">Mustafa Kemal</span> <span style="color: black;">Atatürk</span> aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız <span style="color: black;">Türk</span> milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, <span style="color: black;">Türkiye</span> Cumhuriyeti’nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü <span style="color: black;">Atatürk</span>’ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı’nın büyük tören salonunda katafalka konuldu. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı’na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyiİzmit’e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara’ya getirilmek üzere hareket edildi. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span style="color: black;">Atatürk</span>‘ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, <span style="color: black;">Türkiye</span> Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, <span style="color: black;">Genelkurmay</span> Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, <span style="color: black;">Türkiye</span> Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra <span style="color: black;">Atatürk</span>’ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. <span style="color: black;">Türk</span> milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe’de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953′te Etnografya Müzesinden alınan <span style="color: black;">Atatürk</span>’ün naaşı Anıtkabir’e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/mustafa-kemal-ataturkun-hayati-hakkinda-bilgi+mustafa-kemal-ataturkun-hayati-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk İlkeleri</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturk-ilkeleri-hakkinda-bilgi+ataturk-ilkeleri-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturk-ilkeleri-hakkinda-bilgi+ataturk-ilkeleri-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 20:02:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İlkeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4713</guid>
		<description><![CDATA[CUMHURİYETÇİLİK Kemalist devrimler siyasi bir devrim niteliğindedir ve çokuluslu bir imparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece Modern Türkiye&#8217; nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Kemalizm insanların arzularını yerine getirebilecek yegane rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanmaktadır. HALKÇILIK Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Kemalist Devrim ayrıca bir sosyal devrim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><span id="more-4713"></span>CUMHURİYETÇİLİK</strong><br />
Kemalist devrimler siyasi bir devrim niteliğindedir ve çokuluslu bir imparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece Modern Türkiye&#8217; nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Kemalizm insanların arzularını yerine getirebilecek yegane rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanmaktadır.</p>
<p><strong><br />
HALKÇILIK</strong><br />
Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Kemalist Devrim ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşımaktaydı. Bu devrim seçkin bir grup tarafından genel olarak halka yönelik bir biçimde gerçekleştirilmişti. Kemalist Devrimler, özellikle İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere batı kanunlarının Türkiye&#8217; de uygulamaya konmasıyla birlikte kadınların statüsüne kökten değişiklikler getirmiştir. Üstelik, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda Türkiye&#8217;nin gerçek Yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindeydi.Gerçekte, halkçılık ilkesi için yapılan resmi açıklamada Kemalizmin sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olduğu ifade edilmekte ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmiyordu. Kemalist ideoloji, aslında, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanmaktaydı. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri, onların daha fazla çalışmaları için gerekli psikolojik teşviki sağlayacak, birlik fikri ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olacaktı.</p>
<p><strong>LAİKLİK</strong><br />
Kemalist laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmiyor, ayrıca dinin eğitim, kültürel ve yasal konulardan da ayrılması anlamını taşıyordu. Laiklik, düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyordu. Böylece, Kemalist devrim ayrıca laik bir devrim idi. Kemalist devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğer birçoğu ise laikliğe ulaşılmış olması nedeniyle gerçekleştirilebilmiştir. Kemalist laiklik ilkesi Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini siyasettir dışında tutan bir ilke idi. Bu Kemalist ilke aydınlanmış İslam&#8217;a değil, çağdaşlığa karşı olan Müslümanlığa karşısındaydı.</p>
<p><strong><br />
DEVRİMCİLİK</strong><br />
Atatürk&#8217;ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de reformculuk veya devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı Türkiye&#8217;nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. Geleneksel kavramların iptal edildiği ve modern kavramların benimsendiği anlamına geliyordu. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınmalarının çok ötesine geçti.</p>
<p><strong><br />
MİLLİYETÇİLİK</strong><br />
Kemalist devrim ayrıca milliyetçi bir devrim idi. Kemalist milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildi. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesi idi. Bu milliyetçilik, tüm diğer milletlerin bağımsızlık haklarına saygılı idi. Yine bu milliyetçilik, sosyal içerikli bir milliyetçilikti. Yalnızca anti &#8211; emperyalist değil, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine karşı olan bir milliyetçilikti. Kemalist milliyetçilik, Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.</p>
<p><strong><br />
DEVLETÇİLİK</strong><br />
Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye&#8217;nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesinin de devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği alanlara veya özel sektörün yetersiz kaldığı alanlara veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği anlamında yorumlanmaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturk-ilkeleri-hakkinda-bilgi+ataturk-ilkeleri-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün Gençliğe Hitabı</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturkun-genclige-hitabi-hakkinda-bilgi+ataturkun-genclige-hitabi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturkun-genclige-hitabi-hakkinda-bilgi+ataturkun-genclige-hitabi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 19:55:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Gençliğe Hitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4711</guid>
		<description><![CDATA[Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #4c5c4c;">
<dl>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><span id="more-4711"></span>Ey Türk Gençliği!</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza       ve müdafaa etmektir.</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.<br />
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve       haricî bedhahların olacaktır.</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi       emelleriyle tevhit edebilirler.</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. </strong></em> </span> </dt>
<dt> </dt>
<dt><span style="color: #660000;"><em><strong><br />
Ey Türk istikbalinin evlâdı!</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve       Cumhuriyetini kurtarmaktır!</strong></em></span></dt>
<dt> <span style="color: #660000;"><em><strong><br />
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!</strong></em></span></dt>
<dt> </dt>
<div>
<dt> <img src="http://www.dersimiz.com/ataturk/imzaataturk.jpg" border="0" alt="" width="133" height="49" align="right" /></dt>
</div>
</dl>
<p></span></p>
<p><span style="color: #4c5c4c;"><br />
</span></p>
<p><span style="color: #4c5c4c;"><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturkun-genclige-hitabi-hakkinda-bilgi+ataturkun-genclige-hitabi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk Devrimleri</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturk-devrimleri-hakkinda-bilgi+ataturk-devrimleri-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturk-devrimleri-hakkinda-bilgi+ataturk-devrimleri-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 19:49:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Devrimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4706</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk Türkiye&#8217;yi &#8220;Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak&#8221; amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz: 1. Siyasal Devrimler: · Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922) · Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923) · Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924) 2. Toplumsal Devrimler · Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934) · Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: black;"><span id="more-4706"></span>Atatürk Türkiye&#8217;yi &#8220;Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak&#8221; amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:</span></p>
<p>1. Siyasal Devrimler:<br />
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)<br />
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)<br />
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)</p>
<p>2. Toplumsal Devrimler<br />
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)<br />
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)<br />
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)<br />
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)<br />
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)<br />
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)</p>
<p>3. Hukuk Devrimi :<br />
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)<br />
· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)</p>
<p>4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:<br />
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)<br />
· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)<br />
· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)<br />
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)<br />
· Güzel sanatlarda yenilikler</p>
<p>5. Ekonomi Alanında Devrimler:<br />
· Aşârın kaldırılması<br />
· Çiftçinin özendirilmesi<br />
· Örnek çiftliklerin kurulması<br />
· Sanayiyi Teşvik Kanunu&#8217;nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması<br />
· I. ve II. Kalkınma Planları&#8217;nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturk-devrimleri-hakkinda-bilgi+ataturk-devrimleri-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk İnkilapları</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturk-inkilaplari-hakkinda-bilgi+ataturk-inkilaplari-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturk-inkilaplari-hakkinda-bilgi+ataturk-inkilaplari-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 14:21:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İnkilapları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4698</guid>
		<description><![CDATA[Siyasal Alanda Yapılan Değişiklikler : Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın önderliğinde 1919 yılında başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşımız 1922&#8242;de tamamlandı. Osmanlı Devleti yöneticileri bu savaşın önderleri hakkında ölüm fermanları imzalamaktan çekinmediler. Kurtuluş Savaşı bittiği zaman bir yanda Büyük Millet Meclisi Hükümeti, öte yanda Osmanlı Saltanatı vardı. Büyük Millet Meclisi&#8217;nin 1 Kasım 1922 günü kabul ettiği bir yasa ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-4698"></span>Siyasal Alanda Yapılan Değişiklikler :<br />
Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın önderliğinde 1919 yılında başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşımız 1922&#8242;de tamamlandı. Osmanlı Devleti yöneticileri bu savaşın önderleri hakkında ölüm fermanları imzalamaktan çekinmediler. Kurtuluş Savaşı bittiği zaman bir yanda Büyük Millet Meclisi Hükümeti, öte yanda Osmanlı Saltanatı vardı. Büyük Millet Meclisi&#8217;nin 1 Kasım 1922 günü kabul ettiği bir yasa ile tarihimizde saltanat dönemi kapandı. Yeni bir dönem başladı. Osmanlı Saltanatının kaldırılmasından sonra 1921 Anayasası&#8217;nda değişiklikler yapıldı. 29 Ekim 1923 günü Türkiye Devleti&#8217;nin hükümet şeklinin Cumhuriyet olduğu kabul edildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Cumhuriyetin ilanı ile tarihimizde Cumhuriyet Dönemi başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hukuk Alanında Yapılan Değişiklikler :<br />
Cumhuriyet öncesinde yargı işleri din adamları tarafından görülürdü. Kadı adı verilen yargıçlar din kurallarına göre karar verirdi. Hukuk alanında yapılan değişiklikle eski mahkemeler kapatıldı. Eski yasalar yürürlükten kaldırıldı. Uygar ulusların yasaları örnek alınarak boşanma, miras, ceza hukuku yeniden düzenlendi. Hukuk devrimi ile kadın &#8211; erkek arasında eşitlik sağlandı. Miras konusunda kadın ve erkek eşit pay almaya başladı. Kadınlar da erkekler gibi seçme ve seçilme hakkına kavuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim Alanında Yapılan Değişiklik :<br />
Osmanlı Devletinde eğitim sistemi dinseldi. Mahalle okulunu bitirenler isterlerse öğrenimlerini Medreselerde sürdürürlerdi. Medreselerde genel olarak dini bilgiler öğretilirdi. Bu öğrenim kurumlarında tekniğe, bilime önem verilmezdi. Medreselerin yanı sıra İmparatorluğun devlet işleri için kurulmuş Enderun adlı Saray Okulu vardı. Çok sonraları Tanzimat Döneminde Ortaokul dengi Rüştiye, Lise dengi İdadi ve Sultani okulları açıldı. Daha sonra Tıp, Harp Okulu, Mülkiye Okulları kuruldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Cumhuriyet döneminde dine bağlı eğitim sistemine son verildi. Eğitim kurumlarında bilimsel yöntem ve ilkelere dayalı eğitim çalışmaları başladı. Tüm okullar bu ilkelere göre yeniden örgütlendi.</p>
<p style="text-align: justify;">Atatürk eğitime, öğretime çok önem verdi. Bilgisizliği kısa yoldan çözmek, okuma yazmayı kolaylaştırmak amacı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Kasım 1928 tarihinde Türk Alfabe Yasası&#8217;nı kabul etti. Bu alfabe ile okuma yazma öğrenilmesi için Ulus Okulları açıldı. Bütün yurtta okuma yazma öğrenme çalışmaları başladı. Atatürk, Ulus Okullarında Başöğretmen olarak dersler verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Harf değişikliğini, dilde özleşme izledi. Arapça ve Farsça sözcüklerden oluşan Osmanlıca yerine Türkçe konuşulup yazılmaya başlandı. Atatürk Türk Dili&#8217;nin benliğine kavuşma çalışmalarını yürütmek amacı ile 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti&#8217;ni kurdu. Dilimiz yabancı sözcüklerden arındı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekonomik Alanda Yapılan Değişiklikler :<br />
Lozan Barış Antlaşması ile yabancı uyruklulara tanınan kapitülasyon ayrıcalıkları kaldırıldı. Ülkemiz kendi zenginlik kaynaklarına sahip çıktı. Her alanda devlet öncülük etmeye başladı. Bankalar, fabrikalar kuruldu. Modern tarım çalışmalarına başlandı. Yollar, özellikle demiryolları yapımında büyük çaba gösterildi. Böylece yurdun en uzak yerlerine ulaşma olanağı hazırlandı. Ekonomik bağımsızlığımız kazanıldı. Ekonomik alanda sağlanan bu başarılar sonucu yurdumuz bayındırlaştı. Ulusumuz zenginleşti. Halk için ağır bir yük olan aşar vergisi kaldırıldı. Çağdaş vergilendirme yöntemleri uygulanmaya başlandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sosyal Alanda Yapılan Değişiklikler :<br />
Atatürk, ulusumuzun uygar uluslar düzeyine ulaşması için, sosyal alanda da köklü değişiklikler yaptı. Yeni okullar açtı. Hastaneler, dispanserler kurulmasını sağladı. Güzel sanatların gelişmesi için gerekli girişimlerde bulundu. Konservatuar kuruldu. Stadyumlar, spor alanları, kapalı spor salonları yapıldı. Uygar bir toplum için gerek duyulan tüm sosyal kurumlar Atatürk döneminde açıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ölçü Birimlerinde Yapılan Değişiklikler :<br />
Atatürk dünya ile ilişkilerimizi düzenli yürütmek için ölçü birimlerinde değişiklikler yaptı.<br />
Uzunluk ölçüsü birimi olarak arşın, endaze; ağırlık ölçüsü birimi olarak okka, dirhem gibi ölçüleri kaldırarak bugün kullanmakta olduğumuz ölçü birimlerini kabul etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Yurdumuzda daha önce takvim Hicri takvime göre düzenlenmişti. Buna göre dünyanın kullandığı takvimle aramızda 580 yıl kadar bir farklılık vardı. 1 Ocak 1926 tarihinden sonra bizde de Miladi takvim kullanılmaya başlandı. Eskiden ülkemizde ezani saat kullanılıyordu. Bu saat uygar ülkelerin kullandığı saate uymuyordu. Takvimde olduğu gibi saatler arasındaki bu uymazlık büyük karışıklıklara neden oluyordu. Bunları ünlemek için takvimle birlikte bugünkü kullandığımız saat kabul edildi.<br />
Hafta tatili Cuma&#8217;dan Pazar gününe alındı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/ataturk-inkilaplari-hakkinda-bilgi+ataturk-inkilaplari-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

