<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakkında Bilgi &#187; Arkeoloji</title>
	<atom:link href="http://www.hakkinda-bilgi.org/category/genel-kultur/arkeoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakkinda-bilgi.org</link>
	<description>Hakkında Bilgiler, Hakkında Bilgi Nedir, Hakkındaki, Ne Demek,</description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 Oct 2011 08:35:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Arkeoloji</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeoloji-hakkinda-bilgi+arkeoloji-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeoloji-hakkinda-bilgi+arkeoloji-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 21:32:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji Araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji Tarihçesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4972</guid>
		<description><![CDATA[ARKEOLOJİ: Eski Kültür ve Uygarlıkları onlardan kalan maddi kalıntıları açısından inceleyen ; yer ve zamanını saptamakla uğraşan bir bilimdir ,arkeoloji.Maddi Kalıntılar terimiyle insan elinden çıkan,insan düşüncesinin ürünü olan eserler,alet ve malzeme ile ev eşyaları,sanat yapıtları kastedilir.Bu yönüyle arkeolojiyi,geçmiş zaman insanlarının &#8220;el emeği göz nuru &#8221; olarak tanımlayabiliriz.Eski Yunanca&#8217;nın &#8220;Arkhaios&#8221; (eski) ve &#8220;Logos&#8221; (bilim) kelimelerinden türetilmiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-4972"></span><img src="http://s.azbuz.com/uploads/homepagePhotos/3000000000221390.gif" border="0" alt="" width="200" height="118" align="left" /><strong><em><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: 14pt; color: black;">ARKEOLOJİ:</span></span></em></strong><span style="color: black;"> Eski Kültür ve Uygarlıkları onlardan kalan maddi kalıntıları açısından inceleyen ; yer ve zamanını saptamakla uğraşan bir bilimdir ,arkeoloji.Maddi Kalıntılar terimiyle insan elinden çıkan,insan düşüncesinin ürünü olan eserler,alet ve malzeme ile ev eşyaları,sanat yapıtları kastedilir.Bu yönüyle arkeolojiyi,geçmiş zaman insanlarının &#8220;el emeği göz nuru &#8221; olarak tanımlayabiliriz.Eski Yunanca&#8217;nın &#8220;Arkhaios&#8221; (eski) ve &#8220;Logos&#8221; (bilim) kelimelerinden türetilmiş olan arkeoloji kelime olarak (Osmanlıca &#8220;Atikiyat&#8221;) &#8220;Eskinin Bilimi anlamına gelirse de diğer bütün bilim dallarının kaynağı &#8221; anası &#8221; durumundadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="color: black;">ARKEOLOJİ TARİHÇESİ:</span></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">(1717-1769), o güne dek yapilan kazilar üzerine yazdigi yazilarla ve hazirladigi tas koleksiyonu kataloguyla Arkeoloji alaninda çalisan ilk bilim adami olur. Bu nedenle kendisi, &#8221; Arkeoloji&#8221;nin babasi sayilir.O güne dek yalniz Filolojiye dayanarak yapilan geçmis kültürlere ait açiklamalin yeterli olmadigini gören Winckelmann mitolojiden yararlanmaya;bunun ötesinde,eski insanlari yasayislarini,yapitlarini ve kültürlerini ögrenmek için,onlarin yer altinda kalmis sanat ürünlerini kazi yaparak aydinliga çikarmanin gerekliligine inanmistir.<br />
Bati&#8217;da Winckelmann ile baslayan bu hareket,Dogu&#8217;da bir imparatorun öncülügü ile gerçeklesir.Fransiz Imparatoru Napeloun,1789&#8242;deki Misir seferi sirasinda kalabalik bir bilim adamlari ekibini de beraberinde götürür.Bunlardan ülkede gördükleri antik kalintilari resim ve çizimlerle belgelemeleri ve kopya çikarmalari istenir.Böylece Misir Arkeolojisinin ilk temelleri atilir ve bu belgeler &#8220;Description de L&#8217;Egypte &#8221; (1808-1825) adli yapitta yayinlanir. Napolyon&#8217;un bu seferinde elde edilen bilgilere dayanarak ayrica &#8221; Rozetta tasi (üç dilli yazit)&#8221; nin yardimiyla 1822&#8242;de Jean-François Champollioni,Eski Misir yazisini çözer.Bundan sonra da Misirlilar&#8217;dan kalma bir çok yazili belgenin okunmasi saglanir.Ardindan Misir&#8217;da çikarilan eserlerin korunmasina yönelik Fransiz Auguste Mariette&#8217;nin Kahire&#8217;de kurdugu Misir Arkeoloji Müzesiyle arkeolojide sistemli ve denetimli bir döneme geçilir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Alman Mecklenburg&#8217;lu Heinrich Schliemann&#8217;da arkeoloji tutkusua kapilanlardan biri olmus,küçüklügünde babasinin kendisine okudugu Homeros destanlarinin dogruluguna ve gerçek olduklarina inanmistir.Destanlarda adi geçen kenti bulabilmek, ayrica Troia 1970&#8242;lerde gerçeklestirdigi Troia Kazilari ve burada buldugu Priamos&#8217;un hazinesini kaçirisi,Avrupa&#8217;da genis yankilar uyandirmistir.Ancak Schliemann&#8217;in hareketinin asil önemli yani,-daha sonra kazilan Mykenai ve Tyrns sehirlerinden çikan sonuçlarla birlikte-efsanelerde ve antik destanlarda anlatilan olaylarin birer hayal ürünü olmadiklari,bunlarin gerçek ve yasanmis olaylar oldugunu belgelemis olmasidir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">H.Schliemann&#8217;in Troia ve Mykenai&#8217;de Yunan Uygarliginin kökenlerini arastirmaya yönelik kazilarina ayni dönemde M.A. Biliotti&#8217;nin Rodos; Ernst Curtius&#8217;un 1875&#8242;de basladigi Olympia; Alexander Conze&#8217;nin Semendirek Adasi kazilari eklenir.Conze&#8217;nin kazi raporunda ilk kez fotograf kullanmasi arkeolojik dünyada yeni bir çigir açar. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">1880&#8242;de Misir&#8217;da çalismalara girisen Ingiliz arkeolog Flinders Petrie uzun yasami boyunca Misir ve Filistin&#8217;de arastirmalar yapar ve yeni buluslariyla arkeolojiye önemli katkilarda bulunur.Petrie ilk kez sistemli bir kazi yöntemi gerçeklestirir ve bunun ilkelerini &#8220;Methods and Aims in Archaeolgy (1904)&#8221; adli yapitinda anlatir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">1846&#8242;da Henry Creswicke Rawlinson,Mezopotamya çivi yazisini çözmeyi basarir.Anadolu&#8217;nun her türlü kalintilariyla arastirilip adim adim gezilerek tanitildigi dönem 18.yy. sonu 19 yy.baslarina rastlar.Anadolu&#8217;ya bu ilginin gösterilmesinde Ch.Texier,Ingiliz Fellows,W.Hamilton ve G.Perrot gibi gezginlerin yayinlari etkili olmustur.20.yy. Anadolu&#8217;da Hitit,Frig ve Lykia,Kilikia ile Urartu kültür ürünlerinin tanitilmaya baslandigi bir dönemi kapsar. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Anadolu&#8217;da ilk kazi ise 1871&#8242;de H. Schliemann tarafindan Troia (Hisarlik) da gerçeklestirilir.Troia Kazilarina daha sonra W.Döpheld devam eder;bu kazilar 1.Dünya Savasina dek sürdürülür.Bu yeni dönemde Almanlar Pergamon,Priene,Milet ve Didyma&#8217;da; Avustralyalilar Efes&#8217;te; Amerikalilar ise Lydia&#8217;nin baskenti Sard&#8217;da kazilar yaparlar.Istanbul Arkeoloji Müzeleri adina Makridi Bey ve H.Winckler&#8217;in gerçeklestirdigi Bogazköy (Hattusas) kazilari Hitit devlet arsivini ortaya çikarir.Sir L.Wooley&#8217;in Kargamis&#8217;ta (Cerablus), J.Garstag&#8217;in Sakçagözü&#8217;nde,Von Luschan&#8217;in Zincirli(sam&#8217;al) da N.Özgüç&#8217;ün Kültepe&#8217;de; R.O. Arik&#8217;in Alacahöyük&#8217;de,L.Delaporte&#8217;nin Malatya-Aslantepe&#8217;de,U.B.Alkim&#8217;in Karatepe&#8217; de,H.Z.Kosay&#8217;in Erzurum-Karaz ve Güzelova&#8217;da yaptiklari kazilarla Anadolu Arkeolojisi Kurulmus olur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="color: black;">ARKEOLOJİK ÇALIŞMANIN AŞAMALARI</span></em></strong><span style="color: black;">: </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">A.YÜZEY ARASTIRMASI</span></span><span style="color: black;"> :Arama bir arkeologun isidir.Yeraltinda bulunan eski kültür kalintilarini çikarmada titiz bir çalisma yapmak gerekir.Arkeolojik Yerlesmelerin bulunmasi,belgelenmesi ve bunlarin herhangi bir kazi islemine basvurulmadan bilimsel yöntemlerle incelenmesi, toprak üstündeki kalintilarinin elde edilip yorumlanmasina &#8221; yüzey arastirmasi &#8221; denir.Henüz bilinmeyen arkeolojik yerler,açik arazide yürüyerek ya da araba ile dolasilarak bulunur.Amaçli olarak yapilan bu arastirma,arkeolojik yüzey arastirmasinin gerekli bir bölümüdür ve çalismanin ilk basamagini olusturur.Toprak üstü arama-yüzey arastirmasi- çesitli merkezler üzerinde uygulanabilen bir yöntemdir.Bunlar;höyük,akropol,düz arazi yerlesimi,kurumus nehir yatagi,tümülüs ve nekropoldür.. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">1.HÖYÜK:Araplarin &#8220;tell&#8221; ya da &#8220;tal&#8221;,Perslerin &#8220;tepe&#8221; diye adlandirdiklari höyükler,eski yerlesmelerin yikilmasi veya dogal tahribi sonrasinda onlarin kalintilariyla olusmus dogal olmayan tepeciklerdir.<br />
Ilk çaglarda insanlar henüz yerlesik düzende yasamadiklarindan,çogunlukla da agaç kovuklarinda ve magaralarda barindiklarindan höyüklere rastlanmaz.Ancak Neolitik çagdan itibaren kurulan topraga bagimli yerlesmeler,çesitli felaketlerle yikilip yok olurlar;zamanla bunlarin düzeni tabii olarak bir toprak katmaniyla kaplanir.Çogu zaman da bu yikintinin üzerine baska bir topluluk gelip yerlesir;veya yikilan kendin eski sahipleri sehri tekrar yeni bastan imar ederler.Hep ayni yere gelip yerlesmesinin nedenleri arasinda,yörenin cografi özellikleri,iklim sartlari ve toprak verimliligi ile su durumu basta gelmektedir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Iste,bu tür Kültür kalintilarinin bulundugu tepeler höyük karakteri tasirlar.Örnegin, Çanakkale&#8217;nin 25 km.güneyindeki Troia&#8217;da ,bilimsel kazilar sonucu 9 katli bir yerlesimin varligi kesin olarak saptanmistir.Diger bazi örnekler olarak Çorum-Alacahöyük ve Karahöyük, Kayseri-Kültepe,Keban yöresindeki Norsuntepe ile Kuzey Suriye&#8217;deki Tell Halaf,Tell Tayinat, Til Barsip sayilabilir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">2.AKROPOL:&#8221;Akro&#8221; (yüksek), &#8220;Polis&#8221; (sehir) kelimelerinden türetilmis akropol, yüksek ve savunulmasi kolay tepeler üzerinde kale anlamindadir.Bu kale içinde yönetici kralliga ait çesitli sosyal ve dinsel yapilar yer alir.Akropol Kral&#8217;in korunmasina ayrilmistir;halk ise akropolün eteginde yasamini sürdürür.Örnek olarak,Atina Akropolü,Bergama Akropolü ve Priene Akropolü gösterilebilir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">3.DÜZ ARAZI YERLESMELERI:Düz yerlesmelerdeki asal özellik sur duvarli kalelerdir.Özellikle savunma amaciyla saglam yapili surlar ve yerlesme olarak da tepe sirtlari seçilmistir.Akropol kralligi temsil ettigi için halk daha çok ovadaki tarlalarin bulundugu düz arazide yasardi.Düz arazi yerlesimlerine örnek gösterebilecegimiz Zincirli ve Kargamis&#8217;ta kaleler bazi kisimlarinda çift sur duvarlariyla çevrelenmistir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">4.KURUMUS NEHIR YATAGI:Yöreye ait seramik ve benzeri tasinmis malzemeyi derleyebilmek, ayrica toprak alti tabanlasma konusunda kisitli da olsa bir fikir sahibi olmaya yönelik,yüzeyde yapilan arastirmalarin bir bölümünü kapsar. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">5.TÜMÜLÜS:Bunlar önemli kisilere,özellikle de kral ve prenslere ait mezar yapilardir.Gerek Tümülüs,gerekse höyük dis görünüs olarak birer &#8220;yapay tepecik&#8221;ten olusmustur.farklilik iç yapidaki kuruluslardir.Tümülüslerde önce mezar odasi düz bir alan üzerine insa edilir.Daha sonra üzeri kapatilarak dev bir toprak yiginiyla örtülür.Bu yapi tarziyla hem mezarin yeri bir tepecikle belirlenmis olur,hem de mezar odasi soyguncularin distan gelecek tehlikelere karsi korunmus olur.Örnek olarak,Frigler&#8217;in &#8220;Midas&#8217;in Mezari&#8221; diye anilan Gordion Büyük Tümülüs&#8217;ü gösterilebilir.Anadolu&#8217;da tümülüslerin en yogun rastlandigi yöre ise lydia&#8217;dir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">6.NEKROPOL:Yüzey arastirmasinin yapibilecegi bir diger saha ise nekropollerdir.&#8221; Nekro&#8221; (ölüler) ve &#8220;Polis&#8221; (sehir) kelimelerinden türetilmis nekropol mezarliklari kapsar.Genellikle kent disinda,bazen de ana kapinin hemen yakinin da yer alirlar;Assos ve Termessos&#8217;ta oldugu gibi. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">B.BULMA</span></span><span style="color: black;"> : Arastirmaci,yüzeyde yaptigi çalismalar sonucunda bazi verileri toplar.Bunlarin basinda seramik esya,kirik çanak-çömlek parçalari;küçük buluntularla sikkeler ve süs malzemesi gelir.Seramik esya kirildiktan sonra bir daha kullanilmadigi için,ayrica hemen her yerlesimde bol miktarda ele geçmesi dolayisiyla geçmis kültürlere ait ipuçlari bulmada büyük önem tasir. Arkeologun yüzey arastirmasi sonucunda elde edebildigi bulgular degerlendirilir ve sonuçta,ilgili yerlesimde kaziya gerek olup olmadigina karar verilir.Eger Arastirilan sahada seramik bulgu yoksa,bu orada kazi yapilamaz anlamina da kesinlikle gelmez.Bazen bir sikke,bazen de bir mühür ya da yazit parçasi bile oranin önemini göstermeye yeterlidir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">C.KAZI</span></span><span style="color: black;">:Önceden topografik haritasi çikarilmis ve sinirlari belirlenmis arkeolojik alanlarda,yetkili makamlardan alinacak izinle bilimsel sorumluluga sahip kisilerin yapacagi &#8220;kazma&#8221; islemidir.Arkeolojik kazilar amaçlarina göre;<br />
-Planli Kazilar<br />
-Kurtarma Kazilari<br />
-Rastlantisal Kazilar diye siniflara ayrilir.Bunlar yerlesme biçimlerine göre kendilerine uygun yöntemleri ve teknikleri </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeoloji-hakkinda-bilgi+arkeoloji-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arkeoloji Nedir</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeoloji-nedir-hakkinda-bilgi+arkeoloji-nedir-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeoloji-nedir-hakkinda-bilgi+arkeoloji-nedir-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 21:21:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji Neleri Araştırır]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüzde Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Arkeoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4963</guid>
		<description><![CDATA[Arkeoloji, insanların elinden çıkmış her türlü malzemeyi ve kalıntıyı araştıran bilim dalıdır. Yunanca archaios ve logia sözcüklerinden türetilen arkeoloji, zaten &#8220;geçmişin incelenmesi&#8221; anlamına gelir. Türkçe&#8217;de bu sözcüğün karşılığı olarak kazıbilim kullanılmışsa da yaygınlık kazanmamıştır. Arkeoloji kendi içinde birçok farklı bilim dalını barındırmaktadır. Bunlar arasında tarihöncesi (prehistorya) arkeolojisi, klasik arkeoloji, protohistorya ve önasya arkeolojisi, mısır arkeolojisi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span id="more-4963"></span>Arkeoloji, insanların elinden çıkmış her türlü malzemeyi ve kalıntıyı araştıran bilim dalıdır. Yunanca archaios ve logia sözcüklerinden türetilen arkeoloji, zaten &#8220;geçmişin incelenmesi&#8221; anlamına gelir. Türkçe&#8217;de bu sözcüğün karşılığı olarak kazıbilim kullanılmışsa da yaygınlık kazanmamıştır. Arkeoloji kendi içinde birçok farklı bilim dalını barındırmaktadır. Bunlar arasında tarihöncesi (prehistorya) arkeolojisi, klasik arkeoloji, protohistorya ve önasya arkeolojisi, mısır arkeolojisi, tevrat arkeolojisi, ortaçağ arkeolojisi sayılabilir. Arkeoloji, yazılı tarihten önce ve sonra yaşamış insanlara ilişkin bilgi edinme olanağı sağlaması açısından özellikle önemlidir. Bu bilim dalının uzmanları olan arkeologlar, alet, eşya ve yapı kalıntılarını inceleyerek, eski insanların nasıl yaşadıklarını anlayabilirler. Arkeologlar çalışmalarını çoğunlukla eskiden insanların yaşadığı varsayılan yerleşimleri gün yüzüne çıkararak yürütürler. Yıkılan bir kentin üstüne yenisi yapıldığından, eski kentler genellikle toprağın altında kalır ve üst üste kurulan yerleşmelerin mimari (özellikle kerpiç) yıkıntıları zamanla bir tepe oluşturur. Bu tür tepeler ülkemizde höyük, Yunanistan&#8217;da &#8220;Magula&#8221;, Yakındoğu&#8217;da &#8220;Tell&#8221;, İran&#8217;da &#8220;Teppe&#8221; olarak adlandırılır. Ülkemizdeki Alacahöyük ve Çatalhöyük gibi eski yerleşmeler birer höyüktür.Ancak her arkeolojik buluntu yeri bir höyük değildir. Mağaralar, düz yerleşme yerleri, antik kentler de arkeolojinin araştırma alanları arasında yer alır. Tarihöncesi arkeolojisi yazının ortaya çıkmasından önceki dönemleri inceler. Bu incelemede kazılar çok büyük bir dikkatle yürütülür. Tarihöncesi dönemden günümüze kalan çanak çömlek parçaları, taş aletler, mimari kalıntılar ya da organik kalıntılar çok önem taşımaktadır.</span></p>
<p><strong>Arkeoloji neleri araştırır?</strong></p>
<p>Eski dönemlere ilişkin günümüze ulaşmış pek çok yazılı belge vardır. Ama bu yazılı belgelerin çoğu vergilere, yasalara, din kurallarına, krallara ve yöneticilere ilişkin bilgiler içerir. Bu belgeleri inceleyerek o dönemin insanlarının nasıl yaşadıkları bilgisine ulaşamayız. Oysa arkeolojik kazılarla ev kalıntılarını, krallık saraylarını, mezarları ve tapınakları ortaya çıkararak, sıradan insanlardan soylulara değin bütün insanların nasıl yaşadıklarını öğrenebiliriz. Meksika&#8217;da ve Mısır&#8217;daki piramitleri, Atina&#8217;daki Akropol gibi ilginç yapıları, insanlar yüzyıllarca hayranlık ve ilgiyle izlediler. Daha meraklı olan bazı kişilerin bu tür yapıları izlemekle yetinmeyip, onları yakından incelemeye başlamalarıyla arkeoloji doğdu. Bu meraklı kişiler dolayısıyla ilk arkeologlar oldular. Toprağın üzerinde yükselen eski yapıları incelemek kolaydır. Ama toprağın derinliklerinde saklı yerleşmeleri incelemek o kadar kolay değildir. Önce bu yerleşmelerin yerlerini saptamakla işe başlamak gerekir. Bazen bir tarlada bulunan kırık çömlek parçaları arkeologlar için araştırmanın ilk adımı olabilir. Günümüzde arkeologlar, uçaktan ve uzaydan çekilen fotoğraflardan yararlanmaktadırlar. Tarlalardaki ürünlerin büyüme biçimi de, toprağın altında eski duvarların ya da hendeklerin varlığını gösterebilir.</p>
<p><strong>Günümüzde arkeoloji:</strong></p>
<p>Eskiden zengin hazineler, saraylar ve tapınaklar bulma umuduyla kazı yapılırdı. Sıradan insanların yaşadıkları yerler definecileri ilgilendirmiyordu. Oysa arkeologlar geçmişi iyi anlayabilmenin yolunun, bulunabilen her şeyi incelemekten geçtiğini bilirler. Arkeologlar buluntuları incelerken, o topluluğun ekonomisini, değişik işleri ve görevleri olan insanlar arasındaki ilişkileri ve dinsel inanışlarını da araştırıyorlar. Yetiştirdikleri bitkilere ve hayvanlara bakarak insanların çevrelerini nasıl değiştirdiklerini, kendilerinin de çevreden nasıl etkilendiğini anlamaya çalışıyorlar. Ortadoğu&#8217;da bazı arkeologlar çöllerde araştırmalar yaparak, kentlerin henüz kurulmadığı ve uygarlıkların yerleşmediği dönemlerdeki göçebe topluluklara ilişkin bilgi edinmeye çalışıyorlar. Çok kısa bir zaman öncesine kadar kitaplarda, elyazmalarında ve iyi korunmuş yapılarda ortaçağa ilişkin yeterince bilgi bulunduğu sanılıyordu. Yatın tarihlerde bu alanda da yepyeni gelişmeler oldu. Birçok araştırmacı son 200 yılda yapılmış kanalları, demiryollarını, fabrikaları konu alan sanayi arkeolojisi alanında çalışıyor. Günümüzde kısaca, geçmişe ilişkin her şey arkeolojinin kapsamına girmektedir.</p>
<p><strong>Bilimsel yöntemler:</strong></p>
<p>Arkeolojide günümüzde tarihlendirmede çeşitli bilimsel yöntemler kullanılmaktadır. Bunlardan biri olan radyokarbonla tarihlendirme yönteminin bulunması, arkeolojide büyük bir gelişme sağladı. Bu yöntemle odunun, kömürün ve eski yerleşim bölgelerinde bulunan kemiklerin yaşlarını saptamak olanaklı hale geldi. Her canlıda karbon bulunur ve bunun neredeyse tamamı karbon-12&#8242;dir. Belli bir oranda da radyoaktif ve &#8220;ağır&#8221; olan karbon-14 vardır. Örneğin bir ağaç kesilince, artık yeni karbon-14 atomları alamaz ve var olan radyoaktif karbon atomları da belli bir hızla yok olmaya başlar. Böylece yaklaşık 5.500 yıl sonra bu atomların yarısı karbon-12 atomlarına dönüşür. Radyoaktif karbonun karbon-12&#8242;ye oranı ölçülerek, canlının ne kadar zaman önce öldüğü saptanabilmektedir. Ne var ki bu yöntem, tarihi belli olan Mısır buluntularına uygulandığında, saptanan tarihlerin çok kesin olmadığı anlaşılmıştır. Bir başka tarihlendirme yöntemi de ısıyla ışıldamadır (ısılışıldama). Bu yöntem yalnızca pişmiş kile uygulanabilmektedir. Kilde radyoaktif atomlar içeren elementler vardır. Kil pişirilmeden önce bunlar çevrelerine ışık biçiminde parçacıklar saçarlar. Pişme işleminin sonunda, atomların saçtığı bu parçacıklar kristalleşmiş yapının içinde hapsolur. Isıyla ışıldama yönteminde çömlekten alınan bir örnek, parçaların yeniden serbest kalacağı noktaya kadar ısıtılır. Bu parçacıklar ışık biçiminde (ışıldayarak) açığa çıktıkları için fotometre aygıtıyla ölçülür. Çömlek ne kadar çok ışık verirse, o kadar eskidir. Bir ağacın yaşının, gövdesindeki yıllık büyüme halkalarına göre saptanmasına dendrokronoloji denir. Ağaç gövdesinin kesitinde iç içe ince ve kalın halkalar görülür. Havaların iyi gittiği yıllarda ağaç daha çabuk büyüyeceğinden halkaların kalınlığı artar. Bu yöntemle ağacın yaşadığı dönemdeki iklim koşulları bile anlaşılabilir. Bir çam türünün 4.000 yıl önceki ve günümüzde yaşamakta olan örnekleri bu yöntemle karşılaştırılmıştır.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de arkeoloji:</strong></p>
<p>Anadolu&#8217;daki tarihsel kalıntılar daha 16. yüzyılda Avrupalı gezginlerin dikkatini çekmişti. Nitekim ilk kazılar da, 19. yüzyılda Avrupalı arkeologlarca yapıldı. Bunlardan biri olan Alman arkeolog Schliemann&#8217;ın eski Truva kentinin yerini saptadı ve burada uzun yıllar kazı çalışmalarını sürdürdü. 1882&#8242;de Türkiye&#8217;deki ilk arkeoloji müzesinin kurucusu ressam ve arkeolog Osman Hamdi Bey (1842-1910), 1887&#8242;de en önemli kazısını Sayda&#8217;da (bugün Lübnan&#8217;da) gerçekleştirdi. Bu kazıda Fenike krallarına ait 20&#8242;den fazla lahit ortaya çıkarıldı. Daha sonra Anadolu&#8217;daki ilkçağ uygarlıklarını araştırmak isteyen Alman, Avusturyalı ve ABD&#8217;li arkeologlar da Bergama, Bodrum, Boğazköy, Didim, Priene, Milet, Efes ve Sart gibi tarihi bölgelerde kazılar yaptılar. Bu kazılarda, Dünyanın Yedi Harikasır17;ndan ikisi olan Efesr17;teki Artemis Tapınağı ve Bodrumr17;daki Mausoleion gibi önemli yapıtlar ortaya çıkarıldı. Cumhuriyet döneminde arkeolojiye daha fazla önem verildi. 1931&#8242;de Türk Tarih Kurumu, 1934&#8242;te İstanbul Üniversitesi&#8217;ne bağlı Türk Arkeoloji Enstitüsü, iki yıl sonra da Ankara&#8217;da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kuruldu. 1933&#8242;te Türk Tarih Kurumu adına ilk kazılar, Hamit Zübeyr Koşay başkanlığında Ahlatlıbel&#8217;de yapıldı. 1935&#8242;te Koşay ve Remzi Oğuz Arık Alacahöyük kazılarına başladılar. Ayrıca Türkiyer17;de 1930&#8242;lardan başlayarak Alman, Fransız, İngiliz ve Hollanda arkeoloji enstitüleri kuruldu. Bu dönemde yerli ve yabancı uzmanlar birçok eski yerleşim bölgesinde araştırma ve kazılar gerçekleştirdiler. Kazılardan çıkarılan eski yapıtları korumak ve sergilemek için yeni müzeler açıldı. Bunların başında, dünyanın en önemli arkeoloji müzelerinden biri olan İstanbul Arkeoloji Müzesi gelir.</p>
<p>1946&#8242;da Kılıç Kökten başkanlığında Antalya&#8217;daki Karain kazılarına başlandı. Karain Mağarası, Anadolu&#8217;nun en büyük doğal mağaralarından ve Tarihöncesi yerleşmelerinden biridir. Arif Müfid Mansel, Perge (1946) ve Side (1947); Bahadır Alkım, Karatepe (1947); [[Tahsin Özgüç/Kutlu Emre], Kültepe (1948) ve Altıntepe&#8217;de Urartu Kalesi (1959); Ekrem Akurgal, eski İzmir(Smyrna), Foça, Sinop; Afif Erzen, Van&#8217;da Urartu (1961); Kenan Erim Afrodisias (1961); Nimet Özgüç, Acemhöyük (1962) ve Samsat (1978); Nezih Fıratlı, Uşak Selçikler (1966) kazılarını yürüttüler. Ufuk Esin, 1968&#8242;de Tepecik&#8217;te, 1971&#8242;de Tülintepe&#8217;de kurtarma kazılarını yönetti. Bu yöre 1975&#8242;te Keban Baraj Gölü&#8217;nün dolmasıyla birlikte sular altında kaldı. Gene Ufuk Esin&#8217;in 1978 sonrasında, [Karakaya Barajı|[Karakaya Baraj]] suları altında kalan Değirmentepe&#8217;de kurtarma kazıları yaptı. Türkiye&#8217;de yazılı belgelerden ya da toprak üstündeki kalıntılardan yola çıkılarak yapılan planlı kazılara örnek olarak Boğazköy, Kültepe ve Efes kazıları gösterilebilir. Türkiye&#8217;de son yıllardaki en önemli kazı alanlarından biri Zeugma&#8217;dır. Gaziantep&#8217;te Nizip&#8217;in 10 kilometre doğusunda ve Fırat Irmağı&#8217;nın batı kıyısında bulunan, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait antik kentte, Birecik Barajı&#8217;nın suları altında kalacağı için 2000 yılında kurtarma kazılarına başlandı. Bu kazılarda çok önemli mozaikler ve buluntular ortaya çıkarıldı. Son yıllarda, Bodrum&#8217;da sualtı arkeolojik araştırmalarına büyük önem verilmeye başlandı. Türkiye&#8217;nin ilk sualtı arkeoloji müzesi olan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi&#8217;ne bağlı olarak yürütülen çalışmalar sonucu denizden çıkarılan birçok buluntu bu müzede sergilenmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeoloji-nedir-hakkinda-bilgi+arkeoloji-nedir-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihi Eserlerin Araştırılması</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/tarihi-eserlerin-arastirilmasi-hakkinda-bilgi+tarihi-eserlerin-arastirilmasi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/tarihi-eserlerin-arastirilmasi-hakkinda-bilgi+tarihi-eserlerin-arastirilmasi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 21:18:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Akropol]]></category>
		<category><![CDATA[Höyük]]></category>
		<category><![CDATA[Nekropol]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserlerin Araştırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Tümülüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4961</guid>
		<description><![CDATA[YÜZEY ARASTIRMASI: Yeraltında bulunan eski kültür kalıntılarını çıkarmada titiz bir çalışma yapmak gerekir.Arkeolojik Yerleşmelerin bulunması,belgelenmesi ve bunların herhangi bir kazı işlemine başvurulmadan bilimsel yöntemlerle incelenmesi, toprak üstündeki kalıntılarının elde edilip yorumlanmasına &#8221; yüzey araştırması &#8221; denir.Henüz bilinmeyen arkeolojik yerler,açık arazide yürüyerek ya da araba ile dolaşılarak bulunur.Amaçlı olarak yapılan bu araştırma, yüzey araştırmasının gerekli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span id="more-4961"></span><strong>YÜZEY AR</strong></span><strong></strong><span style="color: black;"><strong>ASTIRMASI:</strong> Yeraltında bulunan eski kültür kalıntılarını çıkarmada titiz bir çalışma yapmak gerekir.Arkeolojik Yerleşmelerin bulunması,belgelenmesi ve bunların herhangi bir kazı işlemine başvurulmadan bilimsel yöntemlerle incelenmesi, toprak üstündeki kalıntılarının elde edilip yorumlanmasına &#8221; yüzey araştırması &#8221; denir.Henüz bilinmeyen arkeolojik yerler,açık arazide yürüyerek ya da araba ile dolaşılarak bulunur.Amaçlı olarak yapılan bu araştırma, yüzey araştırmasının gerekli bir bölümüdür ve çalışmanın ilk basamağını oluşturur.Toprak üstü arama-yüzey araştırması- çeşitli merkezler üzerinde uygulanabilen bir yöntemdir. Bunlar;höyük,akropol, düz arazi yerleşimi, kurumuş nehir yatağı,Tümülüs ve nekropoldür..</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><br />
<strong>1.HÖYÜK:</strong> Arapların &#8220;tell&#8221; ya da &#8220;tal&#8221;,Perslerin &#8220;tepe&#8221; diye adlandırdıkları höyükler,eski yerleşmelerin yıkılması veya doğal tahribi sonrasında onların kalıntılarıyla oluşmuş doğal olmayan tepeciklerdir.<br />
İlk çağlarda insanlar henüz yerleşik düzende yasamadıklarından,çoğunlukla da ağaç kovuklarında ve mağaralarda barındıklarından höyüklere rastlanmaz.Ancak Neolitik çağdan itibaren kurulan toprağa bağımlı yerleşmeler,çeşitli felaketlerle yıkılıp yok olurlar;zamanla bunların düzeni tabii olarak bir toprak katmanıyla kaplanır.Çoğu zaman da bu yıkıntının üzerine başka bir topluluk gelip yerleşir;veya yıkılan kentin eski sahipleri şehri tekrar yeni bastan imar ederler.Hep ayni yere gelip yerleşmesinin nedenleri arasında,yörenin coğrafi özellikleri,iklim şartları ve toprak verimliliği ile su durumu başta gelmektedir.</span></p>
<p><strong>2.AKROPOL:</strong> &#8220;Akra&#8221; (yüksek), &#8220;Polis&#8221; (şehir) kelimelerinden türetilmiş akropol, yüksek ve savunulması kolay tepeler üzerinde kale anlamındadır.Bu kale içinde yönetici krallığa ait çeşitli sosyal ve dinsel yapılar yer alır.Akropol Kral’ın korunmasına ayrılmıştır;halk ise akropolün eteğinde yaşamını sürdürür.</p>
<p><strong>3.DÜZ ARAZI YERLESMELERI:</strong> Düz yerleşmelerdeki asal özellik sur duvarlı kalelerdir.Özellikle savunma amacıyla sağlam yapılı surlar ve yerleşme olarak da tepe sırtları seçilmiştir.Akropol krallığı temsil ettiği için halk daha çok ovadaki tarlaların bulunduğu düz arazide yasardı</p>
<p><strong>4.KURUMUS NEHIR YATAGI:</strong> Yöreye ait seramik ve benzeri tasınmış malzemeyi derleyebilmek, ayrıca toprak altı tabanlaşma konusunda kısıtlı da olsa bir fikir sahibi olmaya yönelik,yüzeyde yapılan araştırmaların bir bölümünü kapsar.</p>
<p><strong>5.TÜMÜLÜS:</strong> Bunlar önemli kişilere,özellikle de kral ve prenslere ait mezar yapılardır.Gerek Tümülüs,gerekse höyük diş görünüş olarak birer &#8220;yapay tepecikten oluşmuştur.farklılık iç yapıdaki kuruluşlardır.Tümülüslerde önce mezar odası düz bir alan üzerine inşa edilir.Daha sonra üzeri kapatılarak dev bir toprak yığınıyla örtülür.Bu yapı tarzıyla hem mezarın yeri bir tepecikle belirlenmiş olur,hem de mezar odası soyguncuların dıştan gelecek tehlikelere karsı korunmuş olur.Örnek olarak,Frigler&#8217;in &#8220;Midas’ın Mezarı&#8221; diye anılan Gordion Büyük Tümülüs&#8217;ü gösterilebilir.Anadolu&#8217;da Tümülüslerin en yoğun rastlandığı yöre ise Lydia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><strong>6.NEKROPOL:</strong> Yüzey araştırmasının yapibilecegi bir diğer saha ise nekropollerdir.&#8221; Nekro&#8221; (ölüler) ve &#8220;Polis&#8221; (şehir) kelimelerinden türetilmiş nekropol mezarlıkları kapsar.Genellikle kent dışında,bazen de ana kapının hemen yakinin da yer alırlar;Assos ve Termessos&#8217;ta olduğu gibi. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><br />
<strong>BULMA : </strong>Araştırmacı,yüzeyde yaptığı çalışmalar sonucunda bazı verileri toplar.Bunların basında seramik eşya,kirik çanak-çömlek parçaları;küçük buluntularla sikkeler ve süs malzemesi gelir.Seramik eşya kırıldıktan sonra bir daha kullanılmadığı için,ayrıca hemen her yerleşimde bol miktarda ele geçmesi dolayısıyla geçmiş kültürlere ait ipuçları bulmada büyük önem taşır. Arkeologun yüzey araştırması sonucunda elde edebildiği bulgular değerlendirilir ve sonuçta,ilgili yerleşimde kazıya gerek olup olmadığına karar verilir.Eğer Araştırılan sahada seramik bulgu yoksa,bu orada kazı yapılamaz anlamına da kesinlikle gelmez.Bazen bir sikke,bazen de bir mühür ya da yazıt parçası bile oranın önemini göstermeye yeterlidir.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/tarihi-eserlerin-arastirilmasi-hakkinda-bilgi+tarihi-eserlerin-arastirilmasi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arkeolojide Alan Araştırma</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeolojide-alan-arastirma-hakkinda-bilgi+arkeolojide-alan-arastirma-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeolojide-alan-arastirma-hakkinda-bilgi+arkeolojide-alan-arastirma-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 21:15:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji Alan Arama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4958</guid>
		<description><![CDATA[Havadan çekilen fotoğraflar arkeologların çalışmalarına büyük katkı sağlamaktadır. Bu fotoğraflar, araştırılacak alanı yere serilmiş bir harita gibi gösterir. Örneğin, birbirine bağlı kısa, düzenli yollar ya da setler Roma dönemini işaret eder. Güneş ışınlarının eğik olduğu saatlerde çekilmiş fotoğraflarda görülen hafif tümsekler ve çukurlar ise buralarda eski yerleşmelerin izlerini gösterir. Bunlar hisar, hendek ve yapı kalıntıları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-4958"></span>Havadan çekilen fotoğraflar arkeologların çalışmalarına büyük katkı sağlamaktadır. Bu fotoğraflar, araştırılacak alanı yere serilmiş bir harita gibi gösterir. Örneğin, birbirine bağlı kısa, düzenli yollar ya da setler Roma dönemini işaret eder. Güneş ışınlarının eğik olduğu saatlerde çekilmiş fotoğraflarda görülen hafif tümsekler ve çukurlar ise buralarda eski yerleşmelerin izlerini gösterir. Bunlar hisar, hendek ve yapı kalıntıları olabilir. Yılın belli zamanlarında çimenlerin ya da ekinlerin renginde ve boyunda gözlenen bazı değişiklikler de arkeologlara önemli ipuçları verir.</p>
<p>Örneğin, bir tarlanın genelinde tahıllar yeşilken bir bölümü kısa zamanda olgunlaşıp sararmış olması, o toprağın altında taştan temellerin bulunduğunu gösterir. Eğer tarlanın altında doldurulmuş çukurlar ya da hendekler varsa, buralarda su birikeceği için, ekili ürünün olgunlaşması gecikir. Bu yerler fotoğraflarda yeşil çizgiler ya da noktalar olarak göze çarpar. Bu tür belirtilerden birçok eski yerleşme yeri saptanmış ve gün ışığına çıkartılmıştır.</p>
<p>Toprak altında kalmış çanak çömlek ocakları, pişmiş kilde bulunan magnetik güçten dolayı, duyarlı magnetometrelerle (magnetik güç ölçme aleti) saptanabilir. Bir zamanlar canlıların yaşamış olduğu ve organik maddelerin bulunduğu yerlerde de, çevrelerine göre daha çok magnetizma vardır. Arkeologlar magnetometreyle çanak çömlek ya da çini gibi eşyaların bulunduğu ve insanların yaşadığı yerleri kolayca saptayabilirler.</p>
<p>Alan araştırmasında kullanılan bir başka yöntem de, topraktaki direncin elektrikle ölçülmesidir. İçi nemli toprakla dolu bir hendek daha az, taş duvarlar ya da sert zeminler daha çok direnç gösterir.</p>
<p>Ekili tarlalarda toprak sürülürken ortaya çıkmış bir çömlek ya da çini parçası ile tümsek ya da çukurlar, bir arkeologun buradaki eski kalıntıları bulmasına yardımcı olur. Ayrıca, eski haritalardan, belgelerden, yer adlarından ve yerel geleneklerden de yeni ipuçları çıkarılabilir ve dünya da pek çok yerleşme kalıntısı bu yolla bulunmuştur.</p>
<p>bu bilgiler isginda, definecinin faydalana  bilecegi konular cikarabiliriz örnegin; bir mezar veya  mahsenin üzerindeki bitkilerin diger kisimlara göre degisiklik  göstermesi,  mahsenin yada mezarin yerinin tesbitin de cok faydalidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeolojide-alan-arastirma-hakkinda-bilgi+arkeolojide-alan-arastirma-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arkeoloji Tarih Belirleme</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeoloji-tarih-belirleme-hakkinda-bilgi+arkeoloji-tarih-belirleme-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeoloji-tarih-belirleme-hakkinda-bilgi+arkeoloji-tarih-belirleme-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 21:13:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji Tarih belirleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=4955</guid>
		<description><![CDATA[ARKEOMETRİ “Arkeometri” sözcüğü “arkeoloji” ve “metrik” sözcüklerinden türetilmiştir. Anlam olarak fen ve doğa bilimleri yöntemleri kullanılarak eski eserlerle ilgili her türlü ölçüm ve değerlendirme yapılmasını içerir. Arkeometri çalışmalarının yapıldığı laboratuvarlarda ve kullanılan tekniklerde endüstriye dönük yönler bulunmaktadır. Örneğin, çevre radyasyon ölçümleri, spektroskopik analizler ve kimyasal analizler, arkeometri çalışmalarında kullanılan dozimetrelerin endüstriyel uygulamalarda da kullanılabilmesi. Tanımı: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span id="more-4955"></span><strong>ARKEOMETRİ</strong><br />
“Arkeometri” sözcüğü “arkeoloji” ve “metrik” sözcüklerinden türetilmiştir. Anlam olarak fen ve doğa bilimleri yöntemleri kullanılarak eski eserlerle ilgili her türlü ölçüm ve değerlendirme yapılmasını içerir.<br />
Arkeometri çalışmalarının yapıldığı laboratuvarlarda ve kullanılan tekniklerde endüstriye dönük yönler bulunmaktadır. Örneğin, çevre radyasyon ölçümleri, spektroskopik analizler ve kimyasal analizler, arkeometri çalışmalarında kullanılan dozimetrelerin endüstriyel uygulamalarda da kullanılabilmesi.<br />
Tanımı:<br />
Arkeolojide çeşitli fen ve doğa bilim dallarının matematiksel ölçüm ve analiz yöntemlerinin uygulanması ve kullanılması olarak tanımlanabilir.</span></p>
<p>Arkeometriye Genel Bir Bakış ve Arkeolojideki Önemi:<br />
Günümüzde yapılan arkeolojik araştırmaların kültür tarih açısından,elden geldiğince eksiksiz olarak değerlendirilebilmeleri için fen ve doğa bilmlerinin çeşitli dallarından birlikte yararlanılan bu yeni bilim alanından diğer ülkelerde olduğu gibi son yıllarda ülkemizde de daha yoğun bir şekilde yararlanılmağa başlanmıştır.<br />
Aslında arkeometrinin başlangıcının 19.yy’nin başlarına kadar geriye gittiği söylenebilir.1800’de ilk kez M.H.KLAPROTH Berlin Bilim Akademisinde sikkeler, camlar ve orta çağ heykelleri üzerinde gerçekleştirdiği bazı kimyasal analizlerin sonçları hakkında bir bildiri verir. J.Riederer’in 19.yy’ın sonlarına doğru ve yüzyılımız başlarında gerek Avrupa’da üst paleotik devir mağara duvar resimlerinin bulunuşu, Önasya’da Anadolu’da başlayan ve yoğunluk kazanan arkeolojik kazılarda ele geçen çeşitli buluntular, metal, keramik, cam, duvar resimlerinin boyaları gibi organik malzemeden yapılan araç ve gerecin kimyasal analizleri büyük ölçüde artmağa başlar. Troya kazılar,Ur Kral Mezarları’ının keşfi, Mısır’da özellikle Flinders Petrie’nin Negade kültürüne ait buluntuları,bu analizlerin daha yoğun bir biçimde yapılmasını sağlar. Böylece Klaphort’un analizlerini F.Rathgen, C.H.Desch, J.R.Partington, H.H.Coghlan ve daha birçoklarının araştırmaları izler ve bunları gitgide daha büyük bir ilgi ile karşılanır.<br />
1878’de Baron De Geer İsveç’de göl ve bataklık tortul kültelerindeki yıllık ömürlü bitki kalıntılarını inceleyerek,bunların içinde bulunduğu ‘balçık katmanlarının’ sayımına dayanan ‘Varv analizleri’olarak adlandırılan bir mutlak tarihlendirme yöntemi geliştirir.Böylece günümüzden yaklaşık 9000 yıl Öncesıne kadar giden bir mutlak yaş tayini yapma imkanı doğar.1920’lerde Yugoslav matematikçi ve astronomlarından Milutin Milankovitz ise,güneş sistemindeki lekelerin dünyada iklim değişmelerine neden olduğu varsayımından hareket eder;bu değişmelerin matematiksel olarak hesaplanması Buzul Çağlarının 600 bin yıl kadar geriye tarihlendirilebileceğini ortaya koyar.<br />
1901’de bulunan,fakat arkeoloji alanında 1929 da ilk olarak uygulanan bir diğer yöntem ise ‘dendrokronoloji’dir. Uzun ömürlü ağaçların yatay kesitlerindeki halkaların oluşumları ve bunların sayılmaları ile,ağacın kesildiği zamandaki yaşının mutlak olarak bulunabileceği anlaşılır.<br />
Buzul devirlerinde yaşamış olan hayvanların türlerinin tesbiti,hem iklimsel hem de paleocoğrafya açısından, yaş tayinleri için kullanılmağa başlar. Gene 1916’da İsveçli botanikçi Lennar von Post’un ilk olarak geliştirdiği ‘polinoloji’ yöntemi,gerek Buzul Çağlarının gerekse Pospleistosendeki bitki örtüsü ,iklim değişmeleri ve tarihlendirme için kullanılır.<br />
2.Dünya savaşına kadar arkeolojik buluntuların değerlendirilmesi için,gerek çeşitli kimyasal ve fiziksel yöntemlerle yapılan malzeme analizleri,gerekse mutlak tarihlendirmeleri için daha birçok yöntemlerin geliştirildikleri görülür. Ancak arkeolojiye dönük bu araştırmaların ‘Arkeometri’ adı altında yeni bir boyut kazanması ve bugünkü konumuna kavuşması 1950-1960 yılları arsına rastlar.<br />
Libby ve arkadaşlarının, yaşamları sonaermiş organik maddelerin içinde bulunan radyoaktif karbon14’ün ölçülmesi ile arkeolojiye yeni bir mutlak tarihlendirme yöntemini armağan etmeleri bir anlamda ‘gerçek arkeometri’nin bir başlangıcı olarak kabul edilebilir.<br />
Bilindiği gibi,eskisinden farklı olarak bugün artık arkeolojik araştırmalar geçmiş uygarlıkları, tarihsel gelişimleri içinde, mümkün olduğunca eksiksiz bir şekilde değerlendirilebilmeyi amaçlamaktadır.Bu yüzden eski bir kültürün hakkıyla anlaşılabilmesi, tanımlanabilmesi için,o kültürü meydana getiren insanların, o günkü doğal çevrelerinin,içinde yaşadıkları biyolojik ortamı oluşturan hayvan ve bitki topluluklarının (yani ekolojilerinin), insan,hayvan, bitki ilişkilerinin ellerindeki kaynaklardan yararlanma biçim ve derecelerine bağlı olarak ekonomilerinin, teknolojilerinin, sosyal, politik sanatsal düzeylerinin aydınlatılması gerekmektedir. Gene aynı bağlam içinde, o kültürleri oluşturan insan kaynaklarının içinde yaşadıkları devrin mutlak tarihlendirilmelerinin yapılmasına gerek, çağdaşları olan, diğer kültürlerin, ya da uygarlıkları meydana getiren topluluklarla, gerekse doğal ve biyolojik ile olan ilişki ve karşılıklı etkileşimlerinin tümüyle açıklığa kavuşturulmasına çalışılmaktadır. Bu amaçlara koşut olarak arkeometrinin bu güm vardığı aşamada arkeoloji alanında kullanılan yöntemler kısaca şöyle özetlenebilir:</p>
<p>A- Arkeolojik toprak altı ve üstü kalıntıların,ören yerlerinin saptanmasında:</p>
<p>1-Optik yöntemler</p>
<p>Hava fotoğrafı arkeolojisi</p>
<p>Fotogrametri</p>
<p>2-Jeofiziksel/fiziksel yöntemler<br />
Rezistivite</p>
<p>Elektrik sondası vb. yöntemlerden yaralanılmaktadır.</p>
<p>B-Arkeolojide çeşitli kalıntıların yaş tayinleri ile mutlak tarihlendirmelerde:<br />
1-Radyoaktif yöntemler<br />
a-Radyoaktif parçalanmadan kaynaklananlar.<br />
b-Radyasyon etkisiyle enerji birikiminden kaynaklananlar.</p>
<p>2-Radyoaktif olmayan yöntemler<br />
Jeofiziksel/manyetik alan değişmelerine dayananlar:Paleo/arkeomanyetizma</p>
<p>Rasemizasyon (kemiklerde amino-asid değişimi)<br />
Uranium/Florin (U ve F miktarının ölçümüne dayananlar)<br />
Obsidiyen Hidrasyonu (hidrasyon tabakasının ölçümü)<br />
Cam yüzeyi tabakaları (cam yüzeyinin değişiminden oluşan tabakaların ölçümü)<br />
Varv analizi (balçık tabakaları sayımı/ritmik doğa olaylarından kaynaklananlar)<br />
Dendrokronoloji (ağaç halkaların sayımı/ritmik doğa olaylarına bağlı; C-14 için denetleyici ve düzeltici tarihlendirme yöntemi.)<br />
Polinolojı (Pollen analizi,pollen spektrumlarının belirleyici özelliği)<br />
Hayvan kemiği analizleri (Hayvan kronolojisi) gibi yöntemler çoğunlukla uygulanmaktadır.</p>
<p>C-Arkeolojik kalıntılarda hammadelerin saptanması/Kaynak analizleri.Hammadelerin tespiti ile teknolojik düzey,ticaret,kültürel ilişkilerin aydınlatılmasında yararlanıldığı gibi,dolaylı olarak da doğal çevre ve iklim hakkında da bazen bilgiler edinilebilir. Bu amaçlar için genellikle taş, mermer,obsidiyen,kil,çanak çömlek,toprak,metal,curuf vs. örneklerinin analizleri yapılır. Bu gün çoğunlukla ıslak kimyasal yöntemler yerlerini daha çok aşğ. yöntemlere bırakmışlardır:</p>
<p>1-Radyoaktif yöntemler<br />
TL(Termoluminesans)<br />
Neutron aktivasyonu<br />
Atomik soğurma spektrometresi<br />
2-Diğer fiziksel yöntemler<br />
Optik mikroskobi<br />
Optik Emisyon spektrometresi(spktral analiz)<br />
X-ışını-floresansı<br />
Elektron prob mikroanalizi<br />
X-ışını saçınımı<br />
Kızılötesi soğurma vb. gibi.</p>
<p>Kaynak analizlerinde bu ve benzeri yöntemler, çoğu kez bir arada da kullanılır.TL analizlerinde optik mikroskopiden yaralanıldığı gibi.</p>
<p>D-Doğal çevre ve biyolojik ortamın,ekolojinin aydınlatılması,besin ekonomisi,eski toprak kullanım alanlarının belirlenmesinde,nüfus saptamalarında:<br />
Paleo/arkeo-antropoloji<br />
Paleo/arkeo-botani<br />
Polinoloji<br />
Paleo/arkeo-zooloji<br />
Jeomorfolojik ve jeokronolojik çeşitli yöntemler<br />
Toprak analizleri vs.den yararlanılmaktadır</p>
<p>E-Müzeoloji ve arkeolojik kalıntıların restorasyon ve konservasyonlarının yapılmasında<br />
Çeşitli kimyasal analizler<br />
Çeşitli fiziksel analizler uygulanmaktadır</p>
<p>F-Arkeolojik kalıntıların tipolojik sınıflandırılmalarında,teknolojik düzeyin belirlenmesinde:<br />
Matematiksel kümeleme ve serileme teknikleri<br />
Bilgisayar arkeolojisi ve<br />
İstatistik yöntemler giderek artan bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.Ancak çeşitli gruplara giren yöntemlerin,aynı alanların dışında değişik amaçlar için de kullanıldıkları unutulmamalıdır.Örnek olarak pollen analizi (palinoloji) pollenkronolojisi için olduğu kadar,doğal çevre ,bitki örtüsü,iklim koşulları için de önemli bir gösterge sayılmaktadır.</p>
<p><strong>DOĞA VE FEN BİLİMLERİNDE YENİ YÖNTEMLER</strong></p>
<p>Kan ve Doku Analizleri:<br />
Doğa ve fen bilimlerinin yöntemlerini arkeolojik belgelerle uygulanması bu belgelerde gizlenen bilgilerin açığa çıkartılması, değerlendirilmesi ve geçmiş çağların günümüzde canlandırılması,değerlendirilmesi ve geçmiş çağların günümüzde canlandırılması açısından arkeologların önünde geniş ve yeni ufuklar açmaktadır.<br />
Son yıllarda başlatılan bu tür araştırmaları kısaca anlatmak gerekirse;</p>
<p>Kan ve Doku Kalıntıları İle İlgili Araştırmalar :<br />
British Columbia Provincal Museum uzmanlarından Thomas H. Loy ; arkeolojik kazılarda ortaya çıkan taş ve kemik aletler üzerinde kan ve doku gibi protein kalıntılarına rastladı ve geçen zaman içinde bunların varlığının saptanması , yerlerinden alınması ve analizi için yeni yöntemler geliştirdi. Loy; araştırmalarında göre arkeolojik taş ve kemik aletlerde kullanımları sırasında onlara yapışmış bulunan bitki,hayvan ve insan ,doku ve kan kalıntılarının binlerce yıl boyunca özelliklerini koruyabildiklerini saptamıştır. Tür saptanması için Thomas H.Loy değişik bazı yöntemleri kullanmıştır.</p>
<p>1-Hemoglobin Kristal Testi:<br />
Her bir tür ,eşi olmayan ,sırf kendine özgü bir kan molekülleri protein düzenine sahip olduğu için,kan hemoglobini kristallerinin belirleyici şekillerine bakarak tür saptanabilir. Ucuz olan ve iyi işleyen bu yöntem iyi bir mikroskopla bazı kimyasal eriyiklere ve uygulamada yardımcı bir kılavuza ihtiyaç vardır.</p>
<p>2-İzoelektrik Ayarlama Yöntemi:<br />
Bu yöntem proteinleri elektriksel olarak yüksüz ve bir elektrik alanda hareketsiz hala getirdikleri pH noktasına göre ayırır. Moleküllerin ‘izoelektrik noktası (PI)’diye anılan bu hareketsizlik noktası her bir türe göre değiştiği için,bu noktadan hareketle tür ayrımı yapılır.</p>
<p>3-Bağışıklık Testi:<br />
Bu yöntem antikorların tanınması ve onların korunma mekanizması olarak,yabancı proteinlerle bağlanması esasına dayanır. Örneğin insan kanı olduğundan kuşkulanılan bir örnek insana karşı geliştirilmiş olan bu antikorlarla karşı karşıya getirilir. Eğer bu aşamada moleküller arasında bir bağlanma meydana gelirse söz konusu örneğin hüviyeti kanıtlanmış olur.</p>
<p><strong>RADYOKARBON YÖNTEMİ VE ORANTILI KARBONDİOKSİT GAZ SAYIMI İLE TARİHLENDİRME</strong></p>
<p>Bu yöntem Libby tarafından 1940’lı yıllarda ortaya atılmıştır.<br />
Canlı çevresiyle karbon akış verişi yaptığı sürece 1gr. Karbon için 14 bozunma/dakika kadar bozunma yaparak karbon’u azota dönüştürür. Bu özgül aktivitenin sabit olması her yıl yerkürede 7,5 kg. radyokarbon oluştururken 7,5kg. radyokarbon da bozunup azota dönüştüğünü yani bir denge kurulduğunu belirtir. Bu durum bütün canlılar için geçerlidir. Eğer canlı ölür ve çevresi ile karbon alış verişi kesilirse,sağlığında sahip olduğu özgül aktiflik 5730 yılda yarılanacak şekilde azalmaya başlar. Çünkü radyokarbon 5730 yıl yarı ömürlü bir radyo izotoptur.<br />
Görüldüğü gibi tarihleme demek aslında kalıntıda varolan radyokarbonun özgül aktifliğinin bulunması demektir.</p>
<p><strong>ELEKTROSPIN REZONANS (ESR) TARİHLENDİRME YÖNTEMİ ARKEOLOJİK UYGULAMASI</strong></p>
<p>ESR Yöntemi:<br />
Radyoaktif elementler kararsız olup parçalanarak kimyasal olarak farklı özellikte elementlere dönüşürler. Alfa,Beta,Gama parçacıkları ışınım salarlar. Bu enerji parçaları yapıdaki elektronları koparır ve elektronlar kendi eksenleri etrafında döner. Bu elektron bir mıknatısçık gibi dönebilir. Bu özellikteki maddeler paramanyatik maddeler denir.<br />
Madde manyetik alana konulduğunda manyetik alanlar ya aynı ya da zıt yönde hareket eder. Spektrumun büyüklüğümden madde içindeki elektronların, başka bir deyişle yönlerini değiştiren elektron mıknatıslarının sayısı hesaplanır.</p>
<p>ESR Yöntemiyle Tarihlendirme:<br />
Maddenin senelik alabileceği doz miktarı madde içine konan özel dozimetrelerle ölçülür ve maddenin yaşı;</p>
<p>ARKEOLOJİK DOZ<br />
YAŞ =<br />
SENELİK DOZ<br />
Oranından hesaplanır. ESR yönteminin buluntuların tarihlendirilmesi açısından yarar taşır.</p>
<p><strong>TERMOLÜMİNESANS YÖNTEMİ İLE YAŞ TAYİNİ</strong></p>
<p>Bazı maddeler ısıtıldıkları zaman ışıma yaparlar. Bu olaya termolüminesans (TL)denir.</p>
<p>Yaş Tayini:<br />
Yaş tayininin doğal TL’nin birim doza karşı TL X yıllık oranıdır.</p>
<p><strong>ESER ELEMENT BİLEŞİMİNDEN GİDEREK KERAMİkLERİN GRUPLANDIRILMASI</strong></p>
<p>Bu tip çalışmada amaç kimyasal bileşiminden gidilerek keramiklerin gruplandırılması olduğuna göre önce uygun bir kimyasal analiz yöntemi seçilmesi gerekir. En uygun yöntem Nötron Aktivasyon yöntemidir. Bu yöntemle çok az miktarlara inilebilmekte çok sayıda element aynı anda tayin edilebilmekte ve örnekler üzerinde kimyasal işlem yapmak gerekli olmamaktadır.</p>
<p><strong>FOSİL KEMİKLERDE TARİHLEME YÖNTEMİ</strong></p>
<p>Palentoloji ve paleantropoloji alanlarında fosil kemikleri üzerinde yapılan tarihlemelerde iki<br />
İki ana metot kabul edilmiştir.<br />
• Relativ<br />
• Kronometrik</p>
<p>Relativ:<br />
Bir materyali diğerine göre ya da bir referans noktasına göre yerleştirmektir.Bir şeyin ötekine göre eski ya da eski ya da yeni olduğunu saptar.</p>
<p>Kronometrik:<br />
Bir kaynağın yaşını ya da bu kaynağın yaşını nümerik ve kronolojik olarak verir.</p>
<p><strong>İNCE-KESİT ÇALIŞMALARININ ARKEOLOJİK TEZİ</strong></p>
<p>İnce-kesit çalışmalarının hammadesi toprak olan keramiklerin kompozisyon ve doku özelliklerini belirler. Keramiklerin sınıflandırılması,kil yataklarının aranması, keramik yapım teknolojisi hakkında bilgi vermesi ve diğer çalışma tekniklerini yöntemi olması bakımından arkeolojide gerekli ve yararlıdır.</p>
<p><strong>ARKEOKLOJİK ESERLERDE İZ ELEMENT ANALİZ YÖNTEMLER</strong></p>
<p>Atomik soğurma spektroskopisi,nötron aktivasyonu,elektron mikroskopisi,indüklenmiş plazma spektrokopisi gibi analitik yöntemlerin arkeolojide kullanılmasıyla ,eserin teknolojik ve sahteliği belirlenmektedir. Bu yöntemle binlerce yıl önce uygulanan teknoloji ve kaynak analizlerinden yararlanarak ticari ilişkileri ve göç yolları saptanabilmektedir.</p>
<p><strong>ARKEOLOJİK ÖZELLİKLERİN MİKROANALİZİZ</strong></p>
<p>Toprağın yüzey ilişkilerinde bozulma ve değişmesinde önemli bir rol oynayan kolloidal taneciklerin özellikle kil taneciklerinin gözlenmesi ve kil türlerinin aydınlatılmasında da mikroskopi önemlidir.</p>
<p><strong>CAM BULUNTULARI DEĞERLENDİRİLMESİNDE ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALARIN ÖNEMİ</strong></p>
<p>Bu yöntem ülkemizde özellikle metal,maden,seramik ve ahşap buluntular üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Metal,maden,seramik gibi cam buluntularında temel bilimlerin yardımıyla incelenmeleri olasıdır. Cam hamurunun kimyasal analiziyle kütlede yapısal bütünlük ve uygunluk araştırılabilmekte ve böylece belli bir zaman dilimi ve kültür çevresinde cam hamuru kompozisyonun ne kadar değiştiği veya mamulün endüstriyel ya da sanat üretimi olduğu saptanabilmektedir.</p>
<p>OSL (Optically Stimulated Luminescence) ve ESR (Elektron Spin Rezonans) çalışmaları: Radyasyon dozimetreleri çalışmalarında kullanılan, bir OSL ölçü sistemi ve buna bağlı yan aygıtlar vardır. Radyasyon doz ölçümlerine ilişkin dozimetre çalışmaları sürdürülmektedir.<br />
Analiz çalışmaları: Nötron aktivasyon, kimyasal, mikroskopik, petrografik, radyografik, x-ışını difraksiyonu, x-ışını floresansı ve kromatografi gibi yöntemlerle analizler yapılmaktadır.<br />
Radyokarbon çalışmaları: Laboratuvarda “orantılı karbondioksit gaz sayımı sistemi” ile “çok düşük düzey sıvı sintilasyon sayımı sistemi” mevcuttur. Bu sistemlerle ilgili örnek hazırlama olanaklarına sahip olan laboratuvarda her türlü radyoaktivite sayımı ve ilgili veri toplama tekniklerini kullanmaya uygun bir altyapı vardır.<br />
Çevre radyasyon ölçümleri<br />
Kazı alanından alınan örneklerde radyasyon ölçümü<br />
Örneğin alındığı yerin çevresindeki topraktaki radyasyon ölçümü<br />
Sediman örneklerinde radyasyon ölçümü<br />
Bilgisayar uygulamaları<br />
Arkeolojik ve sanat tarihi eserlerinin istatistiksel analizleri<br />
Arkeolojik verilerin (cam, seramik gibi malzemelerin kompozisyonları) tek ve çok değişkenli istatistiksel değerlendirilmesi (gruplandırılması, benzerlik derecesinin tayini, bir değişkenin diğeri cinsinden tanımlanması gibi)<br />
Seramik malzemede fırınlama sıcaklığının ölçümü<br />
Sır, sıraltı ve hamur bileşimlerindeki fırınlama sıcaklıkları, X-ışını difraksiyonu, termal analiz ve diğer spektroskopik analizler yoluyla ve mineral bileşiminin bulunması ile tayini.<br />
Sterol analizleri ve arkeolojik gıda maddesi kalıntılarına uygulanması (AFP): Arkeolojik gıda kalıntılarının bitkisel ve hayvansal kaynaklı olduğunun belirlenmesine çalışılması. Bu nedenle kolesterol ve ergesterol analizleri yaparak bunların birbiri ile etkileşiminin bulunması ve uygulamadaki sonuçlarının değerlendirilmesi.<br />
Işıkla uyarılmış lüminesans yöntemi ile nesnelerin analizi (AFP): Işıkla uyarılmış lüminesans (OSL) yönteminin arkeolojik buluntulara uygulanması, buluntuların ve çevresinin aldığı doğal radyasyon miktarının ölçülmesi ve buluntuların tarihlendirilmesi.<br />
Arkeolojik toprak örneklerinde fosfat tayini ve önemi (AFP) : Kazı alanı içinde yerleşim bölgesi, mezarlık ve çöplük gibi alanların belirlenmesinde kazı alanından alınan toprak örneklerindeki organik ve inorganik fosfor miktarının belirlenmesi. Bu tayin, uygulamada en çok kullanılan yöntemlerden biridir.</p>
<p>Sonuç olarak; Görüldüğü gibi,kültür tarihinin her yönüyle araştırılmasında yardımcı olmak uygulanan bu yeni arkeometrik yöntemlerin arkeolojiye kazandırdığı büyük katkıların yanında yeni bazı sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Buna bir anlamda yeni bazı yükümlülüklerde denilebilir.1950’yi başlangıç olarak kabul edersek,bu gün daha 35 yıllık bir geçmişi olan bu fen ve doğa bilimlerinin çeşitli yeni yöntemler topluluklarından oluşan bilim alanın,yani arkeometrinin tek tek,her yönteminin kendine özgü bir dili ve değerlendirilme biçimi vardır. Bu arkeometrik yöntemlerle araştırma yapanlar bugün zaman zaman ‘arkeometrist’ olarak adlandırılmaktadır. Arkeometristlerin araştırmalarını onlarla birlikte asıl yorumlayacak ve sonuçlara ulaştıracak olan kimse ise ‘arkeologtur’.<br />
Bu bakımdan arkeologların bu yeni yöntemlerin dilinden anlayabilmeleri ve onlardan edinecekleri bilgileri doğru yorumlara kavuşturabilmeleri için arkeometrik yönden eğitilmeleri gerekir.<br />
Bu tarzda eğitim yapan kurumlara bugün çeşitli ülkelerin üniversitelerinde rastlanmaktadır. ülkemizde de böyle bir eğitim programına yer verilmesi artık zorunlu gibi gözükmektedir. Bu da her halde Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümleri olan üniversitelerimizde,Yüksek Lisans düzeyinde eğitim yapabilecek,fen ve doğa bilimcilerle birlikte arkeologların da yer alacağı ARKEOMETRİ enstitülerinin kurulması ile gerçekleşebilecektir.</p>
<p>KAYNAKLAR:</p>
<p>ODTÜ Arkeometri Bölümü<br />
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ Arkeometri Ana Bilim Dalı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/arkeoloji-tarih-belirleme-hakkinda-bilgi+arkeoloji-tarih-belirleme-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

