<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakkında Bilgi &#187; Çocuk ve Bebek Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.hakkinda-bilgi.org/category/saglik/cocuk-ve-bebek-sagligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakkinda-bilgi.org</link>
	<description>Hakkında Bilgiler, Hakkında Bilgi Nedir, Hakkındaki, Ne Demek,</description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 Oct 2011 08:35:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bıngıldak Hakkında</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/bingildak-hakkinda-bilgi+bingildak-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/bingildak-hakkinda-bilgi+bingildak-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 07:17:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Bıngıldak]]></category>
		<category><![CDATA[Bıngıldağın Görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bıngıldağın Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bıngıldağın Şekli]]></category>
		<category><![CDATA[Bıngıldağın Yapısı Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Bıngıldak Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Bıngıldak Ne Demek]]></category>
		<category><![CDATA[Bıngıldak Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=9900</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğun kafa kemikleri henüz kapanmamış aralıklara fontanel, halk deyimiyle bıngıldak denir. Çocuk doğduğu zaman kafa kemikleri tam olarak gelişmemiş ve eklemler kapanmamıştır, 6 tane fontanel vardır. Bu açıklıkların en büyüğü başın ön tarafında alın kemiği ile iki yan kafa kemiği arasındadır. Zar ile örtülü eşkenar dörtgen şeklindeki bu aralığa ön fontanel denir. Artkafa kemiği ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><span id="more-9900"></span><img class="alignleft" src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/resim/saglik/bingildak1.jpg" alt="" width="200" height="175" /></a>Çocuğun kafa kemikleri henüz kapanmamış aralıklara fontanel, halk deyimiyle bıngıldak denir. Çocuk doğduğu zaman kafa kemikleri tam olarak gelişmemiş ve eklemler kapanmamıştır, 6 tane fontanel vardır.</p>
<p>Bu açıklıkların en büyüğü başın ön tarafında alın kemiği ile iki yan kafa kemiği arasındadır. Zar ile örtülü eşkenar dörtgen şeklindeki bu aralığa ön fontanel denir. Artkafa kemiği ile yan kafa kemikleri arasında üçgen şeklindeki aralığa ise arka fontanel adı verilir. Fontanellerin kapanmasının gecikmesi, büyümenin duraklaması anlamına gelir. Çocukların ateşli hastalıklarında fontaneller kabarır, aşırı susuz kaldıkları zaman ise içeri çöker gibi olur.</p>
<p><strong>Bıngıldağın iki önemli görevi vardır: </strong></p>
<p>1.Doğumu kolaylaştırmak</p>
<p>2.Bebeğin beyninin dışarıya doğru rahatça büyüyebilmesini temin etmek.<br />
Bebeğin kafasında altı tane bıngıldak vardır. Elle dokunduğumuzda ancak iki bıngıldağı fark edebiliyoruz.</p>
<p>Bebeğin fark edemediğimiz bıngıldakları doğumdan sonraki 2 ile 3 ay arasında kapanır.</p>
<p>Öndeki bıngıldak, alnın hemen üzerinden başlar ve genişliği beş santimetreye kadar varabilir. Şekli baklava dilimine benzer. Bu bıngıldak bebek altı aylıkken kapanmaya başlar, 18 aylık olduğunda tamamen kapanır. Ön bıngıldağın dört aydan erken kapanması beyin gelişimini, büyümesini engelleyebileceği için dikkatli olunmalıdır.</p>
<p>Arkadaki bıngıldak ise, kafanın arkasında küçük ve üçgen bir şekil olarak görülür. Öndeki bıngıldağa göre daha az farkedilen bu bıngıldak, üçüncü ayda kapanır. Bıngıldakların geç kapanması, bir hastalık belirtisi olabilir. Tiroit hormonu eksikliği ya da D vitamini yetersizliğinde bıngıldaklar geç kapanabilir.<br />
Bebek doğarken kafatası kemikleri henüz tam gelişmemiştir ve son şeklini almamıştır. Zaten böyle olması gerekir. Çünkü bebek, dış dünya ile tanışmadan önce, doğum kanalından geçmesi gerekir.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter" src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/resim/saglik/bingildak.jpg" alt="" width="300" height="243" />Sert kafatasıyla geçemeyeceği bu kanalı, ayrık kafatası kemikleri ve arasındaki esnek doku sayesinde zarar görmeden geçer. Bıngıldak adı verilen bu boşluklar sayesinde kafatası kemikleri birbirine yaklaşır; hatta üst üste bile binebilir. Böylece bebeğin kafası, doğum kanalının şeklini alır ve doğum bu sayede gerçekleşir.</p>
<p>Ayrıca bebeğin beyni de, bu sıkışmadan dolayı zarar görmez.<br />
Ayrıca kafa kemiklerinin, ayrık ve yumuşak olması, beynin büyümesine imkan sağlar. Beyin büyümesi sürdükçe kafa kemiklerindeki eklem yerleri ve bıngıldak yumuşak olduğu için kafatası büyümesi mümkün olmaktadır. Oysa bıngıldaklar olmasa, kafatası kemikleri büyüyemeyeceği için beyin de küçük kalır. Kafatasının büyümesi sadece beynin büyümesiyle olur.<br />
İshalli bir bebekte içine doğru çökmüş bıngıldak, bebeğin su ihtiyacı olduğunu gösterir. Acilen bebeğe yeterli miktarda su verilmesi gerekir. Bu durumda çocuk doktorunuzu arayınız. Bıngıldağın olduğundan fazla çıkıntılı durması da , kafa içi basıncının arttığına işaret eder ve doktor kontrolü gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/bingildak-hakkinda-bilgi+bingildak-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rota Virüsü Hakkında</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/rota-virusu-hakkinda-bilgi+rota-virusu-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/rota-virusu-hakkinda-bilgi+rota-virusu-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 06:36:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Rota Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Rota Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Rota Virüsü Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Rota Virüsü Nasıl Bulaşır]]></category>
		<category><![CDATA[Rota Virüsü Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Rota Virüsü Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Rota Virüsünden Korunma]]></category>
		<category><![CDATA[Rota Virüsünün Belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=9897</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğinizi Rota Virüsünden Koruyun Anne ve babaların korkulu rüyalarının başında rota virüsü geliyor. Bu virüs 3 yaş altı çocuklarda ishalin en sık nedeni olarak göze çarpıyor. Alman Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alper Soysal “Çocukları ishalden korumak için bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmeli. Ayrıca yiyecek, su ve el temizliği maksimum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/rota-virusu-nedir-nedir+rota-virusu-nedir-hakkinda-bilgi"><span id="more-9897"></span><img class="alignleft" title="Rota Virüsü" src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/resim/saglik/rota.jpeg" alt="" width="100" height="80" /></a><span style="font-size: large;"></span><strong>Bebeğinizi Rota Virüsünden Koruyun</strong></p>
<p>Anne ve babaların korkulu rüyalarının başında rota virüsü geliyor. Bu virüs 3 yaş altı çocuklarda ishalin en sık nedeni olarak göze çarpıyor. Alman Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alper Soysal “Çocukları ishalden korumak için bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmeli. Ayrıca yiyecek, su ve el temizliği maksimum bir şekilde sağlanmalı, pişmiş yiyecekler oda sıcaklığında bekletilmemeli, temiz olmayan su kullanılmamalı, tuvaletten sonra eller sabunla yıkanmalı.” diyerek aileleri uyarıyor.</p>
<p><strong>Rota virüsü nedir?</strong><br />
Dr. Alper Soysal Rotavirüs 3 yaş altı çocuklarda ishalin en sık nedenidir. İshale bağlı hastaneye yatışlarda da en sık rastlanan etkendir.</p>
<p><strong>Ne şekilde bulaşır?</strong><br />
Dr. Alper Soysal Rotavirüs ishal başlamadan önce dışkıda bulunur ve belirtilerin başlamasından sonra 10-12 gün daha dışkıdaki mevcudiyeti devam eder. Rotavirüsün en sık bulaşma şekli rotavirüsle enfekte dışkı ile bulaşmış olan eller ve yiyecekler yolu iledir. Rotavirüs oyuncaklar ve sert yüzeyler üzerinde de bulunabilir, bu nedenle kreşler, yuvalar ve hastanelerde bu yolla bulaşabilir.</p>
<p><strong>Etkileri nelerdir?</strong><br />
Dr. Alper Soysal Anne sütü alan bebeklerde her zamankinden daha sık ve sulu dışkılama; ve anne sütü almayanlarda 24 saatte üç kereden daha fazla sulu dışkılama ishal olarak tanımlanır. Rotavirüs enfeksiyonunda genellikle 4-8 gün süreli sulu ishal görülür ve ilk 1-3 gün ateş ve kusma eşlik edebilir. Ayrıca vücuttan sıvı ve tuz kaybına neden olabilir. Yetişkinlerde ise genellikle daha hafif seyirlidir.</p>
<p><strong>Kimlerde görülür?</strong><br />
Dr. Alper Soysal Rotavirüs ishali tüm yaşlarda görülebilir. Özellikle düşük sosyoekonomik bölgelerde daha sık rastlanır. 4 ay ile 2 yaş arasında ciddi ishale neden olan en sık etkendir. Genellikle kış ve ilkbaharda salgınlara neden olur. En sık Aralık ve Ocak aylarında görülür.</p>
<p><strong>Nasıl anlaşılır?</strong><br />
Dr. Alper Soysal Dışkıda yapılan rotavirüs antijeni tetkiki ile tanısı konabilir.</p>
<p><strong>Nasıl tedavi edilir?</strong><br />
Dr. Alper Soysal Tüm ishalli hastalıklarda olduğu gibi bir ilaç tedavisi yoktur. Bu nedenle eğer vücutta sıvı kaybı oluşursa kaybedilen bu sıvıyı yerine koymak gerekir. İshal olan çocukların çoğunda başlangıçta su kaybı yoktur veya azdır. Evde tedavi ile sıvı ve tuz kayıpları karşılanabilir. Sıvı kaybını evde karşılamak için; su, çorba, pirinç suyu, ayran, elma suyu gibi sıvılar verilebilir. 6 aylıktan küçük ve henüz ek gıdaya başlamamış bebeklerde emzirme sıklaştırılmalıdır. anne sütü almıyorsa her zamanki mamasına devam edilir. Eğer 6 aydan büyükse ve ek gıdaya başlamışsa, kısa aralıklarla, zengin protein ve enerji içeren yumuşak püre şeklindeki yiyeceklerden (yoğurt, patates püresi, pirinç lapası) taze hazırlayarak verilebilir. bebek aldığı taktirde aralarda kaynatılmış soğutulmuş su verilebilir. Her ishalli dışkıdan sonra 2 yaşın altındakilere ½-1 çay bardağı, 2 yaştan büyüklere ½-1 su bardağı su verilebilir. Potasyum bakımından zengin olan muz püresi, taze meyve suları içirilebilir.<br />
<strong><br />
Korunma yolları nelerdir?</strong><br />
Dr. Alper Soysal Çocukları ishalden korumak için bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmeli, en az bir yıl emzirmeye devam edilmeli ve emzik ve biberon kullanılmamalıdır. Ayrıca yiyecek, su ve el temizliği maksimum bir şekilde sağlanmalı, pişmiş yiyecekler oda sıcaklığında bekletilmemeli, temiz olmayan su kullanılmamalı, tuvaletten sonra eller sabunla yıkanmalı ve çocuklara öğretilmelidir.</p>
<p>Rotavirüs enfeksiyonu söz konusu olduğunda bebeğin kirli bezleri dikkatli bir şekilde uzaklaştırılmalı, evdeki yüzeylere dışkı bulaşmamasına gayret edilmeli ve bebeğin altı temizlendikten sonra eller mutlaka sabunla yıkanmalıdır.</p>
<p>Çocukların oyun oynadığı alanlar ve kullandığı oyuncakların ve çocuğun yaşadığı çevrenin temiz tutulması gereklidir. Özellikle küçük çocuklar genellikle oyuncaklarını ağızlarına götürdükleri için oyuncaklar özellikle ishal sonrasında sıcak sabunlu su ile iyice ovalayarak yıkanmalı, ardından %70’lik alkolle temizlenmeli veya 10-20 dakika çamaşır suyu ile hazırlanmış karışımda bekletilmelidir.</p>
<p><strong>Anne ve babaların dikkat etmeleri gereken noktalar nelerdir?</strong><br />
Dr. Alper Soysal Eğer çocuk çok fazla dışkılıyor ve su içmiyorsa, tekrarlayan kusmaları varsa, ateşi varsa, dışkıda kan ve mukus görülüyorsa hemen doktora başvurulmalıdır. Ağır sıvı kayıplarında hastaneye yatırılarak serum tedavisi yapılması gereklidir. İshalin durdurulması amaçlı ilaçlar, çoğunun sistemik zararlı etkileri olduğundan çocuklarda kullanılmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/rota-virusu-hakkinda-bilgi+rota-virusu-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Gaz Sancısı</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-gaz-sancisi-hakkinda-bilgi+bebeklerde-gaz-sancisi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-gaz-sancisi-hakkinda-bilgi+bebeklerde-gaz-sancisi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 21:06:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Gaz Çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Gaz Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Gaz Problemi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Gaz Sancısına İlaç Vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Gaz Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Gaz Sorununa Karşı Neler Yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Ne Zamana Kadar Gaz Sancısı Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerdeki Gaz Sancısına Ne İyi Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Bebelerin Gaz Sancısına Karşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=9884</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğinizin Gaz Problemine Çözümler Yeni anne ve baba olanların en çok şikayet ettiği konuların başında bebeğinin gaz sorunu geliyor. Bebeklerde gaz problemi neden olur? Dr. Özlem Ekiz Yörükalp :Bazen kolik diye de adlandırılan durum, bebeklerin yaklaşık %20 sinde, 3 hafta-4 ay arasında görülen ağlama nöbetlerine denir. Esas nedeni çok iyi bilinmemektedir. Bebeği beslerken doğru pozisyonda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><span id="more-9884"></span><img class="alignleft" src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/resim/saglik/gaz.jpg" alt="" width="100" height="80" /></a><strong>Bebeğinizin Gaz Problemine Çözümler</strong></p>
<p>Yeni anne ve baba olanların en çok şikayet ettiği konuların başında bebeğinin gaz sorunu geliyor.</p>
<p><strong>Bebeklerde gaz problemi neden olur?</strong><br />
Dr. Özlem Ekiz Yörükalp :Bazen kolik diye de adlandırılan durum, bebeklerin yaklaşık %20 sinde, 3 hafta-4 ay arasında görülen ağlama nöbetlerine denir. Esas nedeni çok iyi bilinmemektedir. Bebeği beslerken doğru pozisyonda tutamamak ve böylece çok hava yutmasına sebep olmak, besledikten sonra gazını iyi çıkaramamak, bazı şekerlerin sindirimindeki yetersizlikler, barsak hareketlerini sağlayan sinir sisteminin henüz yeteri kadar gelişmemiş olması, anne ve babanın acemiliği ve buna bağlı huzursuzluğu gibi etkenler sorumlu tutulmaktadır.Ancak genel eğilim, bunun kendiliğinden 3-4 aylıkken geçecek bir gelişim süreci olduğunu kabullenmek yönündedir.</p>
<p><strong>Anne sütü ile beslenen çocuklarda mı yoksa mama alan bebeklerde mi daha çok görülür?</strong><br />
Dr. Özlem Ekiz Yörükalp : Gaz görülme sıklığı anne sütü veya mama alan bebekler arasında fark göstermemektedir.<br />
<strong><br />
Kaç aylık olana kadar bebekler gaz probleminden şikayetçidir?</strong><br />
Dr. Özlem Ekiz Yörükalp : Bebeklerin gaz problemleri genellikle 3-4 aylıkken kendiliğinden geçer.</p>
<p><strong>Anne ve babaların ilk etapta yapmaları gerekenler nelerdir?</strong><br />
Dr. Özlem Ekiz Yörükalp :  Anne ve babaların gaz için alabilecekleri bazı önlemler var, fakat gaz, bazı bebeklerde ne yaparsanız yapın oluyor ve 3-4 aylıkken kendiliğinden geçiyor. Bunu bir gelişim süreci olduğunu bilmek ve paniğe ve ümitsizliğe kapılmamak en önemli noktadır. Alınabilecek önlemlerden bazıları şunlardır:</p>
<p>• Eğer anne bebeğini emziriyorsa, kendine gaz yapan yiyeceklerden uzak durmalı. Örneğin, soğan, kuru fasulye, karnabahar, brokoli, kepekli yiyecekler, lahana, portakal, limon, greyfurt, kafein içeren içecekler. Ayrıca, inek sütü içeren yiyecekleri de (süt, yoğurt, peynir, hatta tereyağı) azaltmak gerekir.</p>
<p>• Eğer bebek mama ile besleniyorsa, inek sütü bazlı mamalar gaz yapıyor olabilir. Bu durumda, bebeğin doktoru ile görüşüp, mama değişikliği tartışılabilir.</p>
<p>• Eğer bebek biberonla besleniyorsa, çok küçük veya çok büyük delikli emzikler, bebeğin fazla hava yutmasına ve çok gazı olmasına sebep olur.</p>
<p>• Bazen emzik vermek işe yarayabilir.</p>
<p>• Beslenme sırasında, her 5-10 dakikada bir veya bir göğüsten diğerine geçerken ve mutlaka beslenme bittikten sonra bebeğin gazı çıkarılmalıdır.</p>
<p>• Gaz sancıları tuttuğunda, anne-baba sakin olmalı, bebeği kucağına alıp, ninniler mırıldanıp, kucağında gezdirmeli. Ritmik hareketler ve devamlı sesler ( elektrik süpürgesi veya saç kurutma makinesinin sesi gibi) sakinleştirici olabilir. Evde çılgınlar gibi bağıran bebek, doktora gitmek için arabaya biner binmez susar, yani araba ile gezdirmek de iyi bir fikirdir.</p>
<p>• Bebeğin, ayakların ve karnına sıcak havlu veya havlu içinde yakmayacak sıcaklıkta su torbası konulabilir.</p>
<p>• Ilık bir banyo, özellikle de en çok sancının olduğu akşam saatlerinin hemen öncesinde, bebeği sakinleştirip, sancıları önleyebilir.</p>
<p>• Anne sütü alan ve 6 aylıktan küçük bebeklerde, anne sütü dışında bir şey verilmesi önerilmese de bazen papatya, rezene çayları, ıhlamur işe yarar.<br />
<strong><br />
Gaz sancısı geçmeyen çocuklar için yapılması gerekenler nelerdir? Doktora götürmek gerekir mi?</strong><br />
Dr. Özlem Ekiz Yörükalp : Huzursuzluk ve ağlama nöbetleri ilk başladığı zaman, doktora götürüp tüm tablonun gaza bağlı olduğuna, başka bir problemi olmadığına emin olduktan sonra yukarıda sayılan yöntemler denenebilir. Eğer hiçbir şey işe yaramıyorsa, bunun geçici bir olay olduğunu, bebeğin iyi olduğunu düşünerek onu biraz yalnız bırakmak veya başkalarından yardım isteyip, biraz bebeğin olduğu ortamdan uzaklaşmak anne-baba için yapılabilecek en iyi iştir.</p>
<p><strong>Gaza karşı ilaç vermek doğru mudur?</strong><br />
Dr. Özlem Ekiz Yörükalp : Gaza karşı kullanılabilecek çeşitli ilaçlar vardır. Ancak ilacın yararlılığı konusunda yapılmış, karşıt görüşlere sahip çalışmalar vardır.Bir kısmı ciddi yan etkilere sebep olabilir. Bu nedenle ilaç vermeden önce mutlaka doktoru ile görüşmek gereklidir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-gaz-sancisi-hakkinda-bilgi+bebeklerde-gaz-sancisi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde ve Çocuklarda Parmak emme</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-ve-cocuklarda-parmak-emme-hakkinda-bilgi+bebeklerde-ve-cocuklarda-parmak-emme-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-ve-cocuklarda-parmak-emme-hakkinda-bilgi+bebeklerde-ve-cocuklarda-parmak-emme-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 20:29:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Parmak Emme]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde PArmak Emmenin Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar Neden PArmak Emerler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Parmak Emme]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Parmak Emme Ne Zaman Başlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Tırnak Yeme Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Tırnak Yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=9878</guid>
		<description><![CDATA[Bebekle kurulan ilişkinin duygusal kalitesi, ihtiyaçlarının doğru anlaşılması ve zamanında karşılanması bu ilişkiyi güçlendirecektir. Bebekle kurulan ilişkinin duygusal kalitesi, ihtiyaçlarının doğru anlaşılması ve zamanında karşılanması bu ilişkiyi güçlendirecektir. Uykuya geçişte “geçiş nesnesi” dediğimiz oyuncak gibi benimseyebileceği objeleri yatağına koymak onu rahatlatacaktır. Parmak emmeyi küçümsemek, utandırmak çözüm yöntemi olarak kullanılmamalı. Olumlu davranışlarına odaklanmak, sözlü övgüler ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-9878"></span><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/resim/saglik/parmak.jpg" border="0" alt="" width="200" height="127" align="left" /></a>Bebekle kurulan ilişkinin duygusal kalitesi, ihtiyaçlarının doğru anlaşılması ve zamanında karşılanması bu ilişkiyi güçlendirecektir.</p>
<p>Bebekle kurulan ilişkinin duygusal kalitesi, ihtiyaçlarının doğru anlaşılması ve zamanında karşılanması bu ilişkiyi güçlendirecektir. Uykuya geçişte “geçiş nesnesi” dediğimiz oyuncak gibi benimseyebileceği objeleri yatağına koymak onu rahatlatacaktır. Parmak emmeyi küçümsemek, utandırmak çözüm yöntemi olarak kullanılmamalı. Olumlu davranışlarına odaklanmak, sözlü övgüler ve teşvik edici minik ödüller kullanılmalıdır.</p>
<p>Parmak emmek, çocuğun yaşamının ilk aylarından itibaren görülebilen bir davranıştır. Kendini rahatlatmaya yönelik yaptığı bu davranış zaman içerisinde annenin olmadığı ve sıkıntı hissettiği her durumda karşımıza çıkabilir. Bebeklerin her ağlamasını ve rahatsızlık hissettikleri durumları emzirerek geçirmeye çalışmak zaman içerisinde kurulan bağın bağımlılığa dönüşmesini sağlamaktadır. Oysa ilişki kurmanın ve bebeği rahatlatmanın bir çok şekli bulunmaktadır. Annenin memesinin yerini tutan parmağı emmekten vazgeçmek, ilerleyen dönemlerde pek de kolay olmamaktadır. Bebekle kurulan ilişkinin duygusal kalitesi, ihtiyaçlarının doğru anlaşılması ve zamanında karşılanması bu ilişkiyi güçlendirecektir.</p>
<p>• Uykuya geçişte “geçiş nesnesi” dediğimiz oyuncak gibi benimseyebileceği objeleri yatağına koymak onu rahatlatacaktır.<br />
• Parmak emmeyi küçümsemek, utandırmak çözüm yöntemi olarak kullanılmamalı.<br />
• Sağlığı ve gelişimi ile ilgili kaygılar iyi ifadelerle anlatılmalı.<br />
• Bu anne ve çocuk arasında kazanılan bir savaşa dönüştürülmemelidir.<br />
• Olumlu davranışlarına odaklanmak, sözlü övgüler ve teşvik edici minik ödüller kullanılmalıdır.</p>
<p>Tırnak yemek, derilerini kopartmak ve yaşı büyümüş olmasına rağmen hala yoğun parmak emmek davranışlarını gösteren çocukların ortak özelliklerinin sıkıntı yaratan durumlarda ya da boş kaldıkları ve yönlendirilmedikleri anlarda bu davranışlara başvurdukları gözlenmektedir. Uzun süre yalnız kalmak, yaratıcı oyunları ve birlikte oyun oynamayı teşvik etmemek ve bunun gibi çocuğun durağan kaldığı durumların fazlalığında bu davranışlarda sıklıkla karşılaşılabilinir. Tırnak yeme, okul öncesi dönemde, öncelikle çevresindeki tırnak yiyen başka bir bireyi taklit ederek başlayabilir.</p>
<p>Stres yaratan durumlarda, duygularını ifade edemediği anlarda ve yetişkinlerinden gerekli ilgi ve değeri görmediği zaman iç gerginliğini ifade etmek için yarattığı bir duruma dönüşebilir. Yoğun yaşandığını düşündüğünüz bu davranışları çözmeye çalışmadan önce aile sisteminizin işleyişine çocuğunuzla kurduğunuz ilişkideki karşılıklı duygu alışverişinize ve bütün bu davranışları etkileyebilecek başka faktörlerin olup olmadığına dikkatlice bakmak gerekir. Sıklıkla tekrar eden ve çocuğun sosyal uyumunu bozan davranışlarda ise bir uzmana başvurulması gerekir.</p>
<p>Öncelikle tırnak yeme davranışını parmak emme davranışından ayırmamız gerekir. Parmak emme belli bir yaşa kadar davranış bozukluğu olarak değerlendirilmezken, tırnak yeme hangi yaşta ortaya çıkarsa çıksın kesinlikle davranış bozukluğu olarak değerlendirilir.</p>
<p>Emme refleksi doğumdan itibaren başlar. Bebek yaşamak için emmek zorundadır. Annenin memesinden emdiği süt, hem yemek hem de içmek ihtiyacını karşılamaktadır. Bebek eline geçen her şeyi ağzına götürür. Zira emmek beslenmenin de ötesinde bir alışkanlık halini almıştır. Aylarca tek haz kaynağı olan bu alışkanlığını terk edip kaşıkla beslenmeye geçmesi kolay değildir. Bunun için zamana ihtiyacı vardır.</p>
<p>Bebeği 6. aydan önce memeden ayırmak doğru değildir. Ek besinlere geçiş yavaş ve az miktarda olmalı, ek besin bebek aç iken verilmelidir. Ek besinler bebeğin kolayca hazmedeceği, besleyici değeri yüksek, alerji yapmayan, kokusu ve tadı çekici olan besinlerden seçilmelidir. İlk olarak meyve sularından ve pürelerinden başlanabilir. Bir müddet sonra tatlandırılmış sebze çorbalarına geçilebilir. Çocuğu memeden kolay ayırmak için ek besinler kaşık veya bardakla verilmeli, kaşık ve bardak çocuğa tutturularak memeden ayrılmaya özendirilmelidir.</p>
<p>Araştırmalar anneye bağımlı çocukların memeden kolay kopamadığını göstermektedir. Bu çocukların memeden kesilmesi zor olmakta, memeye olan bağımlılığını parmak emerek devam ettirmektedir. Sevgi ve güven eksikliği olan, memeden erken koparılan, ek besine zorlanan çocuklarda da parmak emme davranışına sık rastlanmaktadır. Parmak emen çocuğa baskı yapmak, parmağına acı sürmek, eline eldiven geçirmek ve korkutmak çözüm getirmediği gibi, alışkanlığı daha da pekiştirir.</p>
<p>Anne baba parmak emmeyi fazla önemsememeli, çocuğu parmak emerken gördüğünde uyarmamalı, bunun zararlı ve kötü bir alışkanlık olduğunu söyleyerek çocuğun suçluluk duygusuna kapılmasına yol açmamalıdır. Bilakis, bunun kötü bir alışkanlık olmadığını, istediği taktirde bırakabileceğini, bunu yapacak güçte bir çocuk olduğunu söyleyerek cesaretlendirmek gerekir.</p>
<p>Beslenme saatlerini ilgi çekici hale getirmeli, sevmediği yemeği yemeye veya tabağındakini bitirmeye zorlamamalı, aç bırakmakla tehdit edilmemelidir. En doğru hareket çocukla konuşmak ve parmak emmenin altında yatan sebebi bulmaya çalışmaktır.</p>
<p>“Tırnak yeme” aslında tırnağı/tırnak etini dişiyle koparma veya kemirme eylemi için kullanılan bir terimdir. Gerçek anlamda kopardığı tırnağı yiyen çocuk sayısı pek azdır. Tırnak yeme çocuklar arasında, özellikle ergenliği geçişte, çok sık görülen bir davranış bozukluğudur. Yüz çocuktan 35’inde, yüz ergenin ise 45’inde tırnak yeme görüldüğünü söylersek durumun ciddiyeti daha iyi anlaşılacaktır. Yetişkinlik döneminde tırnak yemeyi devam ettiren bir çok insan vardır.</p>
<p>SEBEPLER:</p>
<p>Tırnak yemeye zemin hazırlayan sosyal ve psikolojik sebepleri şu başlıklar altında toplayabiliriz:</p>
<p>1— Üzüntü ve sıkıntı</p>
<p>2— Gerilim ve kaygı</p>
<p>3— Öfke ve saldırganlık</p>
<p>4— Korku ve endişe</p>
<p>5— Kardeş kıskançlığı</p>
<p>6— Değersizlik ve güvensizlik duyguları</p>
<p>7— Aile huzursuzlukları ve iletişim problemleri</p>
<p>Çok sevdiği büyükannesini, dedesini, oyun arkadaşını veya köpeğini ölüm sebebiyle kaybeden çocuk üzüntüye kapılır ve can sıkıntısından tırnak yiyebilir. Aileden birinin hastalanması, babanın uzun süreli iş seyahatine çıkması, aileye yeni bir kardeşin katılması, çocuklar arasında ayırım yapılması, aşırı kuralcı ve baskıcı eğitim çocukta gerilim ve kaygı uyandırarak tırnak yemesine yol açabilir. Okulda arkadaşlarına, evde ailesine kendini doğru biçimde ifade edemeyen çocuk üzüntü ve sıkıntı duyar. Tırnak yiyerek sıkıntısını açığa vurur. Herhangi bir sebepten dolayı haksızlığa uğradığını düşünen bir çocuk haksızlığı yapan anneye, babaya veya öğretmene kızar, onlara karşı öfke duyar. Öfkesini açıkça dile getirme cesareti gösteremediği zaman tırnak yiyerek öfkesini kendine yöneltebilir.</p>
<p>Yaptığı yanlış davranışlardan dolayı öğretmeninden veya ailesinden korkan ve devamlı cezalandırılma endişesi taşıyan çocuk tırnak yiyebilir. Aile içinde yaşanan huzursuzluklar, kavgalar, boşanmalar, ayrılmalar çocukta gelecek endişesi ve tek başına kalma korkusu uyandırarak tırnak yemesine yol açabilir. Okul başarısızlığı, vücut sakatlığı, aileye evlatlık olarak katılma, zekâ geriliği gibi eksiklikler çocukta öz güven kaybına, kendini değersiz ve aşağı görmesine, bunun bir yansıması olarak tırnak yemesine sebep olabilir.</p>
<p>Parmak emme daha çok iki yaşından önce memeden ayrılmakta zorlanan, anneye bağımlı çocuklarda görülen bir davranıştır. Üzerinde durulmadığı ve çocuğun bağımsızlık girişimleri desteklendiği zaman kendiliğinden geçtiği görülmektedir. Üzerinde fazla durulduğu zaman çocuk bunu dikkat çekmek, anne ve babayı kendisi ile meşgul etmek için kullanmakta, dolaysıyla parmak emme alışkanlığı devam etmektedir.</p>
<p>Baskıcı ve otoriter ailelerde çocuğu bu alışkanlığından vazgeçirmek için çoğu anne babalar korkutma, eline vurma, ellerini bağlama, parmağına acı sürme, aşağılayıcı ve suçlayıcı ifadeler kullanma gibi sağlıksız ve sonuç getirmeyen yöntemlere baş vurmaktadır. Tırnak yemede de buna benzer engelleyici yöntemler kullanılmakta, gerçek sebep bulunup tedavi edilmediği için, alışkanlık daha da kökleşerek devam etmektedir.</p>
<p>TEDAVİ:</p>
<p>• Üç-dört yaşlarına kadar ortaya çıkan tırnak yeme davranışlarında en etkili yöntem anne baba tarafından görmezlikten gelinmesidir. Daha sonra bu alışkanlık devam ederse, bir psikoloğun yardımı ile çocuğun uyumsuzluk sebepleri iyice araştırılıp ortaya çıkarılmalı ve çözüm getirilmelidir.</p>
<p>• Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin sonuç getirmediği, kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin ortaya çıkmasına yol açtığı anne ve baba tarafından bilinmelidir.</p>
<p>• Çocuklar korku, tehdit, kaygı, kıskançlık ve güvensizlik doğuracak durumlardan uzak tutulmalıdır. Bu itibarla küçük çocuklara şiddet içerikli korku filmleri izlemelerine izin verilmemelidir.</p>
<p>• Tırnak yiyen çocuklara geceleri yatarken hafif eldivenler giydirmek, gece tırnaklarını yemek veya ısırmak istediğinde hatırlatıcı olması bakımından yararlı olabilir. Bu yöntem ağır bir psikolojik sebebe dayanmayan, daha çok dikkat çekmek için baş vurulan durumlarda işe yaramaktadır. Aynı sebeple parmak ve tırnağa acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acı ile birleştiğinde terk etmeye yardımcı olabilir.</p>
<p>• Çocuk ilgi çekmek veya anne babasını kızdırmak için parmağını ağzına götürdüğü zaman görmezden gelinmeli, o mekân terk edilerek çocuk yalnız bırakılmalı, çocuğa hissettirmeden uzaktan gözlenmelidir. Eğer yalnız kaldığında tırnak yemekten vazgeçmiş ise, alışkanlığın sebebi kesinlikle dikkat çekmek içindir. Çocuk tırnak yemek için parmağını ağzına götürdüğünde ilgisini başka tarafa çekmek de işe yarayabilir. Ancak ilgi çekilen şey, tırnak yemekten daha çekici ve işe yarar olmalıdır. “Gel seninle bir oyun oynayalım,” “Videoda güzel bir çizgi film izlemeye ne dersin?,” “Bana bir bardak su getirir misin?” gibi yönlendirmeler dikkatini başka tarafa çekmek için işe yarayabilir. Sinema veya televizyon izlerken mısır patlağı, kuru yemiş, sakız gibi ağzını meşgul edecek ve tırnak yemenin yerine geçecek şeyler de işe yarayabilir.</p>
<p>• Çocukları ara sıra başarılarından dolayı ödüllendirme bazı durumlarda yarar sağlayabilir. Ancak bunun kısıtlı ve uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi takdirde çocuk yeni ödüller almak için bunu kullanabilir.</p>
<p>• Kız çocuklarına düzgün kesilmiş bakımlı tırnakların onu daha güzel gösterdiğini söylemek, ağır psikolojik sıkıntılardan kaynaklanmayan durumlarda işe yarayabilir.</p>
<p>• Aslında en akılcı ve kalıcı çözüm, tırnak yemeye yol açan asıl problemi ortaya çıkarmak, çocuğun problemle yüzleşmesini sağlamak, bu davranışın çok kötü bir alışkanlık olmadığını, eğer isterse bırakabileceğini telkin ekmektir. Çocuk buna inandırıldığı zaman elinden gelen çabayı gösterecektir.</p>
<p>Anne babalar bir psikologdan profesyonel yardım alacak olurlarsa çocukla birlikte tırnak yeme problemini daha kolay aşacaklardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-ve-cocuklarda-parmak-emme-hakkinda-bilgi+bebeklerde-ve-cocuklarda-parmak-emme-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boğaz Enfeksiyonları</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/bogaz-enfeksiyonlari-hakkinda-bilgi+bogaz-enfeksiyonlari-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/bogaz-enfeksiyonlari-hakkinda-bilgi+bogaz-enfeksiyonlari-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 07:22:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Üst Solunum Problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların Boğaz Ağrıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=9513</guid>
		<description><![CDATA[Kış mevsiminde çocuklarda sık görülen boğaz ve üst solunum you enfeksiyonları şunlardır: Nezle, sinüzit, bademcik iltihabı (tonsillit), boğaz iltihabı (farenjit), ses tellerinin iltihabı (larenjit), nefes borusu iltihabı (trakeit), veya bu enfeksiyonların kombinasyonları. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının sebepleri nelerdir? Üst solunum yolu enfeksiyonlarına çok çeşitli virüsler ve bakteriler neden olur. Hasta bir kişi soluma, hapşırma, öksürme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;"><span id="more-9513"></span><img class="alignleft" src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/resim/saglik/bogaz.jpeg" alt="" width="101" height="115" />Kış mevsiminde çocuklarda sık görülen boğaz ve üst solunum you enfeksiyonları şunlardır: Nezle, sinüzit, bademcik iltihabı (tonsillit), boğaz iltihabı (farenjit), ses tellerinin iltihabı (larenjit), nefes borusu iltihabı (trakeit), veya bu enfeksiyonların kombinasyonları.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><span style="color: black;">Üst solunum yolu enfeksiyonlarının sebepleri nelerdir?</span></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Üst solunum yolu enfeksiyonlarına çok çeşitli virüsler ve bakteriler neden olur. Hasta bir kişi soluma, hapşırma, öksürme gibi faaliyetler ile havaya aerosol yani mikroskopik damlacıklar şeklinde su buharı bırakır. Üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan virüs ve bakteriler bu damlacıklar içerisinde havada saatlerce asılı kalabilirler. Bu damlacıkları soluyan herhangi bir kişi hastalığa yakalanma olasığına sahiptir. Hastanın bu sırada bağışıklık sisteminin zayıflamış olması enfeksiyona yakalanma şansını artırır. Aynı sırada ciddi başka bir enfeksiyon geçiriliyor olması, hava kirliliği, pasif veya aktif sigara içiciliği, ağır yorgunluk, üst solunum yollarında kuruluk, titreme şeklinde ciddi üşüme, kortizon gibi bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler alınıyor olması gibi faktörler anlık veya sürekli olarak vücudun genel bağışılık sistemini veya üst solunum yollarının lokal savunma mekanizmalarını zayıflatabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları için bir diğer önemli bulaşma yolu da hasta kişilerin mikrop içeren salgıları ile temas etmektir. Hapşıran ve bu sırada ağzını eliyle kapatan bir kişi ile tokalaşma sonrası mikroplar sizin elinize geçecektir. Buradan üst solunum yollarınıza ulaşacak olurlar ise siz de aynı hastalığa yakalanabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><span style="color: black;">Üst solunum yolu enfeksiyonları kış aylarında niçin daha sık görülür?</span></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Genel olarak sanıldığının aksine soğuk hava üst solunum yolları enfeksiyonlarına neden olmaz. Kış aylarında üst solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görülmesinin sebebi, günlük yaşantımızın açık havada değil, daha çok ev, iş yeri, okul, toplu taşım araçları gibi kapalı ortamlarda geçmesidir. Ayrıca soğuk nedeniyle bu ortamlar kış aylarında çok daha az havalandırılır. Kapalı, az havalandırılan ortamlarda çok sayıda insanın bir arada bulunması üst solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını son derece kolaylaştırır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><span style="color: black;">Üst solunum yolu enfeksiyonları hangi sıklıkta görülür?</span></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Üst solunum yolu enfeksiyonları en sık görülen enfeksiyonlar arasındadır. Bu konudaki toplumsal çalışmalar genel nüfus içerisinde ortalama her kişi için yılda 2 ile 4 kez arasında üst solunum yolu enfeksiyonu geçirildiği şeklinde rakamlar vermektedir. Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları özellikle kış aylarında çok daha sık görülür. Dolayısı ile yuva veya okula giden bir çocuk için yıl boyunca 8-10 kez hasta olması doğal karşılanmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><span style="color: black;">Üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklarda neden daha sık görülür?</span></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Yenidoğan çocuk annesinden aldığı bir takım bağışıklık verici maddeler nedeniyle üst solunum yolu enfeksiyonlarından bir süre için korunur. Anne sütü ile düzenli bir şekilde beslenen bebekler bir takım farklı bağışıklık verici ve düzenleyici faktörleri anneden almaya devam ederler ve büyük ölçüde enfeksiyonlara karşı korunmuş olurlar. Bu süre içerisinde de çocuğun kendi bağışıklık sistemi gelişerek, çevresinde virüs ve bakterileri tek tek tanımaya ve onlara karşı direnç geliştirmeye başlar. Bu mikroplardan önemli olanlarına karşı çocuk aşılama programları ile suni bir yoldan bağışıklık kazanır. Ancak çevremizde üst solunum yolları enfeksiyonlarına neden olan çok sayıda ve çeşitlikte virüs ve bakteri bulunmaktadır. Bu nedenle çocuklar 2 ile 8 yaş arası dönemde erişkinlere göre daha sık olarak üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanırlar. Bu durum kreş, yuva ve okul gibi çok sayıda çocuğun bir arada bulunduğu ortamlarda bulunan çocuklarda çok daha belirginleşir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><span style="color: black;">Üst solunum yolu enfeksiyonlarının belirtileri nelerdir?</span></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Nezle: Sulu burun akıntısı, hapşırma, hafif ateş, halsizlik. Bu belirtiler 2-3 gün içerisinde azalarak geçerler. Üst üste gelen nezleler sonrası veya çocukta tıkayıcı geniz eti büyümesi var ise akut bakteriyel sinüzite dönüşebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Sinüzit: Koyu renkli burun akıntısı, geniz akıntısı, balgamlı öksürük, burun tıkanıklığı görülür. Çocuklarda baş ağrısı görülmeyebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Bademcik iltihabı: Yüksek ateş, ağız kokusu, iştahsızlık, halsizlik, yutma güçlüğü, şişen bademcikler nedeniyle konuşma değişebilir. Boğaza bakıldığında şişmiş, kızarmış ve üzeri beyaz iltihap ile kaplanmış bademcikler görülebilir. Uygun şekilde tedavi edilmez ise bademcik apsesi veya romatizmal ateş hastalıklarına neden olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Farenjit: Yüksek ateş, ağız kokusu, iştahsızlık, halsizlik, yutma güçlüğü gibi belirtiler ile bademcik iltihabına benzer ancak iltihaplanan bademcik dokusu değil, boğazı döşeyen zar tabakasıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Larenjit ve trakeit: Ateş, ses kısıklığı, kuru öksürük, nefes alırken ötme sesi, çocuklarda hızla ilerleyerek nefes darlığına sebep olabilir ve tehlikeli olabilir. Bu nedenle erken dönemde hekimin görmesi ve tedaviye başlanması gereklidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><span style="color: black;">Tedavi edilmezlerse hangi tip sorunlara yol açarlar?</span></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Boğaz enfeksiyonları Beta mikrobu (A grubu ß-hemolitik streptokok) tarafından gelişmişse ve tedavi edilmezse çocuklarda ve gençlerde romatizmal ateş hastalığına yol açabilir. Romatizmal ateş hastalığı da eklemler, kalp kası ve böbrekleri etkileyerek çok ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Bunun yanında tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklarda kalıcı geniz eti büyümesi ve burun tıkanıklığı, sinüzit, orta kulak enfeksiyonu (otit), orta kulakta sıvı birikmesi (sekretuar otit) gibi kalıcı problemlere yol açabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><span style="color: black;">Çocukları boğaz enfeksiyonlarından korumak için aileler nelere özen göstermeli?</span></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Bir çocuğu üst solunum yolları enfeksiyonlarından tümü ile korumak ancak hava geçirmez bir odaya hapsedip insanlar ile temas etmesini engelleyerek mümkün olabilir. Yukarıda da belirtildiği gibi her çocuğun özellikle yuva ve okula gidiyor ise yıl içerisinde belli bir sayıda hastalık geçirmesi kaçınılmazdır. Bu sayıyı azaltmak alınacak önlemler şunlar olabilir: Yeni doğan bebekler pediatri doktorunuzun önereceği süre boyunca anne sütü ile beslenerek anneden alacağı bağışıklık faktörlerinden mahrum bırakılmamalı, daha ileriki dönemlerde uygun şekilde dengeli beslenmeli ve gene doktorunuzun önereceği vitamin takviyelerini almalıdır. Soğuk günlerde üşümeleri engellenecek şekilde giydirilmeli ancak üşüyecekleri kaygısı ile kapalı ortamlarda havasız bırakılmamalıdır. Özelikle yuva, okul gibi çok sayıda çocuğun bir arada bulunması gerektiği ortamlar soğuk günlerde bile sık sık havalandırılarak, çocukların taşıdıkları hastalıkları damlacık yolu ile biribirlerine bulaştırması önlenebilir. Yuva ve okuldaki toplam çocuk sayısı arttıkça hastalık bulaşması daha kolaylaşmaktadır, bu nedenle az sayıda çocuk barındıran yuva ve okullar hastalık bulaşması açısından avantajlı olabilir. Yine de okul veya yuvaya yeni başlayan bir çocuk için ilk altı boyunca çok sık enfeksiyon geçirmesi normal karşılanmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">Her fırsatta sabun ile el yıkama alışkanlığının kazanılması da temas yolu ile geçen enfeksiyonları azaltmadaki en önemli etkendir. Bu alışkanlığın çocuklara kazandırılması kadar çocuk ile ilgilenen kişilerin de dikkat etmesi gerekmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: black;">İleri derecede geniz eti büyümesi olan çocuklarda burun tıkanıklığı geliştiği için kolayca atlatılacak basit bir nezle, uzun sürmekte ve bakteriyel sinüzite dönmekte ve tedavisi güçleşmektedir. Bu çocuklarda tıkayıcı geniz etinin alınması çocuğun üst solunum yolu enfeksiyonlarını kolayca geçirmesini sağlamaktadır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/bogaz-enfeksiyonlari-hakkinda-bilgi+bogaz-enfeksiyonlari-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların Diş Sağlığı</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/cocuklarin-dis-sagligi-hakkinda-bilgi+cocuklarin-dis-sagligi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/cocuklarin-dis-sagligi-hakkinda-bilgi+cocuklarin-dis-sagligi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 13:59:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Ağız Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Biberon Çürüğü Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Ağız ve Dİş Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Diş Çürümesinin Önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Diş Fırçalaması]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Dİş Gıcırdatma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Dİş Yaralanmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Parmak Emme]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Süt Dişlerinin Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların Dişleri Neden Çürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Dişleri Kaç Tane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=9509</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların dişleri niye çürüyor? Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler. Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir. Çocuklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><span id="more-9509"></span><img class="alignleft" style="border: 0pt none;" title="Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığı" src="http://saglik.hakkinda-bilgi.org/site/saglik/cocuk/cocukdis.jpg" border="0" alt="" width="158" height="172" align="left" /></a> <span style="font-size: large;"></span><img title="Daha fazla..." src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /><strong>Çocukların dişleri niye çürüyor?</strong><br />
Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler.</p>
<p>Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir.</p>
<p>Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynin tutumu diş fırçalama alışkanlığını belirler.</p>
<p>Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata da emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara vermeleri veya uyku aralarında şekerli süt, meyve suyu gibi gıdalara alıştırmalarıdır. Böylece beslenme düzensizliğinden dolayı dişler çürümeye yatkın hale gelir.</p>
<p><strong>Çürük oluşumu engellenebilir mi? </strong></p>
<p>Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı yada ilaç henüz geliştirilemedi. Ancak, çürük sayısını azaltmaya yönelik bazı malzemeler günümüzde kullanılmaktadır, bunlardan birisi; &#8220;fissür örtücü&#8221; dediğimiz malzemedir. Diş çürükleri genellikle azı ve küçükazı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan &#8220;fissür&#8221; adı verilen oluklarda başlar. Bahsettiğimiz malzemeyle olukların üzeri kapatılıp, o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürük başlaması önlenir. Bu işlem, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçükazı dişlerine de uygulanabilir.</p>
<p>Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Dişlere yüzeysel florür uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılır.</p>
<p><strong><strong>Süt dişlerinin önemi nedir?</strong></strong></p>
<p>Süt dişlerinin birinci görevi çocuğun düzgün beslenmesini sağlamaktır. Ayrıca konuşmanın düzgün gelişimi de süt dişlerinin varlığına bağlıdır. Bunların yanında aşağıdaki gibi bir görüntü, hiç kimsenin çocuğunda görmek istemeyeceği ciddi estetik sorunlara yol açmaktadır.</p>
<p>Süt dişleri kapladıkları alanı kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı diş için korumakta ve kalıcı diş sürerken ona rehberlik yapmaktadırlar.<br />
Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk fonksiyonu da ortadan kalkmaktadır.</p>
<p><strong>Süt dişlerindeki çürükler tedavi edilmeli mi?</strong><br />
Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri, ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve çirkin görüntüye yol açar. Bu dönemdeki tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerine (romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar) sebep olabilecektir. Dolayısıyla süt dişlerindeki çürükler, &#8220;nasıl olsa yerine yenileri gelecek&#8221; yanılgısına düşmeden tedavi edilmelidir.</p>
<p>Süt dişlerindeki çürükler ; ağrı ile çocuğun çok küçük yaşlarda tanışmasına ve gelecekte bazı fobileri olmasına neden olabilir . Ayrıca bu çürükler süt dişlerinin çok erken kaybına neden olabilir.</p>
<p><strong>Çocuklarda diş yaralanmaları</strong><br />
Çocuklarda dişlerin zarar gördüğü kazalarda zaman kaybetmeden müdahalede bulunulmalıdır. Doğru tanı konması çok önemlidir. Bunun için hekiminiz size, kazanın ne zaman ve nerede olduğunu, darbenin ne taraftan geldiğini, kaza sonrası baygınlık, kusma, hafıza kaybı vb. olup olmadığını soracaktır. Verilen bilgiler doğrultusunda en doğru tedavi uygulanabilecektir.</p>
<p>Çocuklardaki diş yaralanmaları, bazen kalıcı dişin tamamıyla yuvasından ayrılmasına sebep olabilir. Bu durumda çıkan diş ile birlikte acilen dişhekiminize gitmelisiniz. Bu esnada diş, bir bardak sütün içinde, eğer süt mevcut değilse, temiz bir su içinde muhafaza edilmelidir.</p>
<p><strong>Bebeklerde ağız bakımı</strong><br />
Bebeklerin, en azından ilk dört ay anne sütü ile beslenmeleri ağız çevresindeki yumuşak doku ve kas fonksiyonlarının normal gelişimini sağlayacaktır. Anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda fizyolojik başlıklı (damaklı, kesik uçlu) biberon kullanımı gerekir.</p>
<p><strong>Bebekler 1 yaşından itibaren bardak ve kaşıkla beslenmeye alıştırılmalıdır.</strong></p>
<p>Biberonla beslenme en fazla 2 yaşına kadar devam edebilir. Parmak emme, yalancı emzik kullanma gibi alışkanlıklara 2 – 2,5 yaşına kadar izin verilebilir. Eğer parmak emme alışkanlığı mevcutsa, bunun sebebi araştırılarak 3 – 6 yaş arasında bu alışkanlık mutlaka giderilmelidir.</p>
<p>Solunum problemleri, çene gelişmesi üzerine olumsuz etki eder. Burundan değil de, sadece ağızdan soluma durumu mevcutsa (bu durum uykuda daha iyi anlaşılır) muhakkak kulak burun boğaz uzmanına danışılmalıdır.</p>
<p><strong>Çocuklarda diş fırçalama ne zaman başlamalıdır? </strong><strong><br />
</strong>Bebek 6-8 aylıkken, (yani ilk dişler ağızda göründüğünde) temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur.</p>
<p>Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 &#8211; 3 yaşında ) başlanması uygundur.</p>
<p>Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra Anne-Babanın kontrolü iyi olur.</p>
<p><strong>Çocuklar için nasıl bir diş fırçası seçilmeli?</strong><br />
Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları kullanılmalıdır. Sert fırçalar dişleri aşındıracağı için kullanımı uygun değildir. Eskimiş bir süpürgeyle süpürme işlemi nasıl yapılamazsa, eski bir fırçayla da dişler fırçalanamaz. Fırça kılları aşınır aşınmaz (Ortalama 6 ay) mutlaka değiştirilmelidir.</p>
<p><strong>Çocuğuma dişlerini günde kaç kez fırçalatmalıyım?</strong><br />
Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce, sadece üçer dakikalık etkili bir fırçalama işlemi yeterlidir. Her iyi alışkanlık gibi diş fırçalama alışkanlığı da çocukluk döneminde kazanılacaktır.</p>
<p><strong>Çocuklarda bazı ağız ve diş problemleri :</strong></p>
<p><strong>1) Diş Gıcırdatma:</strong></p>
<p><strong>Nedenleri</strong><br />
Stress, agresif, takıntı veya sıkılgan kişilik yapıları, anne-babası diş gıcırdatan çocuklar bu alışkanlığa daha eğilimlidir.</p>
<p><strong>Belirtileri</strong><br />
Dişlerde aşınma, uyurken çıkartılan gıcırdatma sesleri, yüz kaslarında ağrı, çene ekleminde problemler, baş ağrısı, dişlerde sallanma ve hassasiyet.</p>
<p><strong>Tedavisi</strong><br />
Öncelikle psikolojik açıdan diş gıcırdatmaya yol açan faktörler ortadan kaldırılmaya çalışılır.<br />
Bu başarılamaz, hastaya takıp çıkartılabilien bir gece plağı yapılır.</p>
<p><strong>2) Parmak Emme:</strong></p>
<p>Nedenleri: Parmak emme küçük yaşlarda sık görülen bir alışkanlıktır. Genellikle dört yaşına kadar kendiliğinden ortadan kalkar. Alışkanlığın sürekli dişlerin çıktığı yaşlarda da sürmesi, bu dişlerde ve damakta yapısal bozukluklara yol açar. Bu bozuklukların nedeni parmağın ön dişlere ve damağa uyguladığı başınçtır. Ortaya çıkan bozukluğun derecesi emmenin süresine, sıklığına, şiddetine ve emme sırasında parmağın pozisyonuna bağlıdır.</p>
<p><strong>Tedavisi:</strong><br />
Parmak emmeyi önlemenin en etkili yolu parmak emmeye eğilim gösteren çocuğu emziğe alıştırmaktır. Emziğin hem verdiği zarar daha azdır, hemde daha kolay bırakılabilir.<br />
Tedavinin zamanlaması çok önemlidir. Çocuğun kendisi bu alışkanlıktan kurtulmayı istemedikçe, tedavinin başarıya ulaşması imkansızdır.<br />
Çocuğun çevre baskısına uğramaması ve alay edilmemesi için okul çağından önce bırakması psikolojik yönden çok faydalıdır.<br />
Çocuk baskı altına alınmadan cesaretlendirilerek, ödüllendirilerek pozitif yönlendirilmelidir.<br />
Eğer her şeye rağmen 6 yaşına kadar alışkanlık kırılamamışsa diş hekimine başvurularak profesyonel yardım alınması gereklidir.</p>
<p><strong>3) Emzik</strong></p>
<p>Bebekler için emmek rahatlamanın ve güven içinde hissetmenin en doğal yoludur.<br />
Eğer bebek parmak emme eğilimi gösteriyorsa, derhal emziğe yönlendirilmelidir. Emzik parmak emmeye göre hem daha az zararlıdır; hem de sonraki yaşlarda daha kolay bırakılabilir.<br />
Emzik günün büyük bir bölümünde değil, sadece gerekli olduğunda verilmelidir.<br />
Yapısal bozukluklara yol açmamak için, mümkün olduğu doğal meme yapısındaki emzikler seçilmelidir.<br />
Emziklerin yapısının sağlamlığı her gün kontrol edilmelidir.<br />
Emziğin büyüklüğü ağzın yapısına uygun olmalıdır.</p>
<p><strong>4) Biberon çürüğü</strong></p>
<p>Bebeğimin dişleri sürer sürmez çürüdü. Nedeni ne olabilir?<br />
Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.</p>
<p><strong>Biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir?</strong><br />
Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir.</p>
<p><strong>Bunlar nelerdir?</strong></p>
<p>Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.<br />
Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.<br />
Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.<br />
Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.<br />
İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.<br />
Biberon çürüğü önemli midir?<br />
Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü sebebi ne olabilir?</strong><br />
Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir.</p>
<p><strong>Çocuklarda hangi diş macunu ne kadar kullanılmalıdır?</strong></p>
<p>Bebeklik döneminde ve üç yaşına kadar çocuklarda diş macunu kullanımı önerilmez. Diş macunu kullanımına üç yaşından sonra başlanmalıdır.Ancak reklamlarda gördüğünüz gibi 3-5 cm. değil, bir leblebi kadar macun fırçalama için yeterli olacaktır.</p>
<p>Diş macunu kullanımına başlandığı dönemde, florürlü diş macunlarından herhangi biri tercih edilebilir. Önemli olan çocuğun seçilen macunun tadını sevip istek duymasıdır.</p>
<p>Fırçalama işleminde macundan çok, etkili bir fırçalama işleminin önemli olduğunu unutmamak gerekir.</p>
<p><strong>Çocuk dişlerinde acil durumlar</strong></p>
<p><strong>Diş Ağrısı:</strong> Ağrıyan dişin çevresini temizleyin. Ilık tuzlu su ile gargara yaptırın ve eğer varsa sıkışmış yiyecek artıklarını diş ipi ile uzaklaştırın. Asla dişin üzerine aspirin ya da benzeri ilaçlar koymayın. Çocuğunuza daha önce de denemiş olduğunuz bir ağrı kesici verin ve en kısa sürede bir diş hekimine götürün.<br />
Isırılmış Dudak, Dil, Dudak Yada Yanak:<br />
Yaralı bölgeye buz koyun. Eğer kanama varsa, temiz bir gazlı bez ile hafifçe basınç uygulayın. Kanama 15 dakika içinde durmazsa diş hekiminize başvurun.</p>
<p><strong>Diş Tümüyle Çıkmışsa:</strong> Dişi bulun. Köküne mümkün olduğunca dokunmadan alın. Diş hekimine gidene kadar dişi saklamak için en ideal ortam süttür. Temiz bir kapta sütün içinde koruyarak en kısa sürede diş hekiminize gidin.</p>
<p><strong>Süt Veya Sürekli Dişlere Travma:</strong> Hiç zaman kaybetmeden diş hekiminiz ile temasa geçin. Travmalardan sonra her kaybedilen saat oluşan hasarı büyütmektedir.</p>
<p><strong>Diş Hekiminize ulaşana Kadar:</strong><br />
Yarayı ılık su ile temizleyin. O bölgeye soğuk kompres uygulayın. Varsa Kırık diş parçalarını saklayın.</p>
<p><strong>Süt dişleri toplam 20 tanedir. </strong><strong><br />
</strong>Süt dişlerinin aralarının açık olması normaldir. Bunun nedeni yerlerine gelecek daimi dişlere yer sağlamaktır.<br />
Süt dişlerinde de çürük oluşabilir. Bu çürüklerinde mutlaka tedavi edilmesi gerekir.<br />
Süt dişleri iltihaplanmış ise önce kanal tedavisi denenmeli, mümkün olmazsa diş çekilmelidir.<br />
Süt dişleri zamanından önce çekilirse, alttan gelen daimi dişe yer kalmaz ve yer darlığı oluşur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/cocuklarin-dis-sagligi-hakkinda-bilgi+cocuklarin-dis-sagligi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Yüksek Ateş</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-yuksek-ates-hakkinda-bilgi+bebeklerde-yuksek-ates-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-yuksek-ates-hakkinda-bilgi+bebeklerde-yuksek-ates-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 13:34:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Ateş ve Havale]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Ateşi Düşürmek İçin Neler Yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Kaç Derece Yüksek Ateştir]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Yüksek Ateşin Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Yüksek Ateşin Tehlikeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Havale Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Havale Olursa Neler Yapılmalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=9505</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerde Ateşle Gelen Havale Son zamanlarda salgın halini alan grip, herkeste yüksek ateş nedeni oluyor. Özellikle bebekleri olan aileler, ateşle gelen havaleden endişe ediyorlar. Gerek telefon ve gerekse mektupla bana ulaşan okurlarım arasında, bebeklerdeki yüksek ateş karşısında ne yapmaları gerektiğini soran okurlarım çok fazla. Bu yazımda bebeklerdeki yüksek ateş ve havale nöbetleri hakkında açıklamalar yapacağım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-9505"></span><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img class="alignleft" title="Bebeklerde Ateş" src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/resim/saglik/ates.jpeg" alt="Bebeklerde Ateş" width="116" height="109" /></a></strong></span><span style="font-size: large;"> </span><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>Bebeklerde Ateşle Gelen Havale<br />
</strong><img src="http://saglik.turk.net/s.gif" border="0" alt="" width="1" height="8" />Son zamanlarda salgın halini alan grip, herkeste yüksek ateş nedeni oluyor. Özellikle bebekleri olan aileler, ateşle gelen havaleden endişe ediyorlar. Gerek telefon ve gerekse mektupla bana ulaşan okurlarım arasında, bebeklerdeki yüksek ateş karşısında ne yapmaları gerektiğini soran okurlarım çok fazla. Bu yazımda bebeklerdeki yüksek ateş ve havale nöbetleri hakkında açıklamalar yapacağım. </span></span></p>
<div></div>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Bebeklerin hastalıklarını anlamak çok kolay değil. Derdini anlatamadıkları için, sadece ağlarlar. Genelde huzursuz ve çok ağlayan bir bebekte de ağlama da ipucu olarak değerlendirilmeyebilir. Eğer bebeğin yeme, içme ve uyuma alışkanlıklarında dikkat çekici bir değişme varsa, o çocuğun hasta olduğu düşünülür. Her hastalık ateş yükselmesine neden olmazsa da, bebeklerde ve küçük çocuklarda infeksiyon hastalıkları daha sık rastlandığı için, hastalıklarının büyük bir kısmında ateş yükselmesi olacaktır. Bu nedenle bebeğin ateşini ölçmek sağlığı hakkında bilgi verecektir. Cildin terli ve bebeğin hareketli olması nedeniyle, koltuk altı yerine makattan ateş ölçmek daha doğrudur. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>Yüksek ateş ne zaman önemlidir?<br />
</strong>Eğer bir bebeğin makattan ölçülen ateşi 38 dereceden fazla ise, o bebekte yüksek ateş olduğunu kanıtlar. Ancak çoğu zaman ateşin yüksekliğinden çok bebeğin genel durumu daha da önemlidir. Ateşi normale yakın ama halsiz, devamlı uyuyan, mama yemek ya da süt içmek istemeyen bir bebek, 39 derece ateşi olmasına rağmen, canlı hareketli, beslenmesini sürdüren bir bebeğe oranla daha hastadır. Eğer iki aylıktan küçük bir bebeğin ateşi 38 dereceyi aşarsa doktora götürmek gerekir. İki aylıktan büyük bebek için doktora götürme sınırı 39 derece ateştir. Ancak daha düşük rakamlarda da olsa ateş, üç günden daha fazla sürüyorsa, doktora götürmek gerekecektir. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>Yüksek ateşin tehlikeleri nelerdir?<br />
</strong>Ateş yükselmesi vücudun savunma mekanizmalarından biridir. Vücutta virüs ya da bakteri cinsi bir hastalık etkeni olduğunu ve vücudun buna karşı tepki gösterdiğini kanıtlar. Ateş yükselmesi halinde hastalık etkenleri faaliyetlerini sürdüremez ya da ölürler. Bu nedenle ateş yükselmesi hastanın yararına bir durumdur. Ancak, yüksek ateşin devam etmesi, vücudun hastalığı yenemediğini gösterir. Hastalığın devam etmesi organlarda kalıcı bir bozukluk yaratabileceği için, müdahale edilmelidir. Doktor, yapacağı muayeneden sonra hastalığı teşhis edecek ve gerekli önlemleri alacaktır. Gerekli tedaviye başlamadan ateşi düşürmek yararlı bir davranış değildir. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"> Ateşin, savunma sistemi için yararlı olduğunu belirttim ancak bunun tek istisnası, yüksek ateşle gelen havale nöbetidir. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>Havale nedir?<br />
</strong>Beyin hücrelerinin normal dışı bir aktivite göstermesi sonucu ortaya çıkan, vücuttaki istemsiz kasılmalara, tıp dilinde konvülsiyon, halk arasında da havale adı verilmektedir. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Tipik bir havale nöbetinde bebek şuurunu kaybeder, kol ve bacakları kasılır. Birkaç saniye sonra, kol ve bacaklarla yüzde ritmik kasılmalar olmaya başlar. Bir süre sonra da bütün belirtiler kaybolur. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Havale nöbetleri genellikle 6 aylık ile 5 yaş arasındaki çocuklarda olur. Çoğu zaman yüksek ateş ile beraberdir. Ancak ateşin yüksekliği ile havale geçirme arasında her zaman bir ilinti yoktur. Yani bazılarında çok yüksek ateşte havale olmazken, bazı bebeklerde daha düşük ateşlerde bile havaleye rastlanabilir. Çocukların %4-5 inde hayatlarında en az bir kez havaleye rastlanırken, bunların yarısında bir kereden sonra havale görülmez. Eskiden, havale geçiren çocuklarda mutlaka beyin hasarı kalacağı düşünülürken, bunun doğru olmadığı artık anlaşıldı. Önemli olan havalenin kendisi değil, havaleye neden olan hastalıktır. Bu iyi tedavi edilmediği taktirde hasar kalabilir. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>Havale sırasında neler yapılmalı?<br />
</strong><img src="http://saglik.turk.net/imageFolder/Bebek_Sagligi/baby02.jpg" border="0" alt="" width="109" height="168" align="left" />Havale nöbeti anne ve babalar için korkutucu olabilir. Ancak bilmeniz gereken en önemli şey, havalenin birkaç dakika sonra kendiliğinden geçeceğidir. Eğer bebeğin ateşi yüksekse, düşürmek için, giysilerini çıkartmak, başına ve göğsüne ıslak bez koymak, tüm vücudu serin su ile ıslatılmış bezlerle silmek yararlıdır. Havale geçiren bebekte, kolonya gibi alkollü maddeler kesinlikle kullanılmaz. Ayrıca ateş düşürmek için su dolu küvete sokmak da tehlikeli olabilir. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"> Kusmaya başlarsa, yüzükoyun ya da yan yatırarak kusmuğun nefes borusunu tıkamasını önleyin. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Nefes alması güçleşirse, alt çenesini hareket ettirmeye çalışarak nefes almasına yardımcı olun. Çoğu insan, havale geçiren kişinin dilini ısıracağını ya da yutacağını ve nefes yolunun kapanacağını düşünür. Dil ısırma olursa da çok önemli değildir. Bunu önlemek için ağzına elinizi ya da başka cisimleri sokmak tehlikeli olabilir. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"> Eğer nefesi durursa, yapay solunuma başlamayın, kısa bir süre sonra kendiliğinden soluk alıp vermeye başlayacaktır. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Havale nöbeti geçtikten sonra, bebeğin devamlı doktoru varsa, ona haber verin. Bebeği muayene etmek isteyecektir. Eğer bu doktora ulaşamıyorsanız, bir hastanenin acil kısmına götürün. Yukarıda da belirttiğim gibi, havaleye neden olan hastalık, çoğu zaman havaleden daha ciddi sorun yaratır. </span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-yuksek-ates-hakkinda-bilgi+bebeklerde-yuksek-ates-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Altını Islatma</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/cocuklarda-altini-islatma-hakkinda-bilgi+cocuklarda-altini-islatma-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/cocuklarda-altini-islatma-hakkinda-bilgi+cocuklarda-altini-islatma-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 13:29:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda İdrar Tutamama]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların Altına Kaçırması]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların Altını Islama Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların Gece Altını Islatması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=9501</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar ortalama 20-24 aylar arası tuvalet eğitimi almaya hazır sayılır. Fiziksel ve ruhsal gelişimi normal olan çocukların 2-3 yaşlar arasında büyük ve küçük tuvaletini haber vermeleri gerekir. Ancak bazı çocuklar organları üzerinde tam kontrol sağlayamadıkları için, bazen altlarını ıslatabilir. Bu sebeple 4 yaşına kadar arada sırada görülen altını ıslatma olayları normal karşılanmalı, çocuğa baskı yapılmamalıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><span style="color: black;"><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><span id="more-9501"></span><img class="alignleft" title="Altına Kaçırma" src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/resim/saglik/altiniislatma.jpeg" alt="Altına Kaçırma" width="100" height="114" /></a></span><span style="font-size: large;"><em></em></span><span style="color: black;">Çocuklar ortalama 20-24 aylar arası tuvalet eğitimi almaya hazır sayılır. Fiziksel ve ruhsal gelişimi normal olan çocukların 2-3 yaşlar arasında büyük ve küçük tuvaletini haber vermeleri gerekir. Ancak bazı çocuklar organları üzerinde tam kontrol sağlayamadıkları için, bazen altlarını ıslatabilir. Bu sebeple 4 yaşına kadar arada sırada görülen altını ıslatma olayları normal karşılanmalı, çocuğa baskı yapılmamalıdır.</span></p>
<p>Çocuğun fiziksel gelişimi normalse, tuvalet eğitimine 20-24 aylar arasında başlanmış ise, 4 yaşına geldiği halde, gece veya gündüz, ara sıra da olsa altını ıslatmaya devam ediyorsa ve buna büyüğünü tutamamak da eşlik ediyorsa çocuğun duygusal bir problemi olduğu düşünülmelidir. Büyüğünü haber verdiği taktirde, her altını ıslatma olayını psikolojik bir sebebe bağlamak doğru değildir. Anne babalar psikologa gitmeden önce bir çocuk doktoruna müracaat etmeli, çocukta altını ıslatmaya yol açan organik bir bozukluk olup olmadığını kontrol ettirmelidir. Ateşli hastalıklar, böbrek ve idrar yolları enfeksiyonları da altını ıslatmaya yol açabilir. Ancak bu tür altını ıslatmalar kalıcı olmayıp, hastalığın tedavi edilmesi ile birlikte kaybolur.</p>
<p>Anne babalar genellikle normal kabûl edebileceğimiz alt ıslatma davranışı ile uyum bozukluğundan kaynaklanan alt ıslatma problemi arasında, ayırım yapmakta zorlanırlar. Bir çocukta aşağıda vereceğimiz belirtilerin görülmesi durumunda ‘altını ıslatma’ bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabûl edilmeli ve bir uzman psikologdan yardım alınmalıdır.</p>
<p>Eğer bir çocukta:</p>
<p>— Fiziksel, hareket (motor), dil ve zeka gelişimi normalse,</p>
<p>— 2 yaşından itibaren tuvalet eğitimi almaya başlamış ise,</p>
<p>— 4 yaşında ise,</p>
<p>— Ara sıra da olsa gece ve veya gündüz altına ıslatma varsa, bu davranışı psikolojik bir probleme işaret ediyor demektir.</p>
<p>Köylerde, öksüz yuvalarında, yetiştirme yurtlarında, gecekondu muhitlerinde yetişen çocuklarda, altını ıslatma olayı daha sık görülmektedir. Bunun da sebebi, çocuğa doğru ve yeterli tuvalet eğitimi verilemeyişidir.</p>
<p>Yatağını ıslatan çocukların anne babalarıyla yapılan görüşmelerde yarıya yakını çocukluk yıllarında uzun süre altını ıslattıklarını söylemektedir. Bu gerçekten hareketle, altını ıslatma davranışının aileden genler yoluyla çocuğa intikal eden bir kişilik özelliği olduğu da düşünülmektedir.</p>
<p>Altını ıslatan çocukların yarıdan fazlasında uyku derinliği vardır. Derin uyku halinde beyinden gelen işeme uyarıları çocuğu uyandırmaya yetmemekte, sidik torbasının tutucu kasları gevşemekte ve altını ıslatma olayı bilinç dışında gerçekleşmektedir.</p>
<p><strong>Baskı ve Ceza Problemi Çözmez </strong></p>
<p>Bazı anne-babalar çocuklarının bilinçli olarak altını ıslattıklarını düşünerek onları azarlar, yargılar, suçlar, korkutur, kimi zaman da ceza verir. Oysa çocukların çoğu bunu bilinçli olarak yapmazlar. Çocuğun bilerek altını ıslattığını düşünsek dahi, bunun psikoloji dilinde bir anlamı vardır. Çocuk altını ıslatarak dikkatinizi kendi üzerine çekmekte, vücut diliyle ruh sağlığının tehlikede olduğunu haber vermektedir. Anne ve babasına kızan çocukların, dayak yeme pahasına odanın ortasına işemeleri bunun en belirgin örneğidir. Kendi evinde her gece yatağını ıslatan çocuklardan bazıları misafir evinde ve otelde yatağa işemezler. Bunu gören anne “Neden?” sorusuna cevap arayacağı yerde; “Demek bütün eziyetin bana ha!” diyerek çocuğa yüklenir.</p>
<p>Sebebi ne olursa olsun, anne babalar altını ıslatan çocuğa baskı yapmamalı, cezadan ve suçlayıcı tutumdan uzak durmalıdır. Bu tür baskıcı tutumlar problemi artırmaktan başka bir işe yaramaz. Psikologa danışmadan çocuğa akşamları sulu şeyler içirmemek ve gece sık tuvalete kaldırarak çocuğun uykusunu bölmek de problemi çözmeye yetmez. Çocuk, vücudundaki kasların bir kısmını kendi iradesiyle denetleyebilir, ancak bir kısmı iradesi dışında hareket eder. Kaygı, gerginlik, korku, güvensizlik ve benzeri duygusal bir problem yaşadığında vücudunda bazı kaslar harekete geçtiği gibi idrar torbasını meydana getiren kaslar da harekete geçebilir ve altını ıslatma meydana gelir. Aşırı korku ve panik durumunda özgüven eksikliği olan bazı yetişkinlerin bile, altını ıslattıkları görülmektedir. Gerçek bu iken, tuvalet eğitimini yeni almış çocuklar mesane kasları üzerinde yeterince kontrol sağlayamadıkları için korku ve endişe durumunda altlarını ıslatmaları yadırganmamalıdır.</p>
<p>Birçok uyum ve davranış bozukluğunda olduğu gibi sorunu gidermeye çalışan anne babaların yanlış tutumları nedeniyle altını ıslatma olayı artarak devam eder. Bunun yanısıra tırnak yeme, dikkat dağınıklığı, kıskançlık gibi yeni uyum ve davranış bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olduğu gibi; öz güven eksikliği, içe kapanıklık, aşırı kaygı, aşağılık duygusu ve benzeri kişilik bozukluklarına da yol açabilir.</p>
<p>Her çocuğun altını ıslatma davranışının altında yatan sebepler farklıdır ve bu sebepler ancak bir psikologun yardımı ile ortaya çıkarılabilir. Bazı anneler altını ıslatma davranışının çok yaygın olduğunu düşünerek teselli bulur, psikologa danışma gereği duymadan kendi yöntemleriyle önlemeye çalışırlar. Bu yöntemler çoğu kez kınama, baskı ve korkuya dayalı olduğu için çocuğun durumu daha da zorlaşır.</p>
<p><strong>Büyüğünü kaçırma </strong></p>
<p>Dışkı kaçırma seyrek olarak daha çok erkek çocuklarda görülür. Altını ıslatmaya kıyasla daha ciddi bir ruhsal uyumsuzluk belirtisidir. Eğer baştan itibaren okul çağına kadar altını ıslatma ile birlikte dışkı kaçırma da varsa, yani çocuk tuvalet alışkanlığı kazanamamış ise organik bir rahatsızlıktan ziyade ilgisiz ve gevşek bir eğitimden bahsedilebilir. Eğer tuvalet alışkanlığı kazandıktan bir süre sonra dışkı kaçırma başlamış ise, bu durumda altını ıslatmada olduğu gibi ruhsal baskılardan şüphe edilmelidir.</p>
<p>Dışkı kaçırmaya yol açan ruhsal olayların başında hastaneye yatma, ameliyat olma, yeni bir kardeşin doğumu, aileden birinin ölümü, anne veya babanın evi terk etmesi, boşanma, baskı ve korkutmaya dayalı tuvalet eğitimi sayılabilir.</p>
<p>Çözümü zorlaştıran tutum ve davranışlar</p>
<p>— Anne babalar problemi çözmek için baskıcı ve aşırı disiplinli tutumlardan,</p>
<p>— Çocuğun problemini kardeşleri dahil başkalarıyla onun yanında paylaşmaktan,</p>
<p>— Alaycı ve küçümseyici tavırlardan,</p>
<p>— Altını ıslattığı için çocuğu cezalandırmaktan veya ceza olarak çamaşırlarını kendisine yıkatmaktan,</p>
<p>— Altını ıslatmadığı zamanlarda ödüllendirmekten,</p>
<p>— Çocuğu, altını ıslatmayan yaşıtları ile kıyaslamaktan,</p>
<p>— Altını ıslatmasını sebep göstererek çocuğun isteklerini reddederek yiyecek ve içeceklerine sürekli kısıtlamalar getirmekten,</p>
<p>— Tuvalete götürmek için çocuğun gece uykusunu çok sık bölmekten kaçınmaları gerekir.</p>
<p>Ödüllendirme, gece tuvalete kaldırma ve içecek kısıtlaması gibi yöntemler ancak altını ıslatmanın bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabûl edilmediği durumlarda belirli bir süre için işe yarayabilir. Bu yöntemler, ‘alt ıslatma davranışının’ bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabûl edildiği durumlarda, çok nadiren bazı çocuklarda davranışı unutturmakta işe yarayabilir; ancak kalıcı bir çözüm üretemez.. Sıkıntının asıl sebebi ortadan kalkmadığı için, altını ıslatma bir süre sonra tekrarlamakta veya başka bir davranış bozukluğu ile yer değiştirmektedir.</p>
<p><strong>Gece Altını Islatmalar </strong></p>
<p>Bazı psikologlar 5 yaşından sonra çocuklarda görülen gece altını ıslatmaları ayrı bir başlık altında ele almakta, gündüz altını ıslatmalardan ayırmaktadırlar. Bu psikologlara göre rahatsızlığın sebebi uyku derinliği ve mesane kapasitesi ile ilgilidir. Ayrıca psikolojik problemler de rahatsızlığın oluşumunda rol almaktadır. Gece altını ıslatmalar, erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla daha sık görülmektedir.</p>
<p>Gece altını ıslatma çoğu anne baba tarafından rahatsızlık olarak kabûl edilmediği için çocuk suçlanmakta veya ceza görmektedir. Aslında o yaşlarda bir çocuğun sabah kalktığı zaman çamaşırını ve yatağını ıslak gördüğünde duyduğu sıkıntı ve utanç ona yetmektedir. Ayrıca aşağılamaya gerek yoktur. Aslında bu durumdan en fazla çocuk rahatsızlık duymakta ve bir ân önce kurtulmak istemektedir. Gerçek problemi fark edemediği ve kendisiyle yüzleşemediği için nasıl kurtulacağını bilememektedir. Özellikle yabancı bir evde yatması gerektiği ya da kamp, tatil gibi nedenlerle evden uzak kaldığı durumlarda çocuk çok yoğun utanma duygusu yaşar. Bu nedenle evinden uzak bir çok faaliyete katılmak istemez. Aile de gerçek sebebi bilmediğinden ve bir psikologa danışma gereği duymadığından yanlış yöntemlere baş vurmakta, problem çözülememekte ve bütün aile huzursuz olmaktadır.</p>
<p>Kimi aileler problemin çözümünü zamana bırakmakta, çocuğun yaşı ilerledikçe altını ıslatmanın son bulacağına inanmaktadır. Bazı vakalarda yaş ilerledikçe altını ıslatmanın sona erdiği doğrudur. Bu durum daha çok fiziksel sebeplere, yani sinir ve kas gelişmesine bağlı altını ıslatma vakaları için geçerlidir. Çocukta yaşla doğru orantılı olarak sinir ve kaslar geliştiği için tuvalet ihtiyacını hissetmekte, kendi iradesi ile tuvalete gidinceye kadar mesane kaslarını tutabilmektedir.</p>
<p>Çocuk beş yaşını geçtiği halde gece altını ıslatmalar devam ediyorsa, anne ve baba mutlaka çocuk doktoruna, psikologa ve çocuk psikiyatrına müracaat ederek tedavi yollarını aramalıdır. Sebebe bağlı olarak uygulanan ilaç ve terapiler iyi sonuçlar vermektedir. Halk arasında altını ıslatma ve hiperaktivite tedavisinde kullanılan ilaçların kısırlık yaptığına dair asılsız söylentiler vardır. Bilimsel bir dayanağı olmayan bu tür söylentilere de itibar edilmemelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/cocuklarda-altini-islatma-hakkinda-bilgi+cocuklarda-altini-islatma-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Uyku Düzeni</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-uyku-duzeni-hakkinda-bilgi+bebeklerde-uyku-duzeni-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-uyku-duzeni-hakkinda-bilgi+bebeklerde-uyku-duzeni-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 12:15:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğin Uyku Saati]]></category>
		<category><![CDATA[Bebekler Ne Kadar Uyumalı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Uyku Düzeni Nasıl Olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Uyku Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerin Uyku Saatleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerin Uyku Süreleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=9498</guid>
		<description><![CDATA[Bebekler doğumdan itibaren bazı karakteristik özelliklerini de beraberlerinde getirirler. Bunlardan biri de uyku düzenidir. Bazı bebeklerde uyku düzeninde bir problem yaşanmazken bazı bebeklerin uyuması ailelerin en büyük sorunudur. Özellikle ilk aylarda uykusuzluk hem aileyi hem bebeği rahatsız edebilir. Bu nedenle öncelikle bebeğin normal koşullara göre uyuyup uyumadığını tespit etmek gerekir. Doğumdan 3.aya kadar bebeklerin günlük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><span id="more-9498"></span><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img class="alignleft" style="border: 0pt none;" title="Bebeklerin Uyku" src="http://saglik.hakkinda-bilgi.org/site/saglik/cocuk/bebek_uyku.jpg" border="0" alt="Bebeklerin Uyku" width="135" height="94" align="left" /></a><span style="font-size: large;"><em><span style="color: #888888;"> </span></em></span>Bebekler doğumdan itibaren bazı karakteristik özelliklerini de beraberlerinde getirirler.</p>
<div><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Bunlardan biri de uyku düzenidir. Bazı bebeklerde uyku düzeninde bir problem yaşanmazken bazı bebeklerin uyuması ailelerin en büyük sorunudur. Özellikle ilk aylarda uykusuzluk hem aileyi hem bebeği rahatsız edebilir. Bu nedenle öncelikle bebeğin normal koşullara göre uyuyup uyumadığını tespit etmek gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Doğumdan 3.aya kadar bebeklerin günlük uyuma süresi 17-18 saat civarındadır. Ancak bebekler hiç bir zaman deliksiz bir uyku uyumazlar. Sık sık beslenmesi gerektiği veya altı kirlendiği için uykuları bölünür. Zaten bebekliğin bu döneminde bebeğin, 2-3 saatten fazla kesintisiz uykuda bırakılmaması gerekmektedir. Ancak 2 haftalıktan itibaren bebeğe gece gündüz farkını hissettirmeye başlamak gerekir. Gündüz uyku aralarında bebekle konuşabilir, oyun oynayabilirsiniz. Ancak gece uyandığında, ışıkları fazla açmadan loş bir ortamda , daha sessiz konuşarak ona gece olduğu anlatılmaya çalışılmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">3.ayda itibaren ise bebeğin uykusu günde 15 saatlere düşecektir. Bu uykunun büyük kısmı gece, 4-5 saatlik bölümü ise gündüz olacaktır. Artık ilk aylardaki sıklıkla uyanmayacaktır. Geceleri birkaç kez uyandırılıp beslenmelidir. Ancak bu gece beslenmesi yavaş yavaş azaltılmalıdır. Gündüzleri ise 2-3 kez uyuyarak 5 saati dolduracaktır. Bu ikinci 3 aylık dönemde artık bebeğin uyku düzeni belirmeye başlayabilir. Onu yatırmaya alıştırmak istenen saatten önce (20:00-20:30 uygun olabilir) yapılacak aktiviteleri belirlemek gerekir. Örneğin pijamalarını giydirip, hafif müzik eşliğinde ona hikaye okumak bir yol olabilir. Banyo düzeni de yatmadan önce olarak ayarlanabilir. Böylece bu aktiviteler başladığında bebek uykuya hazırlanacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">6 ve 9.aylar arasında ise yaklaşık 14 saatlik bir günlük uyku ihtiyacı vardır. Bunun 7 saatinde bebek hiç uyanmayabilir. Bu period başladığında artık gündüz uykuları da düzenlenebilir. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere 2 kez uykuya yatırılması gece uykusu düzenine de uyacaktır. Bu dönemde bebek, alıştığı uyku öncesi aktiviteler varsa onlar başladığında uyuması gerektiğini kabul edecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">9.aydan sonra uyku ihtiyacının büyük kısmı gece karşılanırken gündüz uykuları biraz kısalabilir. Gündüz yarım ile 2 saat arasında 2 kez uyurken , gece 10-12 saatlik uyku zamanı normaldir. Önemli olan uyku öncesi aktivitelerini bozmadan devam ettirmek ve kendi kendine uyumasını sağlamaya çalışmaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">12.aydan sonra artık gündüz uykusu tek sefer olarak öğleden sonra gerçekleşebilir. 18.aya kadar gündüz 2 kez uyku sonrasında da 1 keze çevirmek iyi olacaktır. Bu aylarda artık bebeği kendi kendine uyumaya alıştırmak, süregelen düzensizlikleri varsa bunları ortadan kaldırmaya çalışmak çok önemlidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bebeklerde görülen huzursuzlukların bir nedeni de uyku problemleridir. Bu nedenle ilk aylardan itibaren uyku düzenini belirlemeye ve bebeği bu düzene uydurmaya çalışmak hem bebek hem de annenin düzeni açısında çok sağlıklı olacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu düzeni oturtmakta en büyük yardımcı uykuyu bölen sebepleri bulmaktır. İlk aylarda bu sebep gaz sancısı, açlık gibi nedenler olurken ilerleyen aylarda bazı kavramların karşılığı olabilir. Bunun için bebeğe mutlaka yemek ve uyuma zamanının, oyun ve uyuma zamanının, gece ve gündüzün farklı olduğunun hissettirilmesi gerekir. Ayrıca 12. aydan sonra bebekleri yavaş yavaş kendi kendine uyumaya alıştırmak da 2 yaş ve sonrasında yaşanabilecek yalnız uyuyamama problemlerini engeller.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bebeklerde uyku düzeninin oturtulması ailenin en önemli sorunlarından biri olmaktadır. Bu yazıda sizlere bu konuda birkaç öğüt verilecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">0-3 ay: Yeni doğan bebeğiniz ilk haftalarda günde 17-18 saat uyur. 3. ayda ise uykusu günde 15 saate düşer. Ancak bu uyku hiçbir zaman gece olsun gündüz olsun aralıksız olarak 2-3 saati geçmez. Böylece bu dönemde siz de hiçbir zaman 2-3 saatten fazla aralıksız uyuyamazsınız. Ya beslemek için, ya altını almak için veya sadece oynamak için uykunuz mutlaka bölünecektir. Bu durum çoğu bebekte 5-6.aya kadar sürer.Bu süre içinde size düşen görev bebeğinizin uyku alışkanlıklarını yerleştirebilmek için alıştırmalara başlamaktır.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bebeğiniz uykusu geldiğinde gözlerini ovuşturmak, kulaklarını çekiştirmek gibi birtakım hareketler yapar. Bu hareketleri öğrenin.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bebeğinize gece ve gündüzün farkını öğretmeye başlayın.Buna 2 haftalıkken başlayın.Gündüz onunla oynayın, konuşun, ilgilenin. Gece uyku vakti geldiğinde ışıkları karartın, oynadığınız oyunları mümkün olduğunca yavaşlatın. Onun ilgisini çekecek tüm aktiviteleri sınırlayın. Çamaşır, bulaşık makinesi vs. aletleri çalıştırmayın.</span><br />
<span style="color: #000000;">6-8 haftalık olduğunda bebeğinize kendi kendine uyuma şansı tanıyın. Onu yatağına yatırın, uyutmak için çaba sarf etmeyin, kucağınıza almayın veya sallamayın. Böylece kendiliğinden uyumayı öğrenme şansı tanıyın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">3-6 ay: 3-4 aylık olan çoğu bebek günde 15 saat uyur. Bunun yaklaşık 10 saati gece, 5 saati ise gündüzdür. Eskisi gibi her 2-3 saatte bir uyanmamaktadır. Geceleri ancak bir kaç kez beslemek için uyanabilirsiniz. Gündüz uykuları ise 2-3 parti halinde yaklaşık 5 saat olacaktır.Bu dönemde:</span><br />
<span style="color: #000000;">Bebeğinizin uyku saatlerini planlamaya başlayabilirsiniz. Geceleri 20- 20.30 sıralarında uyuması uygun olacaktır. Bu saatlerde bebeğiniz çok enerjik görünse de yatmasını sağlayın. gündüz uykularını da belli saatlere planlamaya çalışın.</span><br />
<span style="color: #000000;">Yatma zamanı için bir takım alıştırmalar geliştirmeye çalışın. Onu yatırmadan önce oynadığınız oyunları yavaşlatın. Pijamalarını giydirin. Hikaye anlatın, ninni söyleyin. Işıkları azaltın. Bunu her gün yaparak bebeğinizin yatma saati geldiğini öğrenmesini sağlayın.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bebeğiniz gece uykusunu 10 saat uyuduktan sonra onu uyandırın. böylece gündüz uykularını da düzenli uyumasını sağlarsınız.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">6-9 ay: Günlük uykusu yaklaşık 14 saattir. 7 saate yakın bir süre hiç uyanmadan uyuyabilir. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere günde iki kez kısa süreli gündüz uykuları uyuması uyku düzeninin sağlanmasında faydalı olacaktır.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bu dönemde yatma zamanı için daha önceden geliştirdiğiniz alıştırmaların faydasını göreceksiniz. Artık önceden alıştırdığınız gibi pijamaları giydirdiğinizde , hikaye okuyup ninni söylediğinizde uyku zamanının geldiğini kabul edecektir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Her gün aynı saatte gündüz uykularına yatmasını sağlayın.</span><br />
<span style="color: #000000;">Kendi kendine uyuyakalmasını sağlamaya çalışın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">9-12 ay: Bu aylarda muhtemelen bebeğiniz geceleri 10-12 saat ve gündüzleri iki kez yarım- 2 saat uyuyor olacaktır. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.</span><br />
<span style="color: #000000;">12-18 ay:Bu aylarda bebeğiniz günde 13-14 saat uyuyacaktır. 18 aylık olduğunda günde iki kez olan kısa gündüz uykularını öğleden sonraları yarım- iki saatlik tek uykuya indirebilir.Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.</span><br />
<span style="color: #000000;">18- 24 ay:Geceleri 10-12 saat, gündüzleri 2 saatlik bir öğlen uykusu yeterli olacaktır. Bu aylarda çocuğunuz oluşturduğunuz alışkanlıkları yıkabilmek için çeşitli hilelere başvurabilir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">BEBEĞİM GECE NİÇİN SIK SIK UYANIYOR</span><br />
<span style="color: #000000;">Üç aylık bebeğiniz geceleri devamlı olarak uyanıyor ve siz ne istediğini tam olarak anlayamıyorsunuz.. Onu kucağınıza alıp süt şişesini veriyorsunuz ama gerçekten bu durumu düzeltmek için ne yapacağınızı bilemiyorsunuz ve çaresizsiniz.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bebeklerin gece uykuları yetişkinlerden daha hafif ve kısa süreli olabilirken, bebeğinizin en az sizin kadar uykuya ihtiyacı olduğunu unutmayınız. Bebeğiniz bir neden olmaksızın sık sık uyanmaz. Aşağıdaki şu olasılıkları değerlendiriniz:</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gece süresince ayrı olma endişesi: Bebeğiniz size yakın uyumak istiyor olabilir. Evdeki herkes iyi bir uyku düzenine kavuşana kadar farklı bir uyku düzeni oluşturunuz. Bebeğiniz yatağınızda size sokularak kendini güvende hissettiği en iyi biçimde uyuyabilir ya da yatağınızın yanına yerleştirdiğiniz beşik ya da karyolasında rahatça uyuyabilir. Bebeğiniz yanınızdaki odada uyumaya alışmış dahi olsa, bunu daha iyi düzenleyebileceğiniz bir deneme süreci geçirebilirsiniz. Bebeklerin gece süresindeki gereksinmeleri yeni yaş dönemlerine girmeleriyle değişiklik gösterir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi yeni bir uyuma düzeni eskiden geçerli olsa da günümüzde çok fazla uygulanması uygun görülmüyor. Eğer ki bebeğinizin yatağınızda ya da yatağınızın yakınındaki bir karyolada aynı odada uyumasından rahatsız oluyorsanız, bebeğiniz büyümeye başladıkça ve daha derin uykuya dalıp uykusu düzene girdikçe onu yanınızdan yavaş yavaş uzaklaştırabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gastroesophageal Reflux: GER gece uyanmalarının en çok görülen ve gizli tıbbi nedenidir. Bebek GER ile düz yüzeye yattığında, mide asitleri yemek borusuna doğru akar ve kusma isteği verir ve neticede yetişkinlerin mide ekşimesi dedikleri bir ağrıya neden olur. Aşağıdakiler GER&#8217; i olan bebekteki bulgulardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gün boyunca sıkça kusmak</span><br />
<span style="color: #000000;">Sadece huzursuz olmaktan daha önemli bir işaret olan ağrıyla patlak veren ağlama sonucunda uyanmak</span><br />
<span style="color: #000000;">Gün içerisinde sık sık gerçekleşen karınla ilgili kolik nöbetlerine bağlı ağrı</span><br />
<span style="color: #000000;">Bebeğin yiyecekleri boğazına doğru geri akmasındaki çıkardığı gırtlak sesleri</span><br />
<span style="color: #000000;">Beslemeden hemen sonra kalınbağırsakta ya da karın boşluğunda duyulan sancı (kolik) GER tıbbi tedaviyle başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir, bu nedenle böyle bir olasılık için çocuk doktorunuzla konuyu tartışınız.</span><br />
<span style="color: #000000;">Besin formülü alerjisi: Eğer bebeğiniz yemeklerden sonra özellikle mızmız ve huysuz ise, besinden alerji kapıyor olabilir ya da eğer ki emziriyorsanız bebeğiniz ana diyetindeki süte karşı alerjik reaksiyon gösteriyor olabilir (süt ve bunun gibi ürünler en çok görülen sorun yaratıcılardır. ) Diğer bulgular; yanaklarında kırmızı isilik, makatlarında ortaya çıkan kırmızılık gibi unsurlar içermektedir. Eğer bebeğinizin uykusuz gecelerinin altında yatan faktörün yiyecek alerjisi olduğundan şüpheleniyorsanız, besin düzenini değiştirin ya da doktorunuzun ya da beslenme uzmanınızın tavsiyesiyle sorunlu yiyecekleri bebeğinizin diyetinden çıkarın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hava alerjisi: Bebeğinizin uyuduğu ortamdaki herhangi bir şeye olan alerjisi burnunun tıkanmasına ve kulak zarının arkasında akışkan bir sıvının oluşmasına neden olabilir. Eğer bebeğiniz düzenli olarak tıkalı bir burunla uyanıyorsa, bebeğinizin uyuduğu ortam için mümkün olduğu kadar toza dayanıklı bir ortam yaratın. Doldurulmuş hayvanlar ve tüylü oyuncaklar çok bilinen toz toplayıcılar ve toz alerjisinin kaynaklarıdır. Bu tür oyuncaklar da düzenli olarak temizlenmeli ya da ortadan kaldırılmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ağlamak bir iletişimdir.</span><br />
<span style="color: #000000;">En iyi arkadaşlarınız ya da yakınlarınız size bebeğinizi bağırmaya terk etmenizi söyleyebilirler. Bunu asla yapmayınız. Bebeğinizin gece uyanmasına neden olabilecek olasılıkları aramaya devam ediniz. En sonunda hepinizin iyi bir şekilde uyumasını sağlayacak doğru düzenlemeyi, diyeti, uyuma pozisyonunu ve ortamı bulacaksınız.</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/bebeklerde-uyku-duzeni-hakkinda-bilgi+bebeklerde-uyku-duzeni-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların Tuvalet Eğitimi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi.org/cocuklarin-tuvalet-egitimi-hakkinda-bilgi+cocuklarin-tuvalet-egitimi-nedir</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi.org/cocuklarin-tuvalet-egitimi-hakkinda-bilgi+cocuklarin-tuvalet-egitimi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 11:53:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Altına İşeme]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Altını Islatma Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların Temizlik Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların Tuvalet Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların Tuvalet Eğitimi Ne Zaman Başlamalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi.org/?p=9494</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların yaşamında tuvalet eğitiminin önemli bir yeri vardır. Çocuk ilk ciddi eğitimini tuvalet eğitimi olarak alır ve hemen hemen bedeninin bütün işlevleri işin içindedir. Dikkatini toplamak, vücudundan gelen sinyalleri önce anlamlandırmak sonra da değerlendirmek, bu sinyallere göre tepki vermek ve ebeveynlerden yardım istemek gibi çok karmaşık bir işlemler zincirini öğrenecektir. Hem zihinsel hem de bedensel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><span id="more-9494"></span><img class="alignleft" style="border: 0pt none;" title="Çocuklarda Tuvalet Eğitimi" src="http://saglik.hakkinda-bilgi.org/site/saglik/cocuk/tuvalet_egitimi.jpg" border="0" alt="Çocuklarda Tuvalet Eğitimi" width="107" height="110" align="left" /></a><span style="font-size: large;"><em><span style="color: #888888;"> </span></em></span>Çocukların yaşamında tuvalet eğitiminin önemli bir yeri vardır. Çocuk ilk ciddi eğitimini tuvalet eğitimi olarak alır ve hemen hemen bedeninin bütün işlevleri işin içindedir. Dikkatini toplamak, vücudundan gelen sinyalleri önce anlamlandırmak sonra da değerlendirmek, bu sinyallere göre tepki vermek ve ebeveynlerden yardım istemek gibi çok karmaşık bir işlemler zincirini öğrenecektir. Hem zihinsel hem de bedensel olarak bir kontrol sağlama mekanizmasını oturtmaya çalışmak göründüğü kadar kolay değildir.</p>
<div><span style="color: #000000;">Çocukların gelişim süreçleri içinde en önemli ve aileleri en çok zorlayan dönüm noktalarından biri tuvalet eğitimdir. Çocuklarda tuvalet eğitimine başlamak için belirlenmiş kesin bir yaş yoktur. Kesin olan tek şey; çocuğun yeterli bedensel ve bilişsel olgunluğa ulaşmasını beklemek gerektiğidir. Bu olgunluğa ulaşmamış çocuklara verilecek tuvalet eğitimi ise, eğitimden çok zorlama olacaktır. Yetişkin yaşlarında karşılaşılan çeşitli davranış sorunlarının en yaygın nedeni de bu zorlamalardır. Özgür Bilge Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’nden Psikolog Serap Duygulu: “Kalıcı bir tuvalet eğitimi için çocuğun, yeterli düzeyde kas kontrolüne sahip olması gerektiğinden eğitim verilirken kesinlikle zorlama ve baskı yoluna gidilmemelidir. Aksi takdirde çocuklarda ileri yaşlarda alt ıslatma, uyum ve davranış bozuklukları görülebilir.”diyor ve bu eğitime başlamanın mümkün olabileceği düşünülen yaş aralıkları olduğunu söylüyor.</p>
<p><strong>Çocuk tuvalet eğitimine ne zaman hazır olur?</strong><br />
20 aylık bir çocuk, fiziksel olarak tuvalet eğitimine hazırdır. Bazı çocuklar yeterli olgunluğa 18 ay civarı ulaşırken bazı çocuklar için bu iki yaş civarı olabilir. Tuvalet eğitimine başlamayı düşünen ebeveynler açısından çocuktaki davranışları gözlemlemek ve doğru değerlendirmek için Psikolog Serap Duygulu’dan önemli ipuçları aldık. İşte çocuğunuzun tuvalet eğitimine hazır olup olmadığını anlamanın yolları:</p>
<p>• Çocuk, tuvalet ihtiyacını daha uzun aralıklarda gidermeye başlamışsa,</p>
<p>• Birkaç saat süresince bezi kuru kalabiliyorsa,</p>
<p>• Altı kirlendiğinde rahatsız oluyorsa,</p>
<p>• Kendini ifade edebiliyor ve basit talimatları anlayabiliyorsa,</p>
<p>• Belli sürelerle ve sıkılmadan oturabiliyorsa,</p>
<p>• Tuvalet ihtiyacı duyduğunda bunu mimikleriyle, duruşuyla veya sözel olarak ifade etmeye başlamışsa, çocuğun yeterli kas kontrolünü kazandığı düşünülebilir.</p>
<p><strong>Sonuç almak için, tutarlı davranın</strong><br />
Tuvalet eğitimi, diğer eğitimlerden farklı bir şartlanma sistemidir. Bu eğitimle çocuk bedeninin kontrolünü beyni vasıtasıyla gerçekleştirir. Bu nedenle, zihinsel olgunluk da bedensel olgunluk kadar önemlidir. Tuvalet eğitimine başlamaya karar vermek eğitimin kendisi kadar önemlidir. Bir kez başlanmalı ve yapboz tahtası gibi bırakılıp tekrar başa dönülmemelidir. Çocuğa tuvalet alışkanlığı kazandırmanın temel kuralı, kararlı olmaktır. Psk. Serap Duygulu: “Eğitim sırasında karşılaşılan sorunların asıl kaynağı ebeveynlerin yanlış tutumlarıdır. Aileler, gün içinde çocuklarına bez bağlamazken geceleri bez bağlayarak uyutmaktadırlar. Gerekçe olarak da bu alışma döneminde çocuğun uyku düzeninin bozulmasını gösterirler. Oysa bu şekilde başlanmış tuvalet eğitiminin çocuğa verdiği mesaj şudur: ‘Gündüz altına yapmamalısın ama gece yapabilirsin.’ Bu mesajı alan ve böyle şartlanan çocuğa kalıcı ve doğru tuvalet alışkanlığını kazandırmak neredeyse imkânsız hale gelir. Gündüz temiz kalmaya alışmış çocuğa ikinci bir eğitimle gece de temiz kalması gerektiğini öğretmek çocuk için kafa karıştırıcı ve zorlayıcıdır. Hâlbuki eğitime gece ve gündüz temiz kalmak amacıyla tek bir aşamada geçilmelidir. Ebeveynler için gece çocuğu tuvalete kaldırmak, uykusunu açmak zordur ama sistem bir kez oturduktan sonra hiç sorun yaratmadan düzene girer.” diyor.</p>
<p><strong>Dikkat edilmesi gereken kurallar</strong><br />
Tuvalet eğitimine geçerken işleri kolaylaştırması açısından dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır. Örneğin yatmaya hazırlanan çocuğa çok sulu gıdalar vermemek, aşırı hareketliliği engellemek ve uykudan önce tuvalet ihtiyacını gidermek önemlidir; ayrıca, gece belli bir saatte çocuğu tuvalete kaldırmak gerekir. Örneğin; saat 21.00’de uyumuş olan çocuğu gece 12.00 – 01.00 sıralarında tuvalete kaldırmak ve mutlaka uyanık olmasını sağlamak şarttır. Ebeveynler, çocuğun uykusunun kaçacağını ve uyumakta zorlanacağını düşünebilirler. Ancak bu tamamen yanlış bir inanıştır. Herhangi bir sağlık sorunu olmayan çocuklar çok çabuk derin uykuya geçebilirler. Dikkatli aileler, çocuk uyumakta iken tuvalet ihtiyacının olup olmadığını iyi bir gözlemle fark edebilirler. Böyle bir durum söz konusu olduğunda uyuyan çocuk huzursuzlaşır, çok sık kıpırdar, yatakta döner. Bu tarz bedensel ifadeler önemli ipuçlarıdır ve tuvalete kaldırmak için uygun anlardır.</p>
<p><strong>Altını ıslattığında çocuğunuza kızmayın</strong><br />
Tuvalet eğitimi sabır ve emek isteyen bir iştir. Bu eğitimin gereklerini hemen yerine getirmesini beklemek çocuk açısından ciddi bir baskı olacağından aileler teşvik için, küçük ödülleri pekiştirme aracı olarak kullanabilirler; ancak çocuğa asla kızmamak, işi aceleye getirmemek, çocuğu kınamamak konusunda olabildiğince dikkatli davranmak gerekir. Unutmayın; çocuk ilk ciddi eğitimini tuvalet eğitimi olarak alır ve hemen hemen bedeninin bütün işlevleri işin içindedir. Dikkatini toplamak, vücudundan gelen sinyalleri önce anlamlandırmak sonra da değerlendirmek, bu sinyallere göre tepki vermek ve ebeveynlerden yardım istemek gibi çok karmaşık bir işlemler zincirini öğrenecektir. Hem zihinsel hem de bedensel olarak bir kontrol sağlama mekanizmasını oturtmaya çalışmak göründüğü kadar kolay değildir. O nedenle altını ıslattı diye çocuğunuza kızıp bağırmadan önce bu karmaşık sistemi bir kez daha düşünmelisiniz; bu alışkanlığı kazanırken kuru kaldığı her an aslında ödüllendirilmesi gereken bir zaferdir.</p>
<p>Bir diğer konu da tuvalet eğitimi sırasında kullanılacak malzemelerin seçimidir. Bu seçimi mümkünse çocukla beraber yapmak ve onun beğendiği renk ve model seçimine dikkat etmek gerekir. Aileler ve çocuk açısından getirdiği kolaylıklar göz önüne alındığında klozet üzerine oturtulabilen merdivenli çocuk klozetleri çok işlevseldir. Çocuk kendi kendine çıkabilir, pantolonunu indirip kendi başına oturabilir. Böylece çocuğunuz sadece size bağımlı olmadan önemli bir iş başarmanın mutluluğunu da yaşar. İşi kolaylaştıracak bir diğer yöntem, bu eğitim sırasında çocuğun gözlemleyeceği uygun bir model sunmaktır. Bu model anne ya da baba veya abi abla gibi aile bireyleri olabilir ama model olacak kişi mutlaka çocukla aynı cinsiyette olmalıdır. Çocuk modelle beraber tuvalete gitmeli ve onu izlemelidir. Bu gözlem, sözle anlatılamayacak pek çok talimatı anlamasını kolaylaştıracaktır çünkü çocuklar gördükleri değişik davranışları yapma eğilimindedirler. Dolayısıyla böyle bir modellemenin ardından hevesle aynı davranışı yapmak isteyecektir.</p>
<p>Çocuğunuzu teşvik edin<br />
Bezi bıraktırmadan önce çocukla alış verişe çıkmak, cinsiyetine göre seveceği renkli, desenli iç çamaşırları almak çocuğu da işin içine katacağından onun için teşvik edici olacaktır.<br />
Aynı şekilde bez ilk defa çıkarıldığında ve çamaşırlar ilk kez giyilmeye başlandığında bu eğlenceli bir tören haline getirtilmelidir. Yakın aile bireyleriyle bu olayı paylaşılmalı, çocuğun yanında onu özendirecek ve heveslendirecek bir dille anlatılmalıdır. Çocuğa artık abi/abla olduğunu söylemek, kirli bezlerle dolaşmaktan kurtulacağını, aynı annesi/babası gibi büyüdüğünü ifade etmek önemlidir. Tuvalet eğitimi sırasında ortamdaki psikolojik şartlar da dikkate alınmalıdır. Bu eğitime başlandığı sırada aileye katılan yeni bir kardeş, anne baba arasındaki sorunlar, ayrılıklar, çevre değişimi, kreşe başlamak gibi faktörler çocukta olumsuz etkilere sebep olacaktır.</p>
<p><strong>Tuvalet eğitimi için ideal yaş nedir?</strong><br />
Tuvalet eğitimine erken başlamak ya da 4 yaş ve sonrasına bırakmak yanlış bir tutumdur.</p>
<p>Erken başlanmamalıdır çünkü çocuk yeterli kas kontrolünü kazanmış olsa da zihinsel olgunluğa henüz ulaşmamış olduğundan neyi niçin yaptığını anlayamaz. Bu da çocukta ters tepkiye yol açarak eğitimi reddetmesine ve işlerin çıkmaza girmesine neden olur. Bu alışkanlığı kazandırmak çok uzun bir zaman alır. Eğitim için çok geç de kalınmamalıdır. Çünkü uzun dönemde kabızlık, altına kaçırma gibi fiziksel sorunlarla davranış ve uyum problemleri ortaya çıkabilir. Ailenin bu konuyu eğitimden daha çok çocuğu baskı altına alarak bir sorun haline getirdiği durumlarda çocuk özellikle direnç geliştirerek altına kaçırmaya başlayabilir.</p>
<p><strong>İşinizi kolaylaştıracak yöntemler</strong><br />
Tuvalet eğitimi, aynı zamanda bir disiplin eğitimi olduğundan, ciddiye alınmalı ama baskı ve zorlama olmamalıdır. Bazı durumlarda bu eğitimi vermek ciddi bir sorun haline gelebilir. Gündüz kuru kalabilen çocuk gece ısrarla altını kirletmeye devam edebilir ya da hem gece hem gündüz aralıklarla alt ıslatma sürebilir. Burada farklı yöntemler uygulamak gerekir. Bilinen en geçerli yöntem, takvim yöntemidir. Bu yöntemde çocuğu da işin içine aktif olarak katmak ve ödüller kullanmak esastır. Anne ve babayla birlikte çocuğun renkli boya kalemleri kullanarak bir takvim yapması ya da onun da ilgisini çekecek hazır takvimlerden alınması sağlanabilir. Burada işleyiş bulutlu ve güneşli günleri simgeleyen özel yapışkanlı etiketler kullanılarak takvimde işaretlemeler yapılması yöntemine dayanır. Uygulamaya başlamadan önce çocuğa bu oyun anlatılarak onun da katılımı teşvik edilmeli ve gerçekten de bir oyun haline getirilmelidir. Gündüz tamamen kuru kalmayı başaran çocuk güneşli etiketi takvimde o günü belirten yere yapıştırır. Aynı şekilde gece boyunca kuru kalmışsa sabah olduğunda güneşli etiketi yine o günü ifade eden yere yapıştırır. Kuru kalmayı başaran çocuğa önceden belirlenmiş ödüller verilmelidir. Bu davranışı kalıcı olarak kazanmasında ödüllendirmek önemli bir pekiştireçtir. Ancak kuru kalmayı başaramamış ise bu defa bulutlu etiketlerden birini o günün üzerine yapıştırır. Bu çocuk açısından üzücüdür ama aynı zamanda psikolojik olarak kendini kontrol etmeyi öğrenmesini kolaylaştıracaktır. Aile altını ıslatan çocuğa asla ve asla kızmamalı ve bu davranışından ötürü kınamamalıdır. Durumun aslında normal olarak karşılanması çocuğun kendini rahat hissetmesini de sağlar. Öte yandan aile çocuk altını ıslatmadığı zaman tam tersine ödüllendirmeli o gün o çocuğun istediği bir aktivite yapılmalıdır. Çocuk eğitiminde temel kural olumsuz davranışları vurgulamamak ve üzerinde durmamak ama olumlu olan her davranışı ödüllendirmektir. Ödüllendirmekten kastedilen mutlaka maddi bedelleri olan şeyler değildir. Beraber bir oyun oynamak, birlikte parka gitmek, renkli balonlar, kalem, kitap gibi küçük sürprizler büyük etkiler yapar.</p>
<p><strong>Alt ıslatma sorunu</strong><br />
Yapılan araştırmaların ortaya koyduğu bir başka sonuca göre ailenin ilk çocuklarında alt ıslatma daha sık görülmektedir. Özellikle erkek çocuklarında görülme sıklığı daha fazladır ve yaş olarak 9 – 10 yaşlara kadar uzayabilmektedir. Tüm bunların dışında çocukların 5 yaşına kadar alt ıslatma sorunu yaşadıkları ve bunun da sürekli olmadığı durumlarda normal karşılanması gerektiği unutulmamalıdır. Çocuk tuvalet alışkanlığını kazandıktan sonra ve her şey normal giderken geri dönüşler yaşanabilir. Bu durumda ortamdaki stres faktörleri gözden geçirilmeli ve sorunun nerden kaynaklandığı doğru saptanmalıdır. Bazen, ortada hiçbir neden yokken olabilen bu geri dönüşler çocuğun ilgi çekme ihtiyacından veya anneye daha yakın olma isteğinden kaynaklanabilir. Tuvalet alışkanlığını kazanmış bir çocuk, birçok ihtiyacını kendi başına giderebilir ve artık bağımsız hareket edebilir. Bu nedenle ailelerin eskiye oranla aşırı koruyuculuğu, kontrolü ortadan kalkmıştır. Artık pek çok şeyi kendi başına yapabilme becerisini kazanması aslında çocuğun özgürleşmesi anlamına da gelmekte ve ebeveynlerin ilgisi giderek başka yönlere kaymaktadır. Çocuk bu ilgi eksikliğini fark ettiği zaman tekrar bebek gibi davranarak kaybolan ilgiyi üzerinde toplamak ister. Bu geri dönüşler sırasında, yine sabırlı, kararlı ve ilgili olunmalıdır. Çocuk bu yolla hala sevildiğini ve değer verildiğini bilmek ister. Biraz daha ilgi, birlikte yapılan küçük oyunlar onu rahatlatacak ve bu dönemler çok fazla sorunla karşılaşılmadan atlatılacaktır. Ortada gerçek bir sorun yoksa bunlar küçük kazalar ve geçiş dönemleri olarak görülmelidir. Ancak, bazen gerçekten de fiziksel nedenlerden kaynaklanan alt ıslatmalar görülebilir. Bu fiziksel sorunları eğitim sırasında karşılaşılan ve normal olan alt ıslatmalarla karıştırmamak için dikkatli olmak gerekir. Bu açıdan uzayan tuvalet eğitimleri önemlidir. Bütün çabalara ve aradan geçen uzun sürelere rağmen hala kalıcı bir tuvalet alışkanlığı kazanamamışsa başka organik sebepler düşünülmelidir. Sindirim ve boşaltım sistemlerinden kaynaklanan pek çok sorun bu dönemlerde anlaşılamadığında ilerde ciddi problemler olarak ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Temizlik eğitimine önem verin&#8230;</strong><br />
Tuvalet eğitimi sırasında ihmal edilmemesi gereken bir diğer konu bu eğitimle beraber temizlik alışkanlığını da kazandırmaktır. Aynı şekilde tuvaleti kullanmayı öğretmek de bu eğitimle beraber kazandırılacak bir alışkanlıktır. Tuvalet kâğıdını kullanmayı öğretmek, sifonu çekmeyi göstermek, ellerini yıkamasını sağlamak gibi işlemler bir bütün olarak verilecek eğitimi oluşturmaktadır. Çocuklar suyla oynamayı severler. Bu ilgileri doğru kullanıldığında tuvalet alışkanlığını kazandırmak daha kolay ve zevkli bir oyun haline dönüştürülebilir. Tuvalet ihtiyacını giderdiği her sefer suyla, sabunla oynamasına izin vermek çocuğun isteyerek ve severek tuvaleti kullanmasını sağlar. Doğru ve kararlı bir eğitimde çocuk, kısa bir süre sonra bu alışkanlığı kazanacaktır. Arada küçük kazalar olsa bile genel olarak gün içinde ve gece uzun sürelerle kuru kalmayı başarabilmelidir.Ancak, ısrarla altına kaçıran bir çocukta başka fiziksel ya da psikolojik sorunlar olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve konuyla ilgili uzmanlardan yardım istenmelidir.Bir sorun varsa bile bunun erken yaşlarda fark edilerek tedavi edilmesi çocuk ve aileler açısından ileride sorun yaşamamaları bakımında çok önemlidir.</p>
<p>Bilinmelidir ki çocukların çoğu, ilk 4–5 yıl içinde tuvalet eğitimiyle ilgili olarak az ya da çok sorun yaşar ve yaşatırlar. Eğer bir sağlık sorunu söz konusu değilse sabırlı, ilgili ve sevecen bir yaklaşımla tüm sorunlar halledilebilir.</p>
<p></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi.org/cocuklarin-tuvalet-egitimi-hakkinda-bilgi+cocuklarin-tuvalet-egitimi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

